Translate

9 Ocak 2015 Cuma

Amerika’daki Ermeni Propagandasına Bir Örnek




Merzifon Amerikan Koleji Başkanı George E. White (1916 – 1919)
Yrd.Doç.Dr.Cemal GÜVEN







Merzifon Amerikan Anadolu Koleji 1916 yılı Mayıs ayında, Doğu Cephesi’nde Rusların ilerlemesi sonucu bölgenin harp sahası ilan edilmesi üzerine askeri gerekçelerle kapatılmış ve Amerikan uyruklu hocalar İstanbul’a gönderilmişlerdir. Bunların arasında bulunan Kolejin Başkanı Dr. George E. White Amerika’ya gitmiş ve mensubu olduğu Board sekreterliğine Merzifon’dan ayrılma nedenlerini rapor etmiştir.

White, Amerika’da bulunduğu süre içerisinde Minnesota Eyaleti’nde Yakındoğu’ya Yardım Heyeti Direktörlüğüne atanmış, özelikle Ermeniler için yapılan yardım kampanyalarında aktif rol almıştır. Bu görev çerçevesinde birçok kilisede yaptığı konuşmalar dönemin Amerikan basınında geniş yer bulmuş, konuşmalarının Amerikan kamuoyunda Türk düşmanlığı ve Ermeni sempatizanlığının artmasında ciddî rolü olmuştur.




...


White, Anadolu’dan Amerika’ya gittikten sonra burada kaldığı yaklaşık üç yıl boyunca Minnesota Eyaleti’nin Yakın Doğu Yardım Heyeti Direktörlüğü’nü yapmıştır. Bu görevi çerçevesinde Anadolu’da 25 yıl kadar yürüttüğü misyonerlik mesleğinin tecrübesiyle; bir yardım kuruluşunun halkı bilgilendirmek ve onlardan yardım toplamak işinin bir parçası olarak yürütülen kilise konferanslarında etkin bir görev icra etmiştir.


White’ın geniş ölçüde basına yansıyan konferanslardaki bu konuşmaları, oldukça ağır ithamlar içermektedir. Konuşmalarında Türk yönetimini ve inancını kınayan White, özellikle Ermeni tehcirine ve Merzifon bölgesinde yaşandığını iddia ettiği katliam olaylarına geniş bir biçimde yer vermektedir.


Türk yönetimini Hıristiyanlar için 700 yıllık bir zulüm evresi olarak gören bir misyoner rahibinin, Amerika’daki bir yardım cemiyetinin organize ettiği kilise toplantılarında, karşısındaki kalabalığa bu yönetimin meziyetlerinden bahsetmesi elbette beklenmemelidir. Ancak onun bazı söylemlerindeki yaklaşımlar, yaptığı işi halkın yardım severlik yönüne sunulan söylevler olmaktan çıkarıp bir propaganda düzlemine taşımaktadır.


White’ın özellikle Ermeni ölümleriyle ilgili anlatımlarına şahitlik edebilme olasılığı oldukça zayıftır. Gazetelere yansıyan konuşmalarında ortaya koyduğu rakamsal değerlerin bazılarının, daha sonra yayımladığı hatıratındaki anlatıları ile örtüşmediği de görülmektedir. 


Yine burada dikkat çeken asıl şey ise; hatıralarının yayınlanmasından çok daha önce White’ın söylemlerinin Amerikan basınında yer almış olması ve konuya yönelik bilgilerin sadece kitap okuruna değil Amerika’daki gazete okurunun da ilgisine sunulmuş durumda olmasıdır. 25 yıllık bir misyonerlik çalışması içerisinde bulunduğu bir ülkeyi Hıristiyanlığın en büyük hasmı olarak görmesinin; bu ülkede gerçekleşen gelişmeleri yansız bir tutumla seyredebilme becerisini olumsuz yönde etkileyebileceği de dikkatlerden uzak tutulmaması gereken bir olgudur.


White’ın bölgedeki katliamlarla ilgili bu anlatılarındaki, pervasız netlik akla bazı soruları da getirmektedir. 


Örneğin, sürgün edilen Ermenilerden; erkeklerin öldürülüşünü gören kadınlardan bazıları mı, ya da katliamdan kazara kurtulanlar mı Merzifon’a dönerek bunları kendisine aktarmıştır. Katliamı yapan köylüler mi yaşananları ve saydıkları cesetleri ona anlatmışlardır? 


Ya da gece 50 mil ötede yapıldığını söylediği öldürmelere şahit olmak için kendisi de mi o saatlerde o bölgeye gitmiştir?


Erkeklerini katledecekleri, kızlarını da satacakları bir kitleye yetersiz de olsa erzak ve araç temin etme külfetine, savaştaki devletin imkânları çok ve memurların işleri az olduğundan, ya da bölgedeki Amerikalılara şirin görünmenin o anda öncelikleri olduğundan mı katlanılmıştır? 


Merzifon’da Ermeni asker kaçaklarını da arayan devlet, 1200 erkeği katledecek güçte ve sayıdaki bölge köylülerini, bu işi yapmaları için askere almayıp oralarda mı bekletmiştir?


White görgü tanığı mıdır yoksa şayiaların iyi bir aktarıcısı mıdır?


Bütün bu şüphe uyandırıcı sorular; elbette ki bir Amerikan misyonerinin Amerikan Kiliseleri’nde söylediklerinin düpedüz uydurma olduğunu değil ama, onun söylediklerinin şahitlikten ziyade dedikodu niteliğindeki duyumlarla-önyargılarla örgünleştirilmiş olduğu izlenimini vermektedir.


Görülmektedir ki White Amerika’da bulunduğu süreç içerisinde Türkleri itham eden bir şekilde öncelikle Ermeni tehcirini anlatan konuşmalar yapmıştır. Bu konuşmaları ise kamuoyunu Türklere karşı olumsuz yönde etkileyebilecek bir propaganda unsuru niteliğinde dönemin Amerikan basınında büyük yer bulmuştur.


Yıllarca Merzifon’da görev yapan ve Türkleri yakından tanıyan White’ın gerek bahsi geçen dönemdeki konferanslarında gerekse de kaleme aldığı eserlerinde Türkler lehine bir satır konu etmemesi onun Türklere karşı ne denli bir nefret taşıdığının en önemli belirtisi olsa gerektir.


Amerika’da Türklere karşı kısmen de olsa mevcut olan nefretin temellerinin nerelere dayandığını anlamak açısından White’ın bahsi geçen beyanatlarının bilinmesinin önemli olduğu kanaatindeyiz.




PDF OLARAK:


Bu makale, 15-16 Mayıs 2009 tarihleri arasında, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi tarafından düzenlenen, “19 Mayıs ve Millî Mücadelede Samsun Sempozyumu”nda, tebliğ olarak sunulan

metnin yeniden ele alınarak düzenlenmiş hâlidir. 






Ve tabii ki onun arkasından yetişen öğrencilerin öğretileri de 
büyük ölçüde bu "büyük yalan"a yardımcı olmuştur...
SB




Anadolu Koleji , Başkan White ve Öğrencileri
Anatolia College Students and President White /link








BEYİN BÖYLE YIKANIR!


________________________