Translate

Çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2020 Çarşamba

Karantina ve Sokağa Çıkma yasakları - 2010

 

Harry Vox - Gazeteci / 21 Ekim 2014


Amerikalılar için, işte asıl mesele, bunu duymaya hazır olun! Şöyle olacak...

Onların yaratmaya çalıştığı yönetme şekli...

Bizi kontrol etmek için uygulamaya koydukları yöntemlerden asla vazgeçmeyecekler. Bu zamana kadar bizi kontrol etme yöntemleri içinde uygulamaya koymadıkları tek eksik vardı:

Karantinalar ve Sokağa Çıkma yasakları!

Ve şimdi! Amerika'daki yeni düzene hoşgeldiniz! Bu öyle bir dünya ki otobüse binmek, metro istasyonuna gitmek... öncelikle bu zamana kadar ki uygulamaların eziyetli ve aşırı olduğunu düşünüyorsanız... Çok daha derini ve zorlusu geliyor... Öyle bir hale gelecek ki, daha çok, daha çok hayatlarımızı işgal eden bir hale gelecek ve yönetici sınıfın buna ihtiyacı var!

Çünkü, eğer yönetici sınıf, toplumda geniş çaplı bir huzurluk görürse, hemen arkasından Ebola'nın ortaya çıktığını görürsünüz. Onların ajandalarındaki yeni bir kontrol etme yöntemi, o kadar...

[Yani bizi susturmak için..]

Yüzde yüz eminim... Bu onların başka bir aracı!

Ebola öyle sihirli bir şekilde yayılmaya başlamadı ve şu doktorlar ortaya çıktılar birden ve dediler ki, iki tane beyaz hasta oldu ama iyileştiler ve dediler, ama hastalığı kağan bütün syahlar öldü!.. Anlıyor musunuz?

Ve bir doktor, bir Hristiyan vakıfla bağlantısı var... Bu ortaya çıkardıkları genç doktor aynı zamanda Billy Graham'ın oğlu.. Ve mümkün ki bir sivil toplum örgütü, ortalıkta dolaşanlardan bir tanesi, bu Ebola'yı yayıyor, ya da küçük bir uçaktan insanların üstüne Ebola'yı yağdırıyor.. bilmiyorum... Asıl mesele şu ki, yüz binlerce insana bulaşmasını sağlamak ve insanları kontrolün yeni aşamasına geçmek istiyorlar!


Şimdi size kanıt niteliğinde göstermek istediğim bir belge var:

Sizlere burada Rockefeller vakfının yayınladığı bir belge göstermek istiyorum: Uluslarası Gelişme ve Geleceğin Teknolojisi Senaryoları Rockefeller Vakfı ... Ve ne diyorlarmış bir bakalım. Bu 54 sayfalık bir döküman. 18. sayfaya bakmanızı istiyorum. Ben sizin için okuyacağım. Başlık şu: "Kilit Altında Tutma Aşaması", ve bu terimi 11 Eylül 2001'den sonra, bütün Amerikan sistemi ve halkının "Kilit altında" tutulmaya başlandığında kullanmıştım. Öyle ki kongrenin üstesinden gelindi, Usame bin Ladin yaptı dediler, ve insanlar ellerinde bayraklar: "Nefret ediyoruz, nefret ediyoruz" diye bağırdılar ve her şey kilit altına alındı.

Pekala... 2010'da bu Rockefeller vakfı yazısını yayınladılar (pdf) ve şöyle diyorlar, buna senaryo ismini vermişler, senaryo öyküsü bunlar! Ve geçmiş zaman kipi kullanmışlar ! :

"Sıkılaştırılmış üstten tek hükümet yönetimi dünyası ve daha otoriter bir liderlik ve kısıtlı yenileşme ve giderek artan vatandaş direnişi ! .. 2012 yılında, bütün dünyanın yıllardır beklediği pandemi vurdu ! [Kimsenin pandemi falan beklediği yoktu !!!] Sonunda vurdu !

2009'daki H1N1'in aksine bu yeni grip dalgası - vahşi bir kaz'dan yayılmıştır - hep bir vahşi hayvan buluyorlar, senaryo bunlar! [ burada bahsettikleri Ebola] - Virüs dünya çapında vurduğunda pandemiye en hazırlık ülkeler bile çok kısa bir süre yenik düştüler ve küresel nüfusun neredeyse yüzde 20'sini etkiledi, 7 ay içinde 8 milyon insanı öldürdü. Çoğunluğu da sağlıklı genç insanlardı. Pandemi'nin ayrıca ekonomiler üzerinde de ölümcül bir etkisi oldu...."

Burada ajandalarını, bütün çıplaklığıyla kontrol etme planlarını görüyoruz. Burada yazıyor ve burada yazılanları  gerçek hayata nasıl uyguladıklarını görebilirsiniz. Bu yazılanlar birebir yapacakları emirler de olsa ya da gizzli servisler bunları alıp harekete geçiyor da olsalar, bu üretildi ve işte plan bu.. Her halükarda bu hikayeler  önceden okunmalılar çünkü gizli servisler ne yapacaklarını bilmiyorlar, yardıma ihtiyaçları var ve bu yüzden bu düşünce kuruluşları böyle şeylerle ortaya çıkıyorlar. RAND şirketi, Rockefeller vakfı vs., onların düşünce bulma kuruluşları. Onlar oturup, insanlığa yardım edecek güzel yöntemler bulmakla ilgilenmiyorlar ! Okumaya devam...

"Pandemi'nin ayrıca ekonomiler üzerinde de ölümcül bir etkisi oldu. İnsanların ve malların uluslararası hareketi durma noktasına geldi..."

Zaten böyle olmasını istiyorlar. Tamamen izole olmuş bir insanlık istiyorlar.

"Turizm gibi zayıflatılan endüstriler ve küresel dayanışma ağlarını kırmak..."

Tabi ki turizmi çökertmek isterler, onlar bizi durdurmak istiyorlar çünkü onlar turizm sektöründe yoklar ve onlar seni evinde televizyonun karşısında istiyor. Böylelikle ellerindesin ! Çünkü bir kere tv izledin mi ruhuna sahip oluyorlar!

"Yerelde bile, normalde canlı olan dükkanlar ve ofis binaları aylarca boş kaldı..."


2010 yılında, bütün bunları geçmiş zamanda olmuş gibi yazmaları çok komiğime gidiyor...


"Pandemi bütün gezegeni kapladı, öyle ki Afrika, Güneydoğu Asya ve Orta Amerika'da aşırı derece ölüm oldu. Virüs kontrolden çıkmış bir yangın gibiydi.."

[Bu bir felaket filminin açılış konuşmasına benziyor! Hani filmin başında anlatırlar ya, arka planda da felaketin görüntüleri vardır! Filmin başında sanki olay gerçekmiş gibi bu şekilde açılışını yaparlar... Şunu dinle, en sağlam yeri : ]

"Gelişmiş ülkelerde bile bulaşıcılık çok zorluydu. Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi vatandaşalarının uçakla uçmamaları için uyguladığı öncelikli politikası olan *Şiddetle Heves Kırma* politikası, *hoşgörülü bir politika* olduğunda ölümcül sonuçları olduğunu kanıtladı ve hoşgörülü olunca ölümcül sonuçları oldu. Ama virüsün yayılımını sadece Amerika'da değil sınır ötesinde de hızlandırdı. Buna rağmen, bazı ülkeler çok başarılı oldular,  özellikle ÇİN ! Çin hükümetinin hızla uyguladığı karantinaya uymayan bütün vatandaşlarını cezalandırma ve infaz politikası, özellikle de sınırlarını çok hızlı ve insan sızdırmaz şekilde kapatması milyonlarca insanın hayatını kurtardı ve diğer ülkelere oranla, virüsün yayılımını durdurdu..."

Yani burada verdikleri mesaj şu: Totaliter, baskıcı Çin rejimini kendimize örnek almalıyız. Biz de onlar gibi yapmalıyız, diyorlar ! Ve tabi bu elit yönetici sınıfı, Çin rejimine bayılıyor, çünkü bu elitler şunu ispat etmiş oldular: Çin'deki rejim, kapitalizmin en etkili halidir.  Ki buna *otoriter kapitalizm* diyoruz. Yani şöyle demeye getiriyorlar: Bizde de kapitalizm var ama işte onlardaki daha iyi !... Okumaya devam...

" Kendi vatandaşlarını virüse maruz kalmaktan ve zarar görmekten korumak için olağanüstü koruma önlemleri alan tek hükümet Çin hükümeti değildi. Pandemi sırasında, Dünya genelindeki ulusal liderler kaslarını çalıştırdılar, otoritelerini güçlendirdiler ve sımsıkı kuralları ve yasakları dayattılar..." [hazırladıkları ajandayı görüyor musunuz?...]


"MASKE TAKMA ZORUNLULUĞU ve VÜCUT ISISININ ÖLÇÜLMESİ, ORTAK ALANLARA GİRERKEN ..."


Bunu zaten yapmaya başladılar !, Girmeden önce vücut ısısını ölçmeleri, metroya girmeden önce.. Yani bu yasakların olduğu bir yere gidiyoruz...

Ve bu şu anlama geliyor: Sigara içmeden bile önce... yani demek istiyorum ki temel olarak.. Bu hepimiz için bir kuşatma ağıdır. Yani herhangi bir şey yapmadan önce [otur ve kuyruk salla... ]

"Pandemi sırasında ulusal liderler otoritelerini güçlendirdiler ve onlar ... Süpermarket girişlerinde bile vücut ısısını ölçmek diyorlar..." 


* YAPTIĞIN HER ŞEYİN BİZİM DENETİMİMİZDE OLACAĞI BİR SİSTEM İNŞA EDİYORUZ " diyorlar. Yemek bile alamazsın diyorlar. Üretici pazarına gidersem ne olacak?

Bir de şunları dinle, daha da güzelleşiyor...

"PANDEMİ YOK OLSA BİLE, BU DAHA OTORİTER KONTROL DÜZENİ İNSANLARIN VE HAREKETLERİNİN GÖZETLENMESİ DEVAM EDECEK !!! HATTA ŞİDDETLENEREK ARTACAK !!! "

İşte asıl mesele BU !

Zaten 11 Eylül sonrası başımıza gelen bu değil miydi? Hala gaddar kurallar  devam ediyor... ve daha birçok şey...

Süpermarkete bile girebilmek için vücut ısısı kontrolü yapacaklar ve "Ebola" bitse bile diyecekler ki: BU DÜZEN BÖYLE KALSIN, DAHA ÇOK SEVİYORUZ. HEM ZATEN BU KONTROL DÜZENİNİ SAĞLAMAK İÇİN KOMPLE BİR ALTYAPI KURDUK..

KONTROL ŞEBEKESİ...

"Pandemi veya uluslararası terörizm veya iklim krizleri veya artışta olan yoksulluğa karşı giderek artan bu küresel problemlerden dolayı, ülke liderleri kendilerini koruyabilmek için, güçlerini olabildiğince kullanmalılar..."

Allah aşkına, giderek yükselen yoksulluğun, giderek artan sıkı kontrollerle ya da maske taktırmakla ne alakası var??...

"Daha fazla kontrol edilmiş bir dünya fikri başlangıçta çok geniş bir kabul ve onay gördü..."

Kusura bakmayın ama hiç kimse bu şeylerden hoşlanmaz!

"Özgürlük ve mahremiyetinin bir kısmından gönüllü olarak vazgeçen vatandaşlar, bunun karşılığında daha babacan, güvenli ve istikrarlı bir düzene kavuşacaklar..."

Yani bu açık bir şekilde şu bildiğimiz söz ile çelişiyor:


GÜVENLİĞİ İÇİN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN VAZGEÇEN, İKİSİNİ DE KAYBEDER !


Hiçbir utanma ya da arlanma duymadan tam tersini söylüyorlar ve şöyle diyorlar:

"Güvenlik ve istikrar için, özgürlük ve mahremiyetimizden vazgeçiyoruz..."

AVUCUNUZU YALARSINIZ !

BUNU YAPARSANIZ KAZIĞI YERSİNİZ !

Milli Güvenlik Muhtırası 10 Kasım 1970, Henry Kissenger'in buluşu. Milli Güvenlik Muhtırası, 200. belge.. size özetleyeceğim. Şöyle diyor: 

"DÜNYA'DA ÇOK FAZLA İNSAN VAR, NÜSUFUN ÇOĞUNDAN KURTULMALIYIZ !"

Şu kelimeyi kullanıyor: " NÜFUS AZALTIMI"

Nüfus azaltımı demek, ZATEN VAR OLAN İNSANLARI ÖLDÜRMEK DEMEK !

Belgede bir de "minerallerinizi alın" diyor !...

Ana fikir şu...

Daha fazla kontrol istiyorlar.

Sokağa çıkma yasakları ve karantinalar gelecek !


Demek istediğim şu..

Amerikalılar yeni bir tür isyan etme, yeni tür bir protesto etme ve organize olma tönetmi bulmadıkları sürece .. Bu kayıtsızlığı kıramadığımız sürece, kayıtsızlık, işte bizde bu var... yoksa burası bir köleler ülkesi olacak ve yönetici sınıf şu an fazla bir direnişle karşılamıyor ve alışveriş listelerinde ne varsa hepsini uyguluyorlar ve karantina ve sokağa çıkma yasağını uzun süredir istiyorlardı ve şimdi bunu başardılar.

Ve eğer bu şekilde kandırıldığınız bir dünya istiyorsanız, çünkü "bu bizim güvenliğimiz için" ya! , evden dışarı çıkmadan önce incelenmemek için ve üzerin aranırsa, suçlu bulunabilirim diye ceplerini kontrol etmek istiyorsan, ve evden dışarı çıktın, kapıda polis var, üzerini arıyor, neden dışarı çıkıyorsun diye soruyor.. Böyle bir dünya istiyorsan, KAYITSIZ KAL ! Hiç bir şey yapma ! O DÜNYA ÇOK YAKINDA SANA GELİYOR !


EKİM 2014 / link

2010 - İtalya "Göçmen bakıcılar" boşluğunu robotlarla dolduracak
2020 - Hani İtalya'da bakım evlerinde aşırı ölümler olmuştu ya!...




2020 !!!!

Komplo Teorisiymiş! 

Akıl tutulması yaşayanların o vakitlerde söylediği buydu (bugünde diyorlar!)...

Hâlâ komplo teorisi olduğunu mu düşünüyorsunuz?...

Eğer öyle düşünüyorsanız, en özetle .... (arzu ettiğiniz sıfatı kendinize seçebilirsiniz...)...


Sonraki adımlarında biri:

"Hükumetler internet trafiğini kontrol altında tutma konusunda başarıya sahiptir, ancak bu çabalar yine de “Dünya Çapında” Web'i kırmaktadır." Rockefeller, 2010


Yani, interneti kısıtlayabilirler, sosyal ağları kapatabilirler...



The present vast overpopulation, now far beyond the world carrying capacity, cannot be answered by future reductions in the birth rate due to contraception, sterilization and abortion, but must be met in the present by the reduction of numbers presently existing. This must be done by whatever means necessary!

Şu anda dünya taşıma kapasitesinin çok ötesinde, mevcut nüfus muazzam aşırı, doğum kontrolü, kısırlaştırma ve kürtajın neden olacağı doğum kontrolü gelecekteki azalmaları yanıtlayamaz. Ancak şu anda mevcut sayıların azalmasıyla karşılanmalıdır. Bu, gerekli olan her şekilde yapılmalıdır!


!




17 Ağustos 2020 Pazartesi

Salgın ve Almanya-Amerika Raporları

 


Gürbüz Evren - Bütün Dünya Dergisi, Ağustos 2020

CV-19 Salgını Hakkında Bilinmeyenler


2004 yılında dünya gündemine giren Kuş Gribi hastalığının virüsü, H5N1 olarak adlandırılmıştı. Bu virüs, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkede yüzlerce can aldı, beyaz et sektörüne büyük darbe vurdu. On milyonlarca kümes hayvanı itlaf edildi. Dünya genelinde üretici ve satış zincirinde toplam zarar 600 milyar doları buldu.


Nisan 2009'da, bu kez de Domuz Gribi başladı. Domuz Gribi virüsü de H1N1 olarak adlandırıldı.


2002'deki SARS, 2012'deki MERS ve Orta Afrika'dan çıkıp kıtanın farklı bölgelerinde yıllardır etkili olmaya devam eden on binlerce can alan EBOLA virüslerini de ayrıca hatırlatmakta yarar var...


Çin'in 11 milyonluk Wuhan kentinde, 2019'un son çeyreğinde ortaya çıkışından bu yana coronavirüsün yol açtığı kayıplar ise en çok ölümün kaydedildiği Domuz Gribini aşarak, dünya genelinde 600 bine doğru gidiyor.


Çünkü yeni tip coronavirüs, Kuş Gribi ve Domuz Gribi virüslerine göre çok hızlı ve daha çok kişiye bulaşma özelliğine sahip.


Dünyanın en önemli ilaç devlerinin bulunduğu ve kimya sektörü ekonomisinde devasa yer tutan Almanya, yeni tip coronavirüsün ortaya çıkacağını 2011 yılında biliyordu. Çünkü coronavirüsün sonraki yıllarda ortaya çıkacağını ve dünyayı kasıp kavuracağını haber veren rapor Alman Meclisi ve Hükümetine 2011'de sunulmuştu.


Almanya'da bulaşıcı hastalıklar alanında çalışmalar yürüten Robert Koch Enstitüsü tarafından hazırlanan söz konusu raporda, hastalığın belirtileri, kimleri vuracağı, nasıl bulaşacağı, ne kadar yaşlı insanın öleceği ve dikkat edin nasıl değişime (mutasyona) uğrayarak, dalgalar halinde devam edeceğine kadar her ayrıntı anlatılmıştır.


Hatta hastalığın başından beri duyduğumuz, "Virüs, Çin'in Wuhan bölgesindeki bir hayvan pazarında satılan yarasadan yayıldı" söylentisi de, 9 yıl önceki raporda, "Yeni tip coronavirüs Çin'deki bir hayvan pazarında yayılacak" ifadeleriyle yer almıştı.


Peki, olacakları 2011'de bilen Almanya, diğer ülkeleri haberdar etmiş miydi?


Şimdi gelelim Amerikan Askeri İstihbarat servisi DIA ile Ulusal Güvenlik İstihbarat Servisi NSA'nın ortaklaşa hazırladığı "Örtülü Savaş ve Yeni Virüs Salgını" başlıklı rapora.


Söz konusu rapor, söylendiği gibi Beyaz Saray'a 21 Kasım 2019'da değil, 2 ay önce, 20 Eylül 2019'da sunulmuştur. Ama işin en dikkat çeken yanı ise raporun, 10 Eylül 2019'da istifa eden Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'a daha önce verilmiş olmasıdır.


Başkan Trump'ın Çin, Kuzey Kore, Rusya, İran ve Venezuela'ya karşı en sert politikalar izlemesini öneren bunu da yaptıran Bolton, özellikle Çin, Rusya ve İran'a yönelik her türlü gizli savaş yöntemine başvurulmasını savunan çok tehlikeli bir isim olarak bilinir. Bolton'un geçmişte, Amerika ilaç devleri ve onların uluslararası ortaklarıyla çok yakın ilişkileri bulunduğu, FBI raporlarında, "gizli savaşlar meraklısı" olarak tanımladığı, ülke medyasında birçok kez gündeme gelmiştir.


Tekrar rapora dönecek olursak, Bolton, Ulusal Güvenlik İstihbarat Servisi NSA tarafından 30 Ağustos 2019'da kendisine iletilen rapordan, Başkan Trump'ın hemen haberdar etmemiştir.


Trump'ın John Bolton'u görevden almasının ardından Beyaz Saray'dan yapılan ikinci açıklamada, Bolton'un "bazı bilgi ve belgeleri aktarma konusunda yeterli hassasiyeti göstermediği" ifadeleri yer almıştır. Burada işaret edilen belgelerden biri de sözünü ettiğimiz rapordur.


ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarının kızışmaya başladığı dönemde, Bolton'un Aralık 2018'de yaptığı açıklamadaki, "Çin'in Rusya'dan aldığı siyasi destekle de, dünyanın birinci ekonomisi olmasına asla izin vermeyiz. Bunu niçin her yolu deneriz. Çinliler, gözle göremeyecekleri silahlarla da vurmaktan çekinmeyiz" sözleri nasıl tercüme edilmelidir?


John Bolton'a yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı'nın, "gözle görülemeyen silah emin olun döner, sizi bizden daha fazla vurur" ifadeleri de, bugün virüsten en çok vaka ölümün olduğu ABD'nin içinde bulunduğu durumu anlatmıyor mu?


Bu karşılıklı açıklamalardan kısa bir süre sonra, 2 Ocak 2019'da, Çin, ülkenin Sağlık İşleri Konseyi Başkanı Jang Jintano'nun başkanlığındaki bir heyet Dünya Sağlık Örgütü DSÖ'ye göndermiştir.


Heyet, DSÖ Başkanıyla yapılan toplantıda, Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı Bolton'un Çin'i tehdit ettiği, "gözle görülemeyen silah" tanımlamasına dikkat çekerek, bunun yeni tip bir virüs olabileceği ve Çinlilere bulaştırılmasının aslında dünya için kıyamet senaryosuna dönüşeceğini hatırlatmıştır.


Bir kez daha ABD istihbarat örgütlerinin raporuna dönelim.


Raporda, "Dehşet verici bir virüs salgının, Çin'den başlayarak tüm dünyaya yayılmak üzere olduğu, Asya ve Avrupa'nın ardından ABD'nin de bu hastalıktan çok büyük boyutlarda etkileneceği" uyarısı yapılmaktadır.


Raporda ayrıca Alman istihbarat servislerinin uyardığı sağlık kuruluşlarının Almanya Hükümetine, biri 2011 yılında diğeri ise 2015 yılında (bundan haberim yoktu) olmak üzere 2 rapor vererek, yeni tip virüs konusunu gündeme getirdiği belirtilmiştir. Alman istihbaratının söz konusu virüsten uluslararası ilaç devleriyle yürütülen çalışmalar nedeniyle haberdar olduğu kaydedilmiştir. Amerikan istihbaratın bu konuyu, o dönemden itibaren ciddiye alıp, sürekli izlediği vurgulanmıştır.


Buradaki soru şu: Amerikan Ulusal Güvenlik İstihbarat Servisi NSA, nasıl oluyor da Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton görevdeyken ve bu servisten sorumluyken söz konusu raporu Beyaz Saray'a ulaştırmaya çalıştı? NSA'daki bazı kişiler, Bolton'u bitirmek mi istediler?


Rapordaki çarpıcı ifadelerden biri de "Hastalık, Avrupa ve ABD'de, Çin'den daha fazla can alabilecek yönde gelişebilir. Bu gerçeği, devlet yönetimindeki bazı önemli isimler uzun yıllardır bilmektedir" şeklindedir.


Rapordaki daha da çarpıcı ifadeler ise "Virüsün ABD'ye vereceği olası zararların en düşük seviyede kalmasının sağlanması, Amerikan ilaç sanayisinin uzun süre önce öngördüğü bu tehlikeye karşı geliştirdiği ilaçları hızla devreye sokmasına bağlıdır" şeklindedir.


Bu raporu dikkate alması gereken yöneticilerden biri de ABD Sağlık Bakanı Alex Azar'dır. Lübnan asıllı Azer, Eylül 2017'de istifa eden Sağlık Bakanı Tom Price'ın yerine Ocak 2018'de göreve gelmeden önce Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya devi bir ilaç firması Lilly Us'un tepe yöneticisi olarak çalışmaktadır.


Bakan Alex Azar'ı Trump'a öneren kişi ise John Bolton'dur. Ayrıca Bolton, Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı olmadan önce Azar'ın Genel Müdürlük yaptığı ilaç firması Lilly Us'un büyük maaş alan danışman kadrosundadır.


Trump, överek göreve getirdiği Bolton'un işine verirken, onun için "Çok tehlikeli fikirleri olan adam" ifadesini kullanmıştı.


Koronavirüsün bazı çevreler tarafından üretilip bir çeşit biyolojik savaş silahı olarak kullanıldığına ilişkin birçok teori ortaya atıldı. Aslında bu teoriyi doğrulayacak raporlar da ortaya çıktıkça dünyanın nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu görüyoruz.


Bütün Dünya Dergisi , Ağustos 2020


***

Hemen akla şu soru gelmekte:

2011 de Almanya ve Amerika'nın bildiği bu rapordan sonra mı, hem de 3 ay içinde

2 Kasım 2011'de Türkiye'nin Hıfzıssıhha Enstitüsü kapattırıldı?

SB



"O dönemde planladığımız aşı fabrikasının maliyetini 200 milyon dolar olarak hesaplamıştır. Bu rakamın günümüz şehir hastanelerinin milyar dolarlık maliyeti karşısında çok düşük kaldığını dikkatinize sunarım!...

Eğer merkezi tasarladığımız gibi inşa edebilmiş olsaydık, şu anda dünyada pandemi (küresel salgın) yaratan Koronavirüs aşısını burada üretebilirdik! Ağustos ayında Faz-3 aşısını hazır hale getirebilirdik!...

Aşı üretim tesisleri biyolojik savaş ve korunma açısından çok önemli merkezlerdir. Dünyada birçok ülkenin böylesine stratejik bir kurumun kapatılmasından çok mutlu olduklarını hem sizin, hem de milletimizin bilmesini istiyorum.

Bu çok önemli konunun siyasi otoriteye ve halkımıza doğru anlatılması halinde, aşı üretim merkezinin tekrar açılmasını, aşı başta olmak üzere tüm bioteknolojik çeşitlerin ülkemizde üretilmesini sağlayabiliriz." Dr. Erol Afşin

Uğur Dündar / Sözcü 19 Mart 2020


"2009 yılında Devlet Planlama Teşkilatı '9.Kalkınma Planını' planladı. Bu 2009 yılındaki kalkınma planında, o tarihlerde Devlet Planlama Teşkilatı'nın özellikle planlama raporunun 282.maddesinde aynen 'aşı araştırma ve üretim merkezi' planlanmıştır. Bakın, Devlet Planlama Teşkilatı 'Aşı Araştırma ve Üretim Merkezi'nin 2009 yılında planlanmasını yapıyor, ama maalesef Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldığı gibi, 2011 yılında Türkiye'nin en önemli aşı araştırma ve üretim planlama merkezi olan Hıfzıssıhha Merkezi de kapatılmış! Ne kadar büyük öngörüsüzlük! Bu öngörüsüzlüğü Askeri Hastaneler'de de görüyoruz!" Haluk Pekşen / 20 Mart 2020



"Cumhuriyet döneminin sağlık alanındaki en önemli eserlerinden olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, teknolojik yönden geri bırakıldı ve 2011 yılında kapatıldı."




Refik Saydam Hıfzıssıhha da, tarım gibi, hayvancılık gibi, madencilik gibi ABD ile stratejik müttefikliğe, asla gerçekleşmeyecek olan AB hayaline kurban edildi. Refik Saydam Hıfzıssıhha'nın eski başkanı Dr.Erol Afşin :  "Aşı üretim merkezleri biyolojik savaş ve korunma açısından çok önemli merkezlerdir. Dünyada birçok ülkenin böylesine stratejik kurumun kapatılmasından çok mutlu olduklarınızı bilmenizi isterim!" 

Böyle stratejik kurumların kapatılmasını isteyen küresel iradeler, elbette ki, Büyük Ortadoğu Projesi karşısında, Büyük İsrail Devleti projesi karşısında, Batı'nın Şark Projesi karşısında Türk milletinin savunma mekanizmalarını ortadan kaldırmak isteyenlerdir.



24 Ağustos 2016 Çarşamba

Provoking nuclear war by media - John Pilger





The exoneration of a man accused of the worst of crimes, genocide, made no headlines. Neither the BBC nor CNN covered it. The Guardian allowed a brief commentary. Such a rare official admission was buried or suppressed, understandably. It would explain too much about how the rulers of the world rule.


The International Court of Justice (ICJ) in The Hague has quietly cleared the late Serbian president, Slobodan Milosevic, of war crimes committed during the 1992-95 Bosnian war, including the massacre at Srebrenica.


Far from conspiring with the convicted Bosnian-Serb leader Radovan Karadzic, Milosevic actually "condemned ethnic cleansing", opposed Karadzic and tried to stop the war that dismembered Yugoslavia. Buried near the end of a 2,590 page judgement on Karadzic last February, this truth further demolishes the propaganda that justified Nato's illegal onslaught on Serbia in 1999...


This was the justification for Nato's bombing, led by Bill Clinton and Blair....


The nuclear risk is obvious, though suppressed by the media across "the free world". The editorial writers of the Washington Post, having promoted the fiction of WMD in Iraq, demand that Obama attack Syria. Hillary Clinton, who publicly rejoiced at her executioner's role during the destruction of Libya, has repeatedly indicated that, as president, she will "go further" than Obama.


What is most remarkable about the war propaganda now in floodtide is its patent absurdity and familiarity. I have been looking through archive film from Washington in the 1950s when diplomats, civil servants and journalists were witch-hunted and ruined by Senator Joe McCarthy for challenging the lies and paranoia about the Soviet Union and China. Like a resurgent tumour, the anti-Russia cult has returned.


If war with Russia breaks out, by design or by accident, journalists will bear much of the responsibility.


"Trump would have loved Stalin!" bellowed Vice-President Joe Biden at a rally for Hillary Clinton. With Clinton nodding, he shouted, "We never bow. We never bend. We never kneel. We never yield. We own the finish line. That's who we are. We are America!"


Provoking nuclear war by media - John Pilger/to read more
23 August 2016








"We don't submit to terror. We make the terror."
House of Cards
are they wrong?! NO!















***



"Her şey kötüye doğru tırmanıyor. Abd , Pentagon Suriye ve Rus uçaklarını tehdit ediyor. Vururuz diyerek. Hem de işgalci oldukları ülkede. Ülkenin resmi ordusu ve resmi olarak davetlisi onlara yardım eden ülkeye karşı çok ciddi bir adım bu. Önemli.. " Serap Balaman M.

haber linki "US ready to target Russian, Syrian jets in Syria: Pentagon" 

On what ground? İnvasion of USA - have no borders here!



"Israil Suriye'yi topa tuttu. Serseri bir havan topu kendi sınırından içeri girdiği için. Üstelik buralar kendi sınırı değil. İşgal ettiği, Suriyen'in Golan tepeleri. ne hakla ?? kendi sınırımış!!!"...Serap Balaman M.

haber linki : "israel strikes Syrian"
On what ground? İnvasion of Israel. Golan is OCCUPiED by Israel




"Üst derecede Amerikalı komutan Suriye ve Rusya'yı uyardı: " Daha da yaklaşırsanız şiddetli karşılık veririz"... Suriye Halk Ordusunun PYD güçlerini/teröristlerini ABD birliklerinin yakınında vurmasından sonra Washington sert çıkıştı...


İşgalcı güc olan ABD, İŞGAL ETTİĞİ ÜLKENİN YASAL ORDUSUNA VE DEVLETİNE VE DE ONLARIN DAVETLİSİ OLARAK ORADA BULUNAN RUSYA'YA KAFA TUTUYOR. SANKİ KENDİSİNE (ABD'YE) SALDIRAN VAR!!!"  Serap Balaman M.

haber link: Top US commander warns Damascus & Moscow against operations near American positions


The invader warns the legal government and its legally invited ally?... invasion of America in Syria lands. The country's legitimate government and army. Syrian state invitation to Rusia, and America threatened Russia and Syria??


Çin de Rusya'ya Suriye yanında katılınca, Suriye III Dünya Savaşı için barut fıçısı noktasına dönüştü ... Başlık bu.

Sizi gidi hoyrat abd-nato "vatanseverleri" Sizlerin, III Dünya savaşına doğru giden sonsuz tırmanmanızı böyle mi haklı göstermeye çalışıyorsunuz? İnsanlığı ve Biosferi neredeyse yok edeceksiniz....   Serap Balaman M.


haber linki: "Syria Becomes World War Powderkeg As China Joins Russian Alliance With Assad"



Hillary Clinton: "I want the Iranians to know, that if I'm the president, we will attack Iran" - video




bu arada


Assange’s Lawyer and Human Rights Activist Killed in London Underground…/link

'ABD'nin İncirlik'teki nükleer silahları Romanya'ya taşınıyor' iddiası / link














SB








26 Mart 2013 Salı

ABD VE GLOBAL TREND 2015 RAPORU



ABD´nin, ´Korkulu´ Dört Rüyası!...

Washington 'ın, 'Büyük Ortadoğu Projesi' nin arkasında, 'Global Trend 2015' (2000) raporu yok mudur? Hem de, ne rapor!..

Elbette hatırlayacaksınız! Bu çalışma, 'XXI. yy ABD Güvenlik Stratejisi'ne (1997) 'takviye' olarak, yeni Başkan Bush Jr. için hazırlanmıştı; nedeni belli, 2015 yılındaki 'muhtemel' bir savaş, bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiş; neticede, Çin Halk Cumhuriyeti 'nin, ABD 'yi yenebileceği anlaşılmıştı! 

Ya da bu, kullanışlı bir 'bahane 'dir; zira rapor dikkatle incelenirse, 'Dünya Egemenliği' iddiasına rağmen, Washington 'ın son derece ciddi ve kapsamlı; 'istikbal endişeleri' içinde yaşadığı meydana çıkıyor.

'Global Trend 2015' raporunda, bu gelecek kaygıları, şu dört ana nokta etrafında özetleniyordu.

AB ve Avrasya seçenekleri...

*''a/... ABD ile AB'nin egemenliğini dengelemek için, Çin, Rusya ve Hindistan, jeo/stratejik bir 'ortaklığa' gidebilirler; bununla da yetinmeyip, Avrasya'da, yeni bir 'Avrasya Para Fonu', ya da 'Avrasya Ticaret Örgütü' kurabilirler ki, bunu başarırlarsa sonuçta, IMF'nin ve Dünya Bankası'nın -dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri'nin- yeryüzündeki ekonomik liderliği yıkılabilir...''

Bilindiği gibi, bu 'tahmin 'in etkileyici bir 'gerçeğe' dönüşmesi için, sadece dört yıl yetmiştir: 

Son olarak, Moskova 'da geçen günlerde, yirmi iki ülkenin katılımıyla toplanan 'Avrasya Konferansı' ve sonuçları, 'tahmin' in en azından ilk kısmının 'somutlaştığını' herkese kanıtladı. 
Ekonomik örgütlenmenin geliştirildiği de, gözlemleniyor; belki Washington 'ın acelesi, bundan!

*''b/... ayrıca, hem ekonomik çıkarlarının farklılığı; hem de 'güvenlik', -yâni 'savunma'daki 'liderliği' elde bulundurmak arzusu-; Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği arasındaki 'ortaklığın' çökmesi ihtimalini gündeme getirmektedir...''

... ABD 'li ünlü strateji uzmanı Brzezinskiy, 'Beyaz Hıristiyan ve Batı'lı Emperyalizm 'in 'yekpare olması ve yekpare kalması' zorunluluğunu söyler durur; halbuki, Sovyetler Birliği' nin dağılışından bu yana, en çok da Almanya ve Fransa 'nın, hem 'Avrupa NATO' su girişimlerinde, hem de Avrasya Platformu 'yla -pek de saklamadıkları- flörtlerinde, kapitalist diyalektik karşıtlığının 'işlediği' belli olmaktadır. 

Hele önceki iki büyük 'Dünya Savaşı' nın emperyalist Batılı devletler arasında çıktığı hatırlanırsa, 'ihtimal 'in gerçekleşme olasılığı, epeyce yükselebilir...

...Nerede o siyaset adamları?

* ''c/... başlamış olan, 'Küreselleşme' ve 'Özelleştirme' karşıtı, uluslararası toplumsal ulussallık tepkisi, gerek ÇUŞ'lar (Çokuluslu Şirketler) için, gerekse 'Batı yandaşı' yöresel yönetimler için, ciddi bir tehdit sayılmalıdır. Hele Uluslararası Terorizm Odakları, kendi aralarında ortak bir şebekeyi örgütleyerek kitle imha silahlarına kavuşabilirlerse, durum çok daha vahâmet kazanacaktır...''

...Uluslararası toplumsal ulusallık tepkisi, 'temel çelişki' den; yâni Emperyalizm 'le, yeryüzü Mazlumları 'nın çatışmasından doğacak izlenimini veriyorsa da; 'Global Trend 2015 'teki bu 'ihtimal 'in; ABD 'ye, adeta Üçüncü Dünya 'ya -sözün gelişi Afganistan 'a ya da Irak 'a- bir 'müdahale gerekçesi' olarak tasarlanmış olduğunu, pek âlâ akla getirebilmektedir. 

Ayrıca, Batı 'nın -hele ABD 'nin- asla yargılamadığı, hatta davranışına toz kondurmadığı İsrail Terorizmi 'nin de, bu değirmene hayli su taşıdığı iddia edilebilir.

* ''d/...  Amerika Birleşik Devletleri'nin yeryüzündeki 'tayin edici' egemenliği devam edecektir; öbür ekonomileri, sürekli etkileyecektir, ama; ticaret açıklığının büyüklüğü, yurtiçi tasarruflarının düşüklüğü nedeniyle, gerçekte Washington bayağı zor durumdadır; bu sebepten, eğer herhangi bir güven kaybına uğrarsa, ağır bir düşüş, bir bunalım yaşayabilir; bu da başka ülkeleri, ekonomik düzeyde olduğu kadar, siyasal düzeyde de etkileyecektir...''

... Başkan Bush Jr. ve 'takımını' -biraz da ite kaka- 'Beyaz Saray' a taşımış olanların; 'Soğuk Savaş' gerginliğinin sona ermesiyle, belirgin bir sıkıntıya düşmüş ABD Ekonomisi 'nin 'babaları' olduğu, malûm! Özellikle Savunma Endüstrisi bunalıma girmiş bulunuyordu, bu yüzden de Clinton 'ın gitmesi için, elinden ne gelirse yaptı; 

Oysa Başkan Bush Jr. , uluslararası yalan dolana dayalı Ortadoğu Serüveni 'ne başlayalı, hepsinin yüzü gülüyor; ne var ki gelişmelerin, önünde sonunda, 'Sistem' in lehine değil aleyhine gelişeceği; Avrupa 'lı uzmanlar sık sık tekrarlıyor; Amerika 'lı uzmanlardan da, buna katılan az değil. 

Amma da atıyor muyum? 

Yok canım, galiba siz Irak 'taki 'bataklığın' farkında değilsiniz!..

Türkiye'nin hesaba katması gereken ihtimal, Washington'ın içine düştüğü bu 'çıkmaz'da, ödünler vererek, ABD'ye nasıl yardımcı olacağı değil; tam tersine, Türkiye'nin ulusal Ortadoğu siyasetinde, bu 'zaaf'tan nasıl yararlanacağı olmalıdır.

İyi de, nerede o yönetim? Nerede o siyaset adamları?


Atilla İLHAN - bütün yazıları için tıklayın
Cumhuriyet, 02.04.2004













****