Translate

beş g etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beş g etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2021 Perşembe

İklim Değişikliği ve 5G

 

"Havayı kontrol eden Dünya'yı kontrol eder."

Lyndon B.Johnson
ABD eski Başkanı
"The Dimming" belgeselinden



Arslan Bulut / Florida'da aşı yerine antikor tedavisi

28 Ekim 2021 / Yeniçağ-link

Türkiye'yi yöneten kadro ise aşı ve iklim konusunda küresel dayatmaları harfiyen uyguluyor. Öyle ki Çevre Bakanlığı'nın adı "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı" diye değiştirildi! Paris İklim Andlaşması onaylandı. Derken Tayyip Erdoğan, "Bir süredir müzakereleri yürütülen, ülkemize Yeşil İklim Fonu'ndan 3 milyar 157 milyon dolar kaynak sağlanmasıyla ilgili mutabakat zaptının geçtiğimiz günlerde imzalandığının müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum." dedi.

Bu para, tarım ve hayvancılıkta yeni dayatmaların pilot bölge olarak önce Türkiye'de uygulanacağını gösteriyor. Zira parayı veren düdüğü çalar! Bu süreç, büyükbaş hayvanların uydurma bir sebeple itlaf edilmesi gibi girişimlere, su kaynaklarının kullanımına sınırlama getirilmesine, dolayısıyla tarım üretimin azalmasına ve gıda krizine kadar gider. Su ve gıdayı kısıtlarsanız, dünya nüfusu azalır! Aşıların hedefi de son olarak Fethiye'de görülen Bill Gates'e göre dünya nüfusunu azaltmak değil miydi? İnanmayan, birazcık araştırsın! ///



Suçu "ineklere" atıyorlar, oysa gelecekteki küresel sıcaklığın sebebi 5G; Yeryüzündeki baz istasyonları ve uzaydaki uydular, "Sera Gazı"nı yaratacak! Ayrıca hayvancılığı bitirmek istemeleri "Yapay Et" üzerinden kazanç sağlamak içindir!


Corona semptomları da aynı değil mi?
Soru: Deneysel gen-bazlı sıvılar (aşı-adayları) ile 5G ve iklim değişikliği arasındaki bağlantı nedir?

* Why are scientists worried about 5G?

5G & Oxygen / video

"Bilim adamları, oksijen moleküllerinin özelliklerindeki bu değişikliğin artık kanımızdaki hemoglobinle etkili bir şekilde bağlanmalarına izin vermeyeceğinden endişe ediyorlar.

> bu muhtemelen solunum sıkıntısına yol açabilir.

> korona ile yaşanan artan solunum sıkıntısını açıklayabilir."


"Scientists worry that this change in the propersties of oxygen molecules will no longer allow them to effectively bond with the hemoglogib in our blood.

> which could possibly lead to respiratory distress

> may explain the increased respiratory distress experienced with corona" ///





Mikrodalgafırınları (2.5ghz) gıdanın içindeki su moleküllerini (H2O) titreştirir, ortaya çıkan enerji ısıya dönüşür. Frekans arttıkça atmosferdeki gazlar zayıflar. 60ghz de oksijen emilir ve zayıflar, 5G 2.6-60ghz arasındadır. Yeryüzündeki su buharlaşır. Sıcaklık artıkça nem oranı artar.


ÖNEMLİ: Yaşa göre vücudumuzun %45-75'i sudan oluşur. 20ghz ve üstü frekansların etkisi insan hayatını tehlikeye atar! Oksijen yetersizliği! Yani, gelecekte HAVAyı da satacaklar, çünkü Oksijen maskesi olmadan yaşayamayacak!



* 60-GHz oxygen band: precise broadening and central frequencies of fine-structure lines, absolute absorption profile at atmospheric pressure, and revision of mixing coefficients / PDF

M.Yu.Tretyakov, M.A.Koshelev, V.V.Dorovskikh, D.S.Makarov, P.W.Rosenkranz

Published 2005, Journal of Molecular Spectroscopy / https://doi.org/10.1016/j.jms.2004.11.011

Abstract

The 60-GHz band of 16O2 was studied at room temperature and at low (up to 4 Torr) and atmospheric pressures. Precision measurement of central frequencies, self-broadening, and N2-broadening parameters of fine-structure transitions up to N = 27 was performed by use of a spectrometer with radio-acoustic detection (RAD). The measured parameters are compared with GEISA/HITRAN databanks, MPM92, and other known data. An improved set of the oxygen fine-structure spectroscopic constants is obtained. The absorption profile was recorded in the range 45–96 GHz for laboratory air and pure oxygen at atmospheric pressure by use of a resonator spectrometer with noise level of about ± 0.05 dB/km, and used for deducing the first-order line mixing coefficients and for quantitative assessment of second-order mixing effects. A refined set of MPM parameters is derived from the new data and presented here.




"Paris İklim Anlaşması" ihanettir, soykırımdır!

Nüfus azaltması > "AŞI" diyen de bu, Yapay et ve gıda kontrolü diyen de bu, Havayı kontrol etmek isteyen de bu.



Bill Gates, kripto para değil, Trakya'da toprak alıyor!

Arslan Bulut, 23 Nisan 2021/Yeniçağ-link

Türkiye Kanal İstanbul güzergahının iki tarafındaki toprak satışlarını konuşurken, Bill Gates'in, Edirne ve Kırklareli'nde 22 bin dönüm tarım arazisi satın aldığı bildirildi. Trakya 2000 Sitesi'nin haberine göre Gates'in Türkiye'de toplam 56 bin dönüm arazi aldığı öğrenildi. ///



Trakya'da 5G ?

Türkiye 5G istasyonlarının Faz 1 ve Faz 2 durumları: link


Dünyada 5G istasyonlarının haritasında Türkiye'de sadece İstanbul görülüyor! /link




* "In Historic Decision, Federal Court Orders FCC to Explain Why It Ignored Scientific Evidence Showing Harm From Wireless Radiation"

16 April 2021 /Enviromental Health Trust / link

“Cep telefonları bir ilaç olsaydı, yıllar önce yasaklanırlardı. 5g'nin piyasaya çıkmasına asla izin verilmezdi. FCC tarafından göz ardı edilen yayınlanmış çalışmaların giderek artan bir gövdesi, kablosuz radyasyona maruz kalmanın, özellikle çocuklar için çok sayıda sağlık etkisine yol açabileceğini açıkça göstermektedir. Araştırmalar, kablosuz radyasyonun kanser riskini artırdığını, hafızaya zarar verdiğini, beyin gelişimini değiştirdiğini, üreme sağlığını etkilediğini ve çok daha fazlasını gösterdiğini gösteriyor. Ayrıca, fcc'nin cep telefonu ve hücre kulesi radyasyonuna günlük maruz kalmamızı ölçme şekli ölümcül derecede kusurlu ve yanlış bir güvenlik duygusu sağlıyor.”

“If cell phones were a drug they would have been banned years ago. 5G would never have been allowed to market. An ever mounting body of published studies — ignored by the FCC — clearly indicates that exposure to wireless radiation can lead to numerous health effects, especially for children. Research indicates wireless radiation increases cancer risk, damages memory, alters brain development, impacts reproductive health, and much more. Furthermore, the way the FCC measures our daily exposure to cell phone and cell tower radiation is fatally flawed and provides a false sense of security.” ///


 Kanda pıhtı gibi insan üzerindeki etkileri - 5G link


Dr.Devra Devis; (link) (link)

Kablosuz radyasyon frekansları daha hızlı ve daha yüksek hale geldikçe, penetrasyon* derinliği azalır, ancak emilim oranı artar.

[*Penetrasyon derinliği, elektromanyetik radyasyonun nüfuz edebileceği bir malzemedeki derinliktir. Elektromanyetik radyasyon bir nesneye çarptığında, bir kısmı nesneden sıçrar, ancak bir kısmı emilir.]

Çocuklarda daha düşük frekanslar beyinlere ve bedenlere derinlemesine emilir, çünkü kafatasları yetişkininkinden daha incedir. Gelişmekte olan beyinlerinin nöronları tamamen miyelinli* değildir ve beyinleri daha fazla sıvı içerir. Sonuç olarak, çocuklar beyne maruz kalma başına yetişkinlere göre orantılı olarak daha fazla kablosuz radyasyon emeceklerdir.

[*Birçok nöron, aksonları etrafında, hücre dışı sıvıdan izole eden beyazımsı bir maddeye sahiptir. Bu madde miyelindir. Bu miyelin kılıfları sinir sistemimizde çok önemli bir işleve sahiptir: sinir impulslarının hızlı ve etkin bir şekilde sinir hücreleri arasında iletilmesini sağlar; beyin ve omurilik.]

5G'nin 30 ila 300 GHz arasındaki daha hızlı mm dalga frekansları cilt yüzeyinin içine ve hemen altına emilir. Maruz kalan biyolojik olarak etkililenir. 

ABD Savunma Bakanlığı, yüksek güçlü mm dalgalarına sahip silahlar geliştirdi. Ağrı Işını olarak da bilinen Aktif İnkar Sistemi (ADS) Afganistan'a konuşlandırıldı, hapishanelerde test edildi, Somali'de korsan caydırıcı olarak kabul edildi.

Bu frekanslar ter kanalları tarafından çok daha yüksek oranlarda emiliyor ve uzmanlar 5g'nin güvenliği konusunda uyarıyor. Bu ter kanalları EMF antenleri olarak görevi görür.

5G frekansları sıcaklık artışlarında büyük artışlara neden olabilecek. Maruz kalanlarda kalıcı doku hasarına neden olabilir.

Arılar ve böcekler 5g'den üç kat daha fazla güç emer, bu da polenlemede büyük değişikliklere yol açar.


Arılar kaybolursa, ekosistem çöker, insan nesli tükenir.

5G ile sıcaklık artar. Hayvanlarda davranış bozuklukları, genetik hasar, üreyememesi ve göç. İnsanlarda beyin, sperm, göz, bağışıklık sistemi ve genetiğinde hasarlar, davranış değişiklikleri, demans/alzheimer, kanser. Bakteriler direnç kazanır. Bitki&ağaçlar kurur, ekosistem bozulur!


İklim değişikliği, kıtlık, susuzluk, ölüm > Nüfusun azalması...


* 5G: THE UNREPORTED GLOBAL THREAT

Dr Devra Davis

May 19, 2019 by ES-Ireland /link



Lloyd Burrell - 5G Radiation /link

5G Up in the Air: Do manmade wireless radiation transmissions threaten the earth’s atmosphere? - 15 July 2021



* Elektromanyetik (EM) Kirlilik – Tablet Kullanımı ve Çocuklarımız

Elektromanyetik Alanların Sağlık ve Biyolojik Etkileri var mı?

Gazi Üniversitesi - link




* THE MICROWAVE ABSORPTION SPECTRUM OF OXYGEN - PDF

M. W. P. STRANDBERG, C. Y. MENG, J. G. INGERSOLL

TECHNICAL REPORT NO. 87, NOVEMBER 19, 1948

RESEARCH LABORATORY OF ELECTRONICS

MASSACHUSETTS INSTITUTE OF TECHNOLOGY



!!! "Ancak, saldırgan hava şartlandırma çabaları kesinlikle ABD güçleri tarafından büyük bir titizlikle üstlenilse de, bir düşmanın özel bir hava durumu değiştirme yeteneği elde etmesine izin veremeyeceğimiz açıktır."  !!!

* Weather as a Force Multiplier: Owning the Weather in 2025

A Research Paper Presented To Air Force 2025

by Col Tamzy J. House, Lt Col James B. Near, Jr., LTC William B. Shields (USA), Maj Ronald J. Celentano, Maj David M. Husband, Maj Ann E. Mercer, Maj James E. Pugh

August 1996 /PDF

Conclusions

The world’s finite resources and continued needs will drive the desire to protect people and property and more efficiently use our crop lands, forests, and range lands. The ability to modify the weather may be desirable both for economic and defense reasons. The global weather system has been described as a series of spheres or bubbles. Pushing down on one causes another to pop up.

We need to know when another power “pushes” on a sphere in their region, and how that will affect either our own territory or areas of economic and political interest to the US.

Efforts are already under way to create more comprehensive weather models primarily to improve forecasts, but researchers are also trying to influence the results of these models by adding small amounts of energy at just the right time and space. These programs are extremely limited at the moment and are not yet validated, but there is great potential to improve them in the next 30 years.

The lessons of history indicate a real weather-modification capability will eventually exist despite the risk. The drive exists. People have always wanted to control the weather and their desire will compel them to collectively and continuously pursue their goal. The motivation exists. The potential benefits and power are extremely lucrative and alluring for those who have the resources to develop it. This combination of drive, motivation, and resources will eventually produce the technology. History also teaches that we cannot afford to be without a weather-modification capability once the technology is developed and used by others. Even if we have no intention of using it, others will. To call upon the atomic weapon analogy again, we need

to be able to deter or counter their capability with our own. Therefore, the weather and intelligence communities must keep abreast of the actions of others.

As the preceding chapters have shown, weather-modification is a force multiplier with tremendous power that could be exploited across the full spectrum of war-fighting environments. From enhancing friendly operations or disrupting those of the enemy via small-scale tailoring of natural weather patterns to complete dominance of global communications and counter-space control, weather-modification offers the war fighter a wide-range of possible options to defeat or coerce an adversary. But, while offensive weathermodification efforts would certainly be undertaken by US forces with great caution and trepidation, it is clear that we cannot afford to allow an adversary to obtain an exclusive weather-modification capability."



* Climateviewer Maps / link


"It's Easier to Kill than Control a Million People" Brzezinski

* GeoEngineering Watch "Waging Weather Warfare On World Populations"

2 January 2018 Video:


Havaya bırakılan alüminyum gibi ağır metaller/elementler, aşıların içindeki ağır metaller, güneşi perdeleme, dünyayı zehirliyorlar.

Isıyı atmosferde hapsediyorlar! Havadaki Oksijen değerleri düşüyor! Alzheimer/Demans'ı yaratan Alüminyum!

"We are dealing with Sociopathic and Psycopathis personalities!"

Dane Wigington - GeoengineeringWatch - watch THE DiMMiNG to ;

İnsanlığın Dünya'nın iklimini ve yaşam destek sistemlerini manipüle etme girişimi, dizginlenmemiş kibirlerin mutlak özüdür. Devam eden küresel jeomühendislik saldırısı gezegenimizi kuşatma altına aldı. Eskiden bildiğimiz gelişen dünya artık yok, tamamen yeni ve hayal edilemeyecek kadar zorlu bir gerçekliğe doğru kör edici bir hızla hızlanıyoruz. Hava harp saldırısını açığa çıkarmak ve durdurmak için ne yapabiliriz? Devam eden cezai iklim mühendisliği işlemleri aşağıdaki PowerPoint sunumunda açıklanmaktadır. “İklim Mühendisliği, Hükümet Suçluluğu Ve Aşı Tehlikeleri" başlıklı Kuzey Kaliforniya etkinliğinde verildi.

İklim mühendisliği matematiksel olarak biyosferde açığa çıkan en yıkıcı antropojenik aktivite şeklidir. Jeomühendislik programları, gökyüzümüze yayılan yüksek derecede zehirli maddeler nedeniyle biyolojik savaş olarak da düşünülmelidir. İklim mühendisliğini açığa çıkarma ve durdurma mücadelesi yaşam mücadelesidir, daha az değil. Alarmın çalmasına yardımcı olmak için hepsine ihtiyaç vardır, güvenilir bir kaynaktan güvenilir verilerin paylaşılması çaba için esastır. Hala bir fark yaratabilirken sesini duyurun. ///




* Küresel 5G kablosuz ağlar hava tahminlerini tehdit ediyor

Yeni nesil mobil teknoloji, önemli uydu tabanlı Dünya gözlemlerine müdahale edebilir.


Global 5G wireless networks threaten weather forecasts

Next-generation mobile technology could interfere with crucial satellite-based Earth observations.

Alexandra Witze / 26 April 2019 /nature com link

doi: https://doi.org/10.1038/d41586-019-01305-4



Bu küresel ısınma sorununu halletmeliyiz. Küresel ısınma teorisi YANLIŞ OLSA BİLE,
ekonomik ve çevre politikası açısından doğru olanı yapıyor olacağız.


Önceki paylaşımlar:

Baz istasyonları

Arılar ölüyorsa

Salgın ve 5G

Ani Kuş ölümleri, 5G ve Event201



28 Ekim 2020 Çarşamba

Arılar ölüyorsa...

 


1- Arılar da ölüyorsa ....

ELEKTROMANYETİK ALANLARIN ETKİLERİ:/PDF







2 - Beyinde DNA kırığı = Kanser....

Cep telefonları ve Wi-Fi

Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi Kurucusu Prof.Dr. Nesrin Seyhan /Video




3- 5G frekanslarının O2 molekülü üzerinde etkisi var mıdır?

Cevap: 60 GHz de O2 molekülünün enerjiyi soğurduğu söylenmektedir.

(M.Yu.Tretyakov ve arkadaşları).

O2 moleküllerinin enerjiyi soğurması demek bu moleküllerin uyarılmış duruma geçmesine neden olabilir. O2 molekülleri uyarılmış durumda daha az kararlıdır ve daha kararlı olan düşük enerjili duruma dönmek için hücre içinde çarpıştığında hücre içindeki çeşitli moleküllere zarar verebilir hatta DNA da dolaylı hasara bile neden olabilir.

Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi : Link




!

"A total world population of 250-300 million people, a %95 decline from present levels, would be ideal !" 

Ted Turner / CNN Founder, 2011 /Video or Video



Globalist World Wide Take Over !... video











!



15 Ağustos 2020 Cumartesi

Salgın ve beş g

BUGÜNE DEK

ARSLAN BULUT'UN SALGIN VE BEŞ G. İLE İLGİLİ 

TÜM MAKALELERİNİN OKUNMASINI ÖNERİRİM....


* ABD, koronavirüsü "Allah'ın lütfu" sayıyor! - 17 Mart 2020 / link

* Çin virüsü mü ABD virüsü mü? 18 Mart 2020 / link


* Virüs Kuvvetleri Komutanlığı! - 19 Mart 2020 /link

Koronavirüs konusuna "askeri mantık" ile yaklaşan ben değilim. Aslında Ankara'da Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı, tümen büyüklüğünde bir "İlaç Fabrikası Komutanlığı" vardır ama "Virüs Kuvvetleri Komutanlığı" fikrini, Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in beş yıl önce yaptığı konuşmadan çıkarıyorum.

Bill Gates, o konuşmasında, bakın neler söylemiş:

"Önümüzdeki 10 yılda eğer bir şey 10 milyondan fazla insanın hayatına son verirse bu bir savaştan çok, yüksek derecede hızlı yayılan bir virüsle olur. Füzelerle değil, mikroplarla olur.

- Bulaşıcı hastalığa yakalandığı halde kendini iyi hisseden, uçağa binmiş ya da markete gitmiş birinden virüs kapabilirsiniz.

- Virüsün kaynağı Ebola gibi doğal bir salgın da olabilir ya da bir biyoterörizm de olabilir.

- Öncelikle yoksul ülkelerde güçlü bir sağlık sistemi ve tıbbi ekipler kurulmasına ihtiyacımız var.

- Simülasyonlar yapmamız gerekiyor. Savaş oyunları değil bakteri oyunları. ABD'de yapılan son bakteri oyunu 2001'den önceydi ve çok iyi sonuçlanmadı. Şu ana dek skor; Bakteriler: 1 -  İnsanlar: 0." 

Bu arada, Vuhan'daki viroloji laboratuvarının patentinin Bill ve Melinda Gates vakfına ait olduğu, geçen yıl Çin'de yapılan virüsten korunma tatbikatına Gates Vakfı'nın da katıldığı ortaya çıktı. Gates Vakfı'nın Almanya'da korona virüse karşı aşı geliştiren ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da telif haklarını satın almak istediği Curevac firmasına hissedar olduğu da anlaşıldı.

Bill Gates, beş yıl önceki konuşmasında, "biyoterörizm" kavramını kullanmış, değil mi? Öyleyse bizim "korona virüs salgınının biyolojik saldırı olup olmadığı geçiştiriliyor" tespitimiz üzerinde de durulması gerekiyor! 

ABD'nin, 2001' den önce, biyoterörizm konusunda tatbikatlar yapan bir ülke olduğu anlaşılıyor.

Türkiye'de, bütün modern ordularda olduğu gibi biyolojik savaş konusunda NBC birlikleri vardır ama faaliyetleri sınırlıdır.

Konu Çin ile ABD arasında da ciddi bir tartışmaya dönüştü. Çin'in "Virüsü Vuhan'a ABD askerleri getirdi" iddiasına, Trump, "Çin virüsü" diyerek cevap vermişti.

Trump, Twitter'da Kovid-19'u neden "Çin virüsü" olarak nitelendirdiğinin sorulması üzerine  "Çin, virüsü bizim ülkemizin getirdiğine dair yanlış bilgiler yayıyordu. Bu virüsü, nereden geldiyse onunla nitelendirmek zorundaydım." dedi.

Salgının başında virüsün ciddiye alınmaması gerektiği çağrılarıyla eleştirilen Trump, "Ben daha pandemi ilan edilmeden bunun büyük bir salgın olduğunu hissetmiştim." diye konuyu kapatmaya çalıştı!

İsrail'de ise 2013 Nobel kimya ödülü sahibi Michael Levitt, toplam 427 vakanın tespit edildiğini, sayının çok az olduğunu, bu sayede 10'dan fazla İsraillinin Covid-19'a yenik düşmeyeceğini söyledi.

Diğer taraftan, İsrail'de dini liderler de konuyu kendi açılarından değerlendirmeye başladı.

Jerusalem Post'un haberine göre, haham Eliyahu, dünyanın "Mesih'in günlerine" yaklaştığını öne sürdü ve "Belki Müslümanlar bize Süleyman tapınağını inşa etmemizi söyleyecekler" dedi

Eliyahu, "Müslümanlar" derken, herhalde İsrail güdümündeki Suudi Arabistan yönetimini kastediyor. Öyle ya Süleyman mabedinin inşa edilmesi için Mescidi Aksa'nın yıkılması gerekiyor! Buna hangi Müslüman izin verir?

Ortodoks lider Meir Mazuz ise korona virüs salgınından eşcinselleri sorumlu tuttu. Türkiye'de de Ali Rıza Demircan bu tarzda bir açıklama yapmıştı.

ABD Hıristiyan Kilisesi'nden papaz Steven Andrew de Mart ayını "LGBT'liler için tövbe ayı" ilan etti.

Filistin televizyonunda konuşan bir Müslüman vaiz ise korona virüsün, "Yüce Allah'ın askerlerinden biri" olduğunu ve Allah'ın günahkârları cezalandırdığını iddia etti.

Virüslerin bir ordu gibi kullanıldığı konusunda herkes hem fikir de din adamları nedense virüs salgınından Allah'ı sorumlu tutuyor!

Virüs Kuvvetleri Komutanlığı!

Arslan BULUT 



* Milletin bağışıklık sistemi nasıl korunur? 21 Mart 2020 / link

* Korona virüs ve akıllı telefonlar! - 23 Mart 2020 / link

"Financial Times'da "Korona Virüs Sonrası Dünya - İsrailli Yuval Noah Harari" ile CFR organı Foreign Affairs'de Kurt M.Campbell ve Rush Doşi imzalı "Korona virüs Küresel Düzeni Yeniden Şekillendirebilir" hakkındaki makalesi.



* Sorunu çözecek soru: Cansız virüse  can veren nedir? - 24 Mart 2020 / link

Türk Tabipler Birliği, Sağlık Bakanlığı'na 19 soru yöneltti. Bu sorulardan ikisi şöyle: " - Tanısı doğrulanmış olgulardaki bulguların (ateş, öksürük, nefes darlığı, ishal, vb) dağılımı nasıldır? - Tanısı doğrulanmış olgulardaki akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografi bulguları nelerdir?" Bu iki soru şunun için önemli: Hastalar, çırpınarak can veriyor. Oysa zatürre olup ölen insanlarda böyle bir bulguya rastlanmış değildir. O halde cansız olan korona virüsü, akciğerlere indikten sonra harekete geçiren madde nedir? Yoksa iddia edildiği gibi madde değil frekans mıdır, ses dalgası mıdır, manyetik enerji midir? Konunun akıllı telefonlarla, uydularla ve 5G teknolojisiyle ilgisi var mıdır? Sorunun çözümü, doğrudan bu konuyla ilgili olabilir! Öyleyse tıbbiyeliler yanında elektrik, elektronik mühendislerine de büyük iş düşüyor!



* Bill Gates'in korkunç itirafları ! - 25 Mart 2020 /link

Bill Gates'in bahsettiği terapötik veya parçacık, "Protein kenetli reseptör" demek!" Şimdi bu da ne demek?" diyenler olabilir?" Çip"tir çip!' 



* 8-10 Yıl önceden virüsün Çin'den çıkacağını bilmek! - 26 Mart 2020 /link

Sözcü gazetesinden Ali Gülen,  Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Alman Meclisi'ne 8 yıl önce sunulan Robert Koch Enstitüsü raporunun özetini yayınladı. Raporda "Mutasyona uğramış, yeni SARS-CoronaVirüs, Güneydoğu Asya'daki bir hayvan pazarından çıkacak. Tüm dünyayı saracak. Ülke olarak hazırlıklı olmalıyız. Üç yıl sürecek. İki kez mutasyona uğrayacak. Aşısı üç yılda ancak bulunacak." ifadeleri var. 

Haberi paylaşarak, "2012'de, virüsün Güneydoğu Asya'da bir hayvan pazarından çıkacağını rapor etmek garip değil mi?" diye yorum yaptım...

Eski DPT uzmanı ve Yüksek Kimya Mühendisi, Milli Merkez Genel Sekreteri Haluk Dural da Almanya'daki rapor üzerinde durdu ve şöyle yazdı: "Alman makamlarının 8 yıl önce hazırladıkları rapora göre 'Mutasyona uğramış, yeni SARS-CoronaVirüs', Güneydoğu Asya'daki bir hayvan pazarından çıkacak'mış!

Bu kadar isabetli bir atış ancak yeni tip SARS-CoV gibi bir virüsün üretiminden haberdar olmakla mümkündür." Gerçekten de böyle bir virüsün, Güneydoğu Asya'da bir hayvan pazarından çıkacağını bilmek için iki ihtimal var. Birincisi, o virüsü üretecek olan ekiple birlikte olmak, ikincisi ise böyle bir virüsün nerede ve kim tarafından üretileceğini bir istihbarat sonucu öğrenmek. Alman makamları bu konuda bir açıklama yapmalıdır.

Dural, başka bir bilgiyi daha paylaştı.

"Mature Medicine dergisinde yayınlanan 9 Kasım 2015 tarihli Sars ve korona virüs konulu makalede 'SARS-CoV, fare ve yarasadan ters genetik sistemiyle üretilmiştir' denilmektedir. Makaleye göre iki ayrı genin birleştirilmesiyle tek gen elde edilerek virüs üretilmiştir.  Gelecek bilimci Peter Schwartz'ın, Rockefeller Vakfı'na bağlı olarak kurduğu Global Business Network tarafından 2010'un Mayıs ayında yayınlanan 'Teknoloji ve Uluslararası Kalkınmanın Geleceği için Senaryolar' başlıklı, raporda ise dünyayı saracak virüs salgınından bahisle aynen günümüzde yaşanan olaylar birebir anlatılmakta, yine Çin vurgusu yapılmaktadır. Önümüzdeki dönemde özellikle batılı ülkelerde ölümler artıp, toplumsal tepkiler yükseldikçe, bu virüs salgını hakkında kimlerin ne kadar vahşi ve melun planlar yaptıkları ortaya dökülecektir."

 


* "Korona virüs tedavisi traktör" mü? - 27 Mart 2020 / link

Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez'in son uyarısı ise özetle şöyle: "Kıtlık ve açlık sorunu yaşamamak için ülkemizde derhal tarımsal üretim seferberliği ilan edilmelidir. Unutmayalım ki bir aylık ekim sezonunu kaçırırsak, bir yıllık mahsulü kaybederiz. Üretmezsek beslenemeyiz. Üretemezsek tüketemeyiz. Üretemezsek kıtlık ve açlık yaşarız. Dışalım, normal zamanlarla birlikte, özellikle salgının dünyayı tehdit ettiği günümüzde de çözüm değil. Unutmayalım, boş rafları gıda maddeleri ile doldurmanın tek yolu, her koşulda tarımsal üretime devam etmektir."



* Küresel Hükümet Çağrısı da Yapıldı ! - 28 Mart 2020 /link

Korona virüs, İngiltere'nin şimdiki başbakanı Boris Johnson'a da bulaştı ama eski başbakan Gordon Brown, "küresel dayanışma"dan ne anladığını açıkladı. Brown, dünya liderlerini korona virüs salgınıyla mücadele etmek için "geçici bir küresel yönetim biçimi" oluşturmaya çağırdı. Brown, DSÖ ve BM gibi uluslararası kuruluşlara, dünya liderleri ve sağlık uzmanları tarafından denetlenen yeni bir sistemin parçası olarak ulusal egemenliğin yerini alacağı bir sistem kurma çağrısı yaptı. Brown'a göre, kurulacak "uluslararası bir görev gücü" merkez bankalarının çabalarının koordine edilmesini ve aşı bulunmasını da sağlayabilir! Doğruluğu-yanlışlığı elbette tartışmalıdır ama dünyada, zaten virüsün, "küresel sermaye" tarafından "tek dünya hükümeti" kurmak için laboratuvarda üretildiğine dair yaygınlaşan bir kanaat var. Brown'un önerisi, ister istemez bu kanaati hatırlatıyor.



* Grip mi, zatürre mi, hızlandırılmış kanser mi? - 30 Mart 2020 /link

Bu vakalardan, devlet hastanelerinin en geç Şubat ayında teyakkuz durumuna geçtiği anlaşılıyor. Sağlık Bakanı ise ilk ölümlü korona virüs vakası açıklamasını 11 Mart'ta yaptı. Kısacası, "Türkiye'de 'ağır grip' denilen vakalar, ABD ve İtalya ile eş zamanlı olarak başlamıştı." denilebilir!



* Ani Kuş Ölümleri, yangınlar ve Ötesi - 31 Mart 2020 /link


* 5G denemelerinin Sörloth ile ne ilgisi var? - 01 Nisan 2020 / link

Üsküdar Üniversitesi Elektrik- Elektronik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker.

"Elektromanyetik radyasyon ve insan ruhu birer enerjidir İnsanın bir günde harcadığı güç 40 watt civarındadır. İki enerjinin birbiri ile etkileşimi sonucu elektromanyetik radyasyon, beyne etki ederek beynin savunma mekanizmasına zarar vermekte ve Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklara sebep olmaktadır. Standardın bin kat altındaki radyasyonlar ise nöronların ölmesine sebep oluyor ve bu da insan hayatını tehlikeye sokuyor. Elektrikli cihazların en tehlikelisi cep telefonudur. Herkes sigara içmiyor ama herkes telefon kullanıyor, bu sebeple cep telefonlar sigaradan bile daha zararlıdır. Cep telefonlarının yaptığı hasar, hücreler üzerindedir ve kalıcıdır. Cep telefonu, aradığınız kişiye ulaşabilmek için yüksek dozda güç yayıyor. Bundan korunmak için karşı taraf, cevap verdikten sonra kulağa götürmek veya kulaklık kullanmak koruyucudur. Kısa mesaj göndermek radyasyon etkisini azaltır. Uyuduğumuz yerde cep telefonu, bulunmamalıdır. 5G teknolojisinin kullanımı ile doğada elektrosis artacak, radyasyondan dolayı doğal ekosistem ve hatta atmosfer olumsuz etkilenecektir. İnsan vücudu, daha önce hiç tanımadığı, hiç karşılaşmadığı türden bir radyasyona maruz kalacaktır. 5G teknolojisi, hücre büyümesi ve organlara etki ederek kanserlerin artmasına sebep olacak; bağışıklık sisteminde, kalp ve dolaşım sisteminde, biyolojik işlevlerde etki yapacaktır." 

Prof. Dr. Selim Şeker, dünyanın pek çok yerinde, evlerin yakınında baz istasyonu yapmak yerine fiber optik kabloların döşenmesi gerektiğini de belirtti. 



* Radyasyon belirtileri virüs ile neden aynı? - 02 Nisan 2020 / link


* Tıbbi istihbarat değerlendirmesi! - 04 Nisan 2020 / link

Başlıktaki "istihbarat" kelimesi kimseyi yanıltmasın; "tıbbi istihbarat" kavramı, Yüksek Öğretim Kurulu'nun "tezler" sayfalarında herkesin ulaşabileceği bir yüksek lisans tezinin başlığında geçmektedir. Tezin sahibi, Levent Sevim adlı genç bir araştırmacıdır. Tez, Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Bilim Kurulu tarafından 2014 yılında onaylanmıştır.

Tez danışmanları Prof. Tbp. Kd. Alb. Mustafa Özer ve Yrd. Doç. Dr. Şamil Ünsal'dır. Tez, Prof. Dr. Tolga Yarman başkanlığındaki jüri tarafından kabul edilmiştir.

Kitap hacmindeki tezden, bazı veriler şöyle: 

 "M. Suat Bengidal, 'Tıbbi istihbaratla dünya yönetilir' başlıklı makalesinde 'Bir kişinin, bir toplumun tıbbi özelliklerini belirlemek, güçlü ve güçsüz özelliklerini tespit etmek, bu verilere göre analizler yapmak ve hedefe tıbbi operasyonlar düzenlemek...' tanımı ile tıbbi istihbaratın operasyonel olarak kullanılabileceğini ifade etmiştir.

Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı 2013 raporuna göre; dünyada 2012 içinde 2,3 milyon kişinin HIV'e yakalandığı, 35,3 milyon HIV taşıyıcısı bulunduğu ve 1,6 milyon kişinin AIDS'ten öldüğü belirtilmiştir. "

Bu verilere göre korona virüsten ölenlerin sayısı 50 bin barajını geçmiş durumdadır ama AİDS'ten 1.6 milyon insan ölmüştür. Öyleyse, AİDS salgınından neden bu kadar korkmadık? 

"ABD'de Ulusal Tıbbi İstihbarat Merkezi vardır. Kanada, Almanya, İngiltere ve Rusya'nın da tıbbi istihbarat kurumları olduğu bilinmektedir. 

ABD'nin Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı (HAARP)  adlı çalışması, bilimsel istihbaratı ilgilendiren konulardan biri olarak sayılabilir.

Bazı bilim adamları, İyonosfer ile oynanması sonucunda, frekansların doğal afetleri harekete geçireceği, iklimleri değiştirebileceği, ozon tabakasına zarar verebileceği, depremselliği ve okyanus dalgalarını etkileyebileceği, dünyanın enerji alanları ile oynanarak insan beyninin kontrol altına alınacağı iddiasında bulunmaktadır.

1990 yılında uluslararası hükümet destekli en büyük projelerden biri olan İnsan Genom Projesi ile insanın gen haritasının yani genetik şifresinin çözülmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Bu proje ile insan, hayvan ve bitki genlerinin şifreleriyle oynamanın, hiçbir ilâcın tesir edemeyeceği korkunç virüsler, bakteriler veya mantarlar üretilmesine ve bir biyolojik silah gibi kullanılmasına sebep olacağı ihtimali vardır.

Amerikalı bilim adamları, 40 milyon insanın ölümüne sebep olan İspanyol gribini (H1N1) canlandırdıklarını ve bu çalışmanın, kuş gribi (H5N1) gibi tehditlerin önlenmesi için bir fırsat olduğunu açıklamışlardır.

Genetik mühendisliği çalışmaları ile hedefe odaklı yeni virüsler oluşturulabileceği, bazı ajanların kuluçka sürelerinin saatlere indirilebileceği ve böylece hedefin daha hızlı bir biçimde güçsüz bırakılabileceği açıklanmaktadır."

Sonuç bölümünde ise şöyle deniliyor:

"Günümüzde daha önce hiç görülmeyen hastalıkların ortaya çıkması ve/veya daha önce önemini yitirmiş hastalıkların tekrar önem kazanması, tamamen tesadüf olarak değerlendirilmemelidir.

Bu sebeple tıbbi tehditlerin bazılarının, kişi, topluluk hatta devletler tarafından bilerek veya bilmeyerek oluşturulduğu düşünülmeli ve tıbbi tehditlerin asimetrik olarak kullanılmaya müsait olduğu kesinlikle unutulmamalıdır.

Örneğin, insanların savunma mekanizmasını zayıflatan bilinen ve bilinmeyen mikropların biyolojik silah olarak kullanılması büyük bir tahribata yol açacaktır. Bunun için tıbbi istihbarat kurumlarının ivedi olarak hayata geçirilmesi gereklidir."

Tekrar edeyim; bu tez, altı yıl önce 2014'te yazıldı.Tabii elektronik istihbarat da şart... Şart da daha önemlisi, bu bilimsel gelişmelere seyirci kalmamak! Bu itibarla başta plazma ve kök hücre üretmeye çalışan Prof. Dr. Ercüment Ovalı ve ekip arkadaşları ile ventilatör üreten mühendislerimiz olmak üzere bütün bilim adamlarımıza başarılar diliyorum. 



* 2.4 İnternet hızı bile hücreyi tahrip ediyor! - 06 Nisan 2020 / link

Tezin adı, "Elektromanyetik alan uygulamasının (wi-fi 2.4 ghz) insan embriyonik böbrek hücrelerinde apoptoz ve oksidatif stres değerleri üzerine selenyum ve çinkonun etkisi."

"Şu anda kullanmakta olduğunuz 2.4 GHz hız bile insan hücresini tahrip ediyor!" Gerisini siz düşünün...



* Şimdi de biyolojik pasaport önerildi ! - 07 Nisan 2020 / link

George Orwell'in "Büyük Gözaltı"sı, bu şekilde adım adım gerçek oluyor. Şimdi "Düşünce Polisi" uygulamasına doğru gidiyoruz...



* Disconnect! Bağlantıyı kesin! - 08 Nisan 2020 / link

Elektromanyetik dalgaların insan sağlığına zararları konusunda Türkiye yeteri kadar bilimsel birikime sahiptir. Yalnız şöyle bir sorun var. Elektromanyetik dalga üzerinden trilyon dolarlar kazanan küresel şirketler, doğru bilginin iletilmesine dünya çapında set çekmeye çalışmaktadır. Bir de unvanları ne olursa olsun, bu şirketlerde çalışan uzmanların görüşlerine itibar edilemez. "Türkiye'nin birikimi var" dedim ya… İşte örneği:

İstanbul Elektrik Mühendisleri Odası, İstanbul Barosu ve İstanbul Tabipler Odası ile birlikte. 7-8 Ekim 2011 tarihlerinde, "Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri" konulu bir sempozyum düzenledi.

Takdir edersiniz ki, elektromanyetik dalgalar, uzmanlık alanı olarak elektronik mühendislerini, insan sağlığı açısından tıp doktorlarını, insan hakları açısından hukukçuları doğrudan ilgilendirmektedir. Gazetecilerin de bu üç topluluğun görüşlerini kamuoyu ile paylaşma sorumluluğu vardır.

"Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri" sempozyumu daha sonra kitap haline getirildi ve yayınlandı.

Önsözde "Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı, 1992'de yayınladığı Rio Bildirgesiyle, elektromanyetik alanların biyolojik yapıları etkilemediği görüşünü bilimsel bulmayarak reddetti." deniliyor. Bu itibarla, "elektromanyetik dalgalar insan sağlığını etkilemez" diyenlerin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

Açış konuşmalarından birini yapan, dönemin İstanbul Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Karaçay, "Son dönemde ülkemizde birçok değerli bilim insanının, kurumların ürettikleri maalesef dikkate alınmıyor." diye söze başladı.

Karaçay,  "Örneğin, bu elektromanyetik alan konusunda bir dolu yargı kararı olmasına rağmen, düzenlemeler yapılırken, şirketlerin eğilimleri yönünden tavır gösteriliyor. Bu konuda toplumun bilgilendirilmesi, öncelikli görevimiz; devletin de öncelikli görevidir." dedi.

Karaçay, "Biz teknolojinin nimetlerinden yararlanırken, kullanım sürecinde oluşabilecek olumsuzlukları en aza indirecek önlemlerin alınmasını, insan sağlığıyla ilgili düzenlemeler konusunda sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğine inanıyoruz." diye konuştu.

İstanbul Barosu adına konuşan Av. Mehmet Durakoğlu ise "İletişim hakkını kullanırken, yaşam hakkından ne denli vazgeçeceğiz? Çevre ne denli etkilenecek ve bu iletişim hakkının kullanılmasına engel olacak? Bir haklar hiyerarşisinden söz ediyorum." dedi.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Taner Gönen ise, "Tıp fakültesine girdiğimde ilk öğrendiğim, Latincesi, "Primum nil nocere" diye bildiğimiz ve Türkçe karşılığı "Önce zarar verme" olan özdeyişi hatırlattı.

Gönen, "Literatüre baktığımız zaman, elektromanyetik alanların insan sağlığına zarar verip vermeyeceğiyle ilgili olarak 1979'da, elektromanyetik alanların, evdeki elektrik donanımının, çocukluk çağında görülen kanserlerle ilişkisini araştıran bir çalışma yayınlanmış. 1990'lı yıllarda elektromanyetik alan yayan cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla, kalp damar hastalıkları, beyin dokusunun bozulması, kanser gibi hastalıklarla ilişkisi, üzerinde çok sayıda çalışma yapıldı." dedi.

Elektrik Mühendisleri Odası Merkez Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Paker de bir konuşma yaptı. Paker, "Türkiye'de kullanılan elektrik alanı şiddeti limit değerleri, hassas ülkelerden daha yüksek düzeydedir. Özel firmaların kâr etme önceliğinin halk sağlığının önüne geçtiğine, denetimlerin dahi özelleştiğine tanık oluyoruz maalesef" dedi.

Söz verilen, 190'dan fazla kitap yazan, 2010 yılında yazdığı "Disconnect" (Bağlantıyı Kesin) adlı kitabıyla da tanınan Amerikalı onkoloji profesörü Devra Davis de şunları söyledi: "Mikrodalgalar, tedavide de kullanılır ama kan membranını zayıflatır, ek olarak spermlere de zarar verir. Öğrenmeyi ve hafızaya zarar verir, davranış bozukluğuna yol açar. Mikrodalgalar, yani radyo dalgaları, bir dizi kanser formunda riski artırır. Hücreleri, emilimi etkileme yoluyla, esnekliği etkileme yoluyla nasıl etkiliyorlar? Esneklik bütün hücrelerin yaşadığı ve titreştiği gerçeğine atıfta bulunur.

Cep telefonu radyasyonu normal hücre ölümü örüntülerinde kesinti yaratır. Ayrıca uzun süreli etkilere de sahiptir."... Devam ederiz. 



* Salgınlar ve yangınlar! Ne ilgisi var? - 09 Nisan 2020

Bütün ülkelerde can alan virüsün gen haritası da çıkarıldı ama nasıl ürediğini hiçbir üniversite açıklayabilmiş değil. "Yarasadan üredi" iddiası var sadece...Üstelik bazı uzmanlar, "İspanyol gribinde olduğu gibi 6 ay sonra bir salgın daha gelebilir" diyor! Hatta "Eylül ayı" diyen bile var! Gerçi, Almanlar "18 ay", Amerikalılar "üç yıl sürecek" diyor. Bu öngörüler, sadece salgınlar tarihini ve virüslerin nasıl mutasyon geçirdiğini bilmekle açıklanamaz. Bu tipteki virüslerin ne zaman saldırıya geçeceğini, salgının ne kadar süreceğini bilmek için başka bilgilere sahip olmak gerekir! Sanki birileri corona virüs veya sonra gelecek olan virüslerle anlaşma imzalamış gibi hangi aralıklarla geleceğini biliyor! 

Garip bir durum daha var. Bill Gates, "Olası savaşlar ve yangınlar için hazırlanıyoruz ve şimdi aynı ciddiyetle salgın hastalıklar için hazırlık yapmak zorundayız." dedi. Savaşlar, yangınlar ve salgınlar! Ne ilgisi var? Bitkilerin solunumunu yani fotosentezini bozan nedir? Orman yangınlarına da "virüs" sebep olmuyor herhalde!

Biz yine 2011 yılında İstanbul'da yapılan "Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri" konulu sempozyumda, Amerikalı onkolog Prof. Dr. Devra Davis'in sözlerine dönelim: "Prof. Dr. Süleyman Kaplan, cep telefonunun hipokampus ve cerebellumda hücre sayısını nasıl etkilediğini araştırdı. Bunu tercüme edeyim. Doğum öncesinde cep telefonu radyasyonuna maruz bırakılmış hayvan yavrularının daha küçük beyinleri olduğu iddiasını araştırdı. Elinde cep telefonu olan hamile bir kadın gördüğünüz zaman bu soruyu ve vereceğim örneği düşünün...

Kaplan, embriyonik gelişme sırasında, radyasyonun beynin oluşumu üzerinde etkisi olup olmadığı sorusunu sordu. Ve anneleri cep telefonu radyasyonuna maruz bırakılmış olan yeni doğmuş farelerdeki beyin hücrelerinde ciddi bir azalma olduğunu buldu. Bu bilgi her doktorun bürosunda olmalı. Sağlıklı bebek isteyen insanlar da cep telefonlarını kullanırken önlem almaları gerektiğinin farkında olmalıdır. Doğumda insan bebeği 100 milyar beyin hücresine sahiptir. Çok mu? 2 yaşına geldiğinde 200 milyar beyin hücresi vardır. Biliyoruz ki bir hücrede hata olma ihtimali bunların ne kadar hızlı büyüdüğüne bağlıdır. Ne kadar hızla büyürlerse hata olması ve bunun tekrarlanması ihtimali de o kadar fazladır. Yani hayata daha az beyin hücresiyle başlarsanız zaten baştan handikaplısınız demektir."

Prof. Dr. Devra Davis, yine Türkiye'de yapılmış başka bir araştırmayı da şöyle açıkladı:"Gazi Üniversitesi'nde Profesör Doktor Nesrin Seyhan'ın çalışması 900, 1800 ve 2100 megahertz frekansını kullanan cep telefonlarıyla ilgili… Ya da 0.9, 1.8 ve 2,1 gigahertz… Bunlar bugün) modern cep telefonları tarafından kullanılan frekanslar. Prof. Seyhan ve Prof. Çam tarafından yapılan saç araştırması, 0,9 megaherz cep telefonu radyasyonuna maruz kaldıktan sonraki DNA hasarı. Buldukları şey şu: Radyasyona maruz kalmadan sadece 15 ve 30 dakika sonra DNA'da bir kopma oluyor. Bilimde bir tartışma var, hasarlı DNA illâ hasta olacağınız anlamına gelmiyor. Çünkü yaşadığınız ve her gece uyuduğunuz sürece, bedeniniz melatonin üretecektir. Melatonin, hasarlı DNA'yı onardığı kanıtlanmış olan, bedenin ürettiği çok güçlü, doğal anti kanser bir hormondur. Çok çok güçlü bir onarım sağlar. Bu yüzden karanlıkta uyumalısınız ve benim gibi çok seyahat ediyorsanız uyku maskesi takmalısınız çünkü ne kadar karanlıkta uyursanız o kadar çok melatonin üretirsiniz."... Devam edeceğim... 



* Prof. Davis: Bütün erkekler iyi dinlesin! - 10 Nisan 2020 / link

Davis: "Disconnect kitabımda, 1994 yılında DNA hasarı olduğunu ileri süren çalışma yapıldığında olup bitenleri anlatayım.. Sanayi üç biçimde tepki verdi. Önce üniversiteye giderek çalışmayı yapanların atılmasını sağlamaya çalıştılar. Sonra makaleyi kabul eden dergiye gittiler ve geri çektirmeye çalıştılar. Sonra bunu da yapamayınca milyonlarca dolar harcayarak bir halkla ilişkiler firmasıyla anlaştılar. Eminim ki burada da onlar için çalışan birisi vardır. Çok iyi para veriyorlar. Halka ilişkiler firmasını tuttular ve onlardan "bilime karşı bir savaş oyunu" başlatmasını istediler. Savaş oyunu... Ama bu bir oyun değil. Kamuoyunu açtıkları savaşla rahatsız ettiler. Bu yüzden birlikte çalışmamız çok önemli. Bu sanayi dünyanın en güçlü ve kârlı sanayilerinden biri...  İlaç sanayinden bile büyük. Yani "iyilik" yapma imkânları mevcut…"



* İnsan hücresine sadece virüs değil, radyasyon da giriyor! - 11 Nisan 2020 / link

Türkiye'de elektromanyetik alanların canlıların hücrelerine nüfuz etmesi konusunda çok sayıda bilimsel araştırma var... Var da bunların ulusal medyada gündeme getirilmemesinin veya getirilse bile magazin konusu gibi gösterilmesinin sebebini düşünmek gerekir...



* Doktorlar, şimdi neyi sorguluyor? - 13 Nisan 2020 / link

Geldiğimiz noktada gerçek şu ki, ağır seyreden vakalarda virüs, insan vücudunu oksijensiz bırakarak ölüme sebep oluyor. Yalnız bu bilgi, Çin’de bazı insanların sokakta yürürken aniden düşüp ölmesini izah etmiyor. Görüntüler var! Vücudun virüs sebebiyle oksijensiz kalması bir zaman alır… Çin, bu konuda bilimsel bir açıklama yapmalıdır. Vuhan bölgesindeki salgının Çin’in tamamına ve birkaç vaka dışında Pekin’e yansımaması da dikkat çekicidir.

Son olarak, oksijensiz kalma konusuyla ilgili olarak Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun “Korona virüsü oksijen seviyesi düşük olanlara mı kolay bulaşıyor?” başlıklı yazısına dikkat çekmek istiyorum. 

Çoruhlu, konuyu bilimsel açıdan izah ettikten sonra “Korona görüldüğü üzere hemoglobine saldırıp bizim kandaki oksijenimizi azaltıyor ki Furinler artsın, virüs de hücreye daha sıkı bağlansın. Covid 19 hastalığındaki oksijensizlik sorunu konusunda durum öyle bir noktaya geldi ki hekimler şu soruyu soruyor:‘

Bu Covid 19 gerçekten bir akciğer hastalığı mıdır, yoksa tıpkı ‘yüksek irtifa hastalığında’ olduğu gibi bir oksijenlenme hastalığı mıdır? Tedavimize yüksek irtifa hastalığı tedavisini de eklesek mi?’

Bunlar medikal dünyada yeni sorulardır. Yeni çözümler de gelecektir” diyor ve tedavide C vitamin verilmesi, hastaya nitrik oksit solunumu yaptırılması gibi uygulamalara başlandığını hatırlatıyor! Peki bu tespitler ve uygulamaların bilimsel anlamı nedir?



* Nice ilaçlar vardır ki hastalığın ta kendisidir! - 15 Nisan 2020 / link

* "Büyük tecrit"in hedefi insanı ele geçirmek! - 16 Nisan 2020 / link


* Virüsün kaynağı, insan hücreleri mi? - 17 Nisan 2020 / link

Bütün bu araştırmalara rağmen son virüs salgınını, bütün dünyada başlatılan elektromanyetik dalga denemelerinin tetiklediği iddiasını gündeme getirenleri susturmaya çalışanlar da var. Böyle bir sorun yoksa bu iddia "saçmalık" ise niçin bu kadar telaş yapıyorlar?

Üstelik Washington Devlet Üniversitesi Biyokimya ve Temel Tıp Bilimleri Profesörü Martin L. Pall, 17 Aralık, 2019'da, yani henüz koronavirüs salgını başlamamışken elektromanyetik dalgaların, 5 G örneğinde olduğu gibi frekansı artırıldığında, erkekte üreme yeteneğini, kadında doğurganlığı düşüreceğini, nörolojik ve nöropsikiyatrik etkiler oluşacağını, "programlanmış hücre ölümü" gerçekleşebileceğini, kalp ritminin bozulacağını, serbest radikal hasarına ve ağır kanser vakalarına sebep olacağını bilimsel verileriyle ortaya koymuş durumdadır...

Bunun aksini iddia edenler, yine bilimsel verilerle bunun neden mümkün olamayacağını söylesin! İşte virüsün tat alma ve koku duygusunu yok ettiği tespitinden sonra kısırlığa sebep olduğu da ortaya çıktı! Bunlar neyin işareti?

Göğüs, Kalp Damar Cerrahisi uzmanı Opr. Dr. Mehmet Okan Özdemir ise Dünya Sağlık Örgütü verilerini inceledi ve "Türkiye'de her yıl 82 bin kişi, gribe bağlı enfeksiyonlardan ölüyor! Bu ölümlerin yüzde 5-14 ünün corona virüsten olduğu gerçeği ile ülkemizde her yıl 4100 ile 11.480 kişi o yılki mutant coronavirüsler nedeniyle kaybedilir. Her yıl!" dedi.

Özdemir, "Geçen yıl dünyada toplamda 7 milyon insan grip ve griple tetiklenen komplikasyonlardan kaybedildi. Soruyorum bu gürültü, patırtı neden? Bu korkuya neden olan olan algı eğer sokakta aniden ölenlerse hiçbir viral veya bakteriyel pnomoni hastası böyle pat diye sokakta düşüp ölmez. O zaman aniden akut hipoksi yapan ve sokaktaki bir insanı aniden öldürebilen başka bir sebep arayacaksınız!" diye yazdı.

Bilimsel araştırma verilerine karşı "komplo teorisi" diye yaygara yapanlara itibar edilemez. "Yoktur" diye kesip atmak, bilimsel bir tutum değildir. 



* Başkanlar, dünyaya yalan söylüyor! - 18 Nisan 2020 / link

Bugün dünyada bütün standartlar, elektromanyetik dalgaların ısısal etkisine nazaran konuluyor. Halbuki ısısal olmayan etki de var. 2004 yılında Avrupa Birliğinin 3 milyon Euro'ya, 7 üniversitede 12 araştırma merkezine yaptırdığı çalışma der ki, 'DNA'yı bozuyor, kırıyor.' Kaçımız biliyoruz bunu? Hatta genetik alanında çalışan kişiler bile, 'Nasıl oluyor o hocam, mümkün mü, enerjisi düşük' diyor. Düşük olması, zarar vermeyeceği anlamına gelmiyor. Uçakta niye cep telefonu kullanmıyorsunuz; çünkü cep telefonu uçağı düşürüyor. Isısal etkiden değil, ısısal olmayan etkiden dolayı düşürüyor!" 

Yeni teknoloji ürünlerinin yaydığı elektromanyetik dalgaların, biyolojik varlıklar üzerindeki etkisi, 30-40 yıldır insanlıktan saklanıyor ve dünyadaki bütün elektrik mühendisleri bunu biliyor. Öyleyse bugün, koronavirüs ile ilgili ABD, Çin ve İngiltere merkezli bilgilere, ayrıca Dünya Sağlık Örgütü'ne ve "yarasadan atladı" iddialarına ne kadar güvenilebilir?



* 2009 yılında yapılan bir uyarı ! - 20 Nisan 2020 / link

"Domuz gribi, biyolojik savaş ürünü"

Nazmi Polat, o günlerde, "Dünya kötü bir sürece doğru gidiyor, birçok canlının nesli tükendi. İnsan nüfusunun artışıyla birlikte biyolojik savaş da söz konusu. Biyolojik savaş, adım adım geçmişteki atom bombalarının yerini alacak. Geçtiğimizi yıl bu vakitlerde kuş gribiyle ülkemiz çalkalanıyordu. Bugün domuz gribiyle karşı karşıyayız. Arkadaşlar 'acaba tokalaşalım mı, öpüşmeyi kaldıralım mı?' gibi korkularla bir aradayız. Yakın bir gelecekte çıkması muhtemel biyolojik savaşlara karşı şimdiden tedbir alıp, biyoteknoloji noktasında ilerlemeye adım atmaya, teknoloji merkezleri kurmaya ihtiyaç var." uyarısında bulunmuş...

Ona da "Bunlar komplo teorisi" diyenler olmuş! Şimdi komployu bütün dünya yaşadığı halde, virüsün doğal mutasyon osnucu öldürücü hale geldiğini ileri sürenler var!... 



* Koronavirüsten daha tehlikeli yaklaşımlar - 21 Nisan 2020 / link

Küresel salgına sebep olan virüs, sadece akciğerleri değil, beyin ve sinir sistemini de etkiliyor. Vücutta birbiriyle devamlı iletişim halinde olan hücreler arasında bağlantı kesiliyor veya aksıyor. 



* Derisi siyahlaşan Çinli doktorlar! - 22 Nisan 2020 / link

Çin'deki yarasadan geçmişse, Amazon ormanlarındaki yerli kabilelere nasıl bulaştı?

Salgında hastalanan insanlarda oluşan bütün belirtiler kansere benziyor ama temel farkı, sürecin çok hızlı cereyan etmesi... Vücudun oksijensiz kalmasına ise insan hücrelerinde meydana gelen ani tepkilerin sebep olduğu çok net...Tıp doktorları, virüsleri ve insan hücre yapısını çok iyi biliyor ama böylesine ilk defa tanık oluyorlar.

Korona virüs salgınından çok önce, 2011 yılında, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Bahriye Sırav, bakınız ne diyordu: "Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi, elektromanyetik alanların sağlık ve biyolojik etkileri üzerine araştırmalar yapıyor. Bu araştırmalarda, oldukça düşük frekanslı elektrik alanlarının, karaciğer, akciğer ve böbrek dokularında hidroksiprolin miktarını, MDA seviyesini değiştirdiği, yapısal değişimlere neden olduğu, radikal oluşumuna neden olduğu, SDO enzim aktivitesini değiştirdiği, kanda ve kemikte farklı etkileri olduğu görüldü...."



* Atatürk'e neden saldırıyorlar! - 23 Nisan 2020 / link

Atatürk, Cumhuriyet'in de Türk Milleti'nin de kök hücrelerinden biridir. Türk Milleti'ne karakterini veren niteliklere sahip, bu itibarla bütün özelliklerini milletinin genetik birikiminden alan, bu sayede milletini sırtında taşıyabilen bir adamdır.

Ne demek istediğimi doğru anlatabilmek için kök hücre hakkında özet bilgi vereyim... 

"İnsan vücudunda, pek çok farklı göreve sahip hücre tipleri bulunur. Kök hücreler ise vücutta tüm doku ve organların yapısını oluşturan hücrelerdir. Organizma içinde yer alan tüm hücrelere dönüşebilen ve ana hücre olarak tanımlanan kök hücreler, vücutta ihtiyaç duyulan her bölgede yer alır. Böylece hastalanan veya hasarlanan tüm doku ve organların yenilenmesinde rol oynar. İhtiyaç duyulan hücre tipine dönüşerek; hastalık, yaralanma gibi sebeplerle oluşan organ ve doku hasarı ya da kaybını onarır. Bölünebilen yapıları sayesinde, aynı türden kök hücrelerin oluşumunda da rol oynarken aynı zamanda kas ya da kan hücrelerine dönüşebilirler. Kök hücreler, kişi henüz anne karnında iken gelişimin ilk basamaklarında önemli rol oynayarak, organ ve dokuların oluşumunu sağlar. Kök hücre, hasta vücuda girdiğinde çoğalarak organizmanın ihtiyaç duyduğu hücrelere dönüşür. 

İnsan vücudunda yer alan tüm yapıların kökenini oluşturan kök hücreler, kendi kendini de yenileyebilir." (Prof. Dr. Bülent Eser, Hematoloji uzmanı)

Kök hücre, 1940'lı yıllarda fark edilmiştir. 1980'li yıllarda ise varlığı ispatlanmıştır. Kök hücrenin dondurularak saklanması 1990'lı yıllarda gerçekleşmiştir. Türkiye'de ilk kök hücre araştırma laboratuvarını, büyük mücadele süreci sonunda, Genelkurmay Başkanlığı'nın da desteğiyle Prof. Dr. Ercüment Ovalı, 2006 yılında Trabzon'da kurmuştur.  Ovalı'nın Ergenekon davasında bir ihbar sonucu tutuklanmasının asıl sebebi, kök hücre çalışmalarını durdurmaktı!



* Sığırların kulağına takılan küpe! - 24 Nisan 2020 / link

Hani, Bill Gates’in, insanların deri altına çip yerleştirmek istemesi hatta daha ileri giderek, molekül düzeyindeki alıcı-verici özelliğine sahip parçacıkları, terapötik aşı dediği yöntemle bütün insanların vücuduna yerleştirmek istemesi söz konusu ya, o görevi şimdilik cep telefonları üzerinden kullandığımız bu tür programlar yapıyor. Covid 19’dan önce 2009 yılındaki domuz gribinin ilaç şirketleriyle işbirliği içinde sürdürülen bir korku kampanyası olduğunu bizzat Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel salgınlar dairesinin başkanı itiraf etmişti. Ayrıntısını yazmıştım... 

O zaman başaramadılar ama 10 yıl sonra 2019’da, Covid 19 diyerek dünyayı eve hapsettiler. Şimdi aşı propagandası yapıyorlar. Farkındaysanız, elektromanyetik alanların, biyolojik varlıklar üzerinde meydana getirdiği etkinin korona virüsten daha tehlikeli olduğunu gündeme getiren haberler ve bilimsel içerikli konuşma videoları, sosyal medyada sansür ediliyor! Bunlar komplo teorisi ise neden sansür ediyorlar? 

Bu arada daha yeni olduğum Facebook’ta da yazılarımı paylaşıyorum. Sıkı takipçilerimden Birol Baydar, konuyla ilgili olarak “Biliyorum sizin işiniz değil ama yazılarınıza yapıcı, yön verici çözümleri de ekleseniz araştırmacı, gazeteci ve yazar kimliğinizin yanına düşünür kimliği de eklenmiş olacaktır. Yeterli alt yapınız zaten var.” diye bir mesaj gönderdi. Ben de kendisine cevaben, Pakistanlı bilim adamı Pervez Hoodboy’ın sözlerini hatırlattım: “Yapıcı bir değişiklik olması için gerçeklerin bütün açıklığı ile ortaya konulmasından başka çare yoktur.” İşte ben gazeteci olarak bunu yapmaya çalışıyorum. Tabii gerçekler, çok insanı rahatsız ediyor. Bunun sebebini Texe Marrs adlı yazar “Dark Majesty” kitabında açıklamıştı:

“Yürürlükteki bu korkunç komplonun içeriği, vasat insanları rahatsız ediyor. Konfor sınırlarını sarsıyor. Gerçek, geleneksel düşünce kalıplarının içine sığmıyor ve sosyal olarak ‘doğru’ kabul edilen olgularla örtüşmüyor. Mevcut sistemlere duydukları güven sarsılıyor, duygusal ruh halleri tehdit altına giriyor. Çok sarsıcı ve rahatlarını kaçırıcı olabileceğinden, gerçekle yüzleşmek istemiyorlar. Ancak Soljenitsin’in belirttiği gibi; cesur bir insanın atacağı en basit adım, bir yalanın parçası olmamaktır. Gerçeğin bir kelimesi bile tüm dünyaya bedeldir...”  Ben, küresel yalanların parçası değilim, Dünya Sağlık Örgütü’nün veya Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın basın sözcüsü de değilim. Bu sebeple, yürürlüğe konulmuş komployu, insanlara göstermeye çalışıyorum.

Zaten artık, komplo gizlenemez boyutlara varmıştır. Washington Times gazetesi, üst üste iki manşetle açıkça Bill Gates ve Fauci’yi, demokrasiyi ve özgür düşünceyi yok etmeye çalışmakla suçladı. Gazete, manşetten “Amerika'nın geliştirdiği özgürlükleri yok etmek için bu adamları kim seçti?” diye sordu. Gazete, Bill Gates’in in Ocak 2019'da “biyometrik tabanlı bir tanımlama ve izleme sistemi” projesini açıkladığını ve sistemi 1.3 milyar nüfuslu Hindistan’da uygulamaya başladığını da yazdı. Gazete, Amerikan sağlık sistemini yöneten Fauci’nin “Amerikalılar için corona virus bağışıklık kartları kullanılması tartışılıyor.” dediğini ve Amerikalıların bu korkunç komplo karşısında savunmasız olduğunu bildirdi. Okur yorumlarında ise sığırların kulağına takılan ve kimliklerini belirten küpeler gibi insanlara da çip yerleştirmek istedikleri için Bill Gates ve Fauci’nin tutuklanması isteniyor. Bilgilerinize sunulur... 



* Dünya Sağlık Örgütü yine suçüstü yakalandı! - 25 Nisan 2020 / link

Dünya Sağlık Örgütü, güvenilir bir kurum olmadığını gösteren hatalar yapıyor. Mesela DSÖ, korona virüs tedavisinde kullanılan “remdesivir” adlı antiviral ilacın ilk tam kapasiteli klinik denemelerinin başarısızlıkla sonuçlandığına dair bir rapor, kamuya açık klinik denemeler veri tabanında yayımlandı, sonra da yayından kaldırırıldı! Yayınlanan raporda Çin'de 237 hastayla yapılan denemede ilacın hastalara faydası olmadığı ve kan dolaşımı sistemindeki patojenlerin varlığını azaltmadığı belirtiliyordu. İlacın üreticisi Amerikan Gilead Sciences şirketi ise yapılan çalışmanın sonuçlarının yanlış aktarıldığını savununca Dünya Sağlık Örgütü, “yanlışlıkla yayımlandı” diyerek raporu yayından kaldırdı. İlaç Türkiye’de de kullanılıyor…

Şimdi bu durumda Dünya Sağlık Örgütü’nü güçlü ilâç şirketlerinin etkilediği bir defa daha ortaya çıkmış oluyor. 

Daha önce de Dünya Sağlık Örgütü’nün epidemiyoloji birimi direktörü Profesör Ulrich Keil, “Domuz gribi salgını ilaç şirketleriyle ortak üretilen bir korku kampanyasıydı” demişti. Skandal, şimdi kapanan Vatan gazetesinde şöyle yer almıştı: Dünya Sağlık Örgütü’nün direktifleri doğrultusunda tüm dünyada gerçekleşen aşı kampanyaları ve milyarlarca dolara varan aşı ve ilaç stoklarına rağmen “Yanlış yapıyorsunuz” diyen bazı bilim adamları ilk aylarda tepkiyle karşılanıyordu. 

Ancak son dönemde hastalığın neredeyse tamamen ortadan kaybolması ve ölüm vakalarının normal gripten ölümlerin bile kat kat altında kalması saygın bilim adamlarının da yavaş yavaş “domuz gribi abartıydı” diyen bu uzmanların yanına katılmasına sebep oldu.

Avrupa Konseyi’nde yapılan konuyla ilgili oturumda konuşan Dünya Sağlık Örgütü’nün, epidemiyoloji birimi direktörü Profesör Ulrich Keil, “Domuz gribi salgını ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı” dedi. Profesör Keil, “WHO, SARS ve kuş gribi konusunda da tüm tahminlerinde yanıldı. Kamu sağlığını ilgilendiren onca şey varken domuz gribi konusunda halkta büyük bir panik yaşanmasına sebep olduk ve bu tamamen abartılmış bir korkuydu. WHO’nun kararları ülkelerin sağlık bütçelerine çok büyük yük getirdi. İnsanların ölümüne sebep olan en önemli etkenlerin hipertansiyon, sigara, yüksek kolesterol, obezite, egzersiz yapmama, sebze ve meyve tüketiminin azlığı olduğunu çok iyi biliyoruz. Hükümetler, WHO’nun tavsiyesi doğrultusunda bu alanlara yatırım yapmaları gerekirken küresel bir salgın yaşanması yönündeki deliller çok zayıf olmasına rağmen domuz gribine yatırım yapmak zorunda bırakıldı.” dedi. 



* Bu işte küresel bir sahtkârlık var! - 27 Nisan 2020 / link

ABD başta olmak üzere diğer ülkelerde, salgının 18 ay süreceği söyleniyor. Söyleyen de Bill Gates!Bu durumda, hem Bill Gates, hem Çin devleti hem de küresel salgın ilan eden Dünya Sağlık Örgütü, bütün dünyayı aldatıyor demektir....

Salgın konusunda dünyaya dayatılan uydurmalara boyun eğmek, yaşlıları kurban, gençleri rehin vermek, kölelik düzenine razı olmaktır. İnsanlık "virüs" diye kandırılıyor.



* Yalan haberler de nefessiz bırakıyor! - 28 Nisan 2020 / link

Balkar Türklerinden arkadaşım Örüzlan Bolat yıllar önce "İnsan gezegeni bir bunamanın içindedir. Bu durumu meydana getiren sorunların en önemlisi, gün geçtikçe dünyamızı saran ve böylelikle onu boğan, şiddet biçimi olan yalanları, uydurma haberleri yok etmektir." diyordu.

Yani insanlar nefes alamıyorsa bunda yalan haberlerin büyük payı var. Çünkü yalan haberler sayesinde insanlar tuzağa düşürülüyor. Yalan ne kadar büyük olursa inanan o kadar çok oluyor ve sonuçta insanlar, bu cahillik sayesinde eğitimli bir köpeğin, koyun sürüsünü ağıla sokması gibi istenen kalıplara giriyor.

Korona virüs salgını da bütün insanların dijital hayata geçmesi ve vücutlarına yerleştirilecek akıllı moleküler yapılar ile tamamen robota dönüştürülmesi için hazırlanmış bir süreçtir. Bu konuda başından beri bütün insanlığa Dünya Sağlık Örgütü üzerinden yalan söylenmektedir. 

Bir defa küresel salgın ilan den Dünya Sağlık Örgütü'nün şu andaki en büyük finansörü, insanları dijitalleştirmek için aşı dediği moleküler alıcı vericiler üreten Bill Gates'tir. Yani, küresel salgın, Bill Gates'in işine yaramaktadır. Fakat işin garibi, şu ana kadar ölen insanlardan hiçbirinin korona virüsten öldüğü ispat edilememiştir. Aşı geliştirmek için ölenlerden alınan korona virüsler, sağlıklı insanlardan da alınabilir. Esasen her yıl doğal mutasyon geçirdiği söylenen bu virüslere karşı aşı geliştirmek de mümkün değildir. Nitekim grip ve zatürre aşısı vardır ama hiçbir işe yaramamaktadır. Üstelik 2009'daki domuz gribi salgınının "ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyası" olduğu, Dünya Sağlık Örgütü'nün, epidemiyoloji birimi direktörü Profesör Ulrich Keil tarafından itiraf edilmiştir. 

Bugün "korona virüs salgını" diye gösterilen salgın ise içine insan sağlığını etkileyen başka "ajan"ların karıştırıldığı, bütün insanlığa yönelik küresel bir saldırıdır.

O başka ajanlar ne olabilir? 45 gündür yazıyorum. Bunların birincisi, elektromanyetik radyasyondur. İnsan vücuduna yiyecekler üzerinden giren metallerin veya solunum yoluyla bulaşan virüslerin, aktive edilerek harekete geçirilmesi bilimsel olarak mümkündür. Elektromanyetik titreşim ne kadar küçük aralıklı ise biyolojik varlıkların bünyesini meydana getiren elementlerin atomlarında o kadar hızlı bir etkileşim söz konusudur. Biyolojik varlıklar da elektrikle çalıştığı için elektromanyatik dalgalar elektronların dönüşüne bile müdahil olabilmektedir. Bu müdahale, bitkilerde yanmaya sebep olmaktadır. Bill Gates'in salgınlarla birlikte büyük yangınlardan bahsetmesinin sebebi budur. Uygulanan teknolojinin büyük yangınlar çıkaracağını en iyi o bilmektedir!

Böyle bir etki olmadığını iddia edenlerin ise biyokimyadan ve biyofizikten haberi yoktur. Varsa bile açıkça yalan söylemektedirler.

Dolayısıyla, küresel salgının asıl sebepleri farklıdır. Ayrıca hiçbir grip virüsü DNA'sı, insan müdahalesi olmasa AİDS virüsü DNA'sı ile birleşemez. Böyle bir birleşme ancak laboratuvarda sağlanabilir!



* Sessizliğin sebebi omurgasızlıktır! - 29 Nisan 2020 / link

Almanya'nın ünlü gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung, Avustralya'nın, korona virüsün kaynağı hakkında Vuhan'daki hayvan pazarı ve laboratuvarda araştırma yapılmasını ve bunun için bağımsız bir komisyon kurulmasını istediğini, buna karşılık Çin'in Avustralya'ya ekonomik ambargo tehdidiyle cevap verdiğini yazdı.

 Gazete, ABD'nin "Çin liderliği, laboratuvar kazası ihtimalini örtmeye çalışıyor" tezini kullandığını da belirtti. ABD Başkanı Donald Trump ise Çin'in salgını kaynağında durdurabileceğini Amerika'nın buna yönelik ciddi bir soruşturma yürüttüğünü açıkladı. Çin'in Canberra Büyükelçisi Cheng Jingye, Avustralya'dan ithal edilen şarap ve sığır etine boykottan bahsetti. Avustralya ise Trump'ın "Çin'in virüsü" tanımlaması yapmasını ve Dünya Sağlık Örgütü'nün salgının yaygınlaşmasındaki rolüne ilişkin eleştirilerini paylaşıyor. 

Alman okurlar ise konuya şöyle yaklaşıyor:

- Bir soruşturma, Çin için kesinlikle yararlı olacaktır. Aksi takdirde tüm dünya Çin'in saklayacak bir şeyi olduğunu düşünecektir.

- AB burada tam olarak ne yapıyor? Yoksa Alman hükümeti mi demeliyiz? Çin'e de birkaç kritik soru sorma zamanı gelmedi mi? Sessizlik, omurgasızlıktır!

- Trump kanıtlar olduğunu ve Obama'nın Vuhan'daki bu laboratuvarı 2015 yılında finanse ettiğini söyledi. Bu konu üzerinde neden durulmuyor?

- Çin, küresel salgından kesinlikle sorumludur. Virüsün, herhangi bir hayvan koruma düzenlemesi bulunmayan bir laboratuvardan mı yoksa bir hayvan pazarından mı geldiği önemsizdir.- Saklanacak şeyiniz yoksa şeffaf bir soruşturma isteyenleri korkutmanıza gerek yoktur.

- Çin hükümetinin bu son derece agresif tepkisi sadece laboratuvar kazası teorisini besliyor.Çin, kalitesiz mallarını, Afrika'ya mı satacak? Çin'in Avustralya'nın ham maddelerine daha fazla ihtiyacı var!

- Bunda yanlış olan nedir? Tehditler kesinlikle kabul edilemez. Ekonomik bağlarımızı yeniden düşünmeliyiz ve eleştirenleri tehdit eden rejimlere bağlı olmamalıyız.  

Virüsün kaynağı konusunda dünya medyasının ve siyaset kurumunun genel sessizliğini, siz neye bağlıyorsunuz?



SB NOT: Avustralya'nın Victoria kentinde "lockdown" olduğu saatlerde Çin'den uçakların havalimanına inmesine ne demeli? .. ilgili video THE NEW NORMAL IS COMPLETE ISOLATION AND TOTAL DEHUMANIZATION - IF YOU ALLOW IT (BANNED BY YOUTUBE)


devamı sonraki sayfada....