Translate

imperialisme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
imperialisme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2016 Cuma

Osmanlı - Rusya - Türkiye ve Emperyalizmin oyunları





Osmanlı İmparatorluğu’nun Yıkılışı



Amerikan emperyalistlerinin sömürgeci iştahları, her türlü düş gücünün üstündeydi. (Yakındoğu’da güçlü bir rakiple, ABD’yle derde girmek istemeyen İngiltere’nin çıkarınaydı) 


G.King ve C.Crane başkanlığındaki Amerikan komisyonu, 1919 yılı Haziran ve Temmuz ayları boyunca, Suriye, Filistin, Kilikya ve İstanbul’u ziyaret ettiler. Yakındoğu halklarının “korunması” maskesi altında King-Crane komisyonu ABD’nin işgalci planlarını geniş ölçüde yaygınlaştırdı. Yerli halkı kendi yanlarına çekmek için demogojik bir biçimde “Amerika’nın bir toprak isteği” bulunmadığını, Yakındoğu halklarının işlerine salt “adalet adına karışmak zorunda” kaldığını ileri sürüyorlardı.


Amerikan komisyonu, eğer böyle bir gereklilik doğarsa, Türkiye üzerinde Amerikan mandası kurulmasına razı olup olmayacakları konusunda, İstanbul’da ve ülkenin diğer bölgelerinde bulunan siyasal parti ve örgütlerle din dernekleri yöneticileri arasında soruşturma yaptı.


Paris’e dönen King-Crane komisyonu, “incelemelerinin” sonuçlarını geniş bir raporla açıkladı. Raporda, Suriye, Filistin ve Mezopotamya’ya Amerikan mandası verilmesi görüşü savunuluyor, gerekçe olarak bu ülkelerin ne Fransız ne de İngiliz mandası istedikleri gösteriliyordu.


Komisyon, Boğazlar ve Ermenistan içinde olmak üzere, Türkiye üzerinde de ABD mandası kurulması görüşündeydi. King-Crane raporu, konuyu şu sözlerle bağlıyordu: “Küçük Asya’da mandalara ilişkin olarak en iyi çözüm, her üç mandanın (yani Küçük Asya, Ermenistan ve İstanbul’a verilecek mandaların) tek bir manda olarak birleştirilmesi ve bunun tek mandatör devlet olarak Amerika’ya verilmesidir”.


Yakındoğu ülkeleri üzerinde kurulacak mandalara ilişkin olarak komisyonu oldukça ilerler varan sonuçları, emperyalizmin Lloyd George, Clemenceau gibi temsilcilerini bile şaşırttı ve Türkiye’nin paylaşılması konusunda emperyalistler arası savaşımı kızıştırdı.


General D.Harbord başkanlığında 1919 Ağustos’unda Transkafkasya ve Doğu Anadolu’ya gönderilen ikinci Amerikan komisyonunu da, tüm Türkiye, Transkafkasya ve İstanbul üzerinde tek bir manda kurulması gerektiği sonucuna vardı.


D.Harbord komisyonu, Doğu Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti’yle ve XV.Kolordu komutanlığıyla da bağlantı kurdu. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa komisyona “1.Kafkas Kolordusu’nun 1334 (1918) yılındaki hareketleri ve gözlemleri konusunda”, Türkiye’nin Kafkasya üzerine seferinin “haklılığını” kanıtlayan bir raporu sundu.


Fakat kısa bir süre sonra uluslararası durumda değişiklikler oldu ve bu ABD dış politikasını da etkiledi. 1919 yazında Kızıl Ordu, Petrograd’ı tehdit eden general Yudeniç’i bozguna uğrattı. 1919 Ekim’inde Oryol ve Voronej’deki kesin savaşlarda da, Sovyetler Birliği’yle savaşlarında İngiliz-Amerikan emperyalistlerinin baş kozu olan General Denikin’in birliklerine ölümcül darbe indirdi. 1919 sonunda, Kolçak’ın bozgunundan sonra ise Amerika’nın Sibirya’yı ele geçirme planları sonsuza dek suya düşmüştü.


Sovyet Rusya’ya karşı müdahale politikasının çökmesinden ve Uzakdoğu’da Çin’in paylaşılması konusunda emperyalistler arası çelişkinin alabildiğine keskinleşmesinden sonra, Amerikan emperyalistleri bir süre için Avrupa işleriyle ve bu arada Türkiye’nin paylaşılması konusuyla ilişkilerini gevşettiler. ABD senatosunun 1919 Kasım’ında Versailles Antlaşması’nı onaylamayı reddedişinden sonra ise, Amerikan kurulu, sadece gözlemcilerini bırakarak Paris Barış Konferansı’ndan ayrıldı.


Amerikan emperyalistlerinin Yakındoğu politika alanından bir süre için ayrılmaları, İngilizlerin konumunu önemli ölçüde güçlendirdi. Fransız ve İtalyan emperyalistlerinin amansız direnişlerine karşın, İngiltere, eski Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm alanlarında ve bu arada Karadeniz boğazlarında adım adım egemenliğini kurmaya girişti. Fakat İngiltere, Fransa ve İtalya arasında ciddi görüş ayrılıkları nedeniyle, Türkiye’yle barış antlaşmasının imzalanması daha bir yıl uzadı.


22 Mayıs 1919’da, Sykes-Picot Antlaşması’na açıklık getirilmesi konusunda İngiltere ve Fransa arasında yeni bir antlaşma imzalandı. Buna göre, Filistin ve Musul illeri, İngiltere’nin etki alanına girmekteydi. Buna karşılık, İngiltere de, Fransızların işgal etmesi için askeri birliklerini Suriye ve Kilikya’dan çekecekti. İngiltere ayrıca Zonguldak kömür havzasının ve Bandırma bölgesinin de Fransa tarafından işgal edilmesini kabul ediyordu. Zonguldak kömür havzası, antlaşma öncesinde 1919 Nisan’ından beri Fransız işgali altında bulunmaktaydı.


29 Temmuz’da, İngilizlerin de katılmasıyla, İtalya ve Yunanistan’ın Anadolu’da ve Balkanlar’daki etki alanlarının sınırları konusunda İtalyan-Yunan Antlaşması yapıldı.


12 Eylül’de İngiltere, Türkiye’ye barış konferasında çıkarlarını “koruyacağı” ve ülkede ekonominin yeniden kurulmasına “yardım edeceği” gerekçesiyle kendi koşullarını dayattı. Bu antlaşma, Türkiye’yi sıradan bir İngiliz sömürgesi durumuna getirmek amacını taşıyordu.


1919 yılı sonunda, İtilaf güçleri arasında özellikle boğazlar sorunu üzerinde ciddi görüş ayrılıklarına karşın, Türkiye’nin yazgısı kararlaştırılmıştı. Uzmanlar kurulunca hazırlanan Türkiye’yle barış antlaşması tasarısı; 

- Filistin ve Mezopotamya’da İngiliz Suriye ve Kilikya’da Fransız mandası kurulmasını; 
- Güneybatı Anadolu’nun İtalyan etki alanına bırakılmasını; 
- İzmir ili ve Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini;
- Güneydoğu Anadolu’nun İngiltere’nin koruyuculuğu altında özerk bir Kürt yönetimi kurulmasını;
- Anadolu’nun doğusunda bulunan yedi ilin ABD mandası altında Taşnak Ermenistanı’na verilmesini;
- Boğazlarda uluslararası bölge;
- Orta Anadolu’da padişahlık yönetiminde küçük bir Türk “devleti” kurulması – fakat gerçekte bu devlet İtilaf Devletleri’nin denetimi altında bulunacaktı.


İtilaf güçleri bu planın gerçekleştirilmesi için Türkiye’de ve Musul ilinde (100 000’in üstünde insandan oluşan) işgal birliklerini tutmaktalardı. 1919 yılında; 

- İngiltere’nin, 30.000’i İstanbul’da, 3.000’i Çanakkale Boğazı’nda, 5.500’ü Bağdat Demiryolu’nda ve 3.000’i Musul ilinde olmak üzere, Türkiye’de 41.500 asker ve subayı vardı.
- İtalyanların 17.500 kişilik askeri birlikleri İstanbul, Antalya, Isparta, Muğla, Söke, Megri, Finike, Akşehir, Afyonkarahisar ve Konya’ya yerleşmişti. İstanbul’da 4.000 kadar İtalyan bulunmaktaydı.
- Fransızların sayıları 49.000 asker ve subaya ulaşan Türkiye’deki askeri birliklerinin 24.000’i Çatalca ve İstanbul’da, 4.000’i Çanakkale Boğazı’nda, 1.000’i Rumeli Demiryolu hattında, 20.000’i Kilikya’da (Adana, Tarsus, Mersin) bulunuyordu.


Bundan başka, Türk kara sularında, İngiltere, Fransa, ABD, İtalya ve Yunanistan’ın çok sayıda deniz piyade birliklerine sahip savaş filoları bulunmaktaydı. İzmir ve Aydın iline Dört Yunan Tümeni (40.000) yerleştirilmişti.


İşte böyle bir barıştı Türkiye’yle yapılacak olan. Fakat Türk halkı, onu tutsaklaştıracak ve devletini yok edecek olan böyle bir geleceğe boyun eğmedi; özgürlük ve bağımsızlık savaşını başlattı.




Ekim Devrimi’nin Türkiye’ye Etkisi


Ekim Devrimi, sömürgelerde ve bağımlı ülkelerde kurtuluş devrimlerinin yeni bir dönemini başlattı. Bu devrim dünya emperyalizminin, gövdesinde ölümcül bir yara açmak ve dünya ekonomisinin birleşik kapitalist sistemini parçalamakla kalmadı; Sovyet devletinin kişiliğinde Doğu’nun ulusal kurtuluş devrimlerine bir dayanak yarattı.


Sovyet hükümeti kuruluşunun daha ilk günlerinden, Doğu ülkelerinin paylaşılması konusunda çarlık hükümetlerinin ve geçici hükümetlerin büyük devletlerle imzaladıkları gizli diplomatik belgeleri ve gizli antlaşmaları yayımlamaya başladı. 


Bu yayınlar, doğunun irili ufaklı halklarının yazgıları üzerinde pervasızca pazarlık yapan dünya emperyalizminin soyguncu planlarını tüm dünyanın gözü önüne serdi. Eski Dışişleri Bakanlığı Arşivinden Gizli Belgeler adıyla yayımlanan kitabın ikinci fasikülünde, Türkiye’nin paylaşılması konusundaki gizli antlaşmalar yer almaktaydı.


Türkçe’ye çevrilen ve İstanbul’da yayımlanan bu belgeler kitabı, ülke kamuoyuna büyük ölçüde etkiledi. Tanınmış gazeteci Yunus Nadi, Türkiye’deki Sovyet Elçisi S.İ.Aralov’a bu konuda şunları söylemişti: “Türkiye’nin parçalanmasına ilişkin gizli çarlık antlaşmalarının Sovyet hükümetince yayımlanması; Çarlık Rusyası, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın Türk halkına karşı emperyalist tasarılarını ortaya çıkardı.”


Rus SFSC Halk Komiserleri Sovyeti’nin “Rusya ve Doğu’nun Tüm Emekçi Müslümanlarına” çağrısında şöyle denilmekteydi: “ Doğu Müslümanları, İranlılar ve Türkler, Araplar ve Hintliler! Kafaları ve varlıkları, özgürlükleri ve anayurtları yüzlerce yıldır Avrupa’nın açgözlü yırtıcılarınca alınıp satılanlar; savaşı başlatan soyguncularca yurtları paylaşılmak istenenler! 


İstanbul’un ele geçirilmesi konusunda devrik çarın yaptığı ve devrik Kerenskiy’ce onaylanan gizli antlaşmaları bugün yırtılıp yok edildiğini bildiririz! Rusya Cumhuriyeti ve onun hükümeti, Halk Komiserleri Sovyeti, yabancı toprakların ele geçirilmesine karşıdır!”


Sovyet hükümeti, Türkiye’nin paylaşılması konusunda çarlık antlaşmalarını geçersiz sayışının yanı sıra, zamanında Çarlık Rusya’sının Türkiye’den eşit olmayan antlaşmalara (kapitülasyonlar) bağlı olarak elde ettiği ekonomik, ticari ve hukuki bağışıklıklardan da vazgeçti. Eşit olmayan antlaşmalardan vazgeçmekle, Sovyet Rusya, Türkiye’nin dünyada sadece siyasal değil, ekonomik bağımsızlığını da tanıyan ilk ülke oldu.




Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923
A.M.Şamşutdinov
Çev:Ataol Behramoğlu, 1999
Orijinal Adı: Osvoboditelnaya Voyna Turtsii, 1966










ilgili:
A.M.Şamsutdinov






NOT: 
Yakın tarihte de buna benzer bir olay (Rusya Türkiye'yi Uyardı - İstanbul / Darbe) olunca aklıma geldi, paylaşayım dedim..! SB,19 Ağustos 2016





*



Amerika'nın istihbarat birimi CIA'in direktör eski yardımcısı Michael Morell, Suriye'deki Rusların "bedel ödetmek üzere" gizlice öldürülmesi gerektiğini söyledi./ link



Speaking on the TV channel CBS News, former deputy director of the CIA Michael Morell said that the settlement of the Syrian conflict needs “covertly” killing of Russians and Iranians.

According to Morell, Washington should support the militants in Syria more actively.

“When we were in Iraq, the Iranians were giving weapons to the Shia militia, who were killing American soldiers, right? The Iranians were making us pay a price. We need to make the Iranians pay a price in Syria. We need to make the Russians pay a price,” he said.

“We will make the Russians and the Iranians pay by killing them?” CBS co-host Charlie Rose asked Morell again.

“Yes. Covertly,” the former deputy director of the CIA confirmed. /news link / link / link





Bir de:"ABD'den Türkiye, Rusya Yakınlaşması Yorumu: Endişeli Değiliz, Onların Kararı" demişler. Yalanlarınızı yesinler!!! (link)





"The election of Trump or Clinton is the old illusion of choice that is no choice: two sides of the same coin. In scapegoating minorities and promising to "make America great again", Trump is a far right-wing domestic populist; yet the danger of Clinton may be more lethal for the world.... In a radio broadcast, Cohen referred to critical questions Trump alone had raised. Among them: why is the United States "everywhere on the globe"? What is NATO's true mission? Why does the US always pursue regime change in Iraq, Syria, Libya, Ukraine? Why does Washington treat Russia and Vladimir Putin as an enemy?"








OF COURSE THEY WILL KILL AMERICAN SOLDIERS. 
WHAT ARE YOU DOING HERE, SO FAR FROM YOUR "HOME"? 
DO YOU HAVE BORDERS TO ANY OF THESE STATES? 
THIS IS INVASION. 
AND THEY HAVE EVERY RIGHTS TO DEFEND THEIR HOMELAND... 
THE BIGGEST TERRORIST IS THE USA STATE.
THEY BROUGHT THE TERRORISM.
GO HOME YANKEE!!!
KEEP YOUR HANDS OFF OUR COUNTRIES.
SB.










12 Şubat 2016 Cuma

You All Are Hypocrites....










The number of migrants in Turkey is approached 3 million, 70 thousand people are waiting at the border, and Germany is preparing to "return" 750 thousand people to Turkey.
Who is the responsible then, of this war, for this immigrants? 
Who funded these terrorists?

This is called: "Genocide of Country's Demographic Structure", and that's what you are doing to Turkey. Just like in the past, with Gulf War. 500000 Peshmerga came to Turkey. The number of them is 2 million today, and here they are saying "We want to establish our own country. We want autonomy", and terrorize Turkey in Southeast Anatolia, of course with the help of "Westernes". I also don't approve what "our government" do. 

YOU ALL ARE HYPOCRITES.












Türkiye'deki göçmen sayısı 3 milyona yaklaşıp, 70 bin kişi de sınırda beklerken, Almanya 750 bin kişiyi Türkiye'ye "geri" göndermeye hazırlanıyor. Bu savaştan, bu göçmenlerden kim sorumlu peki? Teröristleri kim finanse ediyor?

Buna: " Bir Ülkenin Demografik Yapısına Yapılan Soykırım" denir ve Türkiye'ye yaptığınız da bu. Geçmişte "Körfez Savaşında" olduğu gibi, 500 bin peşmerge Türkiye'ye gelmişti. Bugün sayıları 2 milyon ve buralar bizim diyerek bölücülük yapıyorlar, "kendi ülkemizi kurmak istiyoruz, özerklik istiyoruz", diyerek Güneydoğu Anadolu'muzda terör estiriyorlar, tabii ki "batılıların" yardımıyla. Ve "hükümetimizin" yaptıklarını da onaylamıyorum.

HEPİNİZ İKİYÜZLÜSÜNÜZ.












750 bin göçmeni barındıramıyan Sen (Avrupa).
2016 da bana "Vizesiz Dolaşım" vereceksin ha!

Su gelir güldür güldür ,
Gel de yar beni güldür .
Bir damlacık kanım akmaz, 
Öldürürsen sen öldür.
:)






Nachrichten: 
"Deutschland ist geteilt* und ein Türkland ist gegründet."

* Das ist was Sie für uns wünschen...ich wünsche gleichfalls.

SB















ilgili haberler









"The people we are fighting today, we funded 20 years ago" H.Clinton
YET, YOU ARE STILL FUNDING!






SHOULD WE SAY BLACK WATER IS TRAINING PKK a.k.a PYD TERRORISTS...

Obama should stop sending Black Water's contractor killers to Syria and training PKK's sister terror organization PYD terrorists. They are crossing the border and killing Turkish security forces and civilians.
Democrats are playing dirty games and they will pay for it when the election day comes...
Gusan Yedic


























25 Aralık 2015 Cuma

“Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Başkenti Ankara'dır.”








Türkiye üzerine oynanan Büyük Oyun!




Haluk Dural.

Adalet partisi bir öneri sundu; Başkanlık önerisi;

Tartışmalar özellikle merkez medyada, başkanlık sistemi üzerine tartışmalar yapılarak, halkın dikkati buraya çekiliyor. Ama yapılmak istenen yeni anayasa, esas itibariyle başkanlık sistemi üzerine oturmuyor.


Yeni anayasanın esas hedefi 2 bölgeli, 2 milletli, 2 dilli federal bir Türkiye, yani üniter devlet yapımızı parçalamaya yöneliktir. Birincil hedefi budur.


Çünkü, geri kalan kısmında, ikiye bölündükten sonra, Türkiye'nin geri kalan kısmında başkanlık mı olmuş, şeriat devleti mi olmuş, bunun fazla önemi yoktur.


Böyle bir tanımlamayla, eğer ki 2 halklı, 2 dilli, 2 bölgeli federal bir yapı olur ise, bunun akabinde gelecek olan şey şudur. Biliyorsunuz, Türkiye birkaç tane uluslararası tehlikeli anlaşma imzaladı. Bunlardan bir tanesi, Avrupa yerel yönetimler, Özerklik Şartı'dır. 18 maddelik bu antlaşmanın onay koşulları askari on maddesinin onaylanmasıdır. Türkiye on maddeyi onaylamıştır. 


Fakat, ana muhalefet partisi başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bu sözleşmenin tüm maddelerini imzalaması yönünde, görüş beyan etmiştir. Çekincelerin de kaldırılmasını öneriyor. Ama Türkiye 18 maddenin 10'unu onaylamıştır. Ama diğerleri de onaylandığı zaman ilan edilecek olan özerk bölge, ki şu anda ilan edilemiyor, çünkü anayasal dayanağı yok.


Türkiye üniter bir devlet yapısına sahip, o nedenle federatif devlete geçildiği zaman derhal bu yasa yürürlüğe girecek, uluslararası uzlaşmada. Ve bdp'nin çok kez ilan ettiği üzere, Diyarbakır'da topladıkları demokratik toplum kongresi kararları uyarınca, derhal bdpli belediye başkanlarının görev yaptıkları illeri kapsayacak şekilde, demokratik özerk bir bölge ilan edilecekler.


Şimdi bu o kadar tehlikeli bir şey ki, sebebi şu; Dieğr maddeler de kabul edildiği takdirde, bu özerk bölgelerdeki yerel yönetimler, yabancı ülkelerde, herhangi bir projeye bağlı olmaksızın para yardımı alabilirler, üstelik aldıkları bu parayı canlarının istediği gibi kullanabilirler, merkezi idarenin buna herhangi bir müdahalesi söz konusu olmayacaktı. Ama daha da önemli bir madde var, bu parayı verenler, paranın kontrolü için komiserler gönderecekler. Anlaşma böyle.


Dolayısıyla, Türkiye'de devlet, şimdi yabancı devletlerin uzantıları hükümdar olmaya başlayacaktır. Bu Türkiye'nin egemenliğinin başka devletlere devri anlamına gelir. Halbuki bizim anayasamız, 1921'deki 22 maddelik anayasımızın birinci maddesi olan "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" ifadesiyle başlayan ve tüm anayasalarımızda yer alan "egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait" olduğu  ve bu egemenliğin hiçbir kişi, cümre veya kurumla paylaşılamayacağı ve devredilemeyeceği, hükmüne aykırıdır. Yani, cumhuriyetin temel felsefesini ortadan kaldıracak birşeydir. Egemenliği bir kere uluslararası kurumlara devretmeye başladığınız anda, artık üniter ve bağımsız devlet vasfınızı yitirir, yarı sömürge olmaya başlarsınız ve bunun sonuda sömürgeleşmektir. Ülkeniz parçalanır.


Bir diğer tehlike husus, böyle bir bölücü anayasanın kabülünden sonra; o da 2004 yılında kabul edilmiş olan Birleşmiş Milletler İkiz Sözleşmeleridir. Bu İkiz sözleşmelerinin bir tanesi siyasal haklar sözleşmesi, bir tanesi de ekonomik haklar sözleşmesidir. 


Bu iki sözleşmenin ikisinde de birinci maddeleri aynıdır, 3 fıkrası vardır. Bu maddlerin önemi şuradan, ortak olan birinci maddenin 3.fıkrasında: Halkların kendi kaderlerini tayin etme, diye bir hak tanımı vardır.


Bu sözleşmeler 2004 yılında Türkiye Büyük Millet Meclis'de onaylandı. 


Vatandaşlara şunu hatırlatayım.


Bu iki sözleşmenin TBMM'de onaylandığı sırada 2 parti temsil ediliyordu, AKP ve CHP, ve maalesef genel kurulda 3 ret oyuna karşı oybirliği ile, nerdeyse, çıktı. 3 karşı oy veren birisi şuan milletvekili olmayan büyükelçi Sayın Şükrü Elekdağ'dır. 2 de AKP milletvekili ret oyu kullandı, ki ikisi de bir daha milletvekili seçilemedi.


Şimdi efendim, Türkiye anayasal olarak, bu sözleşmeler de yürürlükte değil, neden değil, çünkü bu sözleşmelerin yürürlükte olabilmesi için Türkiye'de halkın tanımının yapılması lazım.


Uluslararası hukukta, azınlığın ne olduğu tanımlanmıştır, fakat halkın ne olduğunun  tanımı yoktur. Kime halk denileceği, bir türlü anlaşmaya varılamamıştır. Çok muğlak, çok esnek bir kavramdır halk. O nedenle kimin halk olduğunun tanımlanması her ülkenin iç hukukuna bırakılmıştır.


Eğer bizim anayasamızda, bu yapılmak istenen anayasada, etnik farklılıklar, dinsel farklılıklar anayasayasa bir şekilde yazılır ise, o zaman işte kürt halkı ibaresi hukuki bir dayanak sağlayacaktır. Ve nitekim, bu Diyarbakır'da yapılan demokratik toplum kongresi kararlarına göre bdpli milletvekilleri ilan etmişlerdir. Bu ikiz sözleşmelerine dayanarak , Birleşmiş Milletlere başvurarak "kürt halkı olarak biz Türkiye'den ayrılmak talebiyle plebisit, yani halk oylaması istiyoruz diyeceklerdir.


Şimdi bu İkiz Sözleşmelerinin, halkların kendi kaderini tayin şeklinde yapılan başvurularının nasıl uygulanacağına ilişkin olarakta,  Birleşmiş Milletlerin 1970 yılında çıkarttığı bir karar var, Genel Kurul kararı var. Bu Genel Kurur kararı, halkların kendi kaderini tayin hakkının açılımı, ne olduğu ve nerelerde kullanılacağını açıklıyor. Üç yerde kullanılıyor;


1- Ayrı bir devlet kurmakta kullanılır.
2- Yabancı bir devletle birleşmekte kullanılabilinir.
3- Ayrı bir politik statü olarak ortaya çıkmakta kullanılabilinir. Yani federal bir yapı olarak.


Eğer anayasımızda bizim Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü parçalanır, Türkiye iki milletli, iki dilli federal bir yapıya geçerilirse, işte bu pkk uzantıları Birleşmiş Milletlere başvurarak diyecekler ki; Biz bu üç ayrı şıktan yararlanarak, herhangi birini talep ederek, plebist istiyoruz.


Peki Türkiye'den ayrılmak istiyoruz dedikleri zaman, bunun anlamı şudur; Biz Türkiye'den toprakla birlikte ayrılıyoruz, diyeceklerdir.


Nereye ayrılacaklar? Barzani ile birleşmeye ayrılacaklar. 


Şimdi mesele şuraya geliyor, bu anayasaya, Milli Anayasa Forumu kurulduğu günden bugüne kadar neden "Bölücü Anayasa" demektedir? İşte bu tehlikeler yüzünden.


Burdan milletimizi uyarıyorum. Türkiye'nin Hakkari'sindeki bırakın bir çakıltaşını, bir toz zerresinde bile bu milletin, 75 milyon ferdinin mülkiyet hakkı vardır. Hiçbir şekilde bir devletin toprağı,  o ülkeyi kurmuş olan insanların, milletin izni olmaksızın öyle masa başında başkalarına hediye edilemez.


Bunun anlamı, bu tür yapılacak olan bir girişimin anlamı Türkiye'de bir çatışmanın kışkırtılmasıdır. Tabii diğer ülkeler de, yani batının emperyalist devletlerinin parmağını soktuğu ülkelerde, görüyorsunuz iç çatışmalar hep bu şekilde etnik çatışmalar veya dinsel farklılıkların kaşınmasıyla çıkartılıyor. Bu Türkiye'nin başına gelebilecek bu Bölücü anayasa en büyük melanettir. 


Onun için biz Milli Anayasa Forumu olarak bütün yurttaşlarımızı bu tehlikelere karşı uyarıyoruz, Türkiye'nin üniter devlet yapısının, ülkesinin ve milletinin bölünmez bütünlüğünün sağlanması için Atatürk'te birleşen, cumhuriyetin temel değerlerinde, Atatürk İlke ve İnkilapları'nda birleşen bütün milli güçlerin, parti ayrımlarını bir kenara bırakarak, geçmişteki siyasi tartışmaları bir kenara bırakarak, Milli bir cephede birleşmesi, bunun içinde Milli Merkeze gelip bizlere destek  vermelerini arzu ediyoruz.


Bunlar hep saklanıyor vatandaşlardan, bütün siyasi partiler de tabanından saklıyor. Bizi dinlemeye gelen CHP tabanından insanlar; bizim kendi partimiz bunları söylemiyor, milletvekillerimiz bunları söylemiyor.





Teoman Alili.

" İki uluslararası anlaşma var, bir tanesi Yugoslavya'nın bölünmesine yol açan Dayton Barış antlaşması, sanırım Birleşmiş Milletlerin İkiz yasalarına dayanarak yapılmıştı. Ve antlaşmayı hazırlayanlardan bir tanesi de (ABD) Richard Holbrooke'tu diğeri de Martti Ahtisaari , şimdiki akil adamlar listesinde, yani eski Finlandiya cumhurbaşkanı, çok akıllı bir zattır! Balkanlar'daki lakabi Hızar'dır. Son olarak Kosova'nın Sırbistan'dan ayrılmasında da çalışma yürütmüştü. Bu Dayton Barış antlaşma süreciydi ve Dayton Barış antlaşmasından sonra Bosna Hersek'te bir devlet oluşmuştu. Bosna Hersek Devleti'nde sizin söylediğiniz gibi, tabloyu özetlemek açısından, bugün Bosna Hersek Devleti'nde federasyondan federasyoncuğa geçiş yaşandı. Bosna'da 3 Başbakan, 3 Dışişleri Bakanı, 3 İçişleri Bakanı, Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar var, ama hepsinin tepesinde bir vali var, Amerikalı. Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilmiş.


İkinci antlaşma ile, ülke bölünmeden, hani şuanda pkknında söylediği bir şey, o da belki uyarıcı bir etki yaratabilir, "ülkeyi fiilen bölmüyorlar, ama üniter devlet yerine multiethnical state tanımı koyuyorlar, yani çok etnikli devlet. Bu da OHİTMAN3 anlaşması Makedonya'da gerçekleşti. Eğer bir bölgede %50'nin üstünde bir halkın fazlalığı varsa, %51 Arnavutsa o bölgeyi Arnavutlar yönetiyor, %51 Makedonsa o bölgeyi Makedonlar yönetiyor. " 





Haluk Dural.

Bu tamamen zırva, böyle bir yönetim şekli falan olmaz. Bu Türkiye'ye fazla benzemiyor, Türkiye için yapılan planın bir başka büyük senaryosu var. O da Türkiye niye bölünecek? Bunun üst senaryosu şu:


Amerika'nın Büyük Ortadoğu Haritasını çok gösterdik. Bu haritanın içinde hür kürdistan diye bir devlet kuracak Amerika. Bu hür kürdistan nereden oluşuyor? Irak'ın kuzeyindeki Barzanistan, ondan sonra Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolusu, taa Rize'ye kadar, Rize'den Batum'a kadar olan bütün bölge kürdistan olacakmış.


Peki bunu niye yapmak istiyorlar? Bu tek bir harita değil, Amerika'nın yayınlamış olduğu çeşitli haritalarda bunun bir de İskenderun'a kadar uzanmış bir bacağı vardır. Bunu şunun için istiyorlar:


Basra Körfezi'nden sonra en büyük petrol ve doğalgaz kaynakları Hazar Denizi'ndedir. Dolayısıyla Amerika'nın 21.yüzyıl Amerikan İmpartorluğu rüyası, körfezin işgalinden sonra Basra Körfezi'ndeki petrol ve doğalgaz kaynaklarını işgal edilmesini içerir. Bu meşhur Amerikan ulusal güvenlik başdanışmanı Brzezinski 'nin Başkan Carter döneminde yapmış olduğu "21.yüzyıl Amerikan Stratejisi"dir. Bu strateji değişmedi hala. Bunu gerçekleştirmek güç meselesi. 


Hazar Denizi'ndeki petrol ve doğalgaz kaynaklarına erişebilmenin 2 yolu var, ya doğudan ulaşacaksınız, Afganistan- Pakistan üzerinden, ya da batıdan ulaşacaksınız. Batıdan ulaşmanızın da iki güzergahı vardır. Birisi Karadeniz üzerinden Balkanlar'dan Bakü'ye ulaşacaksınız, ikincisi ise Akdeniz üzerinden ulaşacaksınız.


Şimdi Amerika Afganistan'ı işgal etti ama, orada sopayı yiyor bırakıp ayrılacak, kaçacak oradan. 2010 yılında Obama bu stratejiyi değiştirdi, bütün güçleri oradan ayırdı ve stratejinin Akdeniz bacağına geçti. Akdeniz bacağı iki merhaleden oluşuyor. Birincisi, Petrol güzergahının, yani Basra Körfezi'nden çıkıp Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'dan Akdeniz'e gelen veya  Bakü-Ceyhan petrol borusu hattıyla bizim İskenderun'a gelen petrolün , Akdeniz'den Cebelitarık'tan çıkıp dünya pazarlarına gideceği güzergahlar üzerinde Amerikan denetimini sağlayabilmek için, önce kuzey Afrika ülkelerini Amerikan yanlısı hale getirmek gerekiyordu ki, bu projenin adı Genişletilmiş Kuzey Afrika ve Ortadoğu Projesi'ydi.


Nitekim biliyorsunuz,  bunun için önce Tunus'tan başladılar, Arap Baharı diye, ama iki tane temel hedef var burada, bunlardan bir tanesi Libya'nın işgaliydi, ikincisi ise kritik olan yer Mısır'dı, Mısır'ın işgaliydi. Mısır'a dincileri getirdiler, kendi adamlarını getirdiler, Mursi başkanlığındaki Amerika tarafından kurdurulmuş Müslüman Kardeşler Örgütünün asli görevi Mısır'ı üç parçaya bölmek. Bakmayın siz böyle durduğuna, kuzeyde Süveyş Kanalı'nı kontrol altına alacak olan merkezi İskenderiye olan bir Hıristiyan Kıpti Devleti kuracaklar. Orta bölge ve Güney bölge olmak üzere Mısır'ı üçe parçalayacak Amerika aslında bu işlerin sonunda, bu dinciler, Amerika'ya hizmet ederek. İkincisi de hepimizin bildiği Libya'yı işgal edip, tamamen ellerine geçirdiler.


Şimdi, güzergahı kısmen kontrol altına aldılar, Akdeniz'deki deniz yollarını. ama Akdeniz'den Bakü'ye kadar bir koridor açmak lazım. O koridorun üzerinde Kıbrıs var, Lübnan var, Suriye var, Kuzey Irak, Güneydoğu Türkiye, Doğu Türkiye, Nahçıvan, Ermenistan ve Azerbaycan var. 


Burada 200-250 kilometre derinliği olan, yani askeri açıdan müdafa edilebilecek bir toprak parçasını Amerika'nın kontrolü altına alma isteği var. Peki bunun önünde, bu projeni önündeki en büyük engel kim? Güçlü ordusuyla Türkiye Cumhuriyeti. 


O nedenle 5 senedir Türk Ordusu'na böyle büyük bir operasyon yapılıyor. Türk Ordusu'nun savunma gücünü kırmak, bu operasyonu, yani hem Bölücü bir anayasayla ülkeden, güneydoğumuzu bizden kopartmanın, hem de Türkiye buna direniyor ise, Türk Ordusu'nun direncini yok etmek içinde bu operasyonlar sürdürülüyor.


Daha evvelde Karadeniz'den denedikleri işi yapamadılar; Gürcistan'daki savaşta, Rusya'ya kafa tuttu bir banka memuru avukatı Saakaşvili, bu işe kalkıştı, ona yardım etmek için Amerikan deniz kuvvetleri Karadeniz'e çıkmaya kalkışınca, Montrö Antlaşması'nı korumakla ve uygulamakla görevli olan Türk Deniz Kuvvetleri, buna müsaade etmedi. Onun için Türk Deniz Kuvvetleri'ne yapılan operasyon, o generallerimiz, amirallerimiz, deniz kurmay subaylarımızın hepsinin böyle tutuklanıp, şu anda savaş gemilerimizi kumanda edecek komutan bile kalmadı, o nedenle Karadeniz nedeniyle Deniz Kuvvetlerimize operasyon yapmışlardı.


İşin aslı, Türk Ordusu'na yapılan bu operasyon, kuzey Irak'taki Barzani ile güneydoğumuzu birleştirmek için koridoru açmaktır. Yoksa bunun insan hakları, bilmem ne hakları, demokrasi, efendim etnik köken, insanın şerefimiymiş bazı liderler çıkıyor diyor, bunun şerefle merefle alakası yok, bu büyük senaryoyu görmeyenler, Türkiye'de yürütülmekte olan operasyonları, Türkiye'de yapılmak istenen Bölücü anayasanın ne amaçla yapılmak istendiğini bir türlü kavrayamazlar. İşin aslı bununla bağlantılıdır. 


Amerikalıların unuttuğu taraf burası; Amerikalılar 345 kıymetli kurmay subaylarımızı veya savaşkan subaylarımız esir aldıklarını zannetiklerini zaman, sanki Türk Ordusu'nun bittiğini zannediyorlar. Onların anlamadığı şey şudur hep, Türk Ordusu'nun üniformasını giyen 700bin kişiden ibaret zannediyorlar, onların gördüğü Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Halbuki, Türk Ordusu, işte burada da 3 kişiyiz, bizlerde Türk Ordusu'yuz. Türk Ordusu bir seferberlik ilan etse 96 saatte ikibuçukmilyon (2.500.000) kişidir. Bir ay sonra 25.000.000 (yirmibeşmilyon) kişidir. Onların kavrayamadığı kısım burası. 


Kimin toprağını kimden alıyorsun? Kimin devletini nasıl parçalıyorsun? Gücün varsa yaparsın.Gelirsin buraya tankınla, topunla, patriotunla da gelsen, bundan 90 sene önce senin dedelerini nasıl Akdeniz'e döktüysek, şimdi de o hempalarıyla birlikte Van Denizi'ne gömmek bizim boynumuzun borcudur.


Bu yüzden o Balkan örneklerine benzetmeyin Türkiye'yi, kesinlikle benzemiyoruz.

H.D.
programın videosu: 













Başkanlık sistemi Yeni anayasa'ya bile uygun değildir.
Yeni anayasa 2 milletli, 2 dilli, federe bir anayasadır.


'Yeni Anayasa' Emperyalist Patentli!
Haluk Dural 


“Türkiye’nin yeni bir Anayasaya ihtiyacı yoktur. Yeni Anayasa ABD + AB, AKP + (BDP + PKK) tarafından istenmektedir. Yeni denen ‘Bölücü Anayasa’ girişimi toplumu daha fazla ayrıştıracak ve çatışmaya yol açacaktır. Emperyalist yayılmanın önündeki en büyük engel ‘milli devletler’dir. 


Akdeniz’den Hazar’a açılacak ABD işgalindeki koridorun önündeki en büyük engel ise üniter yapıya sahip Türk Devleti ve ordusudur.


Bu nedenle ABD planı, Türkiye’nin terör ve iç çatışmalarla (Türk-Kürt, olmazsa Alevi-Sünni) veya İran ve Suriye ile çatıştırılarak veyahut işbirlikçi iktidarlar vasıtasıyla hukuken üniter yapısı bozularak ve ordusu küçültülerek, ekonomisi borçlandırılarak ve özelleştirilerek ülkemizin zayıflatılmasını öngörmektedir.”


Bu Meclis Yeni Anayasa Yapamaz!


“Yürürlükteki anayasaya göre seçilmiş meclis, ‘Yeni Anayasa’ yapamaz. Yeni bir anayasa sadece halk tarafından ve halkın tüm kesimlerinin eşit, barajsız temsil edilecek şekilde seçildiği bir ‘Kurucu Meclis’ marifetiyle yapılabilir.”


“Laiklik ilkesine rağmen dini faaliyetlerin Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde olması bir ihtiyaçtır. Ancak, eğitim ile din birbirinden tamamen ayrılmalıdır. Din dersi zorunlu olmamalıdır.”


Haluk DURAL - 19 Mayıs 2012 















Hey You, Imperialists...

Whose lands are you giving to who? Whose State are you tearing apart?

Turkish Army does not consist 700 thousand soldiers. When the Turkish Armed Forces send a campaign, in 96 hours it is 2.500.000 (two and a half million), in one month it is 25.000.000 (twenty five million)...

If you do have power, you will come here with tanks, and patriots, and like we did 90 years ago with your grandfathers, buried in the Mediterranean Sea, we can burry you and your puppets in Van Lake. 

It is our duty. What's yours, so far from your homeland? You will not succeed.

Turkish Nation.



























5 Ağustos 2015 Çarşamba

TURKEY and THE MiDDLE EAST






THE FACTS!

Israel (Zionist) / American interests in the Middle East and Turkey
And NATO is one of the Trojan horses...


Turkey was always under attack. With Lausanne 1923, the Turks get everything what they deserved, accept Kerkük (Kirkuk) and Musul (Mosul) .

First was the Armenian Issue and know is the Kurdish Issue!..
First they funded Asala, now Pkk and Isil (İsis) terrorist organization.

When Asala bombed Orly, not only Turks died but also French and American citizens, that's why they closed that door...and opens the other door; Pkk came forward, to create chaos in Turkey and in the Middle East...

Imperialist states, established and funded all the terrorist groups (like, al-Qaeda terrorists which was established by cıa! watch Hillary Clinton's speech! )

There is no Kurdish problem in Turkey, there is a oil, water and power problem...
Pkk is a terrorist group, they are not rebels! or gerillas!, they are Terrorists...


Kerkük (Kirkuk) and Musul (Mosul) was never a Kurdish city! 
Till last months, Turkmens (TURKS!) lived there, they were drown out and isil wipe out all the documents and gravestones and now under control of Kurdish people!... photos


* American soldiers hate to the Turks; Süleymaniye 4th July 
Read : (Çuval) "The Hood Event"  by English Michael Todd


The Hood Event (Turkish: Çuval Olayı) was an incident on July 4, 2003 under David Petraeus and General Raymond Thomas Odierno,  INVASION  of Iraq by USA, where eleven (11) Turkish military personnel  in northern Iraq were captured, led away with hoods over their heads, and interrogated by the United States military for 60 hours!!!. 



About Kerkük and Mosul:
Various municipal and government buildings were put on fire in Mosul and Kirkuk by Kurdish forces on 10 and 11 April 2003. A Turkish daily newspaper reported that the Turkish Special Forces soldiers, who were captured by US Army and Peshmerga, had already filmed the deed records and sent the digital records to Turkey before the historical records were terminated. The newspaper also reported that the US party was, in fact, in search of those records, but they were unable to find them. 

Retired Department of Intelligence Chief of General Staff of the Republic of Turkey, Korg. İsmail Hakki Pekin, claims in his book that, after the secret archives about Turkmens captured during the raid, local Turkmen leaders were assacinated or died in suspicious traffic accidents..!


US never apologized for Süleymaniye/The Hood Event...and this was not the first time that USA attacks to the Turks...

NATO 92  - MUAVENET was DELIBERATELY, not by accidently, hit by US military with a missil.

"TCG Muavenet (DM-357), a destroyer minelayer of the Turkish Navy crippled by two Sea Sparrow missiles fired from the aircraft carrier USS Saratoga during a NATO exercise in Saros Bay, Turkey in 1992, resulting in death and injury among its crew."




_____________



Obama's messages at the Turkish parliament in Ankara in 2009

ABOUT TERRORISM: "Turkey, and the United States face a common threat from terrorism. That includes the al Qaeda terrorists who have sought to drive Iraqis apart and to destroy their country. And that includes the PKK. There is no excuse for terror against any nation. As President, and as a NATO ally, I pledge that you will have our support against the terrorist activities of the PKK.  These efforts will be strengthened by the continued work to build ties of cooperation between Turkey, the Iraqi government, and Iraq’s Kurdish leaders, and by your continued efforts to promote education and opportunity for Turkey’s Kurds. "

ABOUT TURKEY-ARMENIA RELATIONS: "Each country must work through its past. And reckoning with the past can help us seize a better future. I know there are strong views in this chamber about the terrible events of 1915... We have already seen historic and courageous steps taken by Turkish and Armenian leaders. These contacts hold out the promise of a new day. An open border would return the Turkish and Armenian people to a peaceful and prosperous coexistence that would serve both of your nations. That is why the United States strongly supports the full normalization of relations between Turkey and Armenia."


FİRST:  We do not have Kurdish problem, we have pkk terrorist problem, which was establish and support with guns and military ecuipmend by your government!.. 

SECOND: We never committed genocide, Armenian comitted Turkish genocide, and the borders are closed because their invasion in Turkish AZARBAIJAN - Nagorno-Karabakh.


Mister Obama you have no rights to interfere our internal affairs! Tell me about the Native's....how your government put their leader in jail?

Condoleezza Rice : " Borders in the Middle East are going to change..." Sorry, what ??!

Why don't you give a land to the Germans, English, Polish, Irish, French, Mexicans, Afro Americans and to the Native's, the real Americans, Loose your United! States... You all are not even in the same ethnic!  But we are!






When we say : " We are proud to be a Turk" is fascism,  but when you say " we are proud to be a American citizens" is not fascism....!

When we defend our borders is "fascism" "war", but when you come,and have no border with your land, is not fascism and no war..!


All major American Newspapers CEOs are Jewish and many of the top guys in CNN, FOX News, and ABC , New York Times, etc. are also Jewish (Zionist). 

Many banks within the United States are also headed by the Jews. The Federal Reserve (THE CENTRAL BANKING SYSTEM OF THE UNITED STATES) is also primarily Jewish. Ben Bernake the chairman of the Federal Reserve is Jewish, Janet Yellen Vice Chairman of the Federal Reserve is Jewish. Jeremy Stein another member of the Federal Reserve board is Jewish. Many big companies are also controlled by Jews. 

Facebook Ceo, Google Ceo,  DELL Ceo, CARL LAEMELLE founder of UNIVERSAL PICTURES, WILLIAM FOX, founder of  FOX FILM CORPORATION, Starbucks CEO , and the list goes on and on...for the list




What benefits does your country have in the MIDDLE EAST? NOTHING... BUT ISRAEL  on the other hand, want to ESTABLISH A BIG ISRAEL...


United States supported Saddam Hussein, King Abdullah of Jordan, Hosni Mubarak, just to name a few.(even Hitler in WWII) They gave them billions of dollars in financial aid. It wouldn't have taken an Arab uprising to overthrow these dictators. The CIA or even Mossad could have easily overthrown most of these governments over 40 years ago and turned them into democracies. But that was not the ıssue...

Countries exist because they have good economies, strong militarys, and good relations with their neighbors. But USA, Europe and Israel brings Chaos, not Democracie!

"124 Israeli children have been killed by Palestinians and 
1,463 Palestinian children have been killed by Israelis since September 29, 2000. 

1,084 Israelis and at least 6,430 Palestinians have been killed 
since September 29, 2000. 

0 Israeli homes have been demolished by Palestinians and 
24,813 Palestinian homes have been demolished by Israel since 1967. 

Israel currently has 236 Jewish-only settlements and ‘outposts’ built on confiscated Palestinian land. 
Palestinians do not have any settlements on Israeli land. 

Israel is the target of at least 65 UN Resolutions and 
the Palestinians are the target of none." 



Palestine Baby Burned! August news!




WHO IS THE THREAT! WE? MIDDLE EAST? NO....
YOUR FIGHT IS WITH THE ZIONIST, BECAUSE THEY ARE CONTROLLING YOUR LAND/GOVERNMENT..!












WHY WAS KENNEDY MURDERED?


"For we are opposed around the world by a monolithic and ruthless conspiracy that relies on covert means for expanding its sphere of influence--on infiltration instead of invasion, on subversion instead of elections, on intimidation instead of free choice, on guerrillas by night instead of armies by day. It is a system which has conscripted vast human and material resources into the building of a tightly knit, highly efficient machine that combines military, diplomatic, intelligence, economic, scientific and political operations. Its preparations are concealed, not published. Its mistakes are buried not headlined. Its dissenters are silenced, not praised. No expenditure is questioned, no rumor is printed, no secret is revealed."







Today, only 15% in Turkey like the U.S., while three-quarters (75%) share a dislike of their NATO ally!!!


Senior NATO Official Claims: "We’ll Be at War by Summer" 28/5/2015 News...






Martin Luther King Jr. said:
"The greatest purveyor of violence today, is by my own government."





America was never an ally to Turkey ,

Our hands tied after Marshall Act. and governments are puppets, if not "eliminated, punished or killed" (example: Punished after, North Cyprus Rescue Mission)

Killed (by cıa, mossad, by the hands of their puppets) our patriotic journalist (Uğur Mumcu), scholars (Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu) and generals (Eşref Bitlis)  who spoke about the truth about how US and Europeans supported and funded the terrorist organizations...


I Wish you everything, what you wish for us and for the Middle East ; a Chaos, Terrorism and War....Under chaos, you can not develop, get no modernization, no education, because everyone is busy with "just save the day".....and then blaming as "Underdeveloped countries"....BULL SHİT!!!






Andreas von Bülow is a German SPD politician and writer. A former government minister, he has authored books about intelligence agencies, including In the Name of the State. CIA, BND and the criminal machinations of secret services. 
(German: Im Namen des Staates. CIA, BND und die kriminellen Machenschaften der Geheimdienste.) 
and The CIA and September 11 (Die CIA und der 11. September).





and
9/11 WAS INSIDE JOB (ZIONIST)
LOOSE CHANGE 9/11
There is No War On Terror... There is A War OF Terror...watch



______________




Wall Street Journal: JULY 2015

U.S. war planners have been coordinating with the Syrian affiliate—the People’s Defense Units, or YPG—on air and ground operations through a joint command center in northern Iraq. And in two new centers in Syria’s Kobani and Jazeera regions, YPG commanders are in direct contact with U.S. commanders, senior Syrian Kurdish officials said.

“There’s no reason to pretend anymore,” said a senior Kurdish official from Kobani. “We’re working together, and it’s working.”

Constantly shifting alliances in the region mean the PKK’s rise isn’t certain to continue. But the guerrilla group’s growing stature has alarmed Turkey, a crucial North Atlantic Treaty Organization ally of the U.S., with whom the PKK has fought a three-decade war costing some 40,000 lives. The PKK is in peace talks with Turkey, and a political party linked to the PKK won a record 12% of the vote in Turkey’s June parliamentary elections. Troubled by the PKK’s battlefield victories, Ankara has vowed to prevent the formation of a Kurdish state in Syria.

“We recognize YPG are fighting [Islamic State] and that Americans are giving support to it,” a Turkish foreign ministry official said. “We transmit our views to American allies.”

Just two years ago, President Barack Obama told Turkey the U.S. would continue to aid its battle against PKK “terrorists.” The U.S. continues to share intelligence about the PKK with Turkey, and military officials from the two countries sit together in an Intelligence Fusion Cell in Ankara established by the George W. Bush administration to help Turkey fight the group.

But now, “the U.S. has become the YPG’s air force and the YPG has become the U.S.’s ground force in Syria,” said Henri Barkey, a former State Department analyst on Turkey now at Lehigh University.

Some senior U.S. and British diplomats said the time has come for the U.S. and some European states to consider a broader rapprochement with the PKK. But U.S. officials said Washington is unlikely to revise the PKK’s terror listing without a green light from Turkey, which has itself sent mixed messages to Washington about its own dealings with the group.

U.S. military personnel aren’t on the ground inside Syria vetting Kurdish forces, making it difficult to discern the affiliations of individual Kurdish fighters who may benefit from U.S. airstrikes, said a senior U.S. defense official. “These guys don’t exactly wear patches identifying what groups they’re fighting for,” the official said, “but they are fighting the right guys.”

The PKK says its affiliates—Syria’s YPG and groups called the PJAK in Iran and the HPG in Iraq—are separate but closely linked. PKK fighters and some analysts say they are one and the same.

“It’s all PKK but different branches,” Ms. Ruken said, clad in fatigues in her encampment atop Sinjar Mountain this spring as a battle with Islamic State fighters raged less than a mile away at the mountain’s base. “Sometimes I’m a PKK, sometimes I’m a PJAK, sometimes I’m a YPG. It doesn’t really matter. They are all members of the PKK.” ‘We’re not terrorists’

“People look at us as if we’re terrorists and they put us on this blacklist. We’re not terrorists,” said Ms. Ruken, who like all PKK fighters uses a nom de guerre—hers means “alive smiling”—and declined to give her real name. “The Kurds know what we are fighting for. They know we will give our souls for them.”

The Kurdish guerrilla groups pledge allegiance to Abdullah Ocalan, the PKK chief imprisoned on a Turkish island since 1999. From jail in 2005, he established PKK affiliates that evolved into today’s YPG, HPG and PJAK.

The PKK and affiliates have car-bombed Turkish cities, kidnapped hundreds and killed Turkish and Kurdish state employees. In 2009, the U.S. Treasury Department designated their leadership as significant narcotics traffickers. The PKK ruthlessly dispatches Kurdish political rivals in Syria and elsewhere, according to New York based Human Rights Watch.

Zagros Hiwa, a PKK spokesman, said: “We have been defending our people against the denial and elimination policies of the Turkish state against the Kurds. Our struggle has always been on the basis of legitimate self-defense.”

The PKK practices an offshoot of Marxism it calls Democratic Confederalism. The group’s utopian goals echo those of some Cold War-era leftist militias. It aims to create a Maoist-inspired agrarian society that opposes landowning classes, espouses gender equality and distances itself from religion. Its guerrillas speak of a leaderless society of equals but also glorify Mr. Ocalan with fanatical devotion. They talk of needing to inculcate Kurdish populations with their ideology, rigidly centralized around Mr. Ocalan’s writings.

The group’s largely pro-West stance, and its deployment of female fighters like Ms. Ruken, has brought sympathy from Western governments and populations. Hundreds of volunteers from the U.S. and Europe have enlisted with the group since 2014.

Calls are growing from European and some U.S. policy makers for the PKK to be removed from terror lists and directly receive arms from Washington. In February, two fighters from the YPG’s all-female YPJ militia were invited to Paris’s Élysée Palace to meet with President François Hollande —their first such meeting with a NATO leader.

“The Kurds have emerged as the best buffer against Islamic State, and the PKK’s military prowess has shifted perceptions of them in the West,” said Marc Pierini, former European Union ambassador to Turkey now at the Carnegie Endowment in Brussels. “It looks like their moment may be coming.”

But Ankara, which relaunched peace talks with the PKK in 2012, is nervous its advances and burgeoning links with the West will strengthen its negotiating position, said Western diplomats and analysts. And the PKK’s expanding strength comes amid a rising tide of Kurdish autonomy that could augur a push for Kurdish independence across the Middle East, deepening the region’s fault lines.

At the PKK’s Qandil Mountain base in Iraq, the group’s chief commander, Cemil Bayik, said in an interview that perceptions of the PKK were shifting dramatically. “Islamic State’s attacks on the Kurds, and the Kurds fighting back against Islamic State, has changed the international attitude toward all Kurds, especially the perception of the PKK,” he said. “Now I want to ask: Who are the terrorists?” 
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!LIES LIES LIES !!!!!!!!!!!!!!!!





MORE LIES OF WALL STREET JOURNAL
SHOW PRETTY THESE TERRORIST, AND FOOL YOUR CİTİZENS!
PKK IS A TERRORIST ORGANIZATION BUILT BY "WESTERNS"
AND PKK DOES NOT REPRESENT EVERY KURDISH PEOPLE !


This is what the Pkk do
Pkk murdered Children and Villagers






"WE'RE TRAiNiNG iSiL': 
WHiTE HOUSE WEBSiTE CORRECTS OBAMA'S SPEECH BLOOPER"



Alex Jones : Obama Slip: We Train ISIL! 7/7/15
Obama : " Ideality is not defeated by guns, but defeated by better ideas"

Alex Jones : "Here is it translated: This our proxy army funded by neo, to take over the middle east and kill all the christians and we are going to keep giving them weapons to do it, and then we are going to used to take their rights domestically."
" Saudi Arabia is the homeland of radical İslam and it's allied with our criminal government"






7 German Spies with PKK terrorrist group...
"TSK Kandil’i bombaladı, PKK Almanya işbirliği deşifre oldu.Alman gizli servisi ajanı bombardımanda ölen PKK’lıların arasında çıktı. PKK’lı teröristleri eğitmek için Kandil’e gönderilen 7 Alman ajandan biri, TSK’nın hava operasyonunda öldü."





"War" can only be called if the war is between two country...
So, you can not say "War between the Turks and Kurds"






"We Don't Negotiate With Terrorists" says the USA and European Countries... 
But they do say to us: "Negotiate with the Terrorists" !!!! 

Go the Hell!













American foreign policy of the past century, this is what crawls out… invasions … bombings … overthrowing governments … occupations … suppressing movements for social change … assassinating political leaders … perverting elections … manipulating labor unions … manufacturing “news” … death squads … torture … biological warfare … depleted uranium … drug trafficking … mercenaries ….US and Israel hegemony in the Middle East 


"OPEN YOUR EYES"
"CORPORATE MEDİA LİES"

"ISRAEL IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"US IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"EU IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"CHINA IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"RUSSIA IS ONLY DEFENDING ITSELF!"

ON THE OTHER HAND THEY "SECRETLY" SUPPORT TERRORISM !
AND WHEN THE PEOPLES OF THESE LANDS "ONLY DEFENDING  ITSELF"...  IS TERRORISM......GO TO HELL !!!


FAKE PEARL HARBOUR
FAKE IRAK
FAKE AFGHANISTAN
FAKE LIBIA
FAKE EGYPT
FAKE PALESTINE
FAKE IRAN
FAKE UKRAINE
FAKE SYRIA
FAKE 9/11
FAKE TERROR
ARE YOU STILL BELIEVING IN LIES?
THE GOAL IS TURKEY, ASIA AND HUMANITY...

TO THE AMERICAN SOLDIERS: STOP FIGHTING!
TO THE AMERICAN CITIZENS:STOP FUNDING!

THE REAL HEROES ARE THE PEOPLE WHO FIGHTS IN HIS OWN COUNTRY AGAINST THE ENEMY!
PATRIOTISM IS VALID ONLY AT HOME, AND NOT OUTSIDE!...more






VİDEO: 







"No matter how paranoid or conspiracy minded you are, what the government is actually doing is worse than you imagine"


"The United States is not concerned with this thing called ‘democracy’, no matter how many times every American president uses the word each time he opens his mouth. As noted in the Introduction, since 1945 the US has attempted to overthrow more than fifty governments, most of which were democratically elected, and grossly interfered in democratic elections in at least thirty countries. ""


When will the dropping of bombs on innocent civilians by the United States, and invading and occupying their country, without their country attacking or threatening the US, become completely discredited?"


"The United States is not actually against terrorism per se, only those terrorists who are not allies of the empire."
William Blum, Former US State Department employee





Let us not forget that Turkey is not responsible 
for the chaos that prevails to our south or in the Middle East.



NO JUSTICE NO PEACE!