Translate

Atatürk orman çiftliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk orman çiftliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2014 Cumartesi

ATATÜRK'ÜN MAL VARLIĞINI DEVLETE BIRAKTIĞINA DAİR TBMM TUTANAKLARI





1- Reisicumhur Atatürk'ün tasarruflarında bulunan bütün çiftliklerini Hazineye ihda buyurduklarına dair Başvekalet tezkeresi.



Büyük Millet Meclisi Yüksek Reisliğine

Reisicumhur Atatürk, tasarruflarında bulunan çiftliklerini Hazineye ihda buyurduklarını, melfuf tezkere ile tebliğ buyurmuşlardır. Devletin ziraat politikasında ve memleketin zirai inkişafında mühim amil olacak kıymet ve ehemmiyette olan bu alicenabane hareketi şükran ile Yüksek Meclisin ...rttılama (anlaşılmıyor-SB) arzederim.

12 - VI - 1937 
Başvekil İsmet İnönü





T.C. Riyaseti 
Başvekalete

Malum olduğu üzere , ziraat ve zirai iktisad sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mıntıkalarında müteaddid çiftlikler tesis etmiştim.

13 sene devam eden çetin çalışmaları esnasında faaliyetlerini ; bulundukları iklimin yetiştirdiği her çeşid mahsulattan başka her nevi ziraat sanatlerine de teşmil eden bu müesseseler ilk senelerde başlayan bütün kazançlarımı inkişaflarıma sarfederek büyük, küçük müteaddid fabrika ve imalathaneler tesis etmişler , bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalı şekilde kullanarak bunların hepsini tamir ve mühim bir kısmını yeniden imal edecek tesisat vücude getirmişlerdir.

Yerli ve yabancı bir çok hayvan ırklarıı üzerinde çift ve mahsul bakımından tetkikler neticesinde bunların muhite en elverişli ve verimli olanlarını tesbit etmişler , kooperatif teşkili suretile veya ayni mahiyette başka suretlerle civar köylerle beraber faydalı şekilde çalışmışlar , bir taraftan da iç ve dış piyasalarla daima ve sıkı temaslar bulunmak suretile faaliyetlerini ve istihsallerini bunların isteklerine uydurmuşlar ve bu gün her bakımdan verimli olgun ve çok kıymetli birer varlık haline gelmişlerdir.

Çiftliklerin ,yerine göre arazi, ıslah ve tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek i halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hizlesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek , bazı yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre şayandır.

Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teşkil eden geniş çalışma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri ve memleketin diğer mıntıkalarında da mümasilleri tesis edildiği takdirde tecrübelerini müsbet iş sahasından alan bu müesseselerin ziraat usullerini düzeltme, isthsalatı arttırma ve köyleri kalıkındırma yolunda Devletçe alnınan ve alınacak olan tedbirlerin hüsnü intihab ve inkişafma çok müsaid birer amil ve mesned olacaklarına kani bulunuyorum ve bu kanaatle tasarrufum altındaki bu çiftlikleri, bütün tesisat hayvanat ve demirbaşlarıle beraber Hazineye hediye ediyorum.

Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaşlarını mücmel olarak gösteren bir liste ilişiktir.

Muktazi kanuni muamelesinin yapılmasını dilerim.


K.Atatürk






Orman Çiftliği

Ankara'da Orman , Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar ,Etimesut, Çakırlar çiftliklerinden vücud bulmuş Orman Çiftliği.
Yalova Millet ve Baltacı çiftlikleri
Silifkede Tekir ve Şövalye çiftlikleri
Dörtyolda Portakal bahçesi ile Karabasamak çiftliği
Tarsusta Piloğlu çiftliği....


I) Bunlarda mevcud arazi :

A) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri

 700 dönüm fidanlıklar. (Buralarda meyveli ve meyvesiz muhtelif yaşlarda ve çeşitlerde 650.000 fidan vardır)

C) 400 dönüm Amerika asma fidanlığı; (Burada 560.000 kök bağ çubuğu vardır)

D) 220 dönüm bağ (Burada 88.000 aded bağ omcası vardır)

E) 220 dönüm 6600 ağaçlı zeytinlik

H) 17 dönüm 1654 ağaçlı portakallık

I) 15 dönüm Kuşkonmazlık

K) 100 dönüm Park ve bahçe

L) 2650 dönüm çayır ve yoncalık

M) 1450 dönüm yeni tesis edilmiş orman

N) 148.000 dönüm kabili ziraat arazi ve meralar.

154729 dönüm arazi


II) Bina ve tesisat:

A) 45 aded büyük ve küçük idare binası ve ikametgah bütün mefruşat ve demirbaşlarile beraber.

 7 aded 15.000 baş koyunluk ağıl

C) 6 aded Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandralar

D) 8 aded at ve sığırlara mahsus ahır

E) 7 aded umumi ambar

F) 4 aded samanlık ve otluk

H) 6 aded hangar ve sundurma

İ) 4 aded lokanta, gazino ve eğlence yerleri, Lunapark

K) 2 aded çeşitli imalar yapan furun

L) 2 aded çiçek ve yezyinat nebati yetiştirmeye mahsus ser.

51 yekun bina


III) Fabrika ve imalathaneler:

A) Bira fabrikası : Senede 7000 hektolitre çeşitli bira yapacak kabiliyette ,bütün müştemilatile ve bütün işletme levazımı ve mütedavil kıymetlerle beraber

 Malt fabrikası : Senede 7000 hektolitre biraya kafi gelebilecek miktarda mal imaline kabiliyetli bütün müstemilatı ve işletme levazmile beraber.

C) Buz fabrikası: Günde 4 ton buz yapma kabiliyetinde bütün müstemilatı ve işletme levazmile beraber.

D) Soda ve gazoz fabrikası: Günde 3000 şişe soda ve gazoz yapmak kabiliyetinde bütün müştemilatı ve mütedavil kıymetlerile beraber.

E) Deri fabrikası: Senede 14000 çeşitli deri imaline elverişli bütün müştemilatı ve mütedavil kıymeetlerile beraber.

F) Ziraat aletleri ve demir fabrikası:

H) Biri Ankara'da , diğeri Yalova'da olmak üzere iki modern süt fabrikası. Her ikisi günde ayrı ayrı 15000 litre pastorize süt ve 1000 kilo tereyağ işlemek kabiliyetindedir. Bunlar da bütün müştemilatı ve işletme levazımı ve mütedavil kıymetlerile beraber.

İ) Biri Ankara'da , diğeri Yalova'da iki vasi yoğurt imalathanesi

K) Şarab imalathanesi: Yılda 80000 litre imaline elverişli bütün müştemilat ve mütedavil kıymetlerile beraber.

L) İki taşlı, elektrikle işler bir değirmen, bütün müştemilatı ve mütedavil kıymetlerile beraber.

M) İstanbul'da bulunan bir çeltik fabrikasının % 40 hissesi

N) Biri Orman çiftliğinin biri Tekir çiftliğinin olmak üzere her biri 15000 ner kilo kaşar, 1000 teneke beyaz peynir, 6000 teneke tuzlu yağ yapmağa elverişli iki imalathane, bütün işletme levazmatile beraber.


IV) Umumi tesisat:

A) biri Ankara'da diğeri Yalova'da kurulu iki tavuk çiftliği

 Yalovadaki çiftliklerde iki husisi iskele ve liman tesisatı

C) Üçü Ankara'da ve ikisi İstanbul'da beş satış mağazasının bütün tesisat ve demirbaşları.

D) Orman çiftliğinde: Hususi sulama tesisatı , kanalizasyon, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevzita şubesi.


Yalova çiftliğinde: Hususi su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. 

Silifke Tekir çiftliğinde: Hususi sulama tesisatı ve beton köprüler

E) Orman çiftliğinde kurulu çiftlik müzesi ve ufak mikyasta hayvanat bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları.


V) Canlı umumi demirbaş
A) 13100 baş koyun (Kıvırcık, Merinos, Karagül, Karaman ırklarıile bunların melezleri)

 443 baş Sığır (Simental, Hollanda, Kırım Jersey, Görensey, Halep, yerli ırklarıile bunların melezleri, yan, üretilen Orman ve Tekir cinsleri)

C) 69 baş İngiliz, Arab, Macar, Yerli ve bunların melezleri koşum ve binek atları. 58 çoban merkebi

D) 2450 baş Tavuk (Legorn, Fodayland ve yerli ırkları)


VI) Umumi cansız demirbaş:
A) 16 aded traktör , 13 harman ve biçer döver makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan zirai alat ve edevatın tamamı.

 35 tonluk bir aded deniz motoru (Yalova çiftliğinde)

C) 5 aded çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan kamyon ve kamyonet.

D) 2 aded çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan binek otomobil.

E) 19 aded çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan binek ve yük arabası.





BAŞVEKİL İSMET İNÖNÜ

Muhterem arkadaşlar ;

Şimdi büyük sevinç ve heyecanla dinlediğimiz Atatürk'ün teberrüü yüksek kıymeti üzerinde ehemmiyetle durulacak çok mühim bir hadisedir. yüksek heyetinizin ve bütün memleketin dikkatini celbedecektir ki Hazineye intikal etmekte olan bu çiftlikler değeri milyonlar ifade eden bir servet halindedir. Bu çiftlikleri Atatürk senelerden beri şahsi tasarrufu ve bilhassa şahsi emeğile vücude getirmiştir.

Anadolu ortasında herkesin buradan nasıl bir mamure çıkacağına bedbin bir nazarla baktığı bir sırada bütün memleket gibi Anadolu ortasında da ilimle ve çalışma ile büyük mamure ve vatandaşlar için büyük servet temin olunabileceğine şahsan misal vermek hevesi senelerden beri kendisini işgal etmekte idi.

Çiftliklerin maddeten olan yüksek kıymetleri ancak bu kanaatile ve şahsi çalışma ile temin edilmiştir.

Bu eserler meydana çıktıktan sonra atatürk bunların maddi kıymetlerini bir lahza bakmaksızın onları kamilen Devletin istifadesine terketmesi, bütün vatandaşların bu nokta üzerinde dikkat ve şükranlarını celbetmeğe layik görülecektir. (Şiddetli alkışlar, Yaşasın sesleri)

Atatürk her türlü şahsi menfaatlerin, kendi şahsına teveccüh edecek her türlü faydaların daima üstünde kalmış ve daima üstünde kalacak olan milli varlıktır. (Bravo sesleri şiddetli alkışları)

Bu anlayışma Yüksek Meclisin ve bütün memleketin iştirak edeceğine asla tereddüd etmiyorum (alkışlar)

Arkadaşlar ; Atatürk'ün bu eserleri vücude getirdikten sonra bunları Hazineye hiç bir bedelsiz ve karşılıksız terketmesinde esaslı büyük ve siyazi bir ideali vardır. Milli mücadelenin ilk gününden beri bu memleketin kudretini ve servetini köylülerimizin kalkınmasında zengin ve müreffeh olmalarında gördü. (alkışlar)

Memleketin vesait ve menabii gayet dar olduğu zamana-larda köylüyü : Milletimizin içtimai kütleleri içinde bilhassa dikkate alınacak , onun işlerile bilhassa uğraşılacak bir mevzu olarak millete ifade etti. İlk günden beri Atatürk bu istikamette yürütmektedir. 

Dikkat buyurursanız bu gün köylülerimizin ve çiftliklerimizin vergi vermek hususunda bulundukları vaziyet, diğer bütün içtimai kütlelerden daha müsaid bir haldedir. En ağır vergiler içinde bulunan köylü ilk günden beri en ağırından başlayarak bu güne kadar mğtemadiyen külfetini azaltmaktadır.

Bu hal Hükğmet üzerinde Atatürk'ün hiç şaşmayan siyasi bir istikamet gibi mütemadi çalışmasının ve tesir etmesinin bir neticesidir.

Bu istikamette yürüyoruz. Bu gün de Atatürk'ün kani olduğu esaslı bir siyaset itikadı şudur. Bu memleketin kudretinin ve servetinin artması için köylünün vaziyetinin ve iktisadi varlığının yükselmesi lazımdır.

Tevessül ettiğimiz bütün içtimai ve endüstriyel tedbirlerin en yüksek sermayelerini vermesi memleketin köylüsünde ve ziraatında elde edeceğimiz neticelere bağlıdır.

Bunun için bir kaç seneden beri köylülün bu günkü çalışmasında daha çok semere elde etmesi için, köylünün daha çok kıymetli ve daha yeni vasıtarla istihsalatını kuvvetlendirmesi ve genişletilebilmesi için Büyük Millet Meclisi ve Cunhuriyet Hükümetleri tedbir aramakta, kabili tatbik olacak vasıta ve tedbirleri köylüye yaymak işini takib etmektedirler.

Atatürk bu mücadelenin başındadır. Onu takib etmekte çok dikkatliyiz. Atatürk, siyasetin memleket için büyük faydalar getireceğine kati olarak kanidir.

Düşündü ki, bu çiftlikler Hükümetin yeni ziraatı köylüye öğretmesi için, çok kıymetli saha ve vasıta olacaklardır. Hakikat budur.

Memleketimizin muhtelif iklimlerinde çetin ve verimsiz şartlar latında iyi neticeler ve iyi mahsuller alamayacağı fikrine karşı Atatürk bunları vücuda getirmiştir. 

Hepimiz bunların her vesile ile görüyoruz, bunlar Ziraat vekaletinin gerek ziratta ve gerek ziraatın endüstrisinde ve bu türlü terbiye ve yetiştirme sahalarında girişeceği tecrübeler için kuvvetli mesned olacaktır.

Hükümet huzurunuzda ve millet huzurunda bu çiftliklerin bedelsiz ve her türlü şartsız Hazineye terk olunmasındaki yüksek kıymeti tebrüz ettirmekte hakiki bir sevinç duymaktadır.

Hükümet çiftlikleri alırken bunların iyi halde muhafazasını daha ziyade inkişafının temin edilmesini ve memlekete gerek tevrübeleri yaymakta ve gerek esaslı ve faideli unsur olmasında çok dikkatli bulunacaktır.

Atatürk'ün çiftçilerimizin refahında ve ziraatin inkişafında şimdiye kadar takib ettiği, şimdiye kadar ibzal ettiği alakayı bundan sonra da muhafaza edeceğine kani oluşumuz bizim muvaffakiyete itimadımız vardır. Biz Ziraat vekaletinde takib olunacak yeni usulün ve yeni faaliyetlerin ana hatlarını izah ettik. ziraat vekaleti tabirlerini daha etraflı bir surette hazırlayarak bir program halinde Atatürk'ün yüksek tasvibine arzedilmek ve tensibile tatbik etmeğe çalışacaktır.

bu çiftlikleri Atatürk Cumhuriyet Halk fırkasının malı olarak saklıyordu. Şimdi Hazineye terketmesi bir defa çiftliklerin köylüler için bir mekteb, teşvik edici bir vasıta halinde kullanması Devlet elinde ameli noktai nazardan daha kolay ve daha mümkün olacağını ümid etmesindendir.

İkincisi : Cumhuriyet Halk fırkasının bu gün memlekette faaliyeti Hükümetten ayrı vir siyasi teşekkül olmaktan çıkmış. Hükümetle mümteziç milletin ve Devletin müşterek bir müessesesi haline girmiş olmasındadır. Bununla Atatürk devleti fırkasını fark etmiyerek fırkaya aid olan, fırkaya aid olması düşünülmüş olan malların Hazineye ihdasında ayrıca bir ali cenaplık göstermiştir ki, bu da mensub olmakla müftehir olduğumuz C.H.Partisinin bütün efradı için ancak haz, şeref, sevinç verecektir. (alkışlar)

Atatürk bize bir defa daha kendi huzur ve rahatının, vatandaşlarının refahında olduğunu söylüyor.

Atürk bize bir defa daha kendi şanıı şerefinin vatanının şan ve şerefinde ve kudretinde olduğunu gösteriyor.

Arkadaşlar , milletin karşısında sizin Yüksek hissiyatınıza tercüman olarak biz de söylüyoruz ki , Atatürk bizim en kıymetli hazinemizdir, onun şan ve şerefini, biz vatanın kudreti ve şerefini , biz vatanın ve aşnu şerefi sayıyoruz. (Bravo sesleri sürekli alkışlar )







pdfler: pdf 1   /  pdf 2  /  pdf 3  /  pdf 4   

Vekillerin söylemlerine dair pdfler :
pdf 1  /  pdf 2  /  pdf 3  / pdf 4  /  pdf 5  /  pdf 6 

not: pdfler bazen açmıyor sürekli tekrarlayın ve yenileyin.







ATATÜRK'ÜN MAL VARLIĞI KONUSUNDAKİ YALANLARA YANIT

SİNAN MEYDAN / okumak için





KARALAMA VE YALAN YANLIŞ TARİH YAZANLARI DA , ONLARA İTİBAR EDENLERİ DE LANETLİYORUM. 
Saygılar, SB















10 Şubat 2014 Pazartesi

Yabancıya Toprak Satışında Sınır Tanımıyor





"Sahipsiz olan bir vatanın batması haktır
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır"

Mehmet Âkif Ersoy.


AKP Çıldırdı: Yabancıya Toprak Satışında Sınır Tanımıyor

AKP iktidarı 2003-2012 arasında dokuz yıl boyunca yabancılara yaklaşık 90 milyon metrekare toprak sattı. 98 bin taşınmazı yabancıların mülkiyetine geçirdi. Yabancı ülkelerin şirketlerine, 29 ya da 49 yıllığına 150 bin kilometrekarelik (Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 17’si kadar) maden alanını işletme hakkı tanıdı. 

AKP döneminde yabancılara satılan arsa ve arazilerin, 1923’den bu yana satılan arsa ve araziler toplamına oranı yüzde 80’i geçti. Aynı dönemde satılan kat mülkiyetli taşınmaz sayısının, toplam içindeki oranı ise yüzde 85’i aşmış bulunuyor.

Bugün ülke toprakları artık öyle büyük bir hızla elden çıkıyor ki en az 7 il ve 11 ilçede yüzde 10 sınırı aşılmış bulunuyor. 

Aralarında Ankara, Malatya ve Uşak’ında bulunduğu bu yerleşim yerlerinde satışlar –tabiî geçici olarak- durduruldu. Yabancılara 1 milyon metrekarenin üzerinde satışın yapıldığı il sayısı 15... Bu iller arasında Muğla, Antalya ve Ankara ilk üç sırayı alıyor. Diğer iller sırasıyla Hatay, İstanbul, İzmir, Mardin, Aydın, Kırşehir, Bursa, Konya, Adana, Nevşehir, Kayseri ve Kahramanmaraş.


Durum böyle iken, AKP iktidarı hız mı kesti? Nerede…, tersine çıldırdı, daha da artırdı ölçüsüzlüğünü: Yeni yasalar çıkararak, bu defa topraklarımızın yabancılara satılmasının önündeki bütün sınırları kaldırıyor. Bunun kanıtı, yabancılara gayrimenkul satışını da öngören, Tapu ve Kadastro kanunlarında değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısının, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilmiş olması…

Söz konusu tasarıya göre:

• Yabancıya mülk satışında karşılıklılık şartı kaldırılıyor. Dünyada isteyen herkese, karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesi aranmadan gayrimenkul satılabilecek.

• Yüzde 10 sınırı kaldırılıyor. Bu defa, yabancılara satılacak arazi miktarı ülke genelinde %10'u geçmeyecek. (Demek ki Türkiye’nin yüzölçümüne göre 78 bin km2 lik alan satılabilecek). Yürürlükteki uygulamada il ve ilçelerin yüzölçümünün en fazla yüzde 10’luk bölümü yabancılara satılabiliyordu. Son değişiklikle ilçelerin ve illerin tamamı, hatta bir bölgenin tamamı yabancıların tapulu malı olabilecek.

AKP iktidarı uzun dönemli, sinsi bir taktik uyguluyor: İstakoz haşlama taktiği!... Yabancıya satışta sınır; önce il imar planının binde 5’i idi, sonra yüzde 10’una çıkarıldı, bu yasa ile ise ülke genelinin yüzde 10’una çıkarılıyor.

• Tasarıda toprak satışı kişi başına 30 hektara yükseltiliyor, yani 300 dönüm veya 300.000 m2…

• Alınan arazinin işyeri ve mesken olarak kullanılması şartı kaldırılıyor. Böylece, tarım alanları da satış kapsamına alınmış oluyor.


AKP iktidarı durup dururken neden çıldırdı, neden böylesine akıl almaz bir yola başvuruyor yabancıyı ille toprak sahibi yapmakta? Neden yeni yasal hükümlere gerek duydu? Genel olarak yanıtım şudur: AKP ülkeyi yönetmenin kolay yolunu tercih etmiştir. Finansman açığını üretim yoluyla değil, kendinden öncekilerin biriktirdiği, muhafaza ettiği millî servetleri elden çıkararak kapamaya çalışıyor. Bir taraftan da, baştan beri kendine siyasal ve mâli destek sağlayan Batı’nın –Türkiye düşmanı- emperyalist odaklarının taleplerini yerine getirmiş oluyor. O güçler ki batmakta olan Osmanlılara da toprak sattırmıştı.

Hükümetin büyük bütçe açığı var. Dış açık var. Zamanı gelen dış borç taksitleri ve faiz ödemeleri var. AKP hükümetinin, Çirkin Batı’ya olan borçları ödeyebilmesi için 2012’de 120 milyar dolar bulması gerekiyor. Demek ki Hükümet toprak satışını 2,5 hektardan, çıldırmış gibi 30 hektara boşuna çıkarmıyor. Soruna çare olarak adam gibi üretim yapıp para kazanmak varken, ülkenin mevcut kaynaklarını satışa çıkarma yolunu tercih ediyor.

Aynı zihniyetle 2B yasasını çıkardı, demiryollarını özelleştirmeye hazırlanıyor, toprak satışını akıl almaz boyutlarda genişletiyor. Bu yollardan sağlayacağı para ile açığı kapatıp, 2012 yılını kurtaracak, ülkeyi yuvarlanmak üzere olduğu krizden kurtaracak. Peki sonrası? 

Zihniyetlerine uygun bir ifade ile yanıtlarsak, yarına Allah kerim!...

Özetle, kısa vadeli bir sonuç için, uzun vadede bir sürü sorun yaratacak araçlara başvuruyor AKP iktidarı… 

Biri de dediğim gibi yabancılara -aslında yabancı ülkelere-toprak satışı!...


Çoğumuz gözlem yapmaya üşeniriz, sorunları bütün yönleriyle irdelemeyiz. Yabancılara toprak satışı karşısında da davranışımız bu… Çok kayıtsız kalıyoruz. Milletçe olan bitenden habersiz, Vatanımıza büyük zararlar veren AKP gibi bir partiyi tekrar tekrar iktidara getiriyor, ülke topraklarının elden çıkmasına ve benzeri daha nice vebale ortak oluyoruz. 

Recep Tayyip hükümetinin yabancıya toprak satışını neredeyse sınırsız bir noktaya getirmesi karşısında, ne yazık ki vatansever güçler de çok pasif kalmıştır, bundan cesaretlenen AKP de bu politikasını günümüze kadar sürdürmüş ve sürdürmektedir. Muhalefet partileri, ne CHP ne MHP, sorunu ses getirecek şekilde ülke gündemine taşımıyor.

AKP’nin ata topraklarını satmasına arka çıkıp “Hükümet çaresiz…, ödenecek borçlar var, başka ne yapabilir” diyebilirsiniz. Bu doğru değil: Başka yollar var, gerekli dövizi elde etmenin başka birçok yolu var. On yıldır iktidarda bulunan bu hükümet ihtiyaç duyduğu dövizleri daha sağlam, büyük bir millete yakışır ve makbul yollardan da elde edebilirdi. Pek çok örnek verilebilir bu yollara… 

Dikkatle bakınca hepsinin ortak paydasının - toprak satmak gibi bir ilkellik olmayıp - çalışmak, ter dökmek, yeni bir değer yaratmak olduğunu görürüz.

Sen, değerli okur, şu satırları okurken bile, binlerce metre karelik en verimli topraklarımız el değiştirmekte, İngiliz’in, Alman’ın, Fransız’ın, Yunan’ın, İsrailli’nin … tapulu malı haline gelmektedir. Yabancı ülkelerin millî servetine katılmaktadır. 

O toprakları bir daha geri almak ise artık imkânsız gibidir; günün birinde alınmasına teşebbüs edilse, çok büyük mücadeleler, çok büyük özveriler yapmak gerekecektir.

Yabancıya gayrimenkul satışlarının sakıncaları bir değil, iki değildir; tahmin edildiğinden çok daha fazladır. Onları mutlaka bilmemiz, öğrenip çevremizi aydınlatmamız, sorumluları uyarmamız gerekir. Bu yakıcı konuyu da başka bir yazımda ele alacağım.


Prof. Dr. Cihan DURA, 1 Mayıs 2012

.................


"Bir millet herhangi bir şeye 
özgürlükten daha fazla değer veriyorsa, 
özgürlüğünü kaybedecektir. 
Kaderin cilvesine bakın ki değer verdiği şey, 
rahatlık ya da para ise onları da kaybedecektir."

Somerset Maugham


Evet, AKP hükümeti yabancıya toprak satışında para diyor, başka bir şey demiyor, gözü başka hiçbir şeyi görmüyor, ya da algılayamıyor veya umursamıyor. 

Oysa o kadar çok sakıncası var ki bu satışların!... Şu bir gerçektir ki Türkiye AKP iktidarında –bir demokrasi masalı uğrunda- çok şey kaybetti. Kazandırdıkları, sebep olduğu kayıpların yanında devede kulak kalır. Yabancıya gayrimenkul satışlarında da böyle… 

Bu uygulamanın sakıncaları çok ve hayli çeşitli... Söz konusu sakıncaları; aşağıda 10 başlık halinde ilgili yönetici ve sorumluların, yurttaşlarımın dikkatine bir kez daha özetle sunmayı görev addediyorum.

Ayrıntılar için önceki yazılarıma bakılabilir. 

1) Yabancılara toprak satışı, Anayasa’ya, yasalara aykırıdır. 

Yapılan her satışla bir toprak parçası yabancı bir ülkenin ulusal servetine katılmaktadır. Bir "Ülkede yabancının arazi ve emlak edinmesi salt mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. 

Toprak, devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlığın simgesidir” (Anayasa Mahkemesi kararı). Bundan başka yabancıya toprak satışı Lozan’ın delinmesi anlamına geliyor. 

Dolayısıyla, Türkiye topraklarının yabancı ülkelere satılması demokrasi ve hukuk devleti için bir tehdittir, ülkemizin güvenliği ve geleceği açısından büyük bir tehlikedir. 

Toprak bir millet için devlet olmanın temel şartıdır. Toprağı satmak devleti satmaktır. Toprağından vazgeçmek, devletinden, egemenlik ve bağımsızlığından vazgeçmek demektir.

2) Adalet Komisyonu’nda kabul edilen tasarı ile, karşılıklılık ilkesi (mütekabiliyet, reciprocity) kaldırılıyor. 

Oysa karşılıklılık ilkesi bile büyük sakıncalar doğurmaktaydı. İlkenin kaldırılması ile, söz konusu sakıncaların alanı daha da genişlemiş oluyor. Türkiye sanki karşılıklılık varmış gibi topraklarını dünyanın bütün ülkelerine açıyor. 

Dolayısıyla olumsuz etkiler katlanmış oluyor. Bu yeni düzenlemeye –“açık pazar” teriminden esinlenerek- “açık toprak ilkesi” adını verebiliriz.

“Açık toprak ilkesi” Batı’nın hayat felsefesi olan Liberalizm’in hukuk alanına uygulanması olarak düşünülebilir. Bu sebeple ideolojiktir. Serbestlik –karşılıklılık ilkesi gibi- ancak eşit güçte olan ülkeler arasında bir anlam ifade eder. 

Oysa Türkiye bu bakımdan özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri karşısında dezavantajlı bir konumdadır. Serbestlik ekonomik ve politik olmak üzere iki açıdan Türkiye gibi ülkelerin aleyhinedir.

a) Açık toprak ilkesi ekonomik açıdan yoksul ülkelerin, dolayısıyla Türkiye gibi ülkelerin aleyhinedir. 

Çünkü ülkelerin “yapısal farklılığı”, gelişme düzeleri hesaba katılmamış oluyor. Benim yurttaşım Batı ülkelerinde 1000 metrekare arazi satın alana kadar, onlar benim ülkemde 1000 kilometrekare arazi satın alır. Kaldı ki bu da Türkiye’deki 20-30 bin zengin kişinin bir ayrıcalığı olacaktır.

b) Açık toprak ilkesi politik açıdan Türkiye’nin aleyhinedir. 

Bir Türk Amerika’da ya da başka bir ülkede yalnızca mülk sahibi olmak için gayrimenkul alır. 

Oysa bir Amerikalı, bir Alman öyle olmayabilir. Çünkü Amerikan devleti de, İngiltere veya Alman devleti de,… emperyalist, saldırgan, dünyanın çeşitli bölgeleri hakkında politik hedefleri, gizli planları olan devletlerdir, son 500 yılın tarihi bunun kanıtıdır. 

Ataları vaktiyle Türkiye’den göçmüş, Amerikan uyruklu Ermeni, Rum unsurların Türkiye üzerinde emelleri vardır. Yunanistan’ın, İsrail’in Anadolu üzerinde politik planları vardır. 

Yeni düzenleme Güneydoğu’da toprak satışını hızlandıracak, azılı Türkiye düşmanı Mesut Barzani bile toprak satın alabilecektir. Tıpkı Mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi gibi, açık toprak ilkesi de eşitler arasında bir anlam ifade eder. Türkiye, tıpkı 19. yüzyılın hasta adamı ilan edilen Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında olduğu gibi, bugün de üzerinde paylaşım hesapları yapılan bir ülke haline getirilmiştir. 

Eğer Türkler her bakımdan güçlü, örgütlü, bilinçli ve donanımlı olsalardı, millî siyasetleri ve millî hedefleri olsaydı, yabancılara toprak satışından gocunmamız için hiçbir sebep olmazdı.

3) Ekonomik açıdan bakınca, toprak bir üretim faktörüdür, hem de yerine yenisi konamayan bir üretim faktörü... 

Aynı zamanda, o millî servetin temel bir unsurudur. Demek ki biz yabancıya toprak satınca, ülkenin üretim faktörünü, millî servetini satmış oluyoruz. Öyleyse yabancıya toprak satışı bir millî servet kaybıdır. 

Şöyle ki nasıl yabancıya satılan işletmelerimiz başka ülkelerin millî servetine ekleniyorsa, toprak satışı yoluyla da, bir üretim faktörü olan topraklarımız yabancı devletlerin millî servetine eklenmiş oluyor. Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti devleti üretim faktörü açısından, millî servet açısından aynı derecede fakirleşmiş oluyor. 

Çünkü toprak bizim olmaktan, Türk milletinin malı olmaktan çıkıyor; orada yerli yerinde duruyor ama, tapusu bizim kasamızdan çıkıp yabancıların kasasına girmiş oluyor, tabii satılan topraklar üzerindeki her türlü tasarruf hakkı da. 

Böyle bir uygulamanın uzun vadede anlamı, milletçe yoksullaşma ve ülkenin tapusunun, en değerli topraklarımızın giderek yabancı ülkelerin eline geçmesi demektir. 

“İstersek geri alabiliriz” mi diyorsunuz? 

Hayır, bu hemen hemen imkânsızdır, son derecede büyük bedeller gerektirir. Aşağıda açıklayacağım. 

4) Yabancılara tarım topraklarının satılması son derecede sakıncalıdır.

a) Önce AKP iktidarı ile gelen iki uygulamaya dikkat edelim: 

Bir yandan bu iktidar Türk tarımını -IMF programları ve AB uyum yasaları ile- çökertmiş, Türk köylüsünü çiftliğini çubuğunu satarak şehirlere göç etmeye zorlamış; öbür yandan da yabancıların toprak satın almalarını kolaylaştıracak yasalar çıkartmıştır. 

Köylümüzün bu şekilde sefalete terk edilmesi ile, yabancılara toprak satışının bir araya gelmesi sadece bir tesadüf müdür? 

b) Çağdaş ülkelerde tarım arazilerinin satışı sınırlamalar ve kurallarla zorlaştırılmıştır. 

AKP Hükümeti, hazırladığı son yasa ile ölçüsüz ve sınırsız bir toprak satışının önünü açıyor. Dünyada hiçbir ülke yabancılara tarım arazisi satmamaktadır. Buna ABD, AB ülkeleri, İngiltere ve İsrail de dahildir. Aynı şekilde Yunanistan da tarım arazisi satmamaktadır. 

Hepsinde sadece “kullanma hakkı” verilmektedir.

Öte yandan, kimi Arap ülkeleri tarımsal yatırımlar yoluyla topraklarımızda söz sahibi olma yolundadır. Beslenme krizini aşmak isteyen ülkeler başta Afrika olmak üzere dünyanın dört yanında tarım arazisi satın alıyor. 

Birleşmiş Milletler’in “yeni sömürgecilik” olarak nitelendirdiği antlaşmalar kapsamında, örneğin Bahreyn Türkiye’de 500 milyon dolar karşılığında arazi satın aldı. 

Suudilerin, Körfez ülkelerinin gözünün de Türkiye'nin tarımsal alanları üzerinde olduğunu söyleyebiliriz.

5) A.K.P. iktidarı, yabancıların Türkiye'de gayrimenkul edinmesine olanak sağlayan yasayı, 19 Temmuz 2003 tarihinde Avrupa Birliği'ne uyum gerekçesiyle çıkartmıştır.

Bununla beraber hükümetin yabancılara toprak satışını serbest bırakmasının temelinde yalnızca AB’nin talep ve baskısını görmemek gerekir. Sorun emperyalizm boyutunda da değerlendirilmeli ve yorumlanmalıdır. 

Nitekim toprak satışı 1856’da Osmanlı devletine de dayatılmıştı. Ortadoğu ülkelerinde, dolayısıyla Türkiye’de yabancılara toprak satışı, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin araçlarından biri olabilir mi? Bu da üzerinde durulması gereken bir konudur.

Yabancılara toprak satışı için, 57'nci hükümet döneminde önce Endüstri Bölgeleri Kanunu çıkarıldı! 

Bu kanunu bir Amerikan firmasının hazırladığı belirtiliyordu. Aslında birçok yasa tasarısını IMF ve Dünya Bankası vasıtasıyla, belirli sermaye şirketleri hazırlayıp gönderiyordu! 

Türkiye'nin, 2001 ekonomik krizine sermaye şirketleri tarafından, piyasadan ve borsadan döviz çekilmesi suretiyle düşürüldüğü hatırlanırsa krizin ardındaki planın, Türkiye topraklarının tapusunu teslim almak olduğu varsayımı ortaya çıkar! 

Bu durumda, tapusu yabancı sermayenin elinde olan, bütün ekonomik varlıkları özellikle Yahudi, Ermeni ve Rum sermayesi tarafından teslim alınmış bir ülkeye dönüşebilir Türkiye! 

Bu takdirde silahla teslim alınamayan Türkiye'nin tapusu, Dolar’la, Avro’yla teslim alınmış olacaktır.

6) Türkiye’nin jeopolitiği ve potansiyeli ile ilgili sakıncalar söz konusudur.

a) Türkiye'nin jeopolitik durumu dikkate alınmadan, Türkiye ile, örneğin Belçika'nın, İspanya'nın veya İskandinav ülkelerinin jeopolitiği aynı tutularak toprak satılması doğru değildir.

b) Diğer ülkelerin potansiyeli ile Türkiye'nin potansiyeli dikkate alınmadan yapılan değerlendirmeler de doğru olmayacaktır. 

Türkiye, tarihte önemli rol oynamış; güçlü, önü açık ve geleceği parlak bir ülkedir. Ciddî bir bölgesel güç olma potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelini iyi kullanabilirse, uluslararası planda da hatırı sayılır bir güç olabilecek durumdadır. Yabancıya ölçüsüzce toprak satışı onun bu potansiyelini zayıflatır.

7) Türkiye, toprak satışlarının, zamanla yeni azınlıklar oluşturmasından kaynaklanan tehlikelerle karşı karşıya kalabilir.

a) Türkiye'nin belirli bölgelerinde, yıllardır, “toprak ve nüfus” dengesi sistemli ve örtülü bir şekilde Türkiye'nin aleyhine değiştirilmeye çalışılmaktadır. AKP iktidarının yaptığı son düzenleme, konuyu hukuksal bir zemine taşımak suretiyle bir anlamda bu işin önünü ardına kadar açacaktır.

b) Belli bir bölgede taşınmaz mal edinerek nüfus çoğunluğunu oluşturan yabancılar, yerel yönetimlerde ve ülke yönetiminde temsil edilme taleplerinde bulunabilir; yerel yönetimlere ilişkin seçimlerde, seçme ve seçilme hakkına sahip olmak isteyebilir. 

Bu ihtimal, hızı günden güne artan misyonerlik faaliyetleri ile bir arada düşünülürse, Türkiye’nin başına yeni bir “Hıristiyan azınlık” belasının açılması hiç de uzak bir ihtimal değildir.

c) Yabancı ülke şirketlerinin ve vatandaşlarının Türkiye’de toprak satın almalarının arkasında Rum ve Ermeni lobileri de bulunmaktadır. 

Türkiye’den Batı ülkelerine göçmüş ve o ülkelerin vatandaşlığına girmiş Ermeni ve Rumların torunları, bugün değişik isimler altında, dedelerinin olduğuna inandıkları toprakları ele geçirmeye kalkışıyorlar.

d) AKP’nin maliye bakanlarından biri bir zamanlar şunları söylüyordu: “Yurdun birçok yerinde yabancılar koloniler oluşturacak, İspanyol usûlünce alt yapılarını da kendileri yapacak. 

Mevzuatımızın buna göre düzenlenmesi için hazırlık yapıyoruz”. 

Oysa, Türkiye başka, İspanya başka... Satılan toprağın koloniye dönüştürülmesine izin verilirse, o toprak Türkiye Cumhuriyeti topraklarıyla çevrilmiş “bir başka devlete ait toprak” yani “anklav” halini alabilir.

Türkiye’deki her toprak alımını bireysel girişim olarak görmek yanlıştır. 

Toprak satın alan İsrailli ve diğer ülke vatandaşlarının arkasında güçlü lobiler olduğuna dair işaretlere rastlıyoruz. Toprak alan yabancılar arasında daha önce Türkiye’den göçmüş ermeni ve Rumların torunları vardır. Bunların gizli bir plan çerçevesinde hareket etmeleri olasılığı çok yüksektir. 

Unutmayalım ki azınlık faktörü Batı’nın bizim gibi ülkeleri çökertmek için kullandığı silahlardan biridir. Toprak satışları AKP iktidarına bu silahı güçlendirmek için dayatılmış olabilir.

8) Toprak kalitesi ve yer altı kaynakları ile ilgili sakıncalar vardır.

Topraklar yalnızca toprak olarak değil, altındaki maden kaynakları için de satın alınabilmektedir. Satılarak artık Türkiye'nin olmaktan çıkmış olan topraklar arasında, Türkiye'nin en verimli, en değerli toprakları bulunabilir. 

Uydu aracılığıyla çekilen ayrıntılı haritalar sayesinde Türkiye'nin hangi bölgesinde, hangi değerli madenin, hangi miktar ve kalitede olduğuna dair bilgiler şüphesiz topraklarımızı satın alanlarda da mevcuttur. 

Ve bu satışlar sadece bir başlangıçtır.

Yabancılar toprak alırken, özellikle GAP arazilerini seçiyor. Çünkü büyük bir emperyal plan var ortada…, niyetleri bu planı hayata geçirmek. 

Dicle ve Fırat havzasına yönelik hesaplar var. 

Türkiye’nin su havzalarının yüzde 30’dan fazlası bu bölgede... 

Önümüzdeki yıllarda su, petrolden daha önemli hale gelecek. 

Tapuyu ellerine geçirince, istediklerini yapacaklar. 

GAP arazilerini kullanma hakkını elde etmiş olacaklar, kontrol altına alacaklar. 

Bu da Türkiye’nin enerji boğazının sıkılması anlamına geliyor. 

GAP arazileri tarihte dış güçler tarafından sürekli olarak Türkiye’nin önüne çıkarıldı. 

Anlaşılıyor ki aynı oyun bugün de sahneye konmuş bulunuyor.

9) Yabancıya toprak satışı gelecekte Türkiye’nin başına uluslararası sorunlar açabilir, dış müdahale tehlikesi doğurabilir.

a) Batılılar için özel mülkiyet kutsaldır, dokunulmazdır, kişilerin en temel hakları arasında sayılır. Bütün haklardan önce ve önde gelen, bütün haklardan önce tanınmış bir haktır. 

Yarın Devletimizin herhangi bir kurumu; kamu yararı, millî güvenlik veya iç hukuka uygun başka bir sebeple, bir yabancının satın aldığı, böylece onun özel mülkü haline gelmiş bir taşınmazı kamulaştırmaya kalkarsa, sorun çok büyük bir ihtimalle derhal uluslararası bir boyut kazanacak, doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınacaktır.

b) Özel mülkiyet gibi, seçme ve seçilme hakkı da, kişilerin sahip olduğu en temel siyasal haklar arasında yer alır. Vatandaşları Türkiye'nin belli yörelerinde taşınmaz mal edinmiş devletler; bir süre sonra, bu vatandaşlarına sözde sahip çıkma adına, devletimize müdahale edip, bazı şeylerin yapılmasını veya yapılmamasını talep edebilirler. Türkiye'de taşınmaz mal edinen yabancılar ve bunlarla ilgili talepler Ankara'ya karşı kullanılan birer diplomasi aracına dönüşebilir.

c) Toprak satışlarının, yabancı devletlerin eline bir bölgesel politika aracı verme olasılığı da vardır. 

Bu sakınca ABD'nin Türkiye'ye yaptığı askerî ve ekonomik yardımı bağladığı koşullardan hareketle akla geliyor: "Benim verdiğim silah ve teçhizatı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da terörle mücadelede kullanmayacaksın" şartı gibi. aynı şekilde, "benim verdiğim ekonomik yardımın bir kısmını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da insan hakları iyileştirmeleri için kullanacaksın." 

Bunu Ankara'ya söyleyebilenler, yarın Türkiye'de taşınmaz mal edinmiş olan kendi vatandaşları için daha fazlasını isteyebilir, bu vatandaşlarını kendilerinin bölgesel politikalarında bir araç olarak kullanabilirler.

10) Çağımızda bir ülkenin savunması öylesine karmaşık bir hal almıştır ki bu, sadece silahlı savunmaya indirgenemez. 

Silahlı Kuvvetler yurt savunmasını her alanda takip etmek zorundadır: Ekonomide, yabancı sermayede, özelleştirmede, dış borçlanmada, azınlık konularında, tabii yabancıya toprak satışında da… 

Ülkenin savunması bütün bu noktalardan hareketle başlar. Eğer bu cepheler, bu arada topraklarımızın durumu ihmal edilirse, koşullar öyle bir duruma gelir ki silahlı savunma hiçbir işe yaramaz.



Ve sonuç olarak:

Türkiye’yi 10 yıldır yöneten AKP hükümetinin, bence tek bir kaygısı var: Para!... 

Öyle sanıyorum ki iktidarlarının öncelikle buna bağlı olduğuna inanmışlar. Para gelsin yeter…, para nasıl gelirse gelsin, önemi yok. 

Bu onlarda öyle bir saplantı haline gelmiş ki gözleri başka hiçbir şeyi görmüyor. Bütün varlıklarıyla yalnızca para sağlamaya odaklanmışlar. Dolayısıyla işin maliyet yönüne hiç mi hiç bakmıyorlar. Ya da bakmak istemiyorlar, yurt topraklarını elden çıkarmanın olumsuz yönünü, onlarca sakıncasını görmezden geliyorlar. 

Böylece Türkiye’nin geleceğini karartıyor, tehlikeye atıyorlar. Aydınlarımız ilgisiz, ilgilenen birkaç kişiyi ise dinleyen yok, Halkımız sürüklenip gittiği tehlikelerden habersiz. 

Cumhuriyet tarihimiz vatan ve millet sevgisinden böylesine yoksun bir kadro görmedi.

Yabancıya toprak satmak bir cinayettir, gelecek kuşakların bağrına hançer saplamaktır.

Bu aymazlığa usulünce dur diyecek bir yurtsever kadro yok mudur?

Prof. Dr. Cihan DURA, 2 Mayıs 2012
link:


................


Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, Başbakan Erdoğan'a yanıt verdi. Özkaya, Atatürk döneminde toprak satışının yapılmadığını hatırlattı.

Cumhuriyet'ten önce yabancıların binlerce kilometrelik arazilere sahip olduğunu söyleyen Özkaya, Kurtuluş savaşı iradesi ile bu arazilerin geri alındığını belirtti. 

Orhan Özkaya'ya göre toprak satısındaki milat AKP'nin iktidara gelişi.

31.10.2013
Ulusal - link


.................


AKP toprak satmak için Körfez'e ve ABD'ye mektup yazdı


Yabancılara mülk satışını düzenleyen yasanın TBMM'de kabul edilmesinin ardından hükümet Türkiye'den toprak satmak için kolları sıvadı. Yasayla yabancı tüzel kişilerin Türkiye'den 60 hektara kadar mülk sahibi olabilmesinin önü açıldı.

Hükümet yabancılara Türkiye'den toprak satmak için kolları sıvadı. Yabancılara mülk satışını düzenleyen yasanın meclisten çıkmasıyla yabancı tüzel kişilerin Türkiye'den 60 hektara kadar mülk sahibi olabilmesinin önü açıldı.

Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı ve yazar Orhan Özkaya ise toprak satışının son tükenişi olduğunu öne sürdüğü AKP hükümetini ağır dille eleştirdi. Hükümetin mülk satışı için yöneldiği ülkelerin halkının ekonomik krizde olduğunu anımsatan Özkaya "kral ve şeyhlerin talepleri karşılanacak" dedi.

AKP, Araplara VE ABD'ye satış için mektup yazdı.

Hürriyet'in haberine göre AKP hükümeti mülk satışı için Körfez, ABD ve Uzakdoğulu yatırımcıları çekmek için tanıtım atağı başlatıyor. Düzenlemenin mimarı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, Ekonomi ve Dışişleri Bakanlıklarıyla birlikte gerçekleştireceği belirtilen tanıtım kampanyasında, büyükelçilere mektup gönderilerek, Türkiye’de taşınmaz alımında sağlanan kolaylıkları bulundukları ülkelerdeki yatırımcılara anlatmaları istenecek.

Özel sektörden destek alınacak.

Bugüne kadar mütekabiliyet engeline takılan 62 ülkenin vatandaşına daha Türkiye’de mülk sahibi olma yolunu açan yasayla sağlanan olanakların daha geniş kesimlere ulaştırılabilmesi için özel sektörden de destek alınacak.

Türkiye’de taşınmaz sahibi yabancılara ilişkin yüzölçümüne göre ilk 10 ülke Almanya, Avusturya, İngiltere, Hollanda, Yunanistan, Danimarka, Norveç, Fransa, Rusya Federasyonu, İrlanda olarak sıralanıyor.

Taşınmaz sayısında Avrupalılar önde.

Taşınmaz sayısına göre ilk 10 ülkenin ise Almanya, İngiltere, Yunanistan, Avusturya, İrlanda, Hollanda, Rusya Federasyonu, Danimarka, Norveç, Belçika olarak sıralanırken kişi sayısına göre ilk on ülkenin de İngiltere, Almanya, Yunanistan, İrlanda, Hollanda, Danimarka, Norveç, Rusya Federasyonu, Avusturya ve Belçika olduğu kaydedildi.

Özkaya: "Toprak satışı AKP iktidarının tükenişi".

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı ve yazar Orhan Özkaya, AKP hükümetini sert bir dille eleştirerek yabancılara toprak satışının iktidarın tükenişinin son örneği olduğunu savundu.

Yabancılara toprak satışı konusunda yazdığı kitaplarla bilinen Özkaya, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın “Konut alan yabancıya oturma izni gündemde; Dışişleri Bakanlığı’nın onay verdiği ülkelerin vatandaşlarına satış yapılacak. Amaç yatırımları çekmek. İlgili ilçenin yüzde 10’una kadar ve şahıs için satışlarda 30 hektara kadar sınır var. Gündemde belli bir süre oturma izni olabilir. Böylece ilgi artacaktır” açıklamalarının, ülke varlıklarının özelleştirmelerle satışının artacağına yönelik sinyaller verdiğini öne sürdü.

Yetki iki bakanlıkta.

Yetkililerin açıklamalarında toprak satışlarındaki karşılıklılık ilkesinin ve oturma izni uygulamasının da ortadan kalkacağının kaydedildiğini söyleyen Özkaya, "Bu da satışlarda zaten işlemeyen karşılıklılık ilkesinin kalkmasının bir anlam taşımadığını ortaya koymakta ve satışlarda 30 hektar sınırlamasının devam edeceğini göstermekte. Oysa bu, gerektiğinde 60 hektara çıkarılıyor. Bakanlar Kurulu yerine iki bakanın yani; Şehircilik ve Çevre Bakanı ile Maliye Bakanı’nın yetkisine geçmektedir" dedi.

Karşılıklılık ilkesi saptırmaca.

Karşılıklılık ilkesinin, zaten bir saptırmaca olduğunu savunan Özkaya, satış yapılan ülke sayısının 68'den 93'e çıktığını belirterek, "Karşılıklılık ilkesi hiçbir işe yaramamakta ancak uluslararası ilişkiler açısından bile uyulması ve korunması gereken ilkelerden biridir. Üzerinde titizlikle durulması kaçınılmazdır" diye konuştu.

Arap halkı değil, şeyhler yararlanacak.

Hükümetin Körfez ülkelerinden yatırımcı çekmek için girişimde bulunmasına da değinen Özkaya, Arap halkının Türkiye'den mülk alma gibi bir talebinin bulunmadığını bellirterek, "Kral ve şeyhlerin talepleri karşılanacak. Yabancılara çifte vatandaşlık hakkı verseniz bile bu ekonomik krizde onların konut ya da toprak alması olanaksızdır. Bu işin sadece Arap ve Anglo-Amerikan şirket imparatorluklarına yaradığı çok açık bir gerçek" dedi.

"Yabancılar Türkiye'deki tarım arazilerine yöneldi".

Türkiye'de yabancılar tarafından satın alınan toprakların tarım alanlarına yöneldiğini kaydeden Özkaya, en çok tarım arazisi satışının Konya'da gerçekleştiğini dile getirdi. Toprak satışına yönelik çabaların kesilen sıcak para akışı ve krize düşen kapitalizmin kendisine çıkış yolları aramasından başka bir anlam taşımadığını öne süren Özkaya, "Yabancı maden şirketleri bu yasadan yararlanarak istedikleri maden alanlarını engelsiz alabilecekler. Bu alımlara 3996 sayılı Yap-İşlet-Devret yasası, maden yasası, 2/B yasası gibi daha sayısız yasa hizmet edecek" görüşünü savundu.

Borun özelleştirilmesinde engeller kaldırılıyor.

Hükümetin bakanlarının daha önce yaptığı “Bor madenleri özelleştirme dışında kalacak…” açıklamaları yaptığını anımsatan Özkaya, buna karşın; "Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” taslağınının, 5 Mart 2012 tarihinde Bakanlar Kurulu’na sunulduğunu, bununla birlikte bor madeninin özelleştirilmesinin önündeki engellerin de kaldırılacağını kaydetti.

Bu gidiş tam bir kapitülasyondur.

TCDD yolları ve askeri okullar ile sağlık kurumlarının dışında askerlik şubelerinin de tasfiye aşamasına getirildiğini söyleyen Özkaya, "Sıra Orduevlerine mi geldi diye sormadan edemiyor halkımız? Bu gidiş tam bir kapitülasyondur. Ülke yüzölçümünün yüzde onluk buyuk bir parçası yabancılara pazarlanıyor. Geriye ne kalıyor?" dedi.

"Suriye kurtuluş değil, bataklık".

Türkiye'nin ekonomik verilerinin AKP iktidarının tükenişine işaret ettiğini savunan Özkaya, "İşsizlik yüzde 20’nin üstünde, sıcak para muslukları tamamen tıkalı, uluslararası kredi değerlendirme kurumları eksi değerlendirmeleri hatır tanımaz şekilde açıklamakta. Suriye bataklığı kurtuluşu değil, sonu hazırlayacak" iddiasında bulundu.


Yusuf Yavuz./ 07.05.2012
link


Yolsuzluk ekonomisi
Oğuz Oyan, 26.12.2013, link


Hatay ikinci Filistin mi olacak?
solhaber 12.10.2012,link

Askeri bölgeler yabancıya mülk satışı için yeniden düzenleniyor
solhaber 19.10.2012,link

Atatürk Orman Çiftliği ABD Elçiliği'ne peşkeş çekiliyor
solhaber 17.05.2013,link




Orhan Özkaya kitapları:


__________________