Translate

azerbaijan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
azerbaijan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2020 Çarşamba

Azerbaycan-Ermenistan

 


Tuncay Bengin'in 10 Ekim tarihinde Milliyet'te, Azerbaycan-Ermenistan çatışmalarıyla ilgili olan, benim görüşlerime de yer veren makalesi aşağıdadır: 


İşgal altındaki Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan toprakları olduğunu bugüne kadar defalarca tescil eden ama çözüm getirmeyen ya da getirmek istemeyen Birleşmiş Milletler şimdi arka arkaya ateşkes çağrıları yaparak krize askeri yollarla çözüm bulunamayacağını belirtiyor. Çözüm olarak önerdiği de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eş başkanları gözetiminde müzakerelere dönülmesi. Yani neredeyse 30 yıldır süren “Yalan Rüzgârı” dizisinin yeniden vizyona girmesi. Dolayısıyla, bu açıklamaların samimiyetine güvenmek ve ciddiye alınmasını beklemek görünür gerçekliğe pek uygun düşmüyor. O nedenle, buna dalga geçer gibi bir çözüm önerisi demek daha doğru. Çünkü bir yanda saldırıya uğrayan, toprakları işgal edilen,  bir milyondan fazla vatandaşı yerinden yurdundan olan ve buna rağmen masada çözüm umuduyla yıllardır sabreden Azerbaycan, diğer yanda hak, hukuk tanımayan, işgalci politikasında ısrar eden Ermenistan var. Hem de BM’nin bu konuda aldığı kararlara rağmen... Yani biri işgal altındaki topraklarını kurtarıyor, diğeri hala alçakca sivilleri vuruyor. Açıkçası BM gerçekten samimi ve kararlı olsaydı yasasının en önemli maddesi “devletlerin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünden” hareketle bugüne dek Ermenistan’a haddini bildirmesi gerekirdi. Ama yapamadı, yapmadı.


Niyesini eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı emekli Büyükelçi Onur Öymen anlatıyor:


“BM’de 1993 yılında bir yılda dört Güvenlik Konseyi kararı çıktı ve hepsinde bu toprakların Azerbaycan’ın toprağı olduğu ve işgalin sona ermesi gerektiği ve işgalci güçlerin çekilmesi gerektiği belirtiliyor. Ondan sonra 14 Mart 2008 tarihinde bu sefer BM Genel Kurulu’nda bir karar alındı, bu karar da diyor ki burası Azerbaycan toprağıdır, aynı şekilde işgalci güçler çekilmelidir. Yalnız bu oylamaya 150 ülke katıldı, bunlardan 100’ü çekimser 39’ üye evet oyu veriyor. Türkiye de var bunların içinde ama bir tane Avrupa ülkesi yok. Bir Avrupa ülkesi bile burası Azerbaycan toprağıdır diyemiyor. Ondan sonra 7 ülke hayır oyu veriyor; bu 7 ülke arasında sorunun çözümünden sorumlu Minsk Grubu’nun eş başkanları ABD, Fransa ve Rusya da var. Düşünebiliyor musunuz?


Yani çözüm istemedikleri açıkça ortada. Daha sonra birtakım temaslar oluyor; Prag da buluşuyorlar, St. Petersburg’da buluşuyorlar liderler fakat oralardan da hiçbir şey çıkmıyor. Bir şey çıkacakmış gibi yapıyorlar; mesela 5 eyalet boşaltılsın da ondan sonra Karabağ da müzakere edilsin falan gibi. Ermeniler bunu da reddediyor, mutabakata da varmadılar. Adamlar hiçbir çözüm istemiyorlar çünkü. Arkalarını dayamışlar büyük devletlere ve onların himayesinde bu toprakları zaman içinde tamamen kendilerine mal edecekler, strateji bu. Aynen Kıbrıslı Rumların yaptığı gibi, aynen Yunanlıların yaptığı gibi. Yani büyük devletlerin himayesinde hukuka anlaşmalara, BM yasasına aykırı sonuç almaya çalışıyorlar. İşin esası bu.”


Peki BM bu duruma neden seyirci kaldı ya da müdahil olmadı? Öymen devam ediyor:


“BM’nin tek başına çözme mekanizması yok. AGİT çerçevesinde bir Minsk Grubu kuruldu 1993’ten sonra fakat eş başkanları ABD, Fransa, Rusya. Çözüme bu üç ülkenin öncülük yapması lazım ancak bunlardan ikisi, Fransa ve ABD zaten iç politika, lobiler, ülkelerindeki Ermeni nüfusunun çokluğu ve seçmen oluşu nedeniyle zaten hiçbir zaman Ermenistan’ın istemeyeceği bir çözüme destek olmuyorlar. Rusya’nın da Ermenistan’la yakın ilişkileri, bir güvenlik ittifak anlaşmaları var, üssü de bulunuyor ve bu üssün süresini de şimdi 2044 yılına kadar uzattılar. Yani böyle bağları da var. Fakat bir taraftan da Rusya Azerbaycan’ı da kendisinden uzaklaştırmak istemiyor. En son olarak Paşinyan’ın da biraz ABD’ye meyletmesi ABD ile Rusya arasında denge politikası gütme izlenimi ortaya çıkınca Rusya bu sefer ona biraz katı davrandı. Bu defaki çatışmalarda beklediği desteği tam alamadı Rusya’dan.”


BM’nin işlevi yok o zaman?


“BM’nin yapabileceği iki şey var. Biri Güvenlik Konseyi’nden böyle kararlar çıkartabilir. O kararların siyasi ağırlığı da fazla ileri gidemez çünkü 5 ülkenin veto hakkı var. Ki bunların üçü de Minsk Grubu’nun eş başkanları ABD, Rusya, Fransa; üçünün de veto hakkı var. Onun için bunlardan birinin istemediği karar çıkamaz. BM’nin bir imkânı daha var; o da 7. madde. Daha doğrusu, BM yasasının 7. bölümü. Güç kullanarak meseleleri çözmek. Bir BM gücü olacak, o güç gidecek orada düzeni BM’nin kararlarına göre tesis edecek. Fakat bu uygulamayı da kimse istemiyor, bunun riskini de kimse almak istemiyor. Dolayısıyla, böyle bir karar da çıkmıyor epeydir. O zaman BM’den fazla bir şey beklemeyeceksiniz. Peki, nasıl çözülür bu? Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki diplomatik temaslarla. Türkiye de bunun için çalıştı Demirel zamanında. Biz Ter Petrosyan ile Haydar Aliyev’i iki defa bir araya getirdik ama oradan da bir şey çıkmadı. Minsk Grubu’nun yaptığı göstermelik temaslardan da bir şey çıkmadı. Yani diplomasiyle bir çözüme varılamadı. O nedenle, Azerbaycan’da halkta bu meseleyi ancak güç kullanarak çözebiliriz inancı hâkim. Karabağ’ın tamamını geri almadan biz durmayız diyor İlham Aliyev. Yani Ermenistan işgal ettiği toprakları terk ediyorum dese, o zaman zaten mesele kalmayacak ama terk etmek istemiyor.”


Tersi olsaydı, BM’nin tavrı ne olurdu?


“Tersi olsaydı tozunu üflemişlerdi Azerbaycan’ın. Yani Azeriler Ermeni toprağını işgal etseydi dünyayı ayağa kaldırmışlardı. Maalesef hayatın gerçekleri biraz böyle...”




Ermenistan'ın sivillere saldırması bir "Savaş Suçu"dur!

Bu İnsanlık Suçu sadece Ermenistan'a ait değil,

Bu suç BM'ye de ait,

Bu suç AB'ye de ait,

Bu suç Fransa'ya da ait,

Bu suç Rusya'ya da ait,

Bu suç ABD'ye de aittir.

Türklere karşı yapılan bir "Nefret Suçu"dur!


Armenia's attack on civilians is a "War Crime"!

This crime against Humanity does not belong only to Armenia,

This crime belongs also to the UN,

This crime belongs also to the EU,

This crime belongs also to France,

This crime belongs also to Russia,

This crime belongs also to USA.

This is a "Hate Crime" against Turks!


SB



Elşad Alili (19 Ekim '20)

"Qafan toponimi Kəngərli/Peçeneqlərin Kapan, ya da Kapanlı qolu ilə bağlıdır.

Qarabağda da Kapanlı adlı yer adları vardır.

Qacaran da adından bəllidi.

Bugünkü Ermənistan torpaqları Kəngərlilərin və ümumən Üç Okların qədim yurdudur."




27 Ağustos 2016 Cumartesi

Eski Oğuz Yurdu Tek Uluslu Ermeni Devletine Nasıl Dönüştürüldü?



Son Yüzyıllarda Rusya'nın Kafkasya'ya sahip olmak ve sonra buradan sıcak denizlere inmek için bu çoğrafyada elde maşa rolü oynayacak bir millet gerekiyordu. Bu iş için cazip millet Ermeniler oldu. 1813-1828 yıllarında Rusya ile İran arasında olan iki savaşın (1804-1813, 1826-1828) sonunda imzalanan Gülistan (12 Ekim 1813 yıl) ve Türkmençay (10 Şubat 1828) anlaşmaları Azerbaycan halkının tarihinde trajik rol oynamış ve Azerbaycan'ın parçalanmasına yol açmıştır. Azerbaycan'ın kuzeyi Rusya, güneyi ise İran'ın yönetimine geçmiştir. Türkmençay anlaşmasının XV maddesine gereğince İran'dan Ermenilerin Erivan, Karabağ ve Nahçıvan'a toplu şekilde tehcir edilmesine başlandı. Bunun sonucunda bu arazilerde tarihen yerleşik olan Azerbaycan Türkleri kendi yurtlarından mahrum ediliyordu. 


Türkmençay anlaşmasından hemen sonra imparator I. Nikolay 1828'in 21 Mart'ında Erivan ve Nahçıvan hanlıklarının arazisinde "Ermeni eyaleti" kurulmasına ilişkin emir imzaladı. Bu emre göre o zaman 7 bin 331 Azerbaycan Türkü'nün ve 2 bin 369 Ermeni'nin yaşadığı Erivan şehri de "Ermeni eyaleti" bünyesine dâhil ediliyordu. Türkiye ile savaşların (1828-1829, 1877-1878) sonunda tarihi 1829-1830 yılları arasında Güney Kafkasya'ya (Nahçıvan, Karabağ, Erivan) 40 bin İran, 84 bin 600 Osmanlı Ermenisi bu arazilere yerleştirildi. 


Tüm bunlara rağmen XIX yüzyılın sonunda Erivan eyaleti (gubernatorluk-Rusça) Azerbaycan Türklerinin sayısına göre Bakü ve Yelizavetopol (Gence) eyaletlerinden sonra Kafkasya'da üçüncü yeri tutuyordu. Şimdik Ermenistan'da yerleşik olan Müslümanlar, Azerbaycan Türkleri böyle göç ve sürgün facialarını yaşamağa başladılar. 


Azerbaycan tarihinde yaşanmış en büyük facialar 1905-1907 ve 1915-1920'lerde de devam etti 1920 yıllardan başlayarak 30 yıla yakın süren represyon (sürgün, baskı) olmuştur. Öyle ki, bu yıllarda Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında insan haklarına aykırı kanunlar uyarınca totaliter devlet rejiminin işlediği despotluk, şiddet sonucunda yüz binlerce masum insan, genellikle ulusal kendini tanıma ve milli devlet inancına, siyasi rejimin diktatörlüğüne değil, milli duygu ile düşündüğüne göre represyonlara maruz kalmıştır. Aslında Azerilerin Ermenistan'dan yani Batı Azerbaycan'dan göç ettirilmesi  XVIII yüzyılda başlanmştı. 



Azeri Nüfusun Göçe Zorlanması

Batı Azerbaycan`dan Azerbaycanlıların, 
genellikle Müslümanların göç ettirilmesi üç aşamada yapıldı: 

* Birinci aşama 1905-1920 yılları; 
* İkinci aşama 1948-1953 yılları; 
* Üçüncü aşama 1988-1992 yılları. 


Bu süreçler zarfında Ermeniler Batı Azerbaycan'da yaşayan Azerbaycanlıların yüzlerce yerleşim noktasını yerle bir ederek, 30 bine yakın evi yıkmışlar ve ihtiyar, çocuk ve kadınların da aralarında bulunduğu 140 bin kişiyi vahşice öldürdüler, 750 binden fazla Azerbaycanlı Ermenistan'dan ( Batı Azerbaycan'dan) göç ettirildi. 1988 yılında ise 220 binden fazla Azerbaycanlı Ermeni vahşetine tahammül edemediğinden doğup büyüdükleri kendi ana topraklarını terk etti. Bundan sonra Ermeniler Batı Azerbaycan'dan Azerbaycanlıların izini kaybetmek üzere buradaki mezarlıkları, tarihi kültür varlıklarını, dini ibadet yerlerini, okul, hastane ve diğer binaları yerle bir ettiler. Sadece 1988'den sonra Ermenistan'da (Batı Azerbaycan'da) Ermeniler Azerbaycanlılara ait 2000'den fazla mezarlık yıkmışlar. 


Bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti 1724-1828 yılları arasında Azerbaycan Türklerinin sayı çoğunluğu oluşturduğu ve her zaman egemen oldukları Erivan hanlığı arazilerinde kurulmuştur. 1828 yılında Erivan hanlık arazileri Rusya'nın terkibine dahil edilenden sonra burada bir vilayet oluşturuldu ve buraya İran ve Osmanlı topraklarından Ermeni aileleri göç ettirilmeğe başlandı. Bir yıl sonra bu vilayetin adı 'Ermeni eyaleti' olarak değiştirildi. 


1828 yılında Rusya-İran arasında imzalanan 'Türkmençay Anlaşması'ndan sonra İran'dan Erivan'a, Karabağ'a ve Nahçıvan'a Ermenilerin göçü hızlanmıştı. 1829 yılında Edirne'de varılan anlaşmadan sonra ise Osmanlı topraklarından Ermenileri Karabağ ve Erivan Hanlığının topraklarına göç ettirerek buraya yerleştirmeğe başladılar. Yalnız bu anlaşmaya göre, 84 bin Ermeni Karabağ ve diğer çevre topraklara yerleştirildiler. 1978 yılında Ermeniler İran'ın Marağa bölgesinden Dağlık Karabağ'ın Akdere (Mardakert) ilçesine (rayonuna) göç ettirmelerinin 150.inci yılını Marağa köyünde törenle kutlamıştılar ve bu tarihin şerefine orada bir anıt da dikmiştiler. Üzerinde 'Marağa-150' basılmış bu taç anıt kanıtlıyordu ki, Ermenilerin Erivan ve Karabağ topraklarına yerleşme tarihi tamı tamına 150 yıldı. Ermeniler 1988 yılında bunun onların lehinde olmadığını anlayarak bu anıtın üzerindeki 'Marağa-150' yazısını yoketmişler. 




This monument was built by Armenians in Karabakh for settlements "150 years" !.. 
That was proof that the Armenians were not native people of these land. 
When they realised that, they destroy the monument!.. (Marağa Anıtı-link)





Bugün Erivan hanlığının eski arazilerinde buranın kadim ve eski sakinlerinin yaşamaması bir ırkçı ideolojinin sonucu olarak kabul edilmelidir. Bu ideoloji anti-Türk bakış açısından şekillenen düşmanlık ideolojisidir. Milliyetci ideolojiden Tek Uluslu ve Monoetnik Devlete doğru Çağdaş Ermeni devlet ideolojisinin formalaşmasında Ermeni milliyetçi akımlarından her birinin katkısı olmuştur. Farklı zamanlarda ve farklı şartlarda ortaya çıkmalarından asılı olmayarak bu ideoloji bir merkeze tabi olmuştur ve bu da 'Merkez Ermeni Kilisesi' olmuştur. Bu milliyetçilik farklı Ermeni akımcılar tarafından geliştirilmiştir. Ermeni milliyetçiliğinin teorisyeni olarak kabul edilen Grigori Artsruni, kitaplarında Türkleri, Kürtleri ve Müslümanları aşağılıyor. Tiflis'te yayınladığı 'Mşak' adlı Gazetesinde Osmanlı yönetimindeki Ermenileri kışkırtıyor. Onları Türklere karşı isyana sesliyor.


Artsruni, Ermeniler ve diğer halkların Müslüman yönetiminden bağımsızlaşmaları gerektiğini, bunu da Avrupalıların yardımıyla yapmaları gerektiğini savunuyordu. Diğer Ermeni ideologlar da aynı şey istiyorlar. Andranik de, Dro da, Njde de, Stepan Şaumyan da Ermeni halkına bağımsızlık istiyorlar. Ama nasıl? Kimlerin faciası hesabına? Kimlerin topraklarının hesabına? 


Ermeniler zapt ettikleri yerde burada yaşayan ahaliyi öldürmekle, onları oradan kovmakla yetinmemişler, bu ister Anadolu olsun, isterse de Kafkasya. Hem de buradan o ahalinin izlerini tamamen silmeye çalışıyor ve siliyorlardı. Bugün Ermenistan'da Türk izi kalmamış denilebilir. Bu anlamda Ermeni milliyetçiliğinin kuramcısının işbirlikçi yaklaşımının izleri günümüze dahi ulaşıyor. Nasıl oldu da bu arazilerden Türkler kovuldu ve Türk izleri yok edildi. Bir anlık tarihe başvuralım. 


Bunun için, 1590 ve 1728 yılına ait Osmanlı kayıtlarında, Revan Eyaletinin (Bugün Ermenistan olarak adlandırılan ülke) demografik yapısı içerisinde, Türk nüfusun büyük bir çoğunluk oluşturduğu görülmektedir. Bölgenin yer adlarına (Toponim) bakıldığında bile, yerleşim birimlerinin çoğunun Türkçe olduğu görülür. Bu durum bütün Ermenistan için geçerlidir. Aynı durum, Iğdır ve civarı (Sürmeli Kazası) için de geçerlidir. Bölgedeki yer isimlerinin Türkçe menşeli olması gerçeğini Ermeni tarihçisi Zaven Gorgodyan'ın, 1932 yılında Erivan'da Ermenice basılmış "1831-1931 Yılları Arasında Sovyet Ermenistan'ın Ahalisi" adlı kitabında Ermenistan'da kayıtlı 2310 yerleşim yerinden 2000'nin adının Türk menşeli olduğu kaydedilmiştir.(1) 


Osmanlılar, herhangi bir bölgeyi ele geçirdiklerinde o bölgedeki arazi ve vergi verecek nüfusu kayıt altına alıyorlardı. Revan ve civarı da ele geçirildiğinde, hemen arazi ve vergi verecek nüfus kayıt altına alınmıştır. Osmanlı Devleti, Müslim ve gayrimüslim unsurlardan farklı vergiler aldığından, alınan vergiler aynı dine mensup olup olmamakla bağlantılıydı. Ermenilerin, İslam inancında olmaması sebebiyle, 1.Gorgodyan Zaven ("1831-1931 Yılları Arasında Sovyet Ermenistan'ın Ahalisi" Erivan 1932),  (Ermenice) Cizye adı ile bilinen verginin onlardan ayrıca tahsil edildiği göz önüne alındığında, Osmanlı Tahrir defterlerindeki kayıtların gerçeğe çok yakın olduğu anlaşılmaktadır. 


XIX Yüzyıldan itibaren Ruslar, Kafkasya'ya doğru istila hareketine başlamışlardı. 1826 yılında Kuzey Azerbaycan'da ortaya çıkan genel bir ayaklanma üzerine, İran olaya taraf olmuş ve bu suretle, İran-Rus savaşı başlamıştır. Revan Hanlığı da İran'a bağlı olması nedeniyle bu savaşa taraf olmuştur. 1828 yılında Erivan (Revan) hanlığı Rusya'ya geçmiştir. Batılı devletler uzun zamanlar Osmanlı İmparatorluğunu zayıf düşürmek, onu parçalamak amacı ile planlar kurmuşlar. Bu devletin içerisinde yaşayan Hıristiyanlar, özellikle Ermeniler her zaman kullanılmak için bir araç olmuştur. Ayrıca Rusya da bu araçtan yeterince faydalanmıştır. İşgal ettiği Kafkasya'yı ebedi etmek için Rusya bir göçürme politikası uygulamaya başladı. Kafkasya'ya Rusya'dan Molakanları, Osmanlı ve İran'dan ise Ermenileri göçürme siyasetinin amacı burada nüfus değişikliğine nail olmaktı. 


Rusya`nın Himayesinde Ermeni Devletinin Kurulması 


Evet, Rusya`nın himayesi altında Ermeni devletinin kurulması, ayrıca Ermenilerin İran ve Türkiye`den Rusya`nın işgal ettiği topraklara aktarılması rastgele bir olay değildir. Bu, Ermeni-Rus ilişkilerinin sonucuydu. Bu ilişkilerin temelini Rus ve Ermeni tarihi literatüründe tebliğ edildiği gibi, sadece ticari ilişkiler değil, aynı zamanda Doğu'nun Müslüman devletlerine, özellikle Türkiye'ye, XVIII. yüzyıldan itibaren ise Azerbaycan'a karşı düşmanlık tutumu oluşturuyordu. Ermenilerin genellikle Güney Kafkasya'ya göçürülüp getirilmesi ve esasen Türklerin verimli topraklarında yerleştirilmesi son iki yüzyıl içinde olmuştur. (1) 


I Petro'nun sıcak denizlere inme arzusu ve Ermeniler Bu tarihlere kadar bu bölgelerde Ermeni nüfusu çok az, %10'u bile bulmuyordu. Safeviler devletinin zayıflamasından istifade eden Rus çarı I. Petro'nun (Deli Petro'nun) 1724 yılının Kasım'ında Ermenilerin Azerbaycan'ın Hazar Denizi kıyılarında, Derbent ve Bakü, ayrıca Gilyan, Mazenderan ve Gilan bölgelerinde yerleşimini resmîleştiren fermanından sonra yerleştirilmesine başladı. Bu fermana göre Ermeniler Rusya İmparatorluğu'nun Güney Kafkasya'dan İran körfezine kadar geniş toprakları ele geçirme planının uygulanmasında "beşinci kuvvet" rolünü oynayacaktılar. Bu planın bir parçası olarak Rusya generalleri Azerbaycan halkını hangi yolla olursa olsun yaşadığı yerlerden göç ettirme emri almışlardı. (1.Vagıf Arzumanlı- Nazım Mustafa, Tarihin Kara Sahifeleri (Depotasiya,Soykırım, Kaçkınlık), Bakü,1988, s.20.) Fakat Rusya'nın Kafkasya'daki askerî başarısızlıkları onun Ermenilerin planlı meskunlaştırılması politikasını bir süreliğine dondurdu. Türkmençay anlaşmasının sonucu olarak 40.000 Ermeni Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerinde iskân ettirildi.


1829 yılındaki Edirne barışının sonuçlarına göre ise, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan 90.000 Ermeni de Azerbaycan'da yerleştirildi. Onlar Nahçıvan, Erivan ve Karabağ hanlıklarında iskân ettirildi. Ünlü Rus diplomatı, Rusya İmparatorluğu'nun İran'daki Büyükelçisi, Griboyedov Ermenilerin Güney Kafkasya'ya aktarılmasında aktif yer almıştır. Ünlü Rus diplomatı ve yazarı şöyle yazıyordu: 

"Ermeni halkı esasen Müslüman toprak sahiplerinin topraklarında yerleştirilirdi, onlar yavaş yavaş Müslüman nüfusunu bölgelerden sıkıştırıp çıkarmaya başlamışlardı. Biz Müslüman nüfusu düştükleri zor durumla barıştırmaya ve onları inandırmaya çalışmalıyız ki, bu sıkıntılar uzun sürmeyecek ve Ermeniler geçici olarak onlara yaşamaya izin verilen yerlerde sürekli olarak kalamayacaklar." (1) 


Rus İmparatorluğu'nun yöneticileri Güney Kafkasya'da yürüttükleri sömürge politikasında Ermenilere çok güveniyorlardı. Aynı güven Türkiye'de yaşayan Ermenilere Batılı devletler tarafından sağlanıyordu. Osmanlı devletinin parçalanmasında en iyi ve cazip gelen unsur Ermenilerdi. 1828 ve 1920 yılları arasında Azerbaycan'a 56,0000 Ermeni göçürülmüştür. Böylece Doğu Kafkasya'nın Ruslar tarafından işgali sonucunda Azerbaycan topraklarında - Araks nehrinin kuzeyinde Ermeni nüfusu hızla artmaya başladı. 


Bu konuda dikkate değer bir olgu da Zori Balayan'ın kendisi itiraf etmiştir: "Onun (Erivan`ın) nüfusu başka yerlerden gelmeler. Aslında gerçek Yerevanlı yoktur". Akademisyen A. İ. İonisyan şöyle yazıyordu: "Erivan şehrinin nüfusunun sadece dörtte biri Ermenilerden oluşuyor, Azeriler burada mutlak üstünlük oluşturuyor".(2) 


Rus İmparatoru I. Nikolay'ın 21 Mart 1828 yılında verdiği fermanına göre Azerbaycan'ın Nahçıvan ve Erivan Hanlığı iptal edilmiş, onların yerinde Rus hakemleri tarafından yönetilen "Ermeni vilayeti" denilen yeni idari kurum oluşturulmuştur. 1849 yılında bu ilçenin adı değiştirilerek Yerevan Guberniyası konmuştur. Topraklarının genişletilmesi amacını güden Ermeniler 1836 yılında Rusların yardımı ile Azerbaycan`da o zaman faaliyet gösteren Alban Patriarh Kilisesi'nin iptal edilmesini ve mülklerinin Ermeni Kilisesi'ne verilmesini başardılar. 


Kafkasya'nın Bağımsızlaşma Çabalarına Karşı Rus Politikası


Kafkasya'nın Rusya'dan ayrılarak, bağımsız bir devlet olmak hususundaki faaliyetlerini önlemek amacıyla Bolşevikler (1."Osmanlı Rus Savaşı'nda Doğu Anadolu'dan Rusya'ya Göçürülen Ermeniler" , s.386-387.  - 2.Obozreniye Rossiyskih Vladeniy za Kavkazom, IV.Cilt, Sankt Petersburg, 1836, s.270), 1918 Mart Bakü katliamının amacı Ermeni asıllı Stepan Şaumyan'ı Bakü'ye yönetici olarak atadılar. Bakü'ye tamamen hâkim olmak isteyen Bolşevik Şaumyan, Taşnaksutyun çeteleriyle de birleşerek 31 Mart 1 Nisan 1918'de yalnızca Bakü'de 15 binden fazla Azerbaycan Türkü'nü "Pantürkist ve İnkılâp karşıtı" oldukları iddialarıyla katletmişlerdi. 


Bu geniş çaplı katliamlar sadece Bakü'de değil, Gence, Şamahı, Guba, Zengezur, İrevan, Basarkecer ve Azerbaycan'ın diğer bölgelerinde yapılmış, öldürülenlerin sayısı 60 bin kişiye ulaşmıştı.(1)  Mart 1918'de Bakü'de başlayan silahlı çatışma başka bölgelere de yayıldı. Özellikle de Erivan, Zengezur ve Gökçe'de yaşayan Azerbaycan Türkleri için büyük tehlike ortaya çıktı. Andranik komutanlığında Ermeni silahlı çeteleri Erivan'a bağlı Gökçe'de Çamırlı, Medine, Anağızoğlu, Kışlak, Gulalı, Küsecik, Alçalı, Küçük Karakoyunlu ve Delikardeş köylerine hücum ederek birçok Müslümanı katlettiler. 22 Nisan 1918'de "Kafkasya Bağımsız Federe Devleti" ilân olunduysa da taraflar arasında çekişmelerin devam etmesi üzerine 28 Mayıs 1918'de Ermenistan bağımsızlığını ilan etti ve Taşnaklar 1918'de Kars vilayetinin ve Erivan eyaletinin bir kısmını müttefik ordulardan almayı başardılar. (2)


Uzun yıllar Kafkasya'da gazetecilik yapan V. L. Veliçko ise 19. yüzyılda Kafkasya'da yaşayan halkları ve son derece kritik olan bölgenin siyasi ve sosyal durumunu inceleyerek "Kafkasya" adlı eserinin Ermenilere ayırdığı bölümünde dikkat çekici hususlara değinmistir. Günümüzde hâlâ tartışılan "Büyük Ermenistan" veya "Denizden Denize Büyük Ermenistan" idealinin anlaşılması, Ermeni milliyetçiliğinin tarihî boyutlarının çok yönlü bilinmesi ve kavranması ile mümkündür. Adına Ermenistan denilen ülkeden diğer halkların çıkarılması bu ideolojinin gerektiği bir hareket idi. 


Artık 1918'de Eylül ayından itibaren Zengezur üzerine hücumlar yeniden başladı. Rut, Darabe, Ağudi ve Vağudı köyleri tamamen dağıtıldı, Arkhalı, Şyagur, Melikli, Pulkent, Şeki, Kızılcık köyleri ise çok zarar gördü. Bu köylerde toplam 500 kişi Ermeniler tarafından öldürüldü. 1918 sonlarında ise Zengezur'da Azerbaycan Türklerinin yaşadığı 115 köy dağıtıldı. Toplam 7739 kişi olmak üzere 3257 erkek, 2276 kadın ve 2196 çocuk öldürülmüştü. Andanik, Khmbapet Dro ve Hamazasp'ın silahlı çeteleri yüzlerce köyü yakmış, insanları öldürmüş veya zorla göç ettirmişti. (1.Şaumyan. S, Seçkin eserleri. Bakü, 1978, II cilt . - 2.Sov. BKP nezdinde Markisizm Leninizm Enstüsünün Merkezi Parti arşivi, F - 461 P-1, D- 4525 L. 1) 


Erivan vilayetınde katliam ve göçler Ağustos 1918'de Iğdır ve Eçmiadzin'de 60 köy Dro'nun silahlı çeteleri tarafından yağmalandı. 1918-1920 Taşnak iktidarı zamanı Ermenistan'da yaşayan 575.000 Azerbaycan Türkü'nün 565.000'i katledilmiş veya zorla göç ettirilmişti. Bazı Ermeni araştırmacıları da bu verileri onaylamaktadır: 1920'de Sovyet hükümeti zamanı Taşnakların yürüttüğü politika sonucu burada 10.000 kişiden biraz fazla Türk kalmıştı. 1922'de 60.000 göçmen geri döndükten sonra Azerbaycan Türklerinin sayısı 72.596 kişi olmuştur. 


Türklerin toplu halde yaşadıkları 5 kazadan - Aleksandropol, Nor-Bayazet, Eçmiadzin, Erivan, Şerur-Dereleyez - kazalarından başka Yelizavetpol idari birimine giren Zengezur kazası (sonralar Qafan, Sisyan, Gorus, Megri adlı bölgeleri), Kars iline dâhil olan Ağbaba bölgesi (sonraları Amasiya bölgesi), Tiflis idaresine dâhil olan Lori-Pembek bölgesi (sonraları Alaverdi, Stepanavan, Kalinino, Noyamberyan bölgeleri), Yelizavetpol quberniyası Kazak kazasının Dilican deresi (sonraları Şemseddin, İcevan, Dilican rayonlarının arazisi, ayrıca Krasnoselsk bölgesi Akstafa (Gedikçay havzasının Azeriler yaşayan köyleri) birleştirilerek Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti düzenlendi.


1918-1920'de bu bölgelerde yaşayan Azerbaycan Türkleri'nin katledilmesi veya zorla göç ettirilmesi 1905 katliamının devamı idi. Bu süre zarfında Ermeniler ciddi bir teşkilatlanma sürecine girmiş, silahlanmış ve propaganda faaliyetlerini genişletmişti. 1918'de Ermenistan (Ararat) Cumhuriyetinin kurulmasıyla Ermenilerde millî kimlik ve devlet anlayışı ivme kazandı. İki yıllık (Mayıs 1918-Kasım 1920) Taşnak iktidarı zamanı Azerbaycan Türklerinin % 60'ı öldürüldü. 


Ermenistan'da Azerbaycanlılar'a karşı 1918 -1920 yıllarında soykırım ve 1930-1938 yılarında sürgünün hayata geçirilmesine rağmen, Ermenistan'ın Türkiye ve İran sınırları, Azerbaycan ve Gürcistan sınırları boyunca yine de genel olarak Azerbaycanlılar yaşıyordu. İrevan (Erivan) kentinin çevre illeri en verimli topraklar sayılıyordu ve bu illerde Azerbaycanlılar çoğunluk teşkil ediyordu. Genellikle, bu sınırlar içinde Ermeni nüfusu 1831 yılında 161,7 bin kişi, 1879 yılında 797,9 bin kişi, 1913 yılında 1000,1 bin kişi, 1920 yılında 720 bin kişi, 1922 yılında 782 bin kişi, 1926 yılında 881,3 bin kişi olmuştur. 


1926 yılı nüfus sayımında gösterilmiştir ki, bu bölgede 84,5 bin kişi Azeri nüfus yaşamıştır. Azerilerin sayısı yüzde 9,5 kadar inmiştir. Bunların 60 bin kişi kadarı 1920 yılından sonra önceki yurtlarına döndüler.(1) (1.Cabbarlı Hatem. Geçmişten Günümüze Ermenistan`da Azerbaycan Türkleri ERMENİ ARAŞTIRMALARI dergisi, Sayı 4, Aralık 2001 - Ocak-Şubat 2002) Ermenistan'ın bu sınırları içinde Azerbaycan Türklerinin 1916 yılında 333 bin kişiden 1926 yılında 84,5 bin kişiye inmesi gösteriyor ki, Ermenilerin 1918-20 yıllarında İrevan idaresinde yaptıkları soykırım Zengezur kazasından ve diğer bölgelerden de boş geçmemiş. 


Ermenilerce Yürütülen Sistemli Soykırım Politikaları ve Sonuçları


Demek ki, Ermeniler tarafından planlı olarak gerçekleştirilen jenosit politikası sonucunda Azerbaycanlılar'ın kaybı 260 bin kişiden fazla olmuştur. O yüzden de şöyle bir sonuca varabiliriz: 


1916- 1926 yılları arasında Azerbaycanlı nüfusun artışı en az 10-12 bin kişi olabilirdi. Bu rakam 1926 yılındaki mevcut sayıdan çıkarılıp telef olanların ve mültecilerin sayısına eklenmelidir. Gösterilen rakam ve olgulardan anlaşılıyor ki, gerçekten de modern sınırlar içinde o zaman nüfus 280 bin kişi azalmıştır. Bunu hiç kimse, hatta Ermeniler de inkâr etmiyor.(1)  Ermenistan resmî verilerinde bu azalma başka şekilde yorumlanıyor. Nüfusun bu kadar azalması "1918-1920 yıllarında Türk birliklerinin ve başıbozuk grupların düzenledikleri yeni katliamın sonucunda oluştu." deniliyor.(2) 


Sovyet döneminde baskı ve göçler SSCB yıllarında Ermenistan yöneticilerinin başlıca görevi Erivan çevresinde ve Türkiye ile sınır boyunca verimli topraklarda yaşayan Azerbaycanlıları bu topraklardan göç ettirmekti. Bunun için ilk olarak Moskova'nın onayı alınmalıydı. Yurtdışında yaşayan Ermenilerin Ermenistan'da yaşamak istediklerini ama yerleştirilmek için toprakların yetersiz olduğunu Stalin'e bildirmek gerekiyordu. Çözüm olarak da Türklerin Azerbaycan'ın kırsal bölgelerine göç ettirilmesi gerekiyordu. Yurtdışında yaşayan Ermenilerin Ermenistan'a göçürülmesi konusunu ortaya atmak için onlar ilk fırsatı 1943'te Tahran konferansı sırasında yakaladılar. Konferansta Ermeni diaspora temsilcileri SSCB Dışişleri Bakanı Molotov'la irtibata geçmiş, onların Ermenistan'a göçürülmesi için Sovyet yönetiminin onay vermesini rica etmişlerdi. Molotov, Stalin'le konuştuktan sonra onların göçürülmesine onay verdiklerini bildirmişti. 


İkinci Dünya Savaşından sonra Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye karşı toprak iddiaları ve bu süreçte Ermenilerin etkin katılımı sonuçta Azerbaycanlılar'ın kaderinde trajik olaylara neden oldu. (1.Koçar Meri. « Ermeni sorunu ve Ermeni-türk toplumsal-politik ilişkileri. Erivan 1988  - 2.Pirumov S.G (Pirumyan) «Dışarıdaki taşnaklar». Doğu araştırmaları bilimsel birliği yayını, Tiflis, 1934) 1945 yılının Kasım'ında ÜİK (b) P MK Siyasi Bürosu yurtdışında yaşayan Ermenilerin Sovyet Ermenistan'ına dönmesine (repatriasiyasına) izin verdi ve 2 Aralık'ta SSCB Sovyet Halk Komiserleri'nin ilgili kararı basında yayınlandı. Bu adım, Sovyet yönetiminin Türkiye'ye karşı toprak iddialarını esaslandırmaya çalışması ile ilgiliydi. 


Stalin Ermenistan'a yaklaşık 300-400 bin Ermeni göçürmek suretiyle tüm dünyaya beyan etmek istiyordu ki; "bakınız Ermeniler kendi vatanlarına dönmüşler, fakat onların yaşaması için yer yoktur. Türkiye Doğu vilayetlerini vermelidir." SSCB'nin Türkiye'nin doğu vilayetlerine ait iddiaları V.Molotov tarafından Türkiye Büyükelçisi S.Sarper'le 7 ve 18 Haziran 1945 tarihli konuşmalarında duyurmuştu. Acilen SSCB'nin Türkiye'den koparmaya hazırlandığı arazilerin alanları ölçülmeye başlandı, ilgili haritalar tertip edildi, bu toprakların Ermenistan ve Gürcistan arasında bölüştürülme çalışması yapıldı. 


SSCB Dışişleri Komiserliğinde 1945 yılının Ağustos ayında hazırlanmış belgeye uygun olarak Türkiye'den toplam alanı 26 bin kilometre olan toprak kopartılmalı idi. Onun 20,5 bin km. karesi Ermenistan'ın, 5,5 bin km. karesi ise Gürcistan'ın payı olmalı idi. Savaştan zaferle çıkmış Sovyetler Birliği Türkiye'den Kars ve Ardahan topraklarını alacağına o kadar emindi ki, hatta Siyasi Büro A.Koçinyan isimli birisini Ermenistan Komünist Partisi'nin Kars İl Komitesi Sekreteri görevine atamıştı. Fakat Türkiye'nin kendi topraklarının savunma meselesinde kararlılığı Sovyetlerin planlarını bozdu. Ayrıca, Sovyetler Birliği Ermenistan'a gerekli sayıda yabancı ülkede yaşayan Ermeni göç ettiremedi. 


1947 yılında çeşitli ülkelerden Sovyet Ermenistanı'na aktarılmış (repatriasiya edilmiş) Ermenilerin sayısı sadece 60 bin kişi idi. Onlar da, buradaki durumu görüp geri dönmeye çalışıyorlardı. İş öyle bir noktaya geldi ki, yüzlerce Ermeni, devlet sınırlarını ihlal ederek Türkiye'ye kaçtı. Bu durumda, göçürülmüşlerin (repatriantların) ev, barınak sorununu iyileştirmek, onlara toprak vermek amacıyla 23 Aralık 1947 yılında Azerbaycanlıları Ermenistan'dan Azerbaycan'a göçürmek (sınır dışı etmek) konusunda malum karar verildi. Göçürülenlerin evlerini, mallarını mülklerini ellerinden zorla alıyorlardı. Sibirya'ya ve Kazakistan'a sürgün edilenler gibi, onlara da beraberinde zaruri eşyalarını almaya izin veriyorlardı. 


1948-1953 yılı göçürmeleri 3 Mart 1948 tarihinde Ermenistan'ın SSCB İçişleri Bakanlığı'nın hazırladığı ve Bakan Grigoryan'ın imzaladığı Ermenistan Azerbaycanlı nüfusu arasında "Azerbaycan SSCB'e göçürülme ile ilgili durum hakkında" raporunda Azerbaycan Türkleri'nin bu büyük trajediye tepkilerini daha net yansıtıyor. Bu belgenin ayrıntılarına dikkat edelim: 


Çok Gizli Ermenistan'ın Azeri nüfusu arasında Azerbaycan SSCB'e karşı göçle ilgili görüşler hakkında. Azerilerin Ermenistan'dan Azerbaycan SSCB'e tehcir edilmesi hakkında hükümet kararının resmen ilan edilmesinden önce Ermenistan SSCB'nin nüfusu arasında bu konuda dedikodular dolaşmaya başladı. Bu tedbirin amaçlarının doğru olmayan ilkeleri topluma yansıdı. Bizim tarafımızdan Azerilerin yeni yerleşim yerine taşınmak istemedikleri konusunda birçok görüş ortaya çıktı. Bazılarının mezarlıklara giderek orada yakınlarının kabirleri üzerinde ağlamaları ve göçürülmemeleri için dua ettikleri tespit edilmiştir.


Dahası kolhozcuların tarla işlerine çıkmaması, kendi meyve bağlarını kırması, yaşadıkları evlerini ve yardımcı yapılarını yıktıkları görülmüştür. Aynı zamanda düşman propagandacılarının Sovyet karşıtı propaganda yaptıkları da anlaşılıyor ve halka deniliyor ki, göçürülme politikası SSCB ile Türkiye arasında savaş durumunu doğurur, Sovyet yönetimi Azerbaycanlılar'a güvenmemektedir. ... Ovalık'ta bulunan Vedi ve Zengibasar bölgelerinde Azerbaycanlılar'ın mümkün olduğunca çabuk bir şekilde Azerbaycan SSCB'ye taşınmayı arzuladıkları gözleniyor.... Sınırın diğer ucunda (Türkiye kastediliyor- G.Ç.) akrabalık ilişkileri olan bazı anti-Sovyet unsurlar göçten kendi rahatsızlığını bildirerek yasadışı yollarla Türkiye'ye geçmek niyetlerini dile getiriyorlar. ... Ayrıca, göç ettirilmesi öngörülen Azerilerin gayrimenkul karşılığının ödenmesi veya onlara bu malvarlığını kişisel olarak satmak için izin verilmesi meselesi şimdiye kadar çözülememiştir. Bu ve diğer sorunların çözülmesi için çeşitli bölgelerden Erivan'a geliyorlar, fakat cevap alamıyorlar, çünkü Azerbaycan SSCB Sovyet Bakanlarının temsilcisi Mammadov yoldaşın hastalığı ile ilgili olarak Ermenistan SSCB'de Tehcir İdaresi'nin işi neredeyse kendiliğinden durmuştur... Amasiya bölgesi üzre Mağaracıklı Mammadov Mehet Mahmud oğlu ve Taşköprü köyünün sakini İsmailov Ramazan Alekber oğlu (eski askeri esir) kendi köylülerine Azerilerin göç ettirilmesini SSCB ile Türkiye arasında beklenen savaş ile izah etmişlerdir. 


Bölgede Rus Demografi Politikası ve Sonuçları 


Kuzukent köyünün sakini İsmailov Han Ahmed oğlu kolhozcularla konuşmasında şöyle demiştir: "Diyorlar ki, bu göç güya gönüllü olacaktır. Bu doğru değildir. Bize de Axalkalakideki (Ahıska kastediliyor) Azerilerle (Ahıska Türkleri-G.Ç) yaptıkları gibi muamele edecekler: Demiryolu vagonlarına bindirecek ve Kazakistan'a gönderecekler. Aniden olmaması için hazırlanmak gerekiyor." ...

Küçük Tepegöy köyünün sakini Ahmedov İsmail sohbette demiştir ki: "Leninakanda diyorlar ki, bizi, - Azerileri - 24 saat içinde Kazakistan'a sürgün edecekler, fakat ne zaman - henüz hiçbir şey belli değil ."...


Çivinli köyünün sakinleri: Mammadov Knyaz Mehmet oğlu, Aliyev Mirza Kurban oğlu ve Eşirov Mehmet kolhozcularla sohbette demişlerdir ki: "Yakında bizi göçürecekler, fakat nedense bu konuda açıkça konuşmaktan korkuyorlar. Anlaşılan, düşünüyorlar ki, kolhozcular Türkiye'ye kaçıp giderler... Ne yapmalı, bilmiyorum. Ben aptal oldum, çoktan Türkiye'ye gitmedim, şimdi ise sen istediğin yere değil, sana nereyi derlerse, oraya göçmelisin. "...


Zengibasar bölgesi üzere ...Zengiler köyünün sakini Namazov Sultaneli Rahim oğlu köyün kolhozcuları ile sohbette demiştir ki: "Ben Karakışlak köyündenim, orada MK temsilcisi toplantıda beyan etti ki, bizi - Azerileri Ermenistan'dan bizim yerlerimize repatriant Ermenileri yerleştirmek için göçürüyorlar"... 


Bununla ilgili adı geçen köyün birçok kolhozcusu işe çıkmadı ve kolhoz başkanı - neden işe çıkmıyorsunuz sorusuna "Eğer Ermeniler bizi Ermenistan'dan göçürürlerse, biz ne için ve kim için çalışmalıyız?" şeklinde cevap verdiler. ...


Baxgiler köyünün sakini Yusubov Gulli Abbas kızı demiştir ki: "Bizi göçürmek, malımızı ve hayvanlarımızı repatriant Ermenilere vermek istiyorlar. Halkın bazıları artık hayvanları satmaya ve kesmeye başlamışlardır. Ben de ineğimi satmışım."...


Küçük Demirci köyünün sakini Mirzeyev Meşedi Teymur İskender oğlu kolhozculardan Mammadov Ali'nin, Hasanov Abdulali'nin, Kerimov Gulam'ın ve başkalarının yanında demiştir ki: "Azerbaycanlıları Ermenistan'dan yerlerimize repatriant Ermenileri yerleştirsinler diye göçürüyorlar. Bunun için de diyorlar ki, Türkiye ve SSCB arasında savaş sırasında Sovyet hâkimiyeti bize itibar etmiyor. Bizim göçürülmemizin başlıca sebebi budur, çünkü savaş olursa, sınır bölgelerinde yaşayan Azerilerin büyük çoğunluğu Türkiye'ye geçecektir. " ...


Rencber köyünde kolhozcu Nesirov İbrahim Muhtarov Seyid'le, Tehmazov Asker'le, Nevruz Mahmud'la ve digerleri ile sohbette demiştir ki: "Ermenistan'dan 1950 yılına kadar tüm Azerileri mutlaka göçürecekler. Bunu, Sovyet hâkimiyeti, Türklerin saldırısından korkarak Türkiye ile sınırın yakınlarında yaşayan Azerbaycanlılara inanmadıkları için yapacaklar. Bu birincisi nedendir ve ikincisi, Sovyet Ermenistan'ı yurtdışında yaşayan tüm Ermenileri toplamak istiyor, Sovyet hükümetinden bağımsız devlet kursun "... 


Nesirov (geçmişte kolçomak) kolhozcuların yanında demiştir: "Ermenistan KP (b) MK eski Sekreteri A.Hancyanın planı üzere dünyanın her tarafından bütün Ermeniler buraya gelecek ve Nahçıvanı Ermenistan'a birleştirecekler, tüm Azerileri ise Ermenistan'dan Azerbaycan'a göçürülecek. Geçenlerde ben duydum ki, Ermenistan hükümeti Nahçıvanı Ermenistan'a birleştirmeyi talep etmiştir, fakat Azerbaycan hükümeti red cevabı vermiştir." ...


Şurakend köyünde eski askerî esir Mammadov Hamit (Türkiye`de akrabaları var) kolhozcularla sohbette demiştir ki: "Ermeniler ve Azeriler dost gibi yaşayabilir mi? Tarihte Ermeniler ve Azeriler arasında düşmanlık hep olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Ermeniler Azerileri Ermenistan'dan çıkarmayı karara almışlardır. Ben bizzat artık evimi yıktım ki, benden sonra o kimseye kalmasın." ...


Şurakend köyü kolhozunun Başkanı Aliyev Hümbet İlçe merkezindeki köye gelip kolhozculara demiştir ki: "Azerbaycan'dan komisyon gelmiştir ve önümüzdeki günlerde tüm Azerileri Ermenistan'dan göçürecekler. Göçürmenin geç kalması sadece Ermenistan K (b) P MK Sekreteri kolhozların mallarını, çiftlikleri Azerbaycan2a vermeye razı olmamasındandır. Eğer razı olsaydı, o zaman göç meselesi çoktan çözülmüştü... Onların çoğu devlet vergilerini ödemekten imtina ediyorlar." ... 


Zengiler köyünün sakini Süleymanov Seyfulla (sürgünden 1947 yılında dönmüştür) demiştir ki: "Artık bizim Ermenistan'da yaşamamıza değmez. Eğer savaş başlarsa, Ermeniler bizim hepimizi kesip yok edecekler, bizim yakında Azerbaycan'a göçmemiz iyidir."...


Sarıcalar köyünün sakini Halilov Halil Abuzer oğlu (1942 yılında firarilik suçundan mahkûm edilmiştir) demiştir ki: "Bizim kolhozcular boşuna vergi ödüyorlar, zaten bizi göçürecekler. Sovyet hükümeti, halkı tam soydu. Bolşeviklerin politikası yalan üzerine kurulmuştur ve bana öyle geliyor ki, bizi Azerbaycan'a değil, Sibirya'ya göçürecekler, bizim emlakımız ise devletin çıkarlarına geçecek."...


Vedi bölgesi üzere ... Ocak ve Şubat ayları boyunca Büyük Vedi köyünün sakinleri Abdullayeva Tarlan, Onur Ürbabe ve Mammadov Huda Bahşıoğlu evlerini yıkmışlar, Eyvazov Mikail, Ekber Memmedelioğlu, Aliyev Bilal, Bülbül Hüseyin, Keleşov Oruç, Rıza Ali ve diğerleri ise kendi evlerinin yakınındaki bahçelerde bulunan meyve ağaçlarının bir kısmını kesmişler. Mustafayev Hüseyin Beşiroğlu 2 kişilik ailesi ile ve Mustafayev İsmail 3 kişilik ailesi ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne kendi istekleriyle göçmüşlerdir.. 


Belirtmek gerekir ki, bu Rayonda Azeri nüfus arasında bu yılın Nisan'ında 9915 kişiden taşınmaya izin verilmesi konusunda dilekçe alınmıştır, oysa plana göre 1948 yılında Azerbaycan SSCB'ye toplam 500 kişi gönderilmesi öngörülmüştü. Basargeçer bölgesi üzere Çırçaklı köyünde, Türkiye'nin Sovyetler Birliği'ne savaş ilan etmesi ve bununla ilgili olarak Azerilerin göçürülmeleri hakkında yayılmış provakosyon sonucunda Şubat ayında üç gün içinde kolhozcular işe çıkmamışlardır.


Bu provakasyonlu söylentilerin sonucunda Zod köyünden Nesirov Gurzeli Hamit oğlunun ve Köy Sovyeti'nin Başkanı Hacıyev Bala Asker oğlunun köyden gitmesi özellikle olumsuz etkilemiştir; bu kişiler Azerbaycan SSCB'ye kendilerine yer aramaya gitmişlerdir... Şişkaya köyünde kolhozcuların hayli bölümü Azerbaycan SSCB'ye taşınmak istemedikleri konusunda kesin beyan ediyorlar. Artaşat, Karabağlar, Oktemberyan, Kafan, Megri ve Sisyan bölgelerinin Azeri nüfusu arasında da sağlıklı olmayan söylemeler olmuştur. 


Öyle ki, örneğin: Megri bölgesi Vartanidzor köy Sovyeti'nin Başkanı Hamidov Abdullah, kendisine yöneltilen "Neden sulama kanalı geçmiyor?" sorusuna, şöyle cevap vermiştir "Biz niye çekmeliyiz ki, ahparlara (Gelen Ermenilere denilen ad) mı kalsın?"... 


Artaşat bölgesi Darğalı köyünde 20 Azeri ailesi yaşıyor, hepsi şöyle demişlerdir: "Bize ne oluyorsa, olsun, biz Darğalı köyünden gitmeyeceğiz!" Bu bölgenin Ahund Baovand köyünde de Azeriler diyorlar ki: "Buradan hiçbir yere gitmeyeceğiz, isterlerse bizi burada, kendi topraklarımızda öldürsünler". Kafan bölgesi Siznak köyünün kolhoz başkanı Tağıyev Beşir, kendisinin Azerbaycan'a göçmek istemediğini belirterek, şöyle demiştir: "Doğma köyde ölmek, yeni yere göçmekten iyidir."...


Sisian bölgesi Urut köyü sakini ÜİK (b) P üyesi İsgenderov Salman, arkadaşları ile yaptıkları konuşmada şunları söylemiştir: "Sovyet vatandaşı, Sovyetler Birliği'nin herhangi bir yerinde yaşamak hakkına sahiptir. Kendi evimi, mülkiyetimi ve vatanımı bırakmak niyetinde değilim ve Stalin Anayasasına uygun olarak bir kimseyi başka bir yere taşınmaya mecbur etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur." ...


Adı geçen köyün kolhozunun Muhasibi Ferzalıyev Kuvvet de demiştir ki;" O, Azerbaycan'a göç etmek istemediği konusunda Stalin yoldaşa şikâyet yazmıştır."... 


Sisyan bölgesinin Comertli (Haydar Aliyev'in soyunun köyü) köyünde yaşayan ÜİK (b) P üyesi Gurbanov Celal şöyle demiştir: "Çoğu Azerbaycan'da nasıl sıcak olduğunu bilmiyor. 1918-1919 yıllarında biz Azeriler Ermenistan Nahçıvan'a kaçmıştık. O zaman biz 14 kişi idik, iki yıl sonra üçümüz kaldık. Kalan 11 kişi sıcaktan ve hastalıklardan öldüler. Bu Nahçıvan'da, Mingecevir'de ise daha kötüdür. Bizim çok kurbanlarımız olacak. " ...


Yukarıda gösterilen bölgenin Aravyus köy sakini Qeniyeva Aslı demiştir ki: "Eğer ben kendi milliyyetimi değiştirirsem ve onu Ermeni yazdırırsam, o zaman ben Ermenistan'da kalabilir ve Mingeçevir'e göçmeyebilir miyim?" ...


Azerilerin Ermenistan'dan göçürülmesi nedenleri konusunda Ermeni nüfusu arasında da, bir kısım kişiler tarafından bazen milliyetçi karakterli çeşitli dedikodular belirtilmiştir. Öyle ki, örneğin: Ermenistan SSCB Sosyal Güvence Bakanlığının Eğitim-sanayi fabrikasının ayakkabı teknolojisi öğretmeni Arakelyan Minas Aristakesoviç demiştir ki: 


"Azerbaycanlıların Ermenistan'dan göçürülmesi meselesi muhakkaktır. Öncelikle Araz ve Axuryan nehirlerinin kıyılarında yaşayan Azeriler göçürülecekler, sonra Azerilerin Erivan şehrinden aktarılmasına başlanacak. Sınır bölgeleri köylerinin öncelikle Azerbaycanlılar'dan kurtarılması tamamen anlaşılır, çünkü onlar devlet sınırını sık sık bozuyorlar, Türkiye ise onlardan kendi casusluk yuvalarını yaratıyor ". 


Erivan şehri sakini Mesropyan Yervand kendi komşusu ile sohbette şunları söylemiştir: "Azerbaycanlıları sadece Ermenistan'dan değil, aynı zamanda Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nden göndermek ve orayı Ermenistan topraklarına birleştirmek gerekiyor." 


Nahçıvanda Taşnak Örgütü Faaliyetleri


Erivan kentinde yaşayan, 6 yıl hapse mahkûm edilmiş Akverdyan Levo'nun karısı Ordyan Konsey Arutyunovna, komşularına, yabancı Ermenilere şöyle demiştir: "Yakında Türkiye, İngiltere ve Amerika SSCB aleyhine savaşa başlayacaklardır. O yüzden Ermenistan topraklarında yaşayan Azerileri arkaya, yani Azerbaycan'a aktarıyorlar. Siz yurtdışında yaşayan akrabalarınıza yazın, onlar Ermenistan'a gelmesinler ". 


Kirovakan kentinde yaşayan, Fransa'dan gelmiş, geçmişte Taşnak olmuş, Smbat adlı şahıs bir grup Ermeni'nin yer aldığı yerde şunları söylemiştir: "Taşnakçılar bir zaman Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Ermenistan'la birleştirilmesi konusunu ileri sürmüştür, fakat buna ulaşamadılar. Şimdi ise bu meseleyi konuşma zamanıdır, çünkü Ermenistan'da toprak azdır. " Erivan, Leninakan ve diğer şehirlerde de ayrı ayrı kişiler tarafından buna benzer görüşler söylendiği tespit edilmiştir. Ermenistan SSCB İçişleri Bakanı Tuğgeneral [(Grigoryan) № 01/3745 3 Mayıs 1948/ Erivan Belge] 1948-1953 yıllarında Ermenistan SSCB'deki tarihi topraklarından göç ettirilen Azerbaycan Türkleri'ne verilen tehcir belgesi Ermenistan SSCB 1948-1953 yıllarında 100 binlerce Azerbaycanlı'yı kendi Vatanlarından devlet düzeyinde göçe zorlamayı başardı. Ancak, eski Sovyetler Birliği Bakanlar Kurulu 23 Aralık 1947 tarih ve 4083 sayılı kararla, Ermenistan'da yaşayan Türkleri "Azerbaycanlı" adı altında Azerbaycan'ın Kura-Aras Ovası'na sürgün ettiler. Aynı Bakanlar Kurulu iki-buçuk ay sonra, Stalin'in imzasını taşıyan 10 Mart 1948 tarih ve 754 sayılı kararla, daha önceki kararın uygulamaya konmasını sağlamıştır. 


Karardan sonra, Ermenistan'daki Azeriler oradan çıkarılmaya başlanmış ve işlem Stalin'in ölümüne kadar devam etmiştir. Söz konusu dönemde 150 bin Azeri ata yurtlarından kovulmuştur. Ermeni tarihçilerine göre, geçen asrın başlarında, Ermenistan'daki 2300 köyün 2000'ini Azeri köyleri oluşturmaktaydı.(1) 1960'lı yıllarda Dağlık Karabağ'da milliyetçilik dalgası ve Ermeni "oyunları" yeniden DKÖV'ün Ermenistan'a birleştirilmesi tahrikini ortaya atmıştır. 


Ermeniler bu defa başka bir yol seçmişlerdi, onlar 45 bin imza toplayarak merkezi yönetimden onları "Azerbaycan'ın esaretinden" kurtarmayı rica ediyorlardı. Komünist Partisi tarafından hem Ermenistan'a, hem de Azerbaycan'a "öneriler paketi" hazırlamaları yönünde talimat vermişti. 1977 yılında SSCB Anayasası kabul edilmesinden önce yine de SSCB yönetimi nezdinde girişimde bulunlurken bu işin mümkün olmayacağı onlara bildirilmişti. Ermeniler, 13 Şubat 1988'de Dağlık Karabağ'ın idari merkezi [1.Yavuz Aslan, "Bugünkü Ermenistan Arazisinden Türklerin Çıkarılması Meselesi",Türk Kültürü, XXXII/372, (Nisan 1994), s.195] Hankendi'nde (Stepanakert) gösteri yaptılar. 


Göstericiler, Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'dan alınıp Ermenistan'a verilmesini talep ediyorlardı. Bundan sonra istekler zinciri uzanmaya başladı. 18 Şubat 1988'de Ermenistan'dan ilk Azeri göçmenler Bakü'ye gelmeye başladı. Onlar otobüslere doldurulup geri gönderildiler. Ancak, onlar kısa müddet sonra yeniden geri dönmeye başladılar. Göçmenler, bu defa Bakü yerine Sumgayit'ta kendilerine barınak buldular. Burada bazı olaylar oldu. Bunu diğerleri izledi. 180-200 bin Azerbaycan Türkü öldürülerek , katledilerek Ermenistan'dan kovuldu. 


Ermeni bilim adamı ve yazar Robert Arakelov Ermenistan'da Türk ahaliye karşı olan ilgiyi o günlerde anlatıyor ve ırkçı yaklaşımın gelecekte bu halkın kendisinin faciası olacağını yazıyordu: "...Yüz kadar Azerbaycanlı'nın öldürüldüğü Ermenistan'ın Gugark bölgesi, bundan hiçbir zaman bahsetmiyorlar. Azerilerin hepsini ülkeden kovarak tamamen mono-etnik devlet oluşturdular. Bu bir paradokstur, mono-etnik cumhuriyet, bir ülkede, sadece bir milletin yaşaması. Bunu ben bir cahillik olarak görüyorum .." diye yazıyordu. 


Tanınmış Rus yazar ve Gazeteci Yuri Pompeyev, Karabağ dramasının ana aktörleri olan Sovyetlerin arşivlerindeki titiz araştırmaları ile bu fikre gelmiş ve ortaya, bilinmeyen tarihî belgeler koymuştur. Yazarın mülakatlara dayanan sanatsal roman olarak yazdığı Azerbaycan Türkçesinde adı "Karabağ Kan İçinde" adlı kitapta Sovyet liderlerinin Ermeni ayrılıkçılara ve onların patronlarına destek vermesinden bahsediyor, iki halkın trajedisini anlatıyor. 


Dağlık Karabağ'da kanlı bir saldırıyı ve Ermenistan'dan göçün amaçlarını ortaya koyuyordu. 1988'de Ermeniler, ülke nüfusunun % 88. 6'sını oluşturuyordu. Asrın başlarında Ermenistan toprakları 9 bin kilometrekare idi, Azerbaycan toprakları sayesinde bu 29. 8 kilometrekareye yükselmiştir. Buna, Ermenilerin son zamanlarda işgal ettiği topraklar dâhil değildir. Ermeni ırkçı saldırılarının liderlerinden olan Zori Balayan diyor ki: "Zamanında biz Erivan'ı fethettik ki, buradan Bakü'ye yürüyelim. Bunu da başaracağız, sırada Batı Ermenistan vardır. Ermeni halkı bu toprakları kurtarmak için güçlenecek." 


Sonuç İki asır devam eden kovma ve göçürme sonucunda, tahminen 2 milyon Azerbaycan Türkü Ermenistan'daki tarihî yurtlarından kovulmuş ve çeşitli bahanelerle buradan göçettirilmiştir. 1988'de kovma işlemi tamamlanmıştır. Şimdi Ermenistan'da tek bir Azerbaycan Türkü kalmamıştır. 


Ermenilerin "Türksüz Ermenistan" Politikası


Ermeniler "Ermenistan Ermenilerindir", "Türksüz Ermenistan" projesinin son aşamasını 1988'de hayata geçirebildiler. 1948-1953 ve 1988'de Azerbaycan Türklerinin zorla göç ettirilmesiyle Sovyetler Birliği Anayasası'nda öngörülen insan hakları, uluslararası hukuk normları ve millî eşitlik hukuku ihlal edilmiştir. 1936 SSCB ve Azerbaycan SSC Anayasalarında öngörülen (m.5) referandum yürürlüğe konmadan buradan 144.654 kişi göç ettirilmiş, bütün milletlerin kanun karşısında beraberliği (m. 36) temin edilmemiştir. Ermenistan'da hayata geçirilen etnik temizlemenin yeni dalgası SSCB'nin yıkılmasının son yıllarında meydana geldi. 1988'in kışından başlayarak Ermenistan'da Azerbaycanlılara karşı etnik temizleme başlandı. 


"Türksüz Ermenistan" sloganı altında hayata geçirilen etnik temizleme sonucu Ermenistan yönetiminin onayıyla şu anki Ermenistan adlanan devletin topraklarından 40 bin 897 Azerbaycanlı ailesi, 185 bin 519 Azerbaycanlı zorunlu olarak tasfiye edildi. Onların hepsi evlerinden ve sahip olduklarından mahrum bırakıldı. Bunlar 1988'de yaşandı. Sonraki yıllarda bu siyaset devam ettirildi ve 1992 yılına kadar Ermenistan'da yaşayan 250 bin Azerbaycanlı sonuncusuna kadar kendi evlerini terk etmek zorunda kaldılar. 


Göç sırasında insanlar öldürülüyor ve yaralanıyorlardı. Sadece 3 gün içinde, 27-29 Kasım 1988'de Ermenistan SSC'nin Gugark, Spitak ve Stepanavan kentlerinde 33 Azerbaycan Türkü öldürülmüştü. Genel olarak, Azerbaycan Cumhuriyeti Savcılığı'nın verdiği bilgiye göre, 1988-1989 yıllarında Ermenistan'da yürütülen etnik temizleme siyaseti sonucu 216 Azerbaycanlı öldürülmüştü. 


Onlardan 49'u dağlarda donarak ölmüş, 41'i dövülerek, 35'i edilen işkencelerden sonra öldürülmüş, 115'i diri diri yakılmış, 16'sı kurşuna dizilmiş, 10'u hakaretlere dayanamayarak intihar etmiş, 2'si Ermeni doktorlar tarafından hastanede öldürülmüş, 3'ü suda boğulmuş, 1'i asılmış, 1'i azaplardan kurtulmak için intihar etmiş, 1'i elektrikle öldürülmüş, 2'sinin başı kesilmiş, 29'u kasıtlı olarak otomobilin altına atılarak öldürülmüş, 3'ü hastanedeyken sağlık hizmeti gösterilmediğinden ölmüş, 8'i kaçırılmış ve kaybolmuştu. Öldürülmüş Azerbaycanlıların tek suçu onların Türk olmasıydı. 


İnsan Hakları Bildirisi'nin ikinci maddesine göre, her bir insan ırkı, derisinin rengi, cinsiyeti, dili, dini, siyasi görüşü, milliyeti, sosyal durumu ne olursa olsun, tüm hak ve özgürlüklere sahiptir. Ama yukarıda gösterilenler insan hak ve özgürlüklerinin ihlalinin sıradan bir durumunu yansıtmıyor. Yüzyılın başlarından başlayarak planlı şekilde Azerbaycanlılara karşı hayata geçirilen etnik temizleme idi. 1988-1989 yıllarında Azerbaycan Türkleri'nin katliamı - bir merkezden yönetildiği ve yapıldığı için bu seneler zarfında vuku bulan olayların aşamaları ve karakteri Ermenistan'ın tamamı için aynı idi. 



Her tarafta ilk başta Ermeni haydut çeteleri polisin ve il başkanlarının kontrolü ve katılımı ile Azerilerin evlerini basıyor, onların çıkıp gitmesini talep ediyorlardı. 1988-1989 yılları arasında Batı Azerbaycan'da (Ermenistan) çalışan Azerilere işyerlerine, onların çocuklarına ise okullarına girmelerine izin verilmiyor, dükkan ve pazarlarda Azerilere gıda vs. satılmıyor, Azerilerin elektriği, telefonu, suyu, gazı kapatılıyor, yaşam koşulları zor hale getiriliyordu. Bu gerçek manevi, psikolojik bir terördü, sık sık fiziksel teröre de dönüşüyordu. Ermenistan Yüksek Sovyeti başkan yardımcısı Hovhannes Bağdarasyan'ın başkanlığında yer adlarının değiştirilmesine başlandı. 1991'de de Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan'ın emrine uygun olarak 90 Türk köyüne Ermeni isimleri verildi. Ermenistan'dan Türk izinin silinmesine son 20 yılda daha da hız verilmiştir. Bugün Ermenistan tek uluslu, monoetnik devlete dönüştürülmüştür.




Doç.Dr. Gaffar Çakmaklı MEHDİYEV / link

Kaynaklar: 
1.Ermenistan Azerbaycanlılarının Tarihi Coğrafyası, Tertip Eden: Sabir Esedov, Bakü, 1995, s.7-8. 
2. Arakelov Robert. Karabağ günlüğü. Azerneşr, 1995 
3. Ermeni sorunu dünya güçler dengesi ışığında. TRT yayınları. Ankara 2007 s.86 
4. Pirumov S.G (Pirumyan) «Dışarıdaki taşnaklar». Doğu araştırmaları bilimsel birliği yayını, Tiflis, 1934,s. 98
5. Koçar Meri. « Ermeni sorunu ve Ermeni-türk toplumsal-politik ilişkileri. Erivan 1988 s. 56 
6. Pompeyev Yuriу. "Kanlı Karabağ", Bakü, "Azerbaycan" gazetesi, 1992
7.V.Kudulyan. Andraniki baderazmı kitabı, (Ermenice) Beyrut, 1929, s.24
8.G.E.Geybullayev, Kadim Türkler ve Ermenistan, Bakü, 1992.
9.Kırzıoğlu Fahrettin, Osmanlıların Kafkas -Ellerini Fethi(1451-1590), Ankara, 1993, s.347-349.. 10.Osmanlı Devleti İle Azerbaycan Türk Hanlıkları Arasındaki Münasebetlere Dair Arşiv Belgeleri, II, Ankara, 1993, s.28. 
11.Vagıf Arzumanlı- Nazım Mustafa, Tarihin Kara Sahifeleri(Depotasiya,Soykırım, Kaçkınlık), Bakü,1988, s.20. 
12.Betül Aslan, I. Dünya Savaşı Esnasında Azerbaycan Türklerinin Anadolu Türklerine Kardaş Kömeği (Yardımı) ve Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi, Ankara, 2000, s.12;
13.Sobraniye Aktov, Otnosyaşihsa k Obozreniyu İstorii Armiyanskogo Naroda, I, Moskova, 1833, s.178-179. 
14.Şopen, İstoriçeskiy Pamyatnik Sostoyaniya Armiyanskoy Oblasti, s.510. 
15."Osmanlı Rus Savaşı'nda Doğu Anadolu`dan Rusya`ya Göçürülen Ermeniler" , s.386-387. 16.Obozreniye Rossiyskih Vladeniy za Kavkazom, IV.Cilt, Sankt Petersburg, 1836, s.270 
17.Yavuz Aslan, "Bugünkü Ermenistan Arazisinden Türklerin Çıkarılması Meselesi",Türk Kültürü, XXXII/372, (Nisan 1994), s.195 
18.Korkodyan Zaven, Sovyet Ermenistanı`nın Ahalisi Son Yüzyılda 1831-1931, (Ermenice), Erivan, 1932`den naklen. Ermenistan Azerbaycanlılarının Tarihi Coğrafyası, s.35-36
19. Cabbarlı Hatem. Geçmişten Günümüze Ermenistan`da Azerbaycan Türkleri ERMENİ ARAŞTIRMALARI dergisi, Sayı 4, Aralık 2001 - Ocak-Şubat 2002 
20. Ermeni Sovyet Ensiklopediyasının "Sovyet Ermenistan`ı" cildi, s.23
21. Gaffar Çakmaklı . "Dağlık Karabağ işgalden önce ve sonra" Yalova -2011 s. 29
22.Şaumyan. Stepan, Seçkin eserleri. Bakü, 1978, II cilt s.45



                               





ilgili:
REVAN (ERİVAN - YEREVAN) ve IĞDIR YÖRESİNDE 
DEMOGRAFİK YAPININ ERMENİLER LEHİNE DÖNÜŞTÜRÜLME SÜRECİ (1828–1920)



"...the lands of modern Armenia (‘Hayastan’) were basically
inhabited by Turkic tribes Azer/Azar, Ermen (not Hays!), 
Saqa-Kimmers (Saga-Gamer), Bulgar, Subar-Sabir and others 
who initially were Tengrians (Tengrianity – Turkic monotheism)
 and turned into Christianity before adoption of Islam ...
Today Hays (Armenians) claim these Christian architectural models (churches, chapels, monasteries etc) as theirs...." 
How 'Hays" became "Armenians'!
On the Problem of Adoption of the Turkic Ethnonym







ANI Harabeleri bile Türklere aittir.
"Adı KIPÇAK kolundan KAMAK-ANI diye tanınan ikiz boydan gelme olup, bunu dillerinde "ı" sesi bulunmayan yabancılar gibi "Ani" yazıp söylemek, bizler için yanlıştır." 






25 Nisan 2016 Pazartesi

How Hays became Armenians!




By Professor Firudin Agasyoglu Jalilov (Ağasıoğlu Celilov) 





It was a serious mistake to use such names as Armenia/Arman and Hayastan as synonyms in historiography till 1920 because these are 2 different geographical areas and each received its name in different historical periods. Moreover, the two names did not belong to one and the same ethnos. Armenia and Arman are both ethnotoponyms, but the latter belonged to an ancient Turkic tribe of Central and Minor Asia whereas Hayastan is a name of a state (present Armenia) and belongs to an Indo-European ethnos hay (erroneously named Armenians). To understand which of originally Turkic ethnotoponyms with a component Armand/Erman were spread from Asia Minor to Altai it is necessary to look through some of them (19):


Ermen-daghi (Mountain Ermen) (Kazakhstan - Abdirahmanov, 1975, 90)
Ermentau (city) (Kazakhstan - HPS, 1987,126)
Eriman (Kazakhstan, Agadir area - OKJSA, 232)
Erman gishlaghi (Ermen kishlak) (=Hazarak, Uzbekistan, Saryosiye area - Nafasov 1988, 222)
Ermen-deli (steppe) (Turkmenistan, Yilanly area - Ataniyazov 1980, 327)
Ermenigum (toponym in Turkmenistan - Ataniyazov 1988, 138)
Arman-gala /=Armand fortress/ (a fortress near Ashgabad - Ataniyazov, 1980, 43)
Arman (toponym in the same place, mentioned in 1818; МIТТ, II, 413)
Arman (toponym in Bashkiria, Baymak area)


As you could see in the examples above, the name Ermen is used in Kazakh, Uzbek, Turkmen, Bashkir ethnotoponymy. The FACT that they are nothing but ethnotoponyms is proved by a circumstance: some of the Turkic tribal divisions were also called Arman/Erman/Ermen. It's evident that Hays who adopted the self-name of a Turkic tribe Arman in Asia Minor never reached Central Asia in antiquity.


Kazakh ethnotoponimy experts connected the Arman/Erman oronym (name of a mountain) with Mongolian (G.Konkoshpaev), Mongolian-Turkic (A.Abdrahmanov) origin pleading "hybridization" (20). But this name could not be correctly etymologized as the fact of its relation to an ethnonym of tribe generated far away from Central Asia had not been considered. In fact, the occurrence of such toponyms as Erimen/Ermen/Arman in Central Asia is connected with apperance of Ermen tribe which part moved from Anatolia and Azerbaijan to the eastern lands (within mitan/muiten tribal union). We should note that tribal division of mitan/muiten is called "mitan-ermen" in antique sources.


It is necessary to consider the average form of the Ermen ethnonym which variations as Arman/Erman were spread on such a big territory. This average form is Ermi. One of the Greek sources calls the Turkic Bulgarian tribe Ermi who adopted christianity “Ermi-aris”. Further the part of the Bulgarian tribe which settled among Chuvash and Bashkir was called "ermi/iermi/urmi" (21). Later we will speak more about the Turkic ethnos Аrmе which lived in Arman area of Anatolia.


Speaking about toponym and ethnos Aran we noted that it consists of two components: АR/ER ("man//person//warrior") and a suffix "~АN". This suffix expressing plurality has a collective meaning. There was another component (suffix) in ancient Turkic languages which had similar meaning - “~pi / ~bi[sometimes transited into "~mi"]. This component was also participant in formation of ethnonyms (tribal manes suv-bi, kam-bi, lulu-bi,azer-bi ["AZERBAIJAN"], kas-pi, uru-mi, eli-pi, etc.). As well as Aran, the name Arman/Erman also consists of the component "AR/ER" as structureаr+me+an (ARMAN), or эr+me+an (ERMAN). Alongside with form Аrme-Erme used by various Turkic peoples nowadays, the variation with a suffix "~an" -Erman/Arman was even more widely spread. The component "me-an" c transition in "man", further was used in formation of such ethnonyms as"kara-man", "Turk-men", "ku-man" and others (22)


Pay attention: there are Bashkirian tribal divisions "dur-man", "bush-man", "torok-man"(="Turk-men"), "ite-men" (23). Stephanus of Byzantium who wrote about Turkic tribe tirmen specified they were of Saqian (Scythian) origin, and their name in Saqian language meant "the ones expelled". Really, both in all ancient Turkic languages and in modern Azerbaijani language the verb “itir~(with "i" added) forms noun “(i)tirmen(by adding component 'men/man') which is translated as "expelled", "driven out". In this connection the origin of Bashkirian tribal division "itemen" is very interesting.


So, there were several internal tribal divisions like Arman, Ermi, Ermen, Karaman, Tirmen and others among such Turkic tribes as Saqa/Saga, Bulgar, Azer/Azar/Hazar, Turkman which INITIALLY lived in lands around Caspian sea. As we have already shown, there is a Turkic basis which ethimologizes all these ethnonyms. It is possible to see following toponymy with a Turkic component Arman in the lands of ancient Azerbaijan:


* Arman (a mountain to south of Kirkuk on the bank of Tigris river; ХV-ХII centuries BC)
* Arman (a town of Kassi period near Diala river; pronounced as Alman also)
* Аrmuna (a village close to lake Urmia, VII century BC)
* Аrmangu (a toponym near Kyzyl-Uzen river, VIII century)
* Армаит (a fortress near Zivije district, VII century BC)


Leaving for a while the toponymy of Northern and Southern Azerbaijan, we will look through geographic names the lands located to the west of Azerbaijan. First of all we will consider the names connected with ethnotoponym Arman/Armi which originated from ethnonym Erman; the name of Semitic people - Aramaics will also be considered. This is necessary since many scientists speaking about the name of people Ermeni/Armenians (which today denotes Hays) usually refer to abovementioned ethnotoponimy (25).


Geographic names Armi and Arman were first mentioned III thousand years BC and is used so far. This toponym can be met in the records concerning Acadian king Narram-Suen I (2236-2200) and to his grandfather Sargon:

1) SAG.GİSH.RA Ar-ma-nimki u Eb-laki
2) Ar-ma-namki u Eb-laki


Though the arrangement of one of these areas (Ebla) is known, but Arman area is not localised in the source. Therefore there are some researchers identify area Arman with Арме of the newfound sources. On our opinion, these are different toponyms though they are located in one region. So, Italian archeologists discovered ancient archives of Ebla in northwest Syria, to south of Haleb. Texts of unknown Semitic language (close to Sumer-Acadian) are imprinted on the clay tablets and as well as several toponyms of non-Semitic/Elamic/Hurri/Indo-European or any other dialect of that period. One of them is - repeatedly Аrme which one can repeatedly come across (26):

dra-sa-ap ar-mi ki “Rasap, the god of city of Arme”; 3 Ar-miki al-KU Gi-za-anki “three men from Аrmi, located in Gizan”; Eb-laki wa Ar-mikiEbla and Аrmi”; 4 GİŞşilig 1 ninda ku-li en-en Ar-miki “Meal for Armi governor's four friends”.


This toponym of Tigris and Euphrates interfluve cannot be connected with the Aramaic because, first, they appeared here 1000 years later, and second, the name was applied in relation to Subars and Hurris (27). Considering the facr that the country named "Аrme" in Eblaic texts was in the center of Mitanni and Mitanian tribes were called Arman/Erman in those places where Subareans lived. Let's look through the sources concerning these tribes because as we said above, Arman toponym is mentioned in this territory. It is also well known that 1000 before name Аrmе emerged, Hirrian thibes lived close to Subars earlier than those of Urartu (28). This obviously promoted consolidation of different tribes at certain stage of historical development. Probably Hurrians flew together with some of mitanian tribes of Subar ethnos, because the state created by Hurrians was most often called Mitanni. In the letter sent by Mitanian king Turmatta to Egyptian pharaon III Amenhotep (1455-1424 BC) his country was called Hurrohe in the part written in language and Mitanni in the part written in Acadian (29).


After the downfall of Mitanni, all its tribes who lived in separate feudal substates were enthralled by invaders. Some part of them moved deep into Asia Minor, the other settled near lake Urmia and in Central Asia. That is why Mitan tribal divisions are mentioned in the specified geographic regions. Speaking about Uzbek tribal division of Moitan in Kumush, Chogan Valihanov mentions Ming, Karakalpak, Barkut, Katagan/Kutagan and Mitan among them.(30). L.Tolstova who wrote about Mitan-Horezmian relations refered to a legend about arrival of the Karakalpak-Moiten people's forefather to Caucasus. She also specified many ethnotoponimy connected with Mitan tribe. In her work the problem such toponyms as Mada-Mitanmentioned in X-XII centuries is touched upon; the author opposes their Iranian origin (31).






Mitanian tribes are minutely described Herodotus's and Strabo's works, they give information covering at least 5 centuries at least (V century BC - I century BC). Herodotus writes that the Big and Small Zab revers flow from the country of Matiens, which he locates in the central part of Anatolia and close to Urmia. That is what “father of a history” writes:


The Hellenes name Cappodocaeans 'Syrians'. These syrians were subject to Lidians before Persian conquest ... . River Halis flowing from Armenian plateau was the border between Midian and Lidian empires; it flows from Cilicia then through Matiens' lands on the right and Phrygian on the left. Passing Phrygia, the river turns to the north and then forms border between Syrian Cappodocaeans the right bank and Pathlagonians on left bank” (I, 72). “Moving to Babylon, Kir reached river Ginda. It flows from Matien mountains, through the lands of Dardans, and flows into another river - Tigris”(I, 189). “They say Araks (in this case Kyzyl-Uzen, - the author) is deeper than Ister, the others, on the contrary, consider this river shallow …; it takes source in Matien mountains whence flows and Gind (Diala) river as well, which Kir divided into 360 channels” (I, 202). “Matiens, Sapyrs and Alarodaeans were laid under tribute of 200 talents. It was eighteenth district” (III, 94). “After Phrygians come Cappodocaeans which we call 'Syrians'. Their neighbours are Cilicians, …. whose lands border with those of Armenii's (they are rich for cattle as well), and latter border with -Matiens who live in this country. Then the lands of Cassis follow, and here on the bank of Hoaspe river the city of Sus is located; where great king stays with all his treasures” (V, 49).


Strabo who did not agree with Herodotus's identification of Araz/Araks (the river in Azerbaijan) with Kyzyl-Uzen (XI, 14, 13) writes about ethnotoponimy connected with names Mada, Matien, Arme/Arman:


“According to Ksanthus, in the times of Artaxersus there was such a strong drought that the rivers were dried up, sas well as lakes and wells …. and he had to to see stones in the form of a two-folding bowl in many places far from the sea - in Armenia, Matiena and Lower Phrygia …. Therefore he expressed his opinion, that these plains were the sea long time ago” (I, 3, 4). “Area of Media - Matien … ” (II, 1, 14). “On the other side of Girkania live Debriks, and Cadusians border with Midians and Matians at bottom Parahoathr mountain” (XI. 8.8). “This country (Atropatene - the author) is located to east from Armenia and Matiene, and west from Great Media […]; on the south - it borders the areas close to the basin of Girkan (Caspian) sea and to Mantiene(XI, 13, 2). “They also say that Armenia which was a small country before, was expanded after Artaxsi and Zareader's wars”(XI, 14, 5). “There are big lakes in Armenia. One of them is called Маntiene which means "blue". As they say, this is the biggest salty lake after Meotid and reaches Atropatia” (XI, 14, 8).


From all said about the Mitan/Moitan/Matien tribal divisions it is possible to draw a conclusion that in the middle of II millenium they promoted caucasian-speaking Hurri tribes to create a state Mitanni in the south-west of the lands between Tigris and Euphrate. The ethnic majority of this state Subar (Mitan)-Hurri tribes were settled from northwest of Syria before various settlements along bank of Tigris river in the east. Mitan-Erman tribes as well as Saqa-Kimmerian (Saga-Gamer), were the internal divisions of one Turkic ethnos; they are marked in all primary sources BC in close neighbourhood with each other. After the downfall of Mitanni some of them moved to Anatolia, Azerbaijan and Central Asia. At Herodotus's time (V century BC) these tribes lived in central and eastern Anatolia, around lake Urmia. At Strabo's time Matien area located east from Armenia and west from Atropatene was within Median borders. In the next centuries matien ethnonym could be come across among Bashkir, Kazakh, Uzbek, Karakalpak etc.


Ermen/Erman ethnonym which belonged to one of Subar-Mitan tribal divisions was reverberate not only in Ancient Azerbaijan and Anatolia, but Central Asia as well. Representatives of Turkic tribes Ermen were moving both from Southern Azerbaijan to the east, and from Northern Azerbaijan to Northern Caucasus. Therefore, so far toponimy with 'Arman' component in Ossetia and Arman-Gala (“Fortress Arman”) in Samur river outfall are known. Also note that in trilingual king Darius's Bisutun inscription names Arminiyya and Urartu are used as synonyms. The name of an Arminian (not Armenian//Hay!) who rose mutiny in Babylon Uraka is mentioned in the inscription; the same name had a Turkic khan, the king of the Nogay people, who lived in Kumyk area (32)


At last, the fact that Arman/Armen/Erman is a tribal division known among contemporary Turkic peoples perfectly shows what kind of people it was in antiquity and what ethnic group it belonged to. Some historians and philologists who consider the heroine of Nizami Ganjevi's “Hosrov ans Shirin” poem to be "Shirin of Armenian people" (just because she is from Erman area)


We should recommend them to read the part of the poem where Shirin names herself 'a Turkic girl'. The reason of distortion of the name Arman (compare Alban [Aghvan] and Aran) is that some scientists who do not know the particulars of historical ethnology put an equal-sign between ethnonym Hay andаrman/ermen, and so such horonyms as Armenia and Hayastan synonyms which brings confusion into the history of Azerbaijanis. Thus, initial carriers of the name Arman/Erman were Turkish (that is why the ethnonym was ethimologised on a Turkic lingual basis). Such facts as prevalence of Armanethntoponym from Anatolia in the west to Baikal in the east; from lake Urmia in the south up to Azov sea in the north since centuries ago. In primary sources this ethnotoponym is met in Mitanni. A SINGLE EXCEPTION as horonym Armenia (a state created by Hays ['Armenians'] in annexed lands of Western Azerbaijan - Chuhur Sa'ad, Zangezur etc. in the beginning of XIX century with help of Russia) is a "merit" of historians, not History, because 3 thousand years long this ethnotoponym is common for Turkic peoples.


After downfall of Mitanni there was an area Arman beside several feudal formations in northern part of Entire Rios. In II - beginning I of one thousand BC an afflux of the Aramaic to Interfluve begins. Since this moment northern part of Syria was fixed in sources as KURAreme, matArame, KURAramu. The ethnonym Aramaia ahlamaia was met here as well (34). Semitic origin of these names is indisputed but though they were spread to Kashar mountains, not Diyarbakir. So, the ethnonym we are interested about was located northwards of Diyarbakir, or to the west from Subar state (35)


And this was an area populated not by Aramaics (despite seeming similarity of words Arman/Arme-Aramu), but Turkish - Subar, Mitan-Arme and caucasian-speaking Hurris who were the former inhabitants of Mitanni state. And the area ARMAN, the place where they lived was called Arme in Urartu sources and Arime - in Assyrian (36). In the course of aggressive campaigns of Urartu and Assyria this area gradually was conquered by the latter. But the Subar state located eastwards of Assyria retained independence till 673 BC. This year Assyrians conquered this state and divided its territoty into 2 dependent areas, attaching Arman to the western part. Both areas consisted of territory on perimeter of Mush (Muş)-Bitlis-Lake Hazar (Caspian Sea) with population consisting of Urmeans, Subar, Mitan Armi (also Turkic tribe), northwards, near lake Bingol lived Kashkais. Among these Turkic tribes Caucasian-speaking Hurris lived as well.


Some parts of Subar, Armi-Mitanian, Urmean tribes who moved northwards had joined their ethnic relatives Saka-Kimmers (Saga-Gamer) in headwaters of Euphrates (VII century BC). That was historical Аrminiya (note thus far these were the grounds conquered by Urartu). Soldiers of this country joined army of Media against Assyrians in 615 BC. After the victory Median king Kiaksar had imparted historical Arminiya the special status of Median Empire's province. The governor of these lands was appointed Parur of Saks/Sags (37). So Ermenian/Armanian area which had no connection with Hays (Present 'Armenians') became a component of Media with the population consisting of Turkish: Subar, Mitan, Armi-Mitans, Urmu/Urmeans, Kashkais, Saka-Kimmers (Saga-Gamer); and caucasian-speaking Hurri and Urartus. But the penetration of Hay tribes from northwest Syria at the dawn of Christianity and their transformation into the major population of this area has occured later.


At diferent periods of history this area was conquered by Ahemenis, Selevkis, Parphyan Arshakis, Byzantium, Sasanis, Arabs, Seljuks as well. It was a part of the Ottoman Empire till second decade of XX century. At present time it belongs to Republic of Turkey. All emperors appointing satraps (governors, vassals) to this area, frequently charged to them to govern adjoining territories as well. This caused that concept Arman//Arminiya received administrative-political value besides ethnic. So, Iranian historian Said Nafisi wrote that “arabs have named all conquered territories of Caucasus Arminiya. Thus, looking through the history of Erman/Arman area we have stopped at the dawn of our era. Let's return to the question "hayisation" / "armenisation" of this area to sum up:


а). The area Arman in the headwaters of Euphrates was populated by Subar-Mitan, Hurri-Mitan sinse III till I millennium BC; later belonged to Urartu (X-VIII centuries BC): in VII century up to BC Saka-Kimmerian (Saga-Gamer) tribes settled here. The Turkic population was dominant (Saka-Kimmerian [Saga-Gamer], Subar, Armi-Mitan), Hurris made a prepotent element as well. In the end of VII century the area was joined to Median Empire, and since middle of VI century conwuered by Ahemenis. Before the reign of Selevki Dynasty the satraps appointed to this area were from Urartu, Median, Sak/Sag and Persian by origin.

b). In the course of Alexander the Great Asia Minor campaigns Ahemenis dynasty was replaced by snother one, the Selevki dynasty. Only after defeat of Аntiochus III (223-187 BC) by Rome the area Arman/Erman was divided into 2 Roman provinces. Though during at Тigran II reign the area was subject to Tigranokert, the capital, further it was dependent first on Rome then Parthyans.

c). Before Seljuks, this country (Arman/Erman) was conquered by Arshakis, Sasanis, Byzantium, Arabian Caliphate at different periods of time. The administrative-political value of this country was not equal at each period, it increased or diminished depending on whether united with adjoining areas or not. At Herodotus's time so called "Great Armenia" was extent no more than 310 kms. Even neighbouring area Matien was twice as large (Herodotus, V, 52).


As we see the horonym Ermen (Arman[~iya]) was formed from Turkic ethnonym Arman/Erman. The borders of this area frequently varied. Probably, Ermen Turkish, as well as Alban Turkic tribes were the first to adopt christianity, as the word "arman/erman/ermen" carried the meaning of "Christian" as well. So, in Shak area of Northern Azerbaijan there is a village Kish with such toponymy as Ermen Yeri (land of Ermens), Ermen cemetery though these territories have never been populated by Hays. These names mean "Christian". Note that Ermi, the tribal division of western Bulgarian Turks were also christians (39).


The self-name of present 'Armenians' is "hay", whereas Georgians call them "somekhi", Kurds - "file", Chechens and Ingushs - "ermalo", Azerbaijanians and other Turks - "ermeni". However, as it was already said, the ethnonym "Erman/Arman" initially did not refer to them but the people of absolutely another culture and language. After Hays appeared in area Arman and adopted christianity they started settling in neighbouring territories, thus getting ecoethnonym "Armeni/Ermeni", which is natural, because their neighbours saying "Ermeni" meant "population of area Arman" (inhabitant of Arman). 


By the same Hays created their alphabet and have appropriated centuries-old history of Ermen Turks writing it as "Armenians' history". Therefore, speaking about the origin of Erman/Armen/Armen ethnonym it is necessary to differentiate between Turkic tribe who carried this name and pseudo-Ermens (present Hays/Armenians). N.Emin, The commentator of Hay chronicler M.Horenatsi wrote that “...Armenians named themselves Hay (not "Armens" - the author), or descendants of Aram, and their country - hayots ashkhar, hayots yerkir, hayastan, hayastan ashkhar (but not"Armenia" the author) (40). Such people as Arim (Homer's Arimoi), Arme and Еrmens are mentioned on the territory of Anatolia. But they are Subar-Mitan tribal divisions of Turkic ethnos and their history does not belong to Hays (present Armenians).


Coming from the Balkans to Syria, and therefrom to Arman, naturally Hays strongly differed from local population (Ermens), both anthropologically and by language. Numerous figures are displayed on the pedestal of Darija the king's statue in Sousse; these figures depict this or that people, with name of each. One figure concerning people Armini is a display not of Armenoid (to which Hays belong), but Sag/Saq type (41)


Let's see what Strabo writes on this occasion (I, 2, 34): “...Syrians, Arabs and Armenians live in the close neighbourhood, this is why they are similar both in appearance and way of life”, but not language. Therefore Armenoid Hays are not are not the autohtonic population of Arman area, or to be more exact - local Erimen//Armen were not Hays. And according to glottogeny their language is more kindred to Indo-European languages; the degree of Hay/'Armenian'language similarity with these languages can be displayed in this scheme:


HAY (nowadays 'Armenian') <-> GREEK <-> BALTO-SLAVIC <-> INDO-IRANIAN


This scheme put forward by A.Manandian, gives an occasion to assume, that proto-Hays lived in some area between Illirians and Macedonians of the Balkan lands. This scientist had noted that due to the appearance of "Armenians" (Hays are meant) in Asia Minor in XIII-XII centuries BC and then their penetrations to area Arman in VI century BC, their name was written in Bisutun inscription. I.M.Djakonov carried this date since VI century BC to XII-X centuries BC as he considered Mushk tribes mentioned in Assyrian texts to be of Armenian origin (43). Certainly, this point would be acceptable if any source of that time had mentioned the ethnonym Hay. But non of the sourses of that period has such information. Obviously, being a colony in Phrygia Hays came to northwest Syria (VII century BC) after disintegration of Phrygian kingdom; and after the downfall of Assyria and Urartu could penetrate to Arme, the territory of ancient Turkic tribe Subar (between VI and III centuries BC) . The results of assimilation of Hays with Hurri-Urartians (who lived between lake Van and Аrmе area) strongly affected their language (44).


The picture of Hays' migration according to the Balkans - Phrygia - Northern Syria - Аrmе - Arminiya (historical 'Armenia') route can theoretically be traced from the data of ancient sources. However, it is a difficult thing “to collect pieces”. There is no "pretext", in Hay linguistics which could lead to common interpretation of events that took place in those times. Therefore it is impossible to assert that Hays together with Phrygeans appeared in Asia Minor in XII century BC. The appearance of Phrygeans from Europe to Asia according to Greek historians took place after the war in Turova (Troy-Turkish tribes). Greek tribes began to settle in the West Anatolia only after VIII century BC (45).


One more evidence to prove that the country Ermen/Arman was initially inhabited by Turks is presence of many ancient Turkic elements in Hay ('Armenian') language. We will look through them later but note that these lingual elements were borrowed before the date of "intrusion" of the Seljuk Turks to Asia Minor. This fact was specified by German scientist M.Mordman as well in his book О взаимодействии языков в процессе глотогенеза” ["On interrelation of languages in the process of glottogeny"] (М., 1870). "Armenian language has in itself Turkic elements of such an archaic layer which could not be attributed to Seljuks, Ottomans etc.".


In those ancient times when Hays appeared in country Arman, their language was enriched with Turkic elements, though kept its Indo-European features. Later, during the Arabian conquests they settled closer to Turkic lands (Northern and Southern Azerbaijan) which promoted the infuence of Azeri-Turkic language on theirs. Thus Hay language had partially lost its former structure. Though grabar (old Armeian language) still remained the language of priests, the spoken language was ashcharabar (modern Armenian language), used in our days. While as grabar syntax and grammar corresponded to the structure of French or Slavic languages, ashcharabar has grammar, word order, grammatical agreement of Azerbaijani-Turkic language (many lexical elements as well). So, modern-used Hay language differs greatly from its initial form. Such competent scholars as Acharian, Abovian, Boduenne de Courtenee and others wrote on this subject.


But despite all these changes, Hay language is not considered to be alienated from Indo-European family. For degree of similarity it is closer to Greek,Slavic and Indoiranian languages. This linguistic criterion is another evidence to the fact that Hays ('Armenians') are allochthons (not local) in Armanand generally in Asia Minor. According to anthropological analysis it is schollars come to analogical conclusion. Grante Kapantsian in this occasion wrote that the population of country Arman primarily consisted from Hurris and Subars. Hays have seized Urartu in culturally and politically in VI-III centuries up BC and were later assimilated by local tribes; this process came to end in III century. Continuing his idea, this author proves "Armanisation" of Hays:

“Despite the that fact that toponym Armina is originated from Iranian name "armen", due to the completion of "Hayisation" of Subar and Urartu tribes we should see a new ethnic quality with a dominant Hay language and with name formed according to the Greek Armen-oi, Armen-ia” (46).


We can agree with academician Kapantsian (the expert of Hay language and a history) on the stipulation that the date of Hays' "Armenisation" falls at the period not BC but III century AD, that is, Hays adopted new ethnonym (Armen) during cristianization. So, after cristianization Hays Hays were called by the neighbouring peoples "Armen/Ermen/Erman" due to the name of the country they lived in. Probably, as Saka-Kimmers (Saga-Gamer) gradually departed from area Arman towards Azerbaijan where other Turkic tribes lived, Hays started settling here more actively. And the tendency of identification of toponym Arman with names of Ararat/Urartu was caused by incorrect interpretation of Semitic R-R-T letters combination in the bible:


“And he was killed praying to his god Nisrok by two sons - Adramelek and Sharezar; and they ran to the Ararat country” (II Kings, 19, 37; Isaiah, 37, 38). By the moment of recording of these biblical chapters a century passed since downfall of Subar kingdom, and Urartu did not exist as well. This is why biblical form 'R-R-T' (Urartu/Ararat) is a literary denotation. So, Ararat (Urartu), Ashkenaz (Saga//Saka tribes) and Minniean (Mannah)empires are last mentioned in Bible referring to 593 year (Eremeah, 51, 27). That is why by the moment of description of King Sinaherribi murder by his sons the specified grounds were components of Media. A pair of centuries later (III-II centuries BC) while translating the bible into Greek (in connection with popular adoption of this language by the diaspora Jews) they substituted R-R-T form by Arminia. Further the "forefather" of Hay history, Moses Horenatsi (probably using 2 different variants - Semitic and Greek) called the two patricide sons "...who run toArmenia" Adramelek and Sannasar in the other place and Adramel and Argamozan in another. This chronicler writes that they became the progenitors of Hay kins:


“He was killed by his two sons Adramelek and Sannasar who frightened ran to Armenia. One of them, Sannasar was settled by our courageous ancestor Skayordi in the southeast of our land, close to Assyrian borders. Having multiplied, his descendants filled up the mountain, called Sym. [….] Argamozan... settled in the southeast. The historians say that he but nobody is the ancestor of Arzruni and Genuni kins. This is the reason why we had to mention Sinaherim (Sinaheribi). The same historian says, that Angegh's kin descends from Paskam, one of Hayk's grandsons” (I.XXIII).


As we could see, in this source the settlement of some of Hay kins around Van in connected with runaway Assyrian princes. Besides this, many dynasties such as Arshaks, Mamikoneans, Bagratuni and others who reigned in Armenia are Turkis, Turkmens (a part of Parthians), Aramaics, Jews etc. Search for Hays' "ancient and great" history chronologically begins from V century. Though V century Hay ('Armenian') historian Horenatsi wrote "We have never been a big ethnos..." under the government of another peoples (48). In XI century Hovanes Drashanakertsi wrote that before Parura Skayordi the country Hayk (Armenia) was governed by strangers. But neither Parur nor many of his followers were not Hay ('Armenian') by origin [see note 37].


Russian scolar V.Nikonov explains the reason why Hays ('Armenians') connect their origin with name Arman/Erman as follows: the name/toponym that lost its primary meaning wakens associations with mythical primogenitor. “And so appeared the myth about Hayk and his son Armenak, the two primogenitors of this people whose names lie in hay and armen/arman ethnonyms” (50).


There are many legends about Hays' origin, to one of them we will refer in Strabo's works:

"They say a resident of Armenia town in Thessaly (Greece) came with Jason to Armenia country and took part in Alexander's the Great campaign. Cyrcillus of Pharsally and Midius of Laris confirm the connection of the country name with this man” (51).


Even if Jason's colleague's name was Armen indeed, this concision cannot substantiate the toponym origin in any way. But nevertheless this story specifies indirect kinship between Hays and Greeks. Having described a pair of such legends Strabo points out:

“…This is the ancient legend. Another, more contemporary story since rule of Persians and all those following them should be expounded as follows. First Armenia was reigned by Persians and Macedonians, later by those who conquered Syria and Midia (Media); the latest governor was Orontus (Horand), descendant of Gidarn, one of the 7 Persians. Later Artaxus and Zariader, Antiochus’s the Great military leaders had divided Armenia into two parts. They governed the country on behalf of the king. After the king had been defeated the came over to the side of Romans and announced to be kings received independence. The Artaxus’s descendant Tigran was Armenia’s king in full sense of this word…” (XI, 14, 15).


Then Strabo writes that Tigran annexed neighboring people’s territories and thus expanded the geographic notion of ‘Armenia’. He was captured by the Parthians (Arsags’ country) who enthroned him in Armenia, assisted him in expanding Armenian territories, later drove him out of conquered eastern lands for perfidy. And a little bit later Lucullus, the Roman commander drove him out from Syria and Cilicia (Strabo, XI, 14, 15). His descendant, Artavazd was killed by Anthony for treachery in war with Parthia. “After that the country was governed by some kings subject to Caesar and Romans; the situation is the same in our days” (Strabo, XI, 14, 15).


How did Tigran become ‘Armenian king in full sense of this word’, as Strabo wrote? The Soviet scientists answered this question:

“These kings’ regency fully depended on political situation in Parthia. Prince Tigran hold captive in Parthians convinced Mitridat II he would yield 70 provinces of Atropatene in case of his enthronement in Armenia. Thus Tigran became Armenian king in 95 BC” (52).


Later Parthians drove him out of conquered territories and he went to Arme-Subar lands where he founded Tigranokert, Hays’ capital city. Great Armenia’s independence lasted 20 years where upon Tigran was disreputably defeated by Romans in 66 BC (Note that “Great Armenia” which Armenians dream about today was mostly a geographic notion as well as “Small Armenia”. This may be compared to “Kurdistan” area in Turkey. As an administrative and political unit this country had existed 20 years and consisted of conquered territories). Artavazd II, Tigran’s son was a Roman vassal (55-34 BC). Strabo (see above) described the way he governed the country. Centuries later, Kornelius Tasit wrote:

“…Besides this, Armenians are inconstant and changeable,… invited other empires’ armies to their country. For domicile, near resemblance, at last for mixed marriages they are closer to Parthians, and having not perceived freedom Armenians try to submit them”(Analles, XIII, 34).


Ancient Hay historians mentioned the Arsag/Arshak kin very often. At the same time they tried to present their peoples’ history against the background of this dynasty. Surely, Parthians conwuered both Armenian and Azerbaijan (Albania and Atropatene), Saak (Anak-bey’s son) Parthian monk was even the first to profess christianity in these countries. But Arsags/Arshaks were the descendants of Saka/Saqa Turkic tribe and Hays were always Hays although Moses Horenatsi having read the Armenian translation of bible “amended” it into Armenian/Hay origin of the dynasty (53). Obviously, Procopus who knew about such tricks pointed out: “Let nobody think that Arsags/Arshaks dynasty are of Armenian origin” (“De Aedificiis”, III, 1, 4).


As we see, the toponymy Alban/Alvan (Aghvan), Aran, Ermen/Arman/Erman situated on the territory lying between Derbend in the north and Euphrates in south were formed on the basis of identical Turkic ethnonyms. The process of expanding of most disputable Ermen/Arman/Erman on great territory and the stages of its formation were considered as well. Now we can give the account of Hays’ “armenization” after their appearance in Asia Minor. As for the name “Hayastan” it was used in I-IV centuries in Anatolia and V-XIX in Caucasus as Hays’ inhabited localities; there were 1, 2, 3, … 100 ‘Hayastanstill 1920 when Soviet Armenian Republic was created in Western Azerbaijani lands (54). Long before this, the lands of modern Armenia (‘Hayastan’) were basically inhabited by Turkic tribes Azer/Azar, Ermen (not Hays!), Saqa-Kimmers (Saga-Gamer), Bulgar, Subar-Sabir and others who initially were Tengrians (Tengrianity – Turkic monotheism) and turned into Christianity before adoption of Islam (55).





NOTES
19. In “Altai-Buchi” epos the name of hero’s sister is Ermen-Chechen. The second component of the name means “smart”, “mellifluous” (Nikiforov, 1915, pp. 14). Usage of ethnonyms as personal names (e.g. Azer, Cherkez) is usual for Turkic peoples.

20. A.Abdirahmanov who objected Mongolian origin of the name Ermen advanced the version of Turkic-Mongolian hybridism of the name: ‘Erme-n’. He submitted popular etymology reflected in legend: “A Kalmag warrior climbed on Ermen mountain after he had defeated his Kazakh enemy” (“Birakkalmak atı tau işinde erimen kaşıp ketip, eşkit üstay almantı. Sodan Erimen atalıpdı-mıs” (A.Abdirahmanov, 1975, pp. 90)).
The name of Urartu king Rusa’s father was Erimen. “Rusa Ermenaki” in this language meant “Rusa, the son of Ermen” which is confirmed by I.Dyakonov and S.Arutounian; they disagreed with B.Meshaninov who interpreted this phrase as “Rusa the Armenian”. Note that the ethnotoponymArman/Ermen was spread from Asia Minor to Altai by Turkis which disproves its Urartian origin. Moreover, this element is met as a king’s name only once. As for Urartian language itself there is no such lexical element.

21. Initial form (Ermik) is met in a toponymy in Vedi (Western Azerbaijan, present Armenia) and exists in Bashkirs’ and western Bulgars’ tribal divisions names.

22. The morpheme “~man” is an auxiliary particle to form adjectives (such as ‘gojaman’, ‘azman’) and ethnonymy of Turkmen model. This suffix having received the ethno-formant status was further transformed into pronoun ‘I’. Kazakh form Turkpen does not differ from Turkmen form which it is derived from.
It’s known that Saqa-Kimmers (Saga-Gamer) tribal divisions reached south Russian steppes. Later Hazar, Bulgar, Suvar/Subar/Savir, Kuman tribal divisions came here and were creating their states during 2 thousand years as well. The Danube Bulgar tribe who moved to present Bulgaria from Azov Sea littoral created their kingdom. A town Ermenli was renamed into Dragash-Voivoda in 1934. Both Danube Bulgar and Saqa-Kimmer (Saga-Gamer) had tribal division Armini.
After Kimmerian king Skirul died the warriors of this division who lived near Olvia hastened to help the inhabitants of this town. Such phrase as “Armen archers” can be met in chronicles found here (Vinogradov, 1989, pp. 253).
At the dawn of our era Herusk, an Ost-Goth tribal division lived in the same area. Their king’s name was Armini. Erman-Arix killed by Huns in 357 AD was an Ost-Goth king as well. Both Turkic and German tribes lived in north littoral of Black Sea, and as we see, they both had identical names. In Ermen-S’ul chronicles found in Stadberg (Saxony) a ‘German’ tribe who came from Persia (Azerbaijan was a Persian province then) and they worshipped Ermen (Bogush, pp. 248). Generally, the contacts between Saqa-Kimmers and Germans occurred long before those of Germans and Hunns. These tribes lived in close neighborhood in Crimea which was the reason of their interaction. So it is not surprising that there are so many German-Turkic parallels (the morpheme “~man” is not an exception).

23. Kuzeev, 1974.
24. АНОСК, с. 174
25. Kapantsian (1947), Melikishvili (1954), Dyakonov (1985), Sarkisyan (1989) and others.
26. “Древняя Эбла”, с.223; 284-285; 336. Some ‘scientists’ (I mean Armenian scientists), who identify Akkadian form “Arman u Ebla” with phrase “Ebla and Arme”, so trying to equate the toponymy Arman (relatively new) to Arme which is much more ancient (around 5000 years). So they called the area “Armenians’ (Hays’) ancient native land”. I.Dyakinov correctly noted on this occasion:
“Armanum, the name of a town in neighborhood of Ebla and toponym or ethnonym ar-miki caused great interest in some pseudo scientific circles. They hoped to find Armenians’ ancestors. However, the hope to find Armenians in Eblaic texts had to wither as well as the myth of Biblical towns”(Dyakonov, 1985, pp. 336).
He also wrote that Hays never called themselves “Armenians” noting toponym Armanum is connected with ethnonym Armi which means “stranger”, “alien”. We agree with I.Dyakonov’s words about Armenians’ self-name but not with his concept of connection between the names of area Armanumand ethnonym Armi. Unlike Turkic languages rich for vowel sounds (with steady position only) Semitic languages are poor for vowels and their replacement causes changes of meaning. Moreover, the endings in the names mentioned are doubtable which is noted by Paul Garelli in his article “Some Notes on Eblaic Archives Toponimy” (“Древняя Эбла”, pp. 285).

27. In such phrases as “Dumur of Armi”, “Uttian king Tamur-Lim”, “Abarsila, the country of Armun’s residence” the words “Dumur/Tamur” (compare to Turkic “damir” – “steel”), toponym [A]barsil, (compare to “Barselia” – “Land of Lions”) can hardly be etymologized on Semitic basis.

28. If the toponym Armani in Bogazgoy region is connected with ethnonym Armi its history is even more ancient (Эртем, рр. 16).

29. Eastern Hurri kingdom capital founded in the headstream of Habur and Balich rivers (the latter hydronym is of Turkic origin) was called Vasshukanni (XVI-XIII BC). The Semitic name of the country was Hanigalbat, Egyptian – Naharain (“Land of two rivers”) [Меликишвили, 1956, pp. 93-95]. But some of the eastern Hurri tribes reached middle stream of Tigris (present area of Kirkuk on the left bank of the river). That is why whereas they can be traced from Palestine to south-west borders of South Azerbaijan.
Certainly, in order to stand against Assyria living so separately from each other they had to rely on Subars. It must have been the consequence of close contact that such Turkic names as Dashuk, Kaltuk, Siluk, Dada, İkita, Umbin-Api, Puta, Arijen etc. appeared in Hurri milieu.

30. Ch.Valihanov, 1986, pp. 256
31. “However, a number of the abovementioned facts, particularly the legends of Zarevshan Mitans showing their existence in Urmia region (South Azerbaijan) which was initially called Ma[n]tiane, let us assume another interpretation” (Тоlstova, 1971, pp. 246-253).

32. ИНСК, с. 278
33. Nizami Gandjevi, “Hosrov and Shirin” (Baku-1981, с.238, 245, 265):
“Män o qaragözlü türkäm ki, bu damda adım sänin ağ känizin olubdur” (s.238);
“Qämzä ilä könül ovlayan türk olsam da, öpüşlä könül oxlamağı da bacarıram” (s.245);
“Män o türk deyiläm ki, äräbcä bilmäyim, işvä-naz etmäyi dä bacarmayım” (s.265).

34. АВИИУ, №18, №28 (Assyro-Babylonian Sources on History of Urartu)
35. To get more information about Turkic Subar kingdom see “Azär Xalqı”, Baku, 2000, pp. 113-129.
36. If the country Arme of Eblaic archives is identical with this name (Armam/Armen), the history of this horonym is even more ancient.
An opinion was assumed that the horonym Armenia emerged in Urartian language in the same form as it is now. This is theoretically possible but in fact we met quite another form Arme. There is no “Armenia” form in Urartu texts.

37. Let’s see what the first Hay (Armenian) chronicler Moses Horenatsi wrote in this occasion. In the translation by N.Emin (an Armenian linguist) made in 1858 we read: “Our first king crowned by Varbak was Parur Skayordi” (I, XXII).
All researchers say that “Parur Skayordi” means “Parur, son of Saq”, as ‘ordi’ is Armenian equivalent of “son”. This means he was not Hay (Armenian) but  Saq/Sag who ruled in Armenia as his ancestors did. Horenatsi called the Median king Varbak (Arbak) as he confused different sources’ information.
The point is that Erman (Subar-Mitan, Hurri-Mitan, Saqa-Kimmer and others) tribal divisions who joined Media in the war against Assyria were regarded by the Median king as allies and it must have been him who appointed a governor (vassal?) Arbak, the representative of 612 Saqan tribes.

38. al-Nafisi, 1990, pp. 26
By the way, “Armenia” was expanded in administrative and geographic sense in 1828. In march 1828 according to Nicholas I decree Yerevan and Nahichevan provinces were united and called “Armenian province”. True, this province existed only 12 years until Georgian-Imeret and Caspian provinces though the fact of its existence is still an “irrefutable proof” for Armenian territorial claims against Azerbaijan.

39. It’s interesting that Caucasian peoples call Hays (Armenians) as follows: the Chechen and Ingush – ermalo, the Dargins – ermalan[ti], the Abhaz – armeli, the Karachais and Balkars – ermenli/yermenli, Adygei, Nogai and Kumyks – ermeli/yermali.

40. Horenatsi, pp. 244, 248-249
41. DAFİ, №4, 1974, с. 124-125, pictures on pp. 249-250
42. Strabo, I, 2, 34
43. Dyakonov, 1983, с. 168-169;
Besides this, adding Mushks to Hay tribes some researches write about appearance of Armenians in Anatolia in XII BC! Still they should know that ethnonym Mushk in Assyrian, Urartu and Jewish texts (ИДМ, т-I, с. 46) is related to Phrygians. Of course, this does not exclude Hays’ contacts with these tribes which is proven by existence of such names among them as Phrig and Musheg.
Actually the period of XII-X BC is so complicated that it can hardly be described in details. The point is that there were Kassi state in the lower stream, Mitanni state in the upstream of the Tigris and Euphrates and Hittite kingdom in Anatolia. Besides these, a large number of small kingdoms were located in this region. Only in late X century BC Assyria strengthened and Urartu state came to existence. At the same time an afflux of Aramaic tribes to Syria began. If Hays (present ‘Armenians’) had actually appeared here during the period since X till VII BC they would have certainly been (considering their manners!) recorded by Assyrian, Acadian, Urartian and other kings and chroniclers. Moreover, we should not forget that Arman/Erman area was within the territories possessed by Turkis.

44. Kapantsian, 1974; Dyakonov, 1983; Melukushvili, 1954.
45. Without entering into controversy with the ‘scholars’ who relate Phrygians’ appearance to VIII BC we will note that they created a kingdom (VIII BC) in the upstream of Halis river (present Kyzyl-Irmaq). A century later they were included into state of Lydia. Obviously, in this period Hays moved to north-west Syria from Gordion (present Haymana), the Phrygian capital, as Herodotus described them as an alien ethos.

46. Kapantsian, 1947, pp. 209.
47. The same event is described in the “David of Sasun” as follows:
Sinekerim’s sons Sanosar and Bagdasar having secretly run away in the night come to Tevadoros, Armenian king. He gives each of them 300 families to live with in Sasun.

48. “Although we are not a great people and small in number, not mighty and often stay under others’ rule, still we have done a lot of feats mentionable…” (Horenatsi, pp.31).

49. Dyakonov, 1983, pp. 162.
50. Nikonov, 1970, pp. 19.
51. Strabo, pp. 449.
52. ИДМ, v-II, 1983, pp. 406-407.
53. Horenatsi, pp. 136-137.
54. According to Abul-Faraj, during Ibn Vatab’s rule in Syria and Arminiyya (1037 AD), ‘The Seljuks assaulted Arminiyya and killed its population consisting of Kurds and Arabs’ (Abul-Faraj, pp. 295). It would be interesting to know what kind of “Armenian country” can it be if its population consists of Kurds and Arabs? It is now obvious that before XI century AD Hays (Armenians) moved to Ani and Agri.

55. Today Hays (Armenians) claim these Christian architectural models (churches, chapels, monasteries etc) as theirs.




*


Ermen Boyları ve Pseudo-Ermeni Haylar (Milattan Önce Türk -Ermeni İlişkileri)
Prof. Dr. Firidun Ağasıoğlu Celilov


Tarih ilminde bazı halkların eski tarihine yanlış açıdan yaklaşma geleneği bugüne kadar devam etmektedir. Maalesef, Türk halklarının tarihine yanlış olarak yaklaşma metodu devam etdiği gibi Hint-Avrupa kökenli Ermeni halkının tarihi de objektif araştırma usulü ile yapılmamıştır. Türkologlar yanlış "Altay" teorisi ile Türklerin ilk ana vatanını Merkezi Asya-Güney Sibir bölgelerinde, bazı Ermenişünas alimler de yanlış "yerli Haylar" teorisi ile pseudo-Ermenilerin tarihi coğrafyasını "Büyük Armeniya" sınırları içinde aramışlardır. Tabii ki, tarihi kaynaklardaki belgeleri bir yana bırakıp, yanlış yolla gidenler Türk ve "Ermeni" ana vatanını bulamamışlardır.

Türk-Ermeni tarihi ilişkilerine aydınlık getirmek için bazı şartların yerine gelmesi gereklidir. Her iki halkın glottogenez, etnogenez ve tarihi coğrafyası, sonraki göçleri, yaşadığı bölgede bıraktığı isimler, linguistik belgeler, antropolojik tipi, arkeolojik kültürü, etnografya, mitoloji ve folkloru, komşu halklarla dil ilişkileri ve tarihi kaynaklarda onların hakkında yazılı malumatlar dikkate alınmalı, elde edilen bilgiler kompleks metotların yardımı ile tarihi-mukayeseli usulle çözülmelidir. Elbette, bir makale içinde bu kadar problemin ortaya çıkaracağı suallara cevap vermek mümkün değildir. Bunların tezler şeklinde algılanması bile hazırlığı olmayan okuyucu için yorucu olabilir. Bundan dolayı, burada yalnız bir kaç suala cevap verebilecek meseleler üzerinde durmak gerekir. İlk Türk-Ermeni alakası ne zaman ve hangi coğrafi bölgede gerçekleşmiştir? Aynı bölgede hangi halk yerli, hangisi sonradan gelmedir? ....

Türkler Ansiklopedisi, 2002, Cilt 2




"Armenians are not the native people of Caucasia"
By İlyas Babayev