Translate

internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2015 Çarşamba

Erol Bilbilik ve Türkiye







* 1950 li yıllar - Ortadoğu'da ateşi tutuşturmak (İsrail'in açıklamaları)

* 1980 li yıllar - Stratejik çıkarlarımızı ilgilendiren bölgeler artık Arap ülkelerinden öte, AKDENİZ KIYILARI, TÜRKİYE, İran, Pakistan, Basra Körfezi ve Afrika (İsrail'in açıklamaları)

* Soros :"TÜRKİYE IMF'nin stratejik müttefikidir. TÜRK ORDUSU, TÜRKİYE'nin en iyi ihracat kaynağıdır"


* ABD'nin ikili anlaşmaları kanunun 511.maddesi:

a- Birleşik Amerika hükümetlerinin imzalamış olduğu ikili veya çok taraflı anlaşma ve sözleşmelerle askeri taahhütleri yerine getirmekten şu veya bu sebeple kaçınan ülkelere hiçbir şekilde iktisadi yardım yapılmaz.

b- Birleşik Amerika Devletleri'nin güvenliğini artırmaya hizmet etmeyen hiçbir iktidisadi ve teknik yardım yapılamaz.
Milli Kurtuluş Hareketleri Amerika'yı tehdit ediyor:

* Amerikan Başkan Yardımcısı Humprey'in Amerikan Harp Akademisi'nde yaptığı konuşma:

"Birleşik Amerika'nın güvenliğini tehdit eden bir tehlikeden söz etmek istiyorum, sizlere..Bu tehlike, çok ince hesaplanmış MİLLİ KURTULUŞ SAVAŞLARI'dır. Bu milli kurtuluş savaşları denen savaşlara karşı güvenliğimizi korumak için yeni ve cesur davranışlarda bulunmak zorundayız."

* Albert Gore : "Kaos bizim için iyidir"



* Bilderberg 2013 toplantı özeti:

- Nükleer programından vazgeçmeyi redettiği taktirde 3 yıl içinde İran'ın nükleer tesislerine hava saldırısı düzenlenmesi.
- Suriye'deki savaşın ,muhalefetin silahlandırılması yoluyla uzatılması.
- Antibiyotiklere dirençli virüslerin yol açabileceği global bulaşıcı hastalık riskleri ve Bilderberg'e üye ilaç devleri.
- Siber saldırılar.
- Bir "Güven" Bakanlığı'nın kurulması ve internetten neyin yayınlanıp neyin yayınlanmayacağına karar verilmesi.
- Sokakta yürüyen insanların dahi diyaloglarını kayıt altına alabilecek bir sistemin geliştirilmesi.
- İngiltere'nin AB'den çıkma kararından vazgeçirilmesi.
- Merkezi bir Avrupa Federasyonu.
- Merkez Bankalarının güçlendirilmesi.
- Yeni vergilendirme sistemleri.





HAZİRAN - EROL BİLBİLİK
Okuyalım.....




"BOP Eşbakanı Lozan’ı yıkmaya yönelik savaşını sürdürmektedir.Bu yüzden, önümüzdeki süreçte ulusal güçlere düşen görev, daha fazla bilinç ve dirençle tam bağımsızlık mücadelesine devam etmektir."- EROL BİLBİLİK,Aydınlık Haziran,2011





Siyon liderlerinin Protokolleri, Yahudilerin küresel egemenliğidir.
Victor Marsden - 1921 İngilizce tercümesi "THE PROTOCOLS OF THE LEARNED ELDERS OF ZION" Türkçesi Abdullah Mustafa tarafından tercüme edilmiştir. Özet olarak Bilbilik Haziran kitabında bahseder. Ahmet Akyol'da sayfasında buna yer vermiştir.









Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler 

Emperyaliz'in, egemenliğini süper NATO, CFR, Trilateral ve Bilderberg gibi bir dizi gizli örgüt aracılığıyla sürdürdüğü bilgisi her ortaya çıktığında, bu sistemin görevlilerince "Komplo teorisi" itirazları ile karşılanır. Bunun en önemli nedeni, gizliliği koruma çabasıdır. Son derece dar bir kliğin, sınıf hakimiyetini sürdürmek için oluşturdukları mekanizmanın başarısı gizliliğindedir. Bu giz sayesinde insanlığa karşı faaliyetlerini sürdürebilme olanağına kavuşmaktadırlar. 








GOOGLE-BERG: GLOBAL ELITE TRANSFORMS ITSELF 
FOR TECHNOCRATIC REVOLUTION



Bilderberg üyeleri için bakınız; Yılmaz Dikbaş ve Erol Bilbilik












"Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür."....






















10 Şubat 2014 Pazartesi

İNTERNET








'İnternet sansürü ölçüsüz biçimde genişletiliyor'

Sansür kontrolsüz biçimde genişletiliyor

Özocak'ın soL'a yaptığı açıklamalarda şu ifadeler yer aldı:

Yeni düzenleme ile İnternet sansürünün kapsamı ölçüsüz bir biçimde genişletiliyor. Değişiklik yapılan 5651 sy. Kanun, esasen bizim dernek olarak da ontolojik bakımdan karşı çıktığımız, yani varlık sebebi sıkıntı yaratan, doğrudan İnternet üzerindeki düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlamaya yönelen bir düzenleme olduğundan, topyekün kaldırılması gerektiğini söylediğimiz bir kanun. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2012'de verdiği bir kararla Kanunun "demokratik hukuk devletinin teminat altına alması gereken hukuki korumayı sağlamadığını" söyleyerek Türkiye'yi tazminata mahkum etti. Ancak, yeni bir kanun yapılmayacaksa da, en azından yapılacak değişikliklerin bu AİHM kriterlerini gözetmesi, insan haklarına ve düşünme ve ifade özgürlüğünü güvence altına alması gerekiyor.

Sansür birimi kuruluyor
Ne yazık ki, yapılan değişiklik, bunun tam tersi yönde. Zira tasarıda, içerik kaldırma dışında, doğrudan erişimin engellenmesine yönelik, bu engellemenin kapsamını hukuka aykırı bir şekilde genişleten düzenlemeler yapılıyor, adeta bir "sansür birimi" gibi hükümete bağlı çalışacak Erişim Sağlayıcıları Birliği öngörülüyor. Örneğin, yeni düzenlemede Ulaştırma Bakanı'na ve TİB Başkanı'na, herhangi bir yargı kararı olmaksızın İnternet sitesi kapatma yetkisi verilmiş. Normal şartlarda, Anayasaya göre de, temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahaleler ancak kanunla düzenlenir ve yargı kararıyla yapılır. Erişimin engellenmesi de böyledir. Düzenleme bu bakımdan hem Anayasaya aykırı, hem de AİHM kararında belirtilen insan hakkı ihlallerini arttırarak devam ettiriyor.

Artık IP adresi üzerinden erişim engellenecek
Yine düzenleme ile getirilen yenilik olarak, hali hazırda DNS üzerinden engelleme yapılırken, artık IP adresi üzerinden erişim engellenmesi söz konusu olacak. URL temelli erişim engellenmesi uygulamaya sokularak, bir içerik sebebiyle bütün adresin erişiminin engellenmesinin yolu açılacak.

Erişim engeli yetkisi Bakan'da
Bir başka değişiklik ise, Bakan'a "gecikmesinde sakınca bulunan hallerde" özel hayatın gizliliği veya kişilik hakkı ihlali hallerinde erişimin engellenmesi emri verme yetkisi tanınmış. Şüphesiz ki, bu haller hakim veya savcının takdir edeceği, dolayısıyla "yargısal" bir faaliyet gerektiren işlemlerdir. Bu yetkinin yürütmeye verilmesi son derece tehlikeli.

İnternet üzerindeki tahakküm artıyor

Sonuç olarak, yapılan bu değişiklikler ile, zaten temel hak ve özgürlükler bakımından sorunlu bir metin olan 5651 sy. Kanun, daha baskıcı, daha müdahaleci ve siyasi otoritenin İnternet üzerindeki tahakkümünü arttırıcı bir hale sokuluyor. İktidarın elinin altında olacak "sansür birliği" kurularak, ülkedeki bütün erişim sağlayıcılar bu birliğe üye olmak zorunda bırakılıyor. Bu tasarı yasalaşırsa, iktidarın "baş belası" olarak gördüğü sosyal medyayı daha rahat bir şekilde kontrolü altına alması, dilediği gibi, herhangi bir yargısal faaliyet olmaksızın ve son derece soyut gerekçelerle İnternette yer alan yayınlar üzerinde sansür uygulaması mümkün hale geliyor.




 :D





5 Şubat 2014 Çarşamba

İnternet beynimizi nasıl değiştiriyor?





2008 yılında, The Atlantic dergisinde, Nicholas Carr'ın, 'Google bizi aptallaştırıyor mu?' (ref.1) başlıklı önemli bir yazısı yayınlandı ve çok ses getirdi. 2013 sonunda ise Scientific American, son bilimsel araştırmalara dayalı 'Google bizi daha mı akıllı yapıyor' (ref.2) başlıklı bir yazıya yer verdi. Bunlardan acaba hangisi doğru?


Stanley Kubrick'in başyapıtlarından '2001 a space oddysey' filminin en etkileyici sahnesinde, astronot Dave Bowman, HAL süperbilgisayarını devre dışı bırakmak için hafıza kartlarını bir bir çıkartırken, HAL, 'Yapma Dave, zihnim yok oluyor, hissediyorum, hissediyorum bunu!' der. Internet ve özellikle Google'a bağımlılığımız üstel olarak arttıkça, bizler de artan biçimde hissetmiyor muyuz beynimizde bir şeylerin değiştiğini?

Beynimizin çalışmasındaki değişikler, en başta, her türlü bilgiye çok daha kolay ve hızlı ulaşabilmemizden kaynaklanıyor. Aklımız, artık, daldan dala atlamaya, bir konuyu çabucak gözden geçirip bir diğerine geçmeye alışıyor. Bunun da en olumsuz etkilerinden biri, kitap okuma, daha doğrusu okuyamama (!) üzerine oluyor. Eskiden bir kitabı saatlerce keyifle okurken, artık birkaç sayfa okuduktan sonra dikkatimiz dağılıyor, başka bir şeye geçme ihtiyacı duyuyoruz. Bu, benim de, kendimde ve çevremde gözlediğim gerçekten endişe verici bir değişim.

Günümüzde, bir çoğumuzun, gözleri ve kulakları aracılığı ile algıladıklarının artan bir bölümü gerçek dünya yerine İnternet üzerinden geliyor. Haber, mektup, gazete, dergi, kitap, ansiklopedi, müzik, resim, film, oyun .. hepsi orada. Üstelik de pek çoğu, her yerden, ücretsiz ve anında ulaşılır durumdalar! Basılı kitapların dipnotlarından çok farklı olarak, İnternetteki bağlantılar bizi, bir tıkta, yeni bilgilere uçuruyor. Bütün bunlar, duygu ve düşüncelerimiz için malzeme hatta birer nimet olurken; düşünüş biçimimizi, düşünce süreçlerimizi ve davranışlarımızı değiştiriyorlar. Bir benzetme yapmak gerekirse, eskiden bilgi denizinde yavaş yavaş yüzen bir dalgıç iken, şimdi dalgaların üzerine zıplayan bir jetski sürücüsüne döndük!



OTOMATİK ÖZETLEME

Araştırmalar, her meslekten insanın, örneğin yazarların, araştırıcıların, doktorların, benzer sorunları yaşadığını doğruluyor. Kitapları, hatta uzunca makaleleri okumak giderek zorlaşıyor ve terk ediliyor. Değil 'Harp ve Sulh' ya da 'Sefiller'i okumak, bir blog'daki üç dört paragrafı hazmetmek bile olanaksızlaşıyor. Beyinlerimiz artık neredeyse müzikteki 'staccato' ritmiyle, yani kesik, kesik çalışıyor. Web'deki dokümanların başlıkları, 'içindekiler' bölümü, ya da özeti yeterli görülüyor.

University College London'un ülkenin kütüphanelerinde yaptığı bir araştırma, bu 'kaymağını alma' diyebileceğimiz arama ve okuma türününün genelleşmekte olduğunu gösteriyor. Bu nedenle otomatik özetleme algoritmaları ve yazılımları günümüzde önemli bir araştırma alanı oluşturuyor (ref.3)!

İşin ilginç yanı, 20-30 yıl öncesine göre daha çok okuyoruz! Ama, şimdiki başka tür bir okuma. O kadar başka ki, bizlerin de başka tür bir düşünme biçimine, hatta başka bir benlik sahibi olmamıza yol açıyor. İnternet türü okumanın, yani hız (hatta 'anındalık- immediacy') ve verimliliğin öncelikli olduğu günümüzde, yazılı basın döneminin 'derin okuma'sı diyebileceğimiz, düşünerek ve içe sindirerek okumanın yerini, 'enformasyon seçici, ayıklayıcı' bir okuma alıyor. Bu da, beynimizin, sakin ve kesintisiz bir derin okuma sırasında aktifleşen, anlam çıkarma ve bağlantılar kurma becerilerinin giderek devre dışı kalmalarına yol açıyor.

Okuma, insanların içgüdüsel bir özelliği değil, sonradan öğrendikleri bir yetidir. Okuma, beynin birçok değişik bölgesini seferber eder ve bu bölgeler dile ve alfabeye göre ciddi değişiklikler gösterir. Bu nedenle okuma (ve yazma) yöntem ve stili aklımızın çalışma biçimini de doğrudan etkiler.

Buna verilen en ilginç örnek, büyük filozof Friedrich Nietzche'nin 1880 li yıllarda görüşünün bozulması ve kalemle yazmakta zorlanması üzerine ellerine bakmak zorunda kalmamak için daktiloda on parmak yazmayı öğrenmesidir. Birçok otoriteye göre, daktiloda yazmaya başlaması ile birlikte Nietzche'nin yazı stili de değişmiş, filozofun belagatı (güzel konuşma sanatı) daha çok kelime oyunlarına ve 'telgraf' stiline dönüşmüştür.



MEKANİK SAAT VE BİZ

Fiziksel değil de zihinsel yeteneklerimizi arttıran teknolojilerin yarattığı derin değişikliklere bir diğer ilginç örnek de, 14 üncü yüzyılda (o zamana kadar kullanılagelen güneş, kum vb türü saatlerden farklı olarak) sürekli ve hassas olarak çalışabilen mekanik saat'in icadıdır. İnsanlara her an doğru zamanı gösteren bu aygıtın olağanüstü etkileri olmuştur.

Saatin icadı ile birlikte, zaman, insanların faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası olmaktan çıkmış, kendi başına varolan ve ölçülebilen bir büyüklük haline gelmiştir. Bu paradigma değişikliği de, insanların ne zaman uyuyacakları, çalışacakları ve yiyeceklerine, duyularını dinlemek yerine saate bakarak karar vermelerine, yani bir anlamda dünya algılarının fakirleşmesine yol açmıştır. Ama aynı değişiklik, saatin tik taklarının çağrıştırdığı gibi, sürelerin ve diğer büyüklüklerin hassas matematiksel ölçümüne ve onunla birlikte bilimsel düşünce devriminin başlamasına öncülük etmiştir.

Bilişsel süreçlerimizdeki bu önemli değişiklikler kendimizi niteleyiş biçimimizi de değiştirmektedir. Saat bulunduktan sonra (yakın zamanlara kadar) zeki biri için 'kafası saat gibi çalışıyor' derken artık 'bilgisayar gibi' demek durumundayız! Öte yandan, sinirbilimin kanıtladığı gibi, insan beyninin her yaşta yeni bağlantılar yapabilmesi (yani plastikliği-plasticity özelliği) bu değişikliklerin benzetmelerle sınırlı kalmadığını bizleri biyolojik olarak da değiştirdiğini göstermektedir.

İnternetin kavrama (biliş - cognition) yeteneklerimiz üzerinde geniş kapsamlı etkileri olacağına kuşku yok. Büyük İngiliz matematikçisi Alan Turing'in 1936’daki eşsiz makalesinde kanıtladığı gibi, (o tarihte sadece teorik olarak bilinen!) sayısal bir bilgisayar, bilgi işleyen her türlü aygıtın işlevlerini yerine getirebilecek biçimde programlanabilir.

Günümüzde gördüğümüz de tam olarak budur. Neredeyse sınırsız bir güç ve kapasiteye sahip olan İnternet, tüm diğer entelektüel (zihinsel yetenek arttırıcı) teknolojileri kapsamı altına almaktadır.

Saatimiz, haritamız, telefonumuz, radyomuz, televizyonumuz, yazı ve baskı makinamız ve daha pek çok aracımız bir arada, cebimizdeki bir aygıttan her an, her yerde ulaşılır durumda...

Hayaldi gerçek oldu diyeceğim ama bunu hayal edebilen de pek yoktu doğrusu!



Not: Konunun kapsam ve öneminden dolayı bir sonraki yazımızda devam edeceğim.



Erdal Musoğlu
24 Ocak 2014 Cuma
cumhuriyet


Referanslar:
1. http://www.theatlantic.com/magazine/archive/2008/07/is-google-making-us-stupid/306868/
2. Scientific American dergisi, aralık 2013 sayısı
3. http://en.wikipedia.org/wiki/Automatic_summarization







_____