Translate

biyolojik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biyolojik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2020 Salı

Gilat-Gilead

 


Margaret Atwood'un "Damızlık Kızın Öyküsü" adlı romanından uyarlanan film ilk kez 1990'da çekilmişti. Başrollerinde Faye Dunaway, Robert Duvall, Aidan Quinn ve Natasha Richardson vardı. İzlemiştim, çok korkunç bir hayat!...

Nükleer bir felaketten sonra kısırlık başlıyor ve nüfus azalıyordu. Evli çiftlerin çocukları olmuyorsa, devlet tarafından özel olarak yetiştirilmiş "özgür olmayan kadınlar", bu elit, zengin ve üst düzeydeki evli çiftlere hizmet ediyor ve onlara çocuk doğuruyordu. İşte bu "kadınlar"dan dolayı adı "Damızlık Kızın Öyküsü"ydü. Ancak topluluğun gözünde kısır olan kadındı ve hiç kimse erkeklerin de kısır olabileceğini sorgulamıyordu. Çünkü topluluk ataerkil ve kontrolcü bir toplumdu ve erkekler kısır olamazdı! Yaşadıkları yerin adı ise "Gilead" idi.


Bir bilimkurgu olmasına rağmen gelecekte yaşanabilecekleri bize aktarıyordu. Oysa bugün pek çoğumuzun bildiği buna benzer olaylar tarih içinde, tam tersi de olsa, yaşanmıştı. Amerika kıtasının gerçek sahipleri Yerli kızları kısırlaştırılmıştı. İskandinav ülkelerinde "öteki topluluklar" dedikleri Sami kızları kısırlaştırılmıştı. Tam da "Damızlık Kızlar" gibi "Taşıyıcı Annelik" olayı da bunlara tuz biber oldu! Hepsi bir yana, bu size her şekilde "insan ticareti"ni de hatırlatmıyor mu?..



Merkezi Kaliforniya-ABD olan Gilead, "HIV, hepatit B, hepatit C ve influenza tedavisinde kullanılan antiviral ilaçlarla, uyuşturucuları araştıran, geliştiren ve ticarileştiren" bir biyofarmasötik şirketiydi. 1987 yılında Dr.Michael L.Riordan tarafından kurulduğunda adı Oligogen idi. Riordan'ın David Rockefeller ile arkadaşlığı ise gizli değildi. Öbür yandan Amerika Savunma Bakanı olarak da hizmet vermiş olan Donald Rumsfeld, 1988'de Riordan tarafından Gilead'ın yönetim kuruluna getirilmişti. Ancak Bakan olunca bu görevi bırakmış olsa da, etki ajanlığına devam etti... Çünkü "ABD’nin en derin adamı Donald Rumsfeld 1997’de çiçek hastalığına karşı geliştirilen “Cidofovir” adlı ilacı, FDA’da onaylattırmayı, ardından da molekülünü Pentagon’un biyoterörizm alanındaki araştırmalarına dahil etmeyi başardı!"...




Oligogen olarak doğmuş olsa da 88 yıllarında adını Gilead'a dönüştüren şirket adını nereden alıyordu? Tabi ki Kutsal Kitap'tan, yani Eski Ahit dedikleri Tevrat'tan; "Gilat'ta merhem yok mu? Hekim yok mu?" (Yeremya 8:22 ) Bazılarına göre de asıl merhem "İsa"dır; "Gilat'ta bir merhem var, yarayı kapatan, Gilat'ta bir merhem var, günahlı hasta ruhu iyileştiren" [Dr. Ray Pritchard, Keep Believing Ministries "Bakanlıklara İnanmaya Devam". Bu tarikatın adı da bir garip!]


Peki bu Gilat neredeydi?

Gilat, Lut gölüne dökülen Ürdün (Şeria) nehrinin doğusunda kalan dağlık bölgede yer alır. İbrahim'in oğlu Yusuf abileri tarafından, Gilat yönünden gelen ve İsmailliler ya da Midyanlılar denilen karavan tüccarlarına satılmış ve Mısır'a getirilmişti (Yaratılış 37:25). Bu arada, Musa'nın bir Mısırlıyı öldürdükten sonra 40 yıl geçirdiği yer de Midyan'dı (Çıkış 2:11-15). Musa burada bir Midyanlı kahinin kızıyla evlenmiş ve burada "çalıdan" halkını Mısır'dan çıkarma "emrini" almıştı.


İşte, hem Eski Ahit'te Yusuf ve Musa ile adı geçen, hem de Damızlık Kızın yaşadığı yer olan bu Kontrolcü Gilat, İstanbul'da ofis açıp aşı üreten ilaç firmasının da adıydı: Gilead....


Hıfzıssıhha Enstitüsü'nün neden kapatıldığı şimdi anlaşıldı mı?

Şirket yabancı, malzeme yabancı, ancak yurtdışı işçilerine göre düşük maaşlı işçiler ise "Yerli"

Üstüne bir de "Yerli Malı" demezler mi? Gülesim var!

Ayrıca, acaba bizimkilerden birileri hisse senedi almış mıdır?


Yüzyılın en muhteşem korku filmi, 

Çünkü, korku her şey yaptırıyor insana...

Ayrıca, acayip bir şekilde kandırıldığımız gibi, birileri de hem kahkaha atıyor, hem de tengelerini sayıyor!...

SB


****


1 * Gilead and Technology Transfer, by Michael L. Riordan

Speech by the founder and CEO of Gilead Sciences, Dr. Michael Riordan, at the Technology Transfer Conference sponsored by the National Institutes of Health. Washington DC, March 1990. /PDF

2 * Gilead'ın 2007'den beri Ataşehir-İstanbul'da da bir ofisi var!

3 * Ayrıca 30 Mayıs 2019'da ;

"Çok uluslu bilim şirketi Gilead Sciences, en yenilikçi ve hayat kurtaran ilaçlarını Pharmactive İlaç iş birliğinde üretmek için yerli üretim anlaşması imzaladı." - link

YERLİ ÜRETİM Mİ ?!!! NESİ YERLİ ?!!!

4 * CV için de bir aşı geliştirmeye başlamış ve F3'e ulaşılmış! / link


5 * Gilead Sciences Türkiye, Covid-19 mücadele fonu oluşturdu. / 3 Nisan 2020 Basın-link

Gilead Sciences Türkiye Genel Müdürü Şebnem Girgin, oluşturulan 1.000.000 TL’lik fonun Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde biri İstanbul’da, diğeri Ankara’da olmak üzere 2 yeni Covid-19 test merkezinin açılması için gerekli ekipman ve malzemelerin bağışında kullanıldığını açıkladı. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Koronavirüs (Covid-19) salgını ile mücadelede kamu ve özel sektör kuruluşlarının topyekûn mücadelesi her geçen gün artarak devam ediyor. Bu noktadan hareketle, 2019 yılında dünyanın en inovatif ilaç şirketi seçilen Gilead Sciences, Türkiye’de salgınla mücadeleye destek vermek amacıyla 1.000.000 TL’lik bir fon oluşturduğunu açıkladı.


NOT : İstanbul merkezli Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (Sağlık Bakanlığı'na bağlı TÜSEB) Kasım 2014'te kurulmuştu! Yani Hıfzıssıhha Enstitüsü kapatıldıktan sonra...


6 * Hepatit ve HIV ilacını Türkiye’de üretecek / 19 Nisan 2020 / Basın-link

2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı içinde ilaç alanında küresel pazardaki rekabet gücünün artırılması, değer zincirinde Türkiye’nin daha üst konuma taşınması ve yerel üretim oranın artırılması hedeflenmişti. Gilead Sciences da bu vizyonu üç yıl önce politikaları içine almıştı. Bu kapsamda çalışmalara 2019 yılında başladıklarını belirten Şebnem Girgin, dünyada yıllık satışının 8-10 milyar dolar arasında gerçekleşmesi beklenen HIV ilacını Türkiye’de üretmeyi planladıklarını söylüyor. Böylece Gilead Sciences Türkiye’nin toplam cirosunun yüzde 70’inden fazlasının yerel olarak üretilir hale geleceğini de ifade ediyor. Şirketin hesaplarına göre, bu projeyle önümüzdeki dört yılda toplam 250 milyon dolara varacak olan ilaç ithalatının da önü kesilmiş olacak.


7 * Ve ilaç Türkiye'ye geldi başrolde Rumsfeld var. / 2 Nisan 2020 / Basın-link

Odatv’ye ulaşan bilgilere göre Remdesevir adlı ilaç Türkiye’ye getirildi. Medipol Hastanesi tarafından kullanılmaya başlanacağı öne sürüldü. Koronavirüsüne karşı aşı geliştirilmesi çalışmaları devam ederken daha önce başka hastalıklar için kullanılmış olan ilaçların korona tedavisinde kullanılabileceğini söyledi. Trump’ın söz ettiği ilaçlar, (ABD eski savunma bakanı D. Rumsfeld'ın başında bulunduğu) Gilead Sciences adlı ilaç şirketinin geliştirdiği ve şu anda en az beş farklı deney aşamasında olan antiviral ilaç Remdesivir, jenerik sıtma ilacı Hidroksiklorokuin.

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’in 13 Mart günlü yazısının başlığı şöyleydi: “Korona hangi ilaç firmasını iyileştirdi? Yazıda şöyle denilmişti:

Tarih 25 Şubat 2020…

CNN Business editörü Paul R. La Monica imzalı haberi okuyalım: “Dünya Sağlık Örgütü'nün Genel Müdür Yardımcısı Bruce Aylward, Pekin'deki bir basın toplantısında, ‘Şu anda gerçek etkinliği olabileceğini düşündüğümüz tek bir ilaç var ve bu Remdesivir’ dedi. Amerikan biyoteknoloji şirketi Gilead Sciences'ın hisseleri, Dünya Sağlık Örgütü'nden bir yetkilinin Gilead'in ilaç remdesivirinin ölümcül koronavirüsün tedavisine yardımcı olabileceğine dair işaretler gösterdiğini söyledikten sonra pazartesi günü yaklaşık yüzde 5 arttı. Gilead Sciences tarafından CNN Business'a gönderilen bir e-postada, bu özel koronavirüs türünün resmi adı olan Covid-19 ile enfekte olan hastalar için iki denemede Çin'deki sağlık yetkilileriyle çalıştığını doğruladı.

Gilead Sciences, koronavirüs için başarılı bir tedavi bulmayı umut eden tek ilaç firması değil . İlaç devleri Johnson & Johnson ( JNJ ) ve GlaxoSmithKline (GSK) da aşılar üzerinde çalışıyor. Biyoteknoloji şirketi AbbVie ( ABBV ) , iki HIV ilacı ile İsviçre ilaç devi Roche ( RHHBF ) ve Japonya'nın Chugai Pharmaceutical Co ( CHGCY ) tarafından yapılan Tamiflu'nun bir karışımını kullanarak tedavi için umut verici sonuçlar gördüğünü söyledi .” Yani… İlaç devleri… Koronavirüs pazarı için kolları sıvadı… Ancak…

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Genel Müdür Yardımcısı Bruce Aylward’ın, 25 Şubat günü, Pekin'deki basın toplantısında, ‘Şu anda gerçek etkinliği olabileceğini düşündüğümüz tek bir ilaç var ve bu Remdesivir’ cümlesi dikkat çekti! Çünkü… Görev tanımına baktığımız zaman DSÖ’nün ‘ilaç’ ismi vermesi ne kadar doğru? En azından ahlaki anlamda…

Koranavirüs ilacından sonra şirketin hisseleri yüzde 18 yükseldi!

Remdesivir… Nükleotid analogları sınıfında bulunan yeni bir antiviral (virüsü önleyen) ilaç. San Francisco merkezli Gilead Sciences şirketi tarafından Ebola virüsü hastalığı ve Marburg virüsü enfeksiyonları için bir tedavi olarak geliştirildi. İlaç, 2013-2016 arasında, Batı Afrika Ebola virüsü salgını tedavisinde kullanıldı. Bu işin ilaç boyutu…

Esasa konuya gelelim… Yani "Kara Kutu" gerçeklerine...

Bu yıl 21 Ocak'ta ABD'de Nasdaq borsasında işlem gören Gilead Sciences'in hisseleri 62.6 dolar seviyesinden işlem gördü. Bu tarihten itibaren hızlı bir yükseliş sürecine giren hisseler 6 Mart'ta yüzde 18'den fazla bir yükselişle 80.4 dolara kadar çıktı! ABD borsalarının son yılların en büyük kayıplarının yaşadığı bu hafta hisseler bir miktar gerileyerek önceki günü 73.7 dolar seviyesinden kapattı. Yıllık geliri 22.4 milyar doları bulan şirketin piyasa değer ise 93.1 milyar doları buldu. Gilead Sciences’ın 2015’te hisseleri 200 dolardı!

DSÖ’nün hayat öpücüğüyle ABD’li şirket hayata tutundu! 

Soner Yalçın "Kara Kutu" kitabında ısrarla sağlık sektörünün ekonomi politiğine dikkat çekmişti...

DONALD RUMSFELD KİMDİR

87 yaşındaki Donald Rumsfeld, 4 dönem boyunca Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisinde Illinois temsilcisi olarak görev yaptı. 1973-1974 yılları arasında ABD’nin NATO örgütü nezdindeki elçilik görevinde de bulundu. 1975-1977 yılları arasında Gerald Ford Hükümeti'nde 13. Savunma Bakanı oldu. O zamanki görevi sırasında Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en genç Savunma Bakanıydı. George W. Bush'un başkanı olduğu ABD hükümetinde 2001-2006 yılları arasında 6 yıla yakın bir süre 21. Savunma Bakanı olarak görev yaptı. Görevinin son yılında 74 yaşında olarak bu sefer ABD tarihinin en yaşlı savunma bakanı oldu. ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgal etme planının mimarı olarak bilinmektedir. ABD'deki 2006 yılı ara seçimleri kamuoyunda ABD'nin Irak siyaseti konusunda bir referandum olarak algılandı. İktidardaki Cumhuriyetçi Parti'nin bu seçimlerde yenilgiye uğraması üzerine 8 Kasım 2006 tarihinde görevden ayrılmak zorunda kaldı.



8 * Ve ABD'li şirket devreye girdi / 03 Şubat 2020 / Basın-link

Wall Street Journal'da yer alan habere göre, konuyla ilgili açıklama yapan Gilead Sciences, "Remdesivir'in lisansı küresel çapta henüz onaylanmadı ve ilacın güvenli ve etkili olduğuna dair bir ispatı yok. Yeni Coronavirüs'e yönelik herhangi bir verisi olmayan deneysel ilacın artıları ve eksilerini hesaba katan doktorların talebiyle ve yerel denetçi kurulların desteğiyle Gilead, Remdesivir'in onaylanmış herhangi bir tedavi seçeneğinin olmadığı koşullarda az sayıda Yeni Coronavirüs hastasının acil tedavisinde kullanımını sağlamış durumda" dedi.

Aynı şirketin ismi, küresel ilaç şirketlerinin sağlık üzerindeki hegemonyasını anlatan gazeteci yazar Soner Yalçın’ın son kitabı Kara Kutu’da da geçiyor. Kitapta, ABD eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in yönettiği ilaç devi Gilead Sciences ile ilgili şu satırlar yer alıyor:

“Gilead Sciences… 29 yaşında olan bir tıp doktoru olan Michael L. Riordan tarafından 1987 yılında kuruldu. Bir yıl sonra… ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld  yönetim kuruluna dahil oldu. Hemen ardında da  ilaç şirketinin yönetim kurulu başkanı oldu. Sadece Rumsfeld değil… ABD Dışişleri Bakanlığı görevlerinde 1982'den 1989'a kadar bulunan George P. Shultz da yönetim kurulundaydı... İlaç şirketi Gilead Sciences ilginç araştırmalara sponsor oluyordu sürekli. Örneğin… Gilead Science, uluslararası kuralları ihlal ederek ve hastalarından onay almadan Hepatit C’ye karşı geliştirdiği  “Sovaldi” ilacının (Sofosbuvir) testlerini yaptı. Gürcistan’daki laboratuvarı tarafından Aralık 2015’te yürütülen deneyler sırasında 24 hasta yaşamını yitirdi. Çalışmaları durdurdu mu? Hayır.  Gilead Sciences testlerini sürdürdü; bunun sonucunda 49 kişi daha öldü. Bu gerçeği Gürcistan Sosyal Güvenlik Bakanı İgor Guiorgadze belgelerle destekleyerek ortaya koydu. Rus Radyolojik Kimyasal ve Biyolojik Koruma Güçleri Komutanı İgor Kirillov, “Sovaldi” testlerinin aslında Pentagon adına gerçekleştirilen yasadışı silah testleri olduğunu iddia etti. Kimse ortalı olmadı; küresel medya tek cümle yazmadı. Maksat başkaydı…ABD’nin en derin adamı Donald Rumsfeld 1997’de çiçek hastalığına karşı geliştirilen “Cidofovir” adlı ilacı, FDA’da onaylattırmayı, ardından da molekülünü Pentagon’un biyoterörizm alanındaki araştırmalarına dahil etmeyi başardı!

Gilead Sciences, Donald Rumsfeld 2001’de tekrar Savunma Bakanı olduğunda, “şarbon saldırıları” sırasında Pentagon’a çiçek hastalığına karşı bu ilacı sattı!

Keza:

İlaç şirketi Gilead Sciences, “dünyayı kasıp kavuracak” palavrası sıkılan kuş gribi (H5N1) virüsüne karşı etkili olduğu belirtilen “Tamiflu” ilacını geliştirip Roche ilaç şirketine satan şirketti!

Fortune dergisinden Nelson D. Schwartz şöyle yazdı:

-‘Kuş gribi Roche şirketinin, ‘borsa spekülasyoncusu’ California biyoteknoloji firması Gilead Sciences’e bulaşmasına neden oldu. İlk Tamiflu ilacı, Gilead Sciences'ı geliştirdi. Tamiflu'nun etkinliği konusundaki endişelere rağmen, korkunun açgözlülüğün ne kadar çabuk ortaya çıkabileceğinin hatırlatıcısı oldu bu şirket…

-‘Gilead Sciences, Tamiflu'yu kendi başına geliştirdi, ardından 1996'da Roche şirketine üretim ve pazarlama konusunda yardım almak için lisans verdi. Ancak Tamiflu satışlarının yaklaşık yüzde 10'una eşit telif ücreti alan Gilead, Roche'un ilacı gerektiği gibi tanıtıp satmadığını belirtti. Roche ile lisans anlaşmasını sona erdirme ve münhasır haklarını geri kazanmak için adım atacağını açıkladı…

-‘Roche CEO'su Franz Humer Gilead Sciences şirketinin Tamiflu'yu ihmal ettiği yönündeki iddialarını reddetti. Roche, geçen yıldan beri Tamiflu üretimini iki katına çıkardığını ve gelecek yıl tekrar ikiye katlayacağını belirtti…’ (14 Kasım 2005)

Sonra ne tesadüf dünyada ‘kuş gribi’ patlak verdi!

Sadece  -1997'den 2001'e kadar Gilead Sciences başkanı olan- Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Pentagon’a 58 milyon dolarlık alım yaptı.  Başkan Bush 2005 yılında kuş gribi için kongreden 7.1 milyar dolarlık acil önlem paketini geçirdi; bu paketin 1.2 milyarı sadece ‘Tamiflu’ alımını kapsadı...

Kuş gribi sürekli ısıtılırken, üst düzey bir Pentagon görevlisine göre, Rumsfeld, ‘herhangi bir çıkar çatışmasından kaçınmak için’ tüm Gilead Sciences hisselerini sattı; tabii tanesi 35 dolar iken 57’e dolardan! Kuş gribi krizi Başkan Bush ekibinin en zengin üyelerinden biri olan ‘Pentagon şefinin’ en az 1 milyar dolar zenginleştirdi…

Küresel medya ne yazdı o dönem: Kuş gribine karşı tek ilaç ‘Tamiflu’… Çocuklarda bile kullanımı onaylandı. Türkiye’de ‘Tamiflu’ karaborsaya düştü; kapış kapış içildi. Dikkat ederseniz, yan etkilerinden bile bahsetmez olduk; piyasanın çirkinliği yüzünden bu konuya gelemiyoruz…

Bir zamanlar ‘ticaretle kirlenmemiş taraşız ve saf araştırmanın kalesi’ kabul edilen Ulusal Sağlık Enstistüsü 1990’lardan itibaren yozlaşmanın merkezi oldu. Bazı örnekler vereyim:

-Enstitü klinik merkez başkanı Dr. John I. Galin, 1997-2002 yılları arasından ilaç şirketlerinden 145 bin dolar ile322 bin dolar arasında paralar aldığı ortaya çıktı.

-Enstitü kas iskelet deri hastalıkları başkanı Dr. Stephen Katz, görevde kaldığı on yıl boyunca ilaç şirketlerinden 365 bin dolar ile 476 bin dolar arasında para aldığı ortaya çıktı.

-Enstitü alerji ve enfeksiyon hastalıkları bölümünün laboratuvar başkanı Dr. Ronald N. Germain 1993-2003 yılları arasında ilaç şirketlerinden 1.4 milyon dolar aldığı ortaya çıktı.

-Enstitü tümör immünolojisi ve biyolojisi laboratuvar başkanı Jeffrey Schlom, ilaç şirketlerinden 331 bin 500 dolar aldığı ortaya çıktı.

-Enstitü genom araştırma bölümü başkanı Jeffrey M. Tren,t ilaç şirketlerinden 50 bin ile 163 bin arasında para aldığı ortaya çıktı.

Uzatmayayım… Ki Ulusal Sağlık Enstitüsü ABD’de en fazla gizlisi saklısı olan kurumlardan biri. Pisliğin boyutunu düşünün!

‘Çek defteri bilimi’ diyorlar Amerika’da buna…”



9 * ABD Gilead Sciences ile Covid-19 için ilaç alımı anlaşması yaptı / 29 Haziran 2020 / Basın-link

Damardan verilen remdesivir, Corona virüsüne karşı insanlar üzerinde yapılan deneylerde etkili sonuç alınan ilk ilaç olma özelliğini taşıyor. Gilead Sciences daha önce de remdesivirin deri altına zerk edilecek şekilde formüle edilmesi üzerinde durduklarını açıklamıştı. İlacın hap olarak kullanılması ise karaciğere vereceği zarar nedeniyle mümkün görünmüyor.



// Tüm bu olaylardan sonra bunlara güvenebilir miyiz?.. //

Ne diyordu Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu? (video)

"Olmayan sahte salgınlar icat ediliyor ve bunun için aşılar hazırlanıyor..."

______


17 Ağustos 2020 Pazartesi

Salgın ve Almanya-Amerika Raporları

 


Gürbüz Evren - Bütün Dünya Dergisi, Ağustos 2020

CV-19 Salgını Hakkında Bilinmeyenler


2004 yılında dünya gündemine giren Kuş Gribi hastalığının virüsü, H5N1 olarak adlandırılmıştı. Bu virüs, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkede yüzlerce can aldı, beyaz et sektörüne büyük darbe vurdu. On milyonlarca kümes hayvanı itlaf edildi. Dünya genelinde üretici ve satış zincirinde toplam zarar 600 milyar doları buldu.


Nisan 2009'da, bu kez de Domuz Gribi başladı. Domuz Gribi virüsü de H1N1 olarak adlandırıldı.


2002'deki SARS, 2012'deki MERS ve Orta Afrika'dan çıkıp kıtanın farklı bölgelerinde yıllardır etkili olmaya devam eden on binlerce can alan EBOLA virüslerini de ayrıca hatırlatmakta yarar var...


Çin'in 11 milyonluk Wuhan kentinde, 2019'un son çeyreğinde ortaya çıkışından bu yana coronavirüsün yol açtığı kayıplar ise en çok ölümün kaydedildiği Domuz Gribini aşarak, dünya genelinde 600 bine doğru gidiyor.


Çünkü yeni tip coronavirüs, Kuş Gribi ve Domuz Gribi virüslerine göre çok hızlı ve daha çok kişiye bulaşma özelliğine sahip.


Dünyanın en önemli ilaç devlerinin bulunduğu ve kimya sektörü ekonomisinde devasa yer tutan Almanya, yeni tip coronavirüsün ortaya çıkacağını 2011 yılında biliyordu. Çünkü coronavirüsün sonraki yıllarda ortaya çıkacağını ve dünyayı kasıp kavuracağını haber veren rapor Alman Meclisi ve Hükümetine 2011'de sunulmuştu.


Almanya'da bulaşıcı hastalıklar alanında çalışmalar yürüten Robert Koch Enstitüsü tarafından hazırlanan söz konusu raporda, hastalığın belirtileri, kimleri vuracağı, nasıl bulaşacağı, ne kadar yaşlı insanın öleceği ve dikkat edin nasıl değişime (mutasyona) uğrayarak, dalgalar halinde devam edeceğine kadar her ayrıntı anlatılmıştır.


Hatta hastalığın başından beri duyduğumuz, "Virüs, Çin'in Wuhan bölgesindeki bir hayvan pazarında satılan yarasadan yayıldı" söylentisi de, 9 yıl önceki raporda, "Yeni tip coronavirüs Çin'deki bir hayvan pazarında yayılacak" ifadeleriyle yer almıştı.


Peki, olacakları 2011'de bilen Almanya, diğer ülkeleri haberdar etmiş miydi?


Şimdi gelelim Amerikan Askeri İstihbarat servisi DIA ile Ulusal Güvenlik İstihbarat Servisi NSA'nın ortaklaşa hazırladığı "Örtülü Savaş ve Yeni Virüs Salgını" başlıklı rapora.


Söz konusu rapor, söylendiği gibi Beyaz Saray'a 21 Kasım 2019'da değil, 2 ay önce, 20 Eylül 2019'da sunulmuştur. Ama işin en dikkat çeken yanı ise raporun, 10 Eylül 2019'da istifa eden Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'a daha önce verilmiş olmasıdır.


Başkan Trump'ın Çin, Kuzey Kore, Rusya, İran ve Venezuela'ya karşı en sert politikalar izlemesini öneren bunu da yaptıran Bolton, özellikle Çin, Rusya ve İran'a yönelik her türlü gizli savaş yöntemine başvurulmasını savunan çok tehlikeli bir isim olarak bilinir. Bolton'un geçmişte, Amerika ilaç devleri ve onların uluslararası ortaklarıyla çok yakın ilişkileri bulunduğu, FBI raporlarında, "gizli savaşlar meraklısı" olarak tanımladığı, ülke medyasında birçok kez gündeme gelmiştir.


Tekrar rapora dönecek olursak, Bolton, Ulusal Güvenlik İstihbarat Servisi NSA tarafından 30 Ağustos 2019'da kendisine iletilen rapordan, Başkan Trump'ın hemen haberdar etmemiştir.


Trump'ın John Bolton'u görevden almasının ardından Beyaz Saray'dan yapılan ikinci açıklamada, Bolton'un "bazı bilgi ve belgeleri aktarma konusunda yeterli hassasiyeti göstermediği" ifadeleri yer almıştır. Burada işaret edilen belgelerden biri de sözünü ettiğimiz rapordur.


ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarının kızışmaya başladığı dönemde, Bolton'un Aralık 2018'de yaptığı açıklamadaki, "Çin'in Rusya'dan aldığı siyasi destekle de, dünyanın birinci ekonomisi olmasına asla izin vermeyiz. Bunu niçin her yolu deneriz. Çinliler, gözle göremeyecekleri silahlarla da vurmaktan çekinmeyiz" sözleri nasıl tercüme edilmelidir?


John Bolton'a yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı'nın, "gözle görülemeyen silah emin olun döner, sizi bizden daha fazla vurur" ifadeleri de, bugün virüsten en çok vaka ölümün olduğu ABD'nin içinde bulunduğu durumu anlatmıyor mu?


Bu karşılıklı açıklamalardan kısa bir süre sonra, 2 Ocak 2019'da, Çin, ülkenin Sağlık İşleri Konseyi Başkanı Jang Jintano'nun başkanlığındaki bir heyet Dünya Sağlık Örgütü DSÖ'ye göndermiştir.


Heyet, DSÖ Başkanıyla yapılan toplantıda, Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı Bolton'un Çin'i tehdit ettiği, "gözle görülemeyen silah" tanımlamasına dikkat çekerek, bunun yeni tip bir virüs olabileceği ve Çinlilere bulaştırılmasının aslında dünya için kıyamet senaryosuna dönüşeceğini hatırlatmıştır.


Bir kez daha ABD istihbarat örgütlerinin raporuna dönelim.


Raporda, "Dehşet verici bir virüs salgının, Çin'den başlayarak tüm dünyaya yayılmak üzere olduğu, Asya ve Avrupa'nın ardından ABD'nin de bu hastalıktan çok büyük boyutlarda etkileneceği" uyarısı yapılmaktadır.


Raporda ayrıca Alman istihbarat servislerinin uyardığı sağlık kuruluşlarının Almanya Hükümetine, biri 2011 yılında diğeri ise 2015 yılında (bundan haberim yoktu) olmak üzere 2 rapor vererek, yeni tip virüs konusunu gündeme getirdiği belirtilmiştir. Alman istihbaratının söz konusu virüsten uluslararası ilaç devleriyle yürütülen çalışmalar nedeniyle haberdar olduğu kaydedilmiştir. Amerikan istihbaratın bu konuyu, o dönemden itibaren ciddiye alıp, sürekli izlediği vurgulanmıştır.


Buradaki soru şu: Amerikan Ulusal Güvenlik İstihbarat Servisi NSA, nasıl oluyor da Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton görevdeyken ve bu servisten sorumluyken söz konusu raporu Beyaz Saray'a ulaştırmaya çalıştı? NSA'daki bazı kişiler, Bolton'u bitirmek mi istediler?


Rapordaki çarpıcı ifadelerden biri de "Hastalık, Avrupa ve ABD'de, Çin'den daha fazla can alabilecek yönde gelişebilir. Bu gerçeği, devlet yönetimindeki bazı önemli isimler uzun yıllardır bilmektedir" şeklindedir.


Rapordaki daha da çarpıcı ifadeler ise "Virüsün ABD'ye vereceği olası zararların en düşük seviyede kalmasının sağlanması, Amerikan ilaç sanayisinin uzun süre önce öngördüğü bu tehlikeye karşı geliştirdiği ilaçları hızla devreye sokmasına bağlıdır" şeklindedir.


Bu raporu dikkate alması gereken yöneticilerden biri de ABD Sağlık Bakanı Alex Azar'dır. Lübnan asıllı Azer, Eylül 2017'de istifa eden Sağlık Bakanı Tom Price'ın yerine Ocak 2018'de göreve gelmeden önce Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya devi bir ilaç firması Lilly Us'un tepe yöneticisi olarak çalışmaktadır.


Bakan Alex Azar'ı Trump'a öneren kişi ise John Bolton'dur. Ayrıca Bolton, Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı olmadan önce Azar'ın Genel Müdürlük yaptığı ilaç firması Lilly Us'un büyük maaş alan danışman kadrosundadır.


Trump, överek göreve getirdiği Bolton'un işine verirken, onun için "Çok tehlikeli fikirleri olan adam" ifadesini kullanmıştı.


Koronavirüsün bazı çevreler tarafından üretilip bir çeşit biyolojik savaş silahı olarak kullanıldığına ilişkin birçok teori ortaya atıldı. Aslında bu teoriyi doğrulayacak raporlar da ortaya çıktıkça dünyanın nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu görüyoruz.


Bütün Dünya Dergisi , Ağustos 2020


***

Hemen akla şu soru gelmekte:

2011 de Almanya ve Amerika'nın bildiği bu rapordan sonra mı, hem de 3 ay içinde

2 Kasım 2011'de Türkiye'nin Hıfzıssıhha Enstitüsü kapattırıldı?

SB



"O dönemde planladığımız aşı fabrikasının maliyetini 200 milyon dolar olarak hesaplamıştır. Bu rakamın günümüz şehir hastanelerinin milyar dolarlık maliyeti karşısında çok düşük kaldığını dikkatinize sunarım!...

Eğer merkezi tasarladığımız gibi inşa edebilmiş olsaydık, şu anda dünyada pandemi (küresel salgın) yaratan Koronavirüs aşısını burada üretebilirdik! Ağustos ayında Faz-3 aşısını hazır hale getirebilirdik!...

Aşı üretim tesisleri biyolojik savaş ve korunma açısından çok önemli merkezlerdir. Dünyada birçok ülkenin böylesine stratejik bir kurumun kapatılmasından çok mutlu olduklarını hem sizin, hem de milletimizin bilmesini istiyorum.

Bu çok önemli konunun siyasi otoriteye ve halkımıza doğru anlatılması halinde, aşı üretim merkezinin tekrar açılmasını, aşı başta olmak üzere tüm bioteknolojik çeşitlerin ülkemizde üretilmesini sağlayabiliriz." Dr. Erol Afşin

Uğur Dündar / Sözcü 19 Mart 2020


"2009 yılında Devlet Planlama Teşkilatı '9.Kalkınma Planını' planladı. Bu 2009 yılındaki kalkınma planında, o tarihlerde Devlet Planlama Teşkilatı'nın özellikle planlama raporunun 282.maddesinde aynen 'aşı araştırma ve üretim merkezi' planlanmıştır. Bakın, Devlet Planlama Teşkilatı 'Aşı Araştırma ve Üretim Merkezi'nin 2009 yılında planlanmasını yapıyor, ama maalesef Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldığı gibi, 2011 yılında Türkiye'nin en önemli aşı araştırma ve üretim planlama merkezi olan Hıfzıssıhha Merkezi de kapatılmış! Ne kadar büyük öngörüsüzlük! Bu öngörüsüzlüğü Askeri Hastaneler'de de görüyoruz!" Haluk Pekşen / 20 Mart 2020



"Cumhuriyet döneminin sağlık alanındaki en önemli eserlerinden olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, teknolojik yönden geri bırakıldı ve 2011 yılında kapatıldı."




Refik Saydam Hıfzıssıhha da, tarım gibi, hayvancılık gibi, madencilik gibi ABD ile stratejik müttefikliğe, asla gerçekleşmeyecek olan AB hayaline kurban edildi. Refik Saydam Hıfzıssıhha'nın eski başkanı Dr.Erol Afşin :  "Aşı üretim merkezleri biyolojik savaş ve korunma açısından çok önemli merkezlerdir. Dünyada birçok ülkenin böylesine stratejik kurumun kapatılmasından çok mutlu olduklarınızı bilmenizi isterim!" 

Böyle stratejik kurumların kapatılmasını isteyen küresel iradeler, elbette ki, Büyük Ortadoğu Projesi karşısında, Büyük İsrail Devleti projesi karşısında, Batı'nın Şark Projesi karşısında Türk milletinin savunma mekanizmalarını ortadan kaldırmak isteyenlerdir.