Translate

yoksulluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yoksulluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2020 Çarşamba

ABD Seçim Turnuvası

 

‘Demokrasinin şartı seçimdir’ diye bir aforizma var ya… Son Amerikan seçimleri yine gösterdi ki seçimlerin ne demokrasiyle ne eşit vatandaşlık hakkıyla ne özgür iradeyle ilgisi var. Seçim  oyununu oynayan elitler.. Kendi aralarında düzenledikleri turnuva iki takımlı bir turnuva.  Diğer partilerin adı bile yok. Son günlerde de Türkiye’de ‘Trump mı Biden mı’ tartışması yapanlar ve birinden birini cansiperane savunanlar içler acısı. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler birbirinin karşıtı görünse de aslında halka karşı  birbirine yaslanarak ayakta kalan  ve halkın haklarına tecavüz ederek  siyasi mekanizmayı çıkarları için kullanan elitler. Biz yoksul Amerikan halkına bakalım. Nüfusun yarısını oluşturan onlar. Bu yoksul emekçi kesimin  kendi çıkarlarını savunan bir parti olmadığı gibi,  seçmek istediği bir parti olsa da oy kullanma hakkını elde etmek için önlerinde epey engel var.


Örnek:   Florida eyaletinde çıkarılan yasaya göre kişi yanlışlıkla bile olsa  herhangi bir suçtan ceza almışsa, bir hüküm giymişse sonrasında beraat etmiş bile olsa mahkemeye başvurup bu durumu onaylatmamış ise oy kullanamıyor.    Kişilerin mahkeme masrafı veya benzer en ufak bir kamu   borcu varsa   oy hakları gaspediliyor.. Florida’da  774 bin kişi bu durumda.  (OPPOSE VOTER ID LEGISLATION - FACT SHEET/link)


Ayrıca 21 eyaletde geçerli bir  yasaya göre   ‘Seçmen kimliği’ olmayan seçmen oy kullanamıyor. Yoksulluk sınırı altında yaşayan Amerikan halkının sayısının yüzde 40’lara ulaştığını düşünürsek, bedeli  50 ile 150 dolar arasında  değişen kimlik bedelini (Voters ID) büyük çoğunluğun veremeyeceği açık.. Ayrıca  Amerika’da Seçmen kimliği çıkarmak için bir hüviyet kartına ihtiyaç var ki fotoğraflı hüviyet kartı sahibi olmayanların  sayısı bir hayli fazla.. 


Amerikan Sivil Haklar Birliği uzmanlarına göre  hiç nüfus kağıdı, pasaport, ehliyet vs sahip olmamış insan sayısı 20 milyonu aşıyor.   Yani bu insanların oy kullanma lüksü yok!


Diyelim canlarını dişlerine taktılar  paralarını ceplerine koydular bu sefer de Covid 19 tedbirlerine takılıp uzun bir süre beklemek zorunda kalabilirler…


Sözün özü seçim oyununda halk sadece dekor ... Bu oyun uzun zamandır elitler arasında iktidar değişimi için oynanıyor. Oyunda kuralsızlık kurallaşmış gibi görünüyor.  En iyi örneğini 2000 yılında Bush – Gore arasında yaşanmıştı. . Hatırlayın Al Gore Florida’da 537 oy farkıyla kazandığı koltuğu Bush’a geri vermek zorunda kalmıştı. Çünkü  sistem hak hukuk adalet üzerine değil içiçe geçmiş oyunlar üzerine inşa edilmiştir.


Amerikan sisteminde başkanı seçen halk değil, 538 adet  delegeden oluşan Seçmenler Kuruludur. Her eyalette çoğunluğu alan parti tüm delegeleri kazanmış olur.. Yani en fazla oyu kimin aldığının hiçbir önemi yoktur.. 2000 seçimlerinde Al Gore yüzde 48.4 Bush ise yüzde 47.9 oy almış ama delege sayısı Gore’dan fazla olan Bush  başkan olmuştur. Sonuç Yüksek Mahkemeye taşınmış, al takke ver külah  mahkeme azaları arası pazarlıklar felan fişmekan derken George W. Bush,   Demokratların 8 yıllık iktidarına son vermiştir.


Seçim oyunu  demokrasi adı altında,  halkın özgür iradesini kullanarak yönetimi belirleme gibi bir  söz salatası ardında, elitler arasında  oynanır ve   4 yılda bir halka karşı, halka rağmen ve halk kullanılarak  sahneye konur.   Amerikan seçimleri ile pek bir ilgili, geleceğini bu seçimlere bağlayan, Biden ile Trump’ı kıyaslamaktan bir hal olan zevat şunu bilmelidir ki öndeki kuklaların ardında karmaşık derin yapılar karar verici olanlardır ve kim Beyaz Saraya gelirse gelsin yön verici onlardır.  


Banu AVAR

4.11.2020




***

"Trump büyük ihtimalle dört seneyi daha göğüsler, ama seçimler sonrasında Soros beslemesi BLM ve Lübnan'daki SSNP'nin ABD ayağı ANTIFA sokağa salınacak gibisinden duyumlar alıyorum. 

Hele de oy çalma olayları hiç bir seçimde bu kadar tavan yapmamıştı. Demokratlar hemen hemen her eyalette oy çalma işlemlerine ağırlık verdiler. Liberaller işi resmen yüzsüzlüğe vurdu.

Kukla Biden ve arkasındaki Londra bankerleri, Britanya İmparatorluğu ile birlikte kırmızı alarmdalar. Hele FED'nin Hazine Bakanlığına devredilmesi işlemlerinin başlatılmasından sonra, yalnız ABD'deki değil, bütün dünyadaki siyonist tefeciler Trump'i düşman ilan ettiler. 

Adamın suçu, Çin'deki Illuminati'nin Li Ailesi'nin çıkarlarını değil de kendi ülkesinin milletinin çıkarlarını savunuyor olması. Küreselci emparyalistlere, Yeni Dünya Düzenci neoconlara ve neoliberallere çok kötü bir darbe indiriyor." 

Güşan Yediç / 30 Ekim 2020, Amerika


"Trump hiç bir zaman Korona'ya yakalanmadı. O olayın nedeni, suikast girişiminde bulunulacağı haberi alındığı için Trump Beyaz Saray'dan uzaklaştırıldı.

Anketlerde Trump'ın Biden'in gerisinde kaldığını iddia eden, siyonist masonlardır. Türkiye'de mason köpeği medya da bunu tekrarlıyor devamlı. Gerçek ise, başından beri tek bir gün bile Biden'in Trump'ın önüne geçmediğidir. Medya kartelinin satın aldığı o anketçi sıfatlı satılmış soytarıların lafını ciddiye almayın. Trump bu seçimi iki ay önce kazandı, ama demokratlar hala bütün eyaletlerde oy çalıyorlar... Seçimden sonra ortalık karışacak!

İŞİN GERÇEĞİ ŞU

Avrupa'da da kilise ile siyonist masonlar çok kötü kapıştılar. Tabii ki siyonistler açık açık biz kilise ile savaşıyoruz diyemeyecekleri, okların kendi üzerlerine yönelmesini istemeyecekleri için, her zamanki gibi bakın Müslümanlar terör estiriyor çığırtkanlığı yapıyorlar.

Kilise'nin Trump'a yönelik desteğinden sonra, çıldırdılar ve Trump'a yönelecek desteği engellemek için aptal Hristiyan kesimi yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Türkiye'deki ürkekler ve siyonist medya da bu gerçeği halkımıza duyurmaya cesaret edemiyor. Olayın aslı bu...

Kilise ile siyonistler arasındaki savaşta kiliseyi destekliyoruz.

Allahsız küreselci siyonistler ile işimiz olmaz."


Güşan Yediç / 03.11.2020

Not: Fransa konusunda tapınakçılar bile Macron'u kınadılar.



Başpiskopos Vigano'dan Trump'a Açık Mektup

"Great Reset"çileri durdurun ! / link

Archbishop Viganò: Open Letter to Donald Trump, Warns About

‘Great Reset’ Plot to ‘Subdue Humanity,’ Destroy Freedom


As I said when I wrote my letter to you in June, this historical moment sees the forces of Evil aligned in a battle without quarter against the forces of Good; forces of Evil that appear powerful and organized as they oppose the children of Light, who are disoriented and disorganized, abandoned by their temporal and spiritual leaders.

Daily we sense the attacks multiplying of those who want to destroy the very basis of society: the natural family, respect for human life, love of country, freedom of education and business. We see heads of nations and religious leaders pandering to this suicide of Western culture and its Christian soul, while the fundamental rights of citizens and believers are denied in the name of a health emergency that is revealing itself more and more fully as instrumental to the establishment of an inhuman faceless tyranny.

A global plan called the Great Reset is underway. Its architect is a global élite that wants to subdue all of humanity, imposing coercive measures with which to drastically limit individual freedoms and those of entire populations. In several nations this plan has already been approved and financed; in others it is still in an early stage. Behind the world leaders who are the accomplices and executors of this infernal project, there are unscrupulous characters who finance the World Economic Forum and Event 201, promoting their agenda.

The purpose of the Great Reset is the imposition of a health dictatorship aiming at the imposition of liberticidal measures, hidden behind tempting promises of ensuring a universal income and cancelling individual debt. The price of these concessions from the International Monetary Fund will be the renunciation of private property and adherence to a program of vaccination against Covid-19 and Covid-21 promoted by Bill Gates with the collaboration of the main pharmaceutical groups. Beyond the enormous economic interests that motivate the promoters of the Great Reset, the imposition of the vaccination will be accompanied by the requirement of a health passport and a digital ID, with the consequent contact tracing of the population of the entire world. Those who do not accept these measures will be confined in detention camps or placed under house arrest, and all their assets will be confiscated.

Mr. President, I imagine that you are already aware that in some countries the Great Reset will be activated between the end of this year and the first trimester of 2021. For this purpose, further lockdowns are planned, which will be officially justified by a supposed second and third wave of the pandemic. You are well aware of the means that have been deployed to sow panic and legitimize draconian limitations on individual liberties, artfully provoking a world-wide economic crisis. In the intentions of its architects, this crisis will serve to make the recourse of nations to the Great Reset irreversible, thereby giving the final blow to a world whose existence and very memory they want to completely cancel. But this world, Mr. President, includes people, affections, institutions, faith, culture, traditions, and ideals: people and values that do not act like automatons, who do not obey like machines, because they are endowed with a soul and a heart, because they are tied together by a spiritual bond that draws its strength from above, from that God that our adversaries want to challenge, just as Lucifer did at the beginning of time with his “non serviam.”.... 


more to read : By His Excellency Carlo Maria Viganò, Global Research, November 01, 2020, LifeSite 30 October 2020


***


Trump seçimleri büyük ezici çoğunlukla kazanacak.

Amerika'nın her yerinde kalabalık km'lerce konvoylar var.

Geçtiğimiz haftalarda Florida'da yer yerinden oynadı.

California ve Beverely Hills demokratların kalesiydi.

Halk şehirlerini, memleketini geri alıyor.

Elbet seçim sonuçlarını kabul etmiyecekler, elbet ağlaşıp yakıp yıkacaklar. Bu biliniyor.

İkinci Trump 4 senelik dönemine hazır olun.

Kendinizi yalancı medyanın sahte sondajlarına ve haberlerine kurban etmeyin.

Serap Balaman / 1 Kasım 2020


Biden: "We have put together the most extensive voter fraud organization?" link

"açık açık oy sahtekarlığı yapacaklarını söylüyor" Serap Balaman



2016 - 2020 dönemi Trump yönetiminin içindeki çoğu aktor neocon idi. Trump onları kovdu. Yeni yönetimde ise ipler Michael Flynn'in elinde olacak ve onun oluşturacağı kadro, Türkiye için tarihte görülmemiş kadar olumlu.

Güşan Yediç / link



**********************************************************************

Bunları paylaştığım için beni Trumpcı sanmayın, değilim....

Ancak Biden Türkiye için çok çok daha tehlikeli !!!

Çünkü Biden, Suriye'deki savaşın devam etmesini, Kafkaslara sıçramasını istiyor. Zaten hali hazırda Azerbaycan'ın Ermenistan tarafından işgal edilen topraklarını geri alma çabasıyla, öğrendik ki bir çok PKK gibi ayrılıkçılar Ermenistan'a gitti. Ayrıca Biden bir Yunan taraftarı olarak Mavi Vatan'a da karşı !!!

Ben kendi ülkem için endişe ederim, yoksa ABD'deki seçim umurumda bile değil.

Biden ve çevresindekilerinin kim olduklarını öğrenmek istiyorsanız Roger R. Richards - AUYRN Yapımı (link) "A THOUSAND PIECES - A TRUE CONSPIRACY DOCUMENTARY (link)" izlemelisiniz !... Yozlaşmayı, İnsan Ticareti ile Sübyancılığı, MK-Ultrayı ve Suikastleri anlatan bir belgesel... Gerçekler acıtır, ama özgür kılar...


SB







14 Ağustos 2018 Salı

Kim yoldu sizleri bu kadar hemşerim?..




"İnsan bu derece yoksul kalır mı? 
"Ne yükseği? Ne alıyorum ben?..."
____________________________


Sadullah'ın kızı Cemile ameliyat olmazsa ölecek, ama çok para ister hastane, çare arar Sadullah, milletvekiline gider, o da kartvizit verir, doktor indirim yapsın diye, ama işler istediği gibi gitmez, sonra tekrar çıkar milletvekilinin karşısına....


- Salondaki koltuklardan birine oturdu Sadullah. Bekledi biraz. Bekledi, nice sonra İçel milletvekili boynunda havluyla çıkıp geldi. «Bu sizin işlere çok üzülüyorum !» dedi. «Yani bilemiyorum ne olacaksınız böyle teker teker ... teker? O kadar çoksunuz ki! O kadar bitkinleşmiş ki hastalarınız! Sonra çok da yoksulsunuz canım! İnsan bu derece yoksul kalır mı? Kim yoldu sizleri bu kadar hemşerim? Yoksa dedikleri gibi, tembelliğinizden mi bunca yoksulluk? Çok zor sizin işler çooook! .. »

«Sağol, Allah razı olsun!» dedi Sadullah.

Salon bir tuhaf kokuyordu. Bayat sigara dumanı kokusuydu sanki. Her yere sinmişti.

«Böyle perakende, böyle teker teker değil de, toptan çözümlemeli sizin işleri! Ama ona da yüzyıl gerek. O yüzyıl gelesiye de senin kız dayanmaz. Neyse! Şimdi sadece seninkine bakalım. Bak, sana soı uyorum, şimdi bana açık açık söyle . Benden ne bekliyorsun? Nasıl yardım edebilirim sana? Erdoğan Beye gittin, 3.000'i yarıya indirtti. Şimdi ne bekliyorsun?»

«Valla Beyim, Allah seni vatana millete bağışlasın, bakan, başbakan etsin! Erdoğan Bey l.500'ünü kırdırdı, ama l.500'ünü gene istiyorlar. Ben de bulamıyorum. Ankara'nın ortasında, sanki derin bir denizdeyim, ne yapacağımı şaşırdım ...»

«Para mı istiyorsun benden?»

«Çok ayıp ama ... Yani bana bu parayı verirsen... Eylüle kalmadan ... Yani satar savar, üstünün fayızıyla ... Hatta vallahi alır gelir elimle teslim ederim! Nasolsa aylığın çok yüksek, Allah daha da yükseltsin ...»

Birden kızdı İçel milletvekili :

«Deme bunu! İşte bunu deme! Kes! Yani öyle sakat konuştun ki! Ne yükseği? Ne alıyorum ben? On iki bin dört yüz! Diyelim 13.000! Ay sonunda ne kalıyor elimde, biliyor musun? Hiç!» Ellerini birbirine çarpıp ayırdı İçel milletvekili. «Bir çay parası bile kalmıyor cebimde! Evet, yüksek, ama ona göre de giderim var! Vaşington Restoran'da bir porsiyon pirzola yiyorsun kırk elli kaat! üs+üne bir de İsletme Vergisi biniyor. Bir karın doyurayım diyorsun, doksandan yüzden aşşa düşmüyor! İki arkadaş alıp götürsen, üç kişi 300 kaat! İçki miçki de oluyor. Durum icabı. Bak mesela, Doktor Erdoğan Bey bir kart alıyor benden, üç bini, bin beş yüze indiriyor. Az değil: Yarı yarıya indirim! Nasıl oluyor bu? Böyle yedirip içirmelerle. Sen onu görüyorsun, o da seni görüyor! Milletvekilliğinin parası bol sanılır. İçyüzü bambaşkadır. Karşıdan kimse bilemez. Şimdi demek benden 1.500 istiyorsun? Vah vah vah! Yahu hiç insafın da yok! Beş yüz falan da değil, 1 .500! Yani bak, çok yaşlı, çok muhterem bir adamsın, belki Ulusal Savaş'a da girdin, hemşerim oluyorsun, Kargalı köyünü severim; böyle olmasa vallahi koğardım seni ! Haydi gene neyse, neyse! Bak ne diyorum: Gene iyilik beride kalsın, sana bir kart daha yazayım, vereyim eline, Doktor Erdoğan Beye bir daha git, biraz daha indirim yaptırsın. Hatta temelli parasız olsun. Millet yoksul olunca, milletvekilliği çok zorrr!» 

Masanın çekmecesini açtı, kart kutusunu aldı. Bir kart çekti, yazdı, imzaladı, verdi Sadullah'ın eline. Sadullah bakıyordu. İlle de para isteyen bir hali vardı.

«Bakma, hiç bakma yüzüme ! Bakmanın bir yararı yok! Bak hastam ağır diyorsun, bir an önce git, Erdoğan Beyi gör. Haydi, işin rasgider işallah! Kusura bakma...»

Kalkmaktan başka çare yoktu, kalktı Sadullah. Dolmuş durağına doğru yürüdü ağır ağır. «Şu Cemile var ya! Benim öz kızım! Taşıdım geldim sırtımda ta buralara! Vallaha gelirken; köyden susaya çıkarken, kamyon devrilip öleydi, bundan eyiydi!» dedi. «Ay benim gözel Allahım!» dedi sonra. «Sen de bizi unuttun! İ:Iele beni temelli unuttun ay kara gözlüm!» dedi. «Bugünece hiçbir dediğinden şaşmadım. Hiçbir emrine karşı gelmedim. Hocanın bütün dediklerine uydum. Düzenli düzenli gittim camilere cumalara! Oruçları felfın hep düzenli tuttum. Yıldan yıla kurbanlarımı da kestim eyi kötü. Amma çok ağır hastalıklar verdin kızımın başına! Yoksulluğun da en beterini verdin! Şimdi tedavi için dönüp duruyorum Ankara' da! Görülmüyor işim. Dönüyorum boyuna. Kızılca kıyamet bir yangının içindeyim, güvenip adlarını çağırdıklarım sidiklerini bile esirgiyorlar! Senden başka kimseciği tanımıyorum! .. »

«Gene bir kart verdi! "Bir daha git, belki biraz daha tenzil eder, belki temelli bedavaya indirirler! " dedi. Gideceğim bakalım, bir umut! ..» ...

Bazen içinden bir ses, «Tut kendini Sadullah, yapma Allaşkına! Germe sinirlerini şunların! İşin görülsün! Bak yüzdün yüzdün burnuna getirdin, biraz daha sabırlı ol babam!» diyordu, ama sabredemiyordu, söylüyordu artık ...

«Yahu ne ala memleket!» Elazığ köylerinden Cevdet hatırladı. «Öküz bağıracakken kağnı bağırıyor!» Dedelerinin sözünü söyledi. Kalmıştı kafasının bir kıyısında.

«Ne öküzü, ne kağnısı Beyim! Yani insanı ağlatan nedir? İnsan neye cayırdar? Yani ben buraya hiç de keyfimden gelmiş değilim! Kızım ölümcül hasta, yatıyor handa! Almıyorsunuz hastahanaya! Soracak olursanız her yıl bir dünya vergiyi de veriyoruz gık demeden!»

«Haha haha!» Güldü Cevdet Bey. «Sizin köyün verdiği vergi, hurda bir memurun yıllık maaşına yetmez, anladın mı? Siz ne vergisi veriyorsunuz Allaşkına? Vergiyi biz veriyoruz asıl, biz! Yani, biziım maaşlardan tırak kesiyorlar ki, maaşımız kadar vergi...»

Biraz durup düşündü Sadullah:

«Yani çok yalvardım Allahıma ki, beni kurtar bunlardan; kurtarmadı! Vardır bir bildiği! Oğullarımı asker ettim. Kendim de bütün savaşlara girip çıktım. Devlete güvenerek buraya kadar geldim, hasta kızımın çaresine baksın tokdurlar dedim. Ama onların hepiciği benden para soruyor! İlk işleri para sormak; para para para! Devletimiz de maşşallah çok yokarlarda geziyor! Yapılarını felan epey böyük dikmiş ! Yollarını dersen asfalt kaymak! Cila sürüp her yakayı parlatmış! Haggaten çok gözel yapıları kapıları, yolları ! Fakat ... » ....


CAN PARASI
FAKİR BAYKURT

* Beyninde ur olan Cemile'ye ne mi oldu?.. Tahmin edebilirsiniz...



Kim yoldu sizleri bu kadar hemşerim?.. 
KİM?...