Translate

kölelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kölelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2016 Pazar

Din Çevreleri Niçin Kendi İlkokullarını Açar?



“İnsanlık tarihi, salınımı yüzyıllar süren sarkacı andırır. Uzun bir uyku döneminin ardından uyanma çağı başlar. Düşünce kendisini, dikkatli bir biçimde zincirlere vurmuş olan yöneticilerden, düzenin avukatlarından ve din adamlarından kurtarır.


Düşünce, kendisine vurulan zincirleri parçalar. Kendisine öğretilmiş olan her şeyi ciddi bir eleştiri süzgecinden geçirmeye başlar ve ortasında bir ot gibi yetiştiği dinsel, politik, yasal ve sosyal önyargıların kofluğunu açığa çıkarır. Yeni çıkış yolları aramaya başlar, yeni bulgularıyla bilgilerimizi zenginleştirir, yeni bilimsel alanlar üretir.


Ancak düşüncenin kökleşmiş düşmanları  - hükümet, yasa koyucu ve din adamları -  kısa bir süre sonra yenilginin üstesinden gelip başlarını yine yeniden kaldırmaya başlar. Dağılmış olan güçlerini yavaş yavaş toparlarlar ve inançlarını, yasal kurallarını yeni koşullara ve gereksinimlere uygun olarak yeniden düzenlerler. Sonra, düşüncenin ve kişilerin köleliğe olan yatkınlığından –ki bu yatkınlığı kendileri çok iyi bir biçimde ekerler- toplumun anlık örgütsüzlüğünden, bazı bireylerin tembelliğinden, diğerlerinin aç gözlülüğünden yararlanarak,sürüngenler gibi yavaş yavaş görevlerinin başına dönerler ve ilk olarak eğitim aracıyla çocukları esir alırlar.


Çocuk zayıf bir ruh halindedir. Onu korkuyla sindirmek kolaydır. Onlar da bunu yapar. Çocuğu önce zayıflatırlar sonra ona cehennem işkencelerinden söz ederler. Çocuğun usunda, lanetlenmiş olan kişilerin ızdırabı ve Tanrı’nın intikamı gibi düşünceleri uyandırırlar. Hemen ardından devrimin korkunç yanlarına, bazı devrimcilerin aşırı uygulamalarına değinerek çocuğu ‘düzenin bir dostu’ yaparlar. Din adamları çocuğun yasa düşüncesine alışmasını sağlarlar, ‘ilahi yasa’ denen şeye uymasını isterler ve bu ilahi yasa gevezeliğiyle çocuğun sivil yasalara uyması sağlanır.


Ve, çok iyi bildiğimiz bu boyun eğme alışkanlığından yararlanarak bir sornaki neslin aşılanan bu dinsel sapıncı sürdürmesi sağlanır. Bu dinsel sapınç hem köleleştirici hem de otoriterdir, çünkü otoriteyle kölelik kol kola girer.” (11)


Robert L.Park, Türkçeye Batıl İnanç olarak çevrilen Superstition: Belief in the Age of Science (12)  adlı kitabında bu konuda şu saptamayı yapıyor:


“Yeni doğmuş olan bebeğin beyni, doğum anından başlamak üzere duyu organlarıyla alınan bilgileri işleme sokarak, bu tuhaf dünyada neyin ne olduğuna neyin ne olmadığına ilişkin inançlar üretir. Yalnızca birkaç inancı olan genç, bu inançları yeni bir bilgiyle çeliştiği zaman yeni inançları kabul etmeye hazırdır. Gençler başlangıçta her şeyi kabul etme eğilimindedir, çünkü inançları bunlarla ilişkili diğer inançlarla bir matriste buluşmamıştır. Çocuklar inançları ne denli çabuk kabul ediyorsa o denli de çabuk atabilirler.


İnsanlar Yer denen bu gezegendeki yaşamları boyunca kendilerini yönlendiren kişisel-rehberlik kitabına yeni şeyler ekleyip düzeltmeler yapar ve duyu organlarıyla alınan yeni girdilerle var olan inançlar arasında kaçınılmaz olarak çatışmalar başlar ki bu çatışmaların şöyle ya da böyle uzlaşması gerekir. Yıllar geçtikçe çatışmaların sayısı artar ve yeni inaçların eklenmesi zorlaşır. Özellikle, iyi tanımlanmış dünya görüşüyle ilgili ve güçlendirilmiş belli inançların aşılanması (indoctrination) yaşamın erken dönemlerinde daha başarılı oluyor. 


Cizvitler (Jesuits) ‘Çocukları bana yedi yaşından önce verin, ben de size adam nasıl olur göstereyim’ der.




Takiyüddin Rasathanesi



Osmanlının Uzaya Bakan Gözü Takiyüddin ve İstanbul Rasathanesi
  

Rasathane kapanmış ve bu rasathanenin ‘meleklerin bacaklarını dikizliyorlar’ gerekçesiyle topa tutularak yıkıldığına ilişkin ‘söylenceler’ var! Bunlardan ikisini aşağıda aktarıyorum.



1 -Tübitak Bilim ve Teknik dergisinde, Urungu Akgül tarafından kaleme alınmış, olan yazının başlığı ve ilgili bölümü:

Osmanlının Uzaya Bakan Gözü Takiyüddin ve İstanbul Rasathanesi

“Rasathanenin Hazin Sonu

İstanbul Rasathanesi ilginç bir yıkım yaşamasına rağmen, yıkımın nedenine ilişkin fazlaca veri elde edilememiş. Ancak, rasathanenin yıkılışında 1577 yılında gözlenen kuyrukluyıldızın ve 1578’de baş gösteren veba salgının nedeni olarak gösterilmesinin, daha da ileri giden çevrelerce Takiyüddin ve Rasathane personelinin meleklerin bacaklarını gözlediği yolundaki söylentilerin, şüpheleri artırdığı söyleniyor. Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi’nin de bu görüşleri desteklemesi üzerine, padişahın verdiği emirle, Rasathane Kılıç Ali Paşa’ya yıktırılıyor.


Rasathanenin padişah emriyle yıktırıldığı kesin olmakla birlikte, konuyla ilgili aydınlanmamış birçok nokta vardır. Yaygın bir görüş Rasathanenin, verilen hattıhümayuna dayanarak Kılıç Ali Paşa emrindeki donanma tarafından denizden topa tutularak yıkıldığı biçimindedir.(…)


(…) Bunca söylentinin arkasında , Rasathanenin yıkılmasının gerçek nedeninin, rasathanenin kurulmasına önayak olan Hoca Sadettin Efendi ile şeyhülislamın yer aldıkları farklı grupların siyasi çekişmesi olduğu sanılıyor. (19)



2 - Benzer bir yıkılış öyküsü de Matematik Dünyası dergisinin 2005 Güz sayısında yayımlanan Piref.H.Ökkeş’in ‘Takiyüddin ve Tycho Brahe Hocalarım’ başlıklı yazısında geçiyor.


“Derken…Yıl 1577…Bir kuyruklu yıldız belirir semalarda. Ertesi yıl hem Avrupa’da hem İstanbul’da veba salgını başlar. Salgınla gözlemevi arasında bağlantı kuranlar işi azıtıp Takiyüddin hocamız ve gözlemevi çalışanlarının geceleri yıldızları değil de ‘meleklerin baldırlarını dikizlediklerine’ ilişkin söylentiler çıkarırlar. Karşı cinse düşkünlüğüyle bilinen III.Murat, bunu duyar duymaz, ‘Vay, sahibinden önce ahıra girersin ha!’ desturuyla yerinden doğrulup, kuruluşundan sadece bir-iki yıl sonra, 22 Ocak 1580’de gözlemevini bir inanışa göre topa tutturur. (…)” (20)





Prof.Dr.Rennan Pekünlü
DİN-BİLİM ÇATIŞMASI,
Kaynak Yayınları,2015

dipnotlar:
(11) Peter Kropotkin, Anarchist Morality
(12) Türkçe basımı için Robert L.Park, Batıl İnanç, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayını,2010
(19) Urungu Akgül “Osmanlının Uzaya Bakan Gözü Takiyüddin ve İstanbul Rasathanesi, Bilim ve Teknik c.3, sayı 351, Şubat 1997, s.34-42
(20) Piref.H.Ökkeş “Takiyüddin ve Tycho Brahe Hocalarım”, Matematik Dünyası, 2005 Güz























“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” 
“Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”













25 Mayıs 2014 Pazar

SOMA-MADENCİLİK-KÖLELİK-CİNAYET






"SENSÖR GAZI ALGILAYIP ELEKTRİK SİSTEMİNİ KAPATTI"

"Patlamadan 24 saat önce metan gazı çok arttı. Sensör gazı algılayıp elektrik sistemini kapattı. Ancak galeriyi havalandırıp üretime devam ettiler Isı inanılmaz artmıştı.

"MADENDE SICAKLIK 10 GÜN ARTMIŞTI"

Madendeki sıcaklık patlamadan 10 gün önce artmaya başlamıştı. Galerilerde inanılmaz derecede ısı vardı. Zor nefes almaya başlamıştık. Kömürün içten içe yandığını tahmin ediyorduk. Durumu herkes biliyor, kimse önlem almıyordu. Bir olay yaşanacağından korkuyordum. Bu kaçınılmazdı.

"GAZ DAĞILINCA ÜRETİME DEVAM ETTİLER"

Patlamadan bir gün önce o galeride metan gazı aşırı yükseldi, sensör gazı algıladı, elektrik sistemi kendi kendini kapattı. Ancak galeriye çift fan koyup hava giri şi sağladılar. Gaz dağılınca da üretime devam ettiler. Çünkü oradan çok kömür çıkarılıyordu. Ama galeride sıcaklık hiç düşmedi.

"8 SAATTE 5 DAKİKA MOLA VERİYORLARDI"

Sürekli kömür istedikleri için 8 saat boyunca 5 dakika mola yapmadan çalışıyordu. Yemek yememize bile 10 dakika müsaade ediliyordu. Sürekli üretim yapmamızı istiyorlardı.

"4 YILDIR MADENDE EĞİTİM, TATBİKAT YAPILMADI"

Eğitim, tatbikat hiç yok 4 yıldır madendeyim. Bu süre zarfında hiçbir şekilde eğitim almadım, tatbikat görmedim, denetleme yapan müfettişe de rastlamadım.

"VERDİKLERİ MASKELERİN ÜRETİM YILI 1950"

Verdikleri hayat kurtarıcı maske hiçbir şekilde bakıma girmedi. Sadece dış yüzeyini çamurundan arındırıp temizleyip bize iade ediyorlardı. Üretim yılı 1950. Bu sıcaklıkla ilk kez karşılaştım."


Vatan Gazetesi 20 Mayıs 2014

....


HANİ MADENLERDE ÇOCUK İŞÇİ ÇALIŞMIYORDU? 


TÜRKİYE Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Soma kazasıyla beraber gündeme gelen madenlerdeki çocuk işçiliği araştırdı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine dayanılarak yapılan araştırmaya göre, kömür ve linyit madenlerinde çalışanların yüzde 4.2’si çocuk. Sadece kömür ve linyit madenlerinde 2 bin 76 çocuk çalışan var. 

Bu çocuklar 15-19 yaşında. Madendeki çocuk işçilerin yüzde 85.5’lik bölümü kayıtdışı, ellerine geçen aylık gelir de sadece 226 lira. TÜİK’in 2012 yılı hane halkı işgücü anketinin alt detaylarına inerek çalışmayı gerçekleştiren TEPAV Analisti Güneş Aşık, “Hane halkı işgücü anketinde 15 yaşın altındaki çocuklar görülmüyor. Bu nedenle söz konusuu istatistikler yalnızca 15 yaşından büyüklerin durumunu göstermektedir” notunu düştü. Araştırmada “madenlerin çocuk çalışanlarıyla” ilgili olarak ortaya çıkan rakamlar şöyle oldu:


YÜZDE 14.5’İ KAYITLI

Verilere göre, kömür ve linyit çıkaran işçilerin 164’ü 15 yaşında, 334’ü 16 yaşında, 274’ü 17 yaşında, 916’sı 18 yaşında ve
388’i 19 yaşında. Bir başka acı gerçek ise kömür ve linyit çıkarılmasında çalışan 18 yaşın altındakilerin yalnızca yüzde 14.5’i kayıtlı istihdam ediliyor. TÜİK’in mikro veri setine göre, çocuk çalışanların aylık ortalama net geliri ise sadece 226 lira. 18 yaş ve üstündeki çalışanların çalışma süresi 51 saat olarak görünürken, 18 yaşın altındakilerin çalışma saati süresi 32 saat. Bu da günde 6 saatten fazlaya tekabül ediyor.

SEKTÖRDE SAYI 5 BİN

Madencilik sektörü sadece kömür ve linyit çıkarılması işlerinden ibaret değil. Söz konusu sektörde ham petrol ve doğalgaz çıkarımı, metal cevherleri madenciliği, diğer madencilik ve taş ocakçılığı ile madenciliği destekleyen hizmet faaliyetleri de bulunuyor. Tüm bu sektörlerin toplamı çerçevesinde madencilik sektörüne bakıldığında ise, 113 bin çalışanı olan sektörde 15-19 yaş arasında çalışanların sayısı 5 bin 308 olarak görülüyor. Tüm madencilik sektöründe çalışanların 361’i 15 yaşında, 519’u 16 yaşında, 508’i 17 yaşında, 2 bin 949’u 18 yaşında ve 971’i 19 yaşında. 18 yaş altındaki çalışanların kayıtdışılık oranı madencilik sektörü itibariyle yüzde 47.1. 18 yaş üstündekilerde ise bu oran yüzde 12.3. Madencilik sektörü itibariyle 18 yaş altında çalışanların aylık geliri net 467 TL iken; 18 yaş üstündekilerin geliri 1172 TL.

ÇOCUK ÇALIŞAN SAYISI 1.3 MİLYON

TÜİK’in 2012 tarihli hane halkı işgücü istatistikleri, Türkiye’de çalışanların yüzde 5.39’unun 15-19 yaş arasında olduğunu gösteriyor. Yani 24.8 milyonluk toplam istihdam rakamının 1.3 milyonu 15-19 yaş arasında. Bu rakamın 149 binini 15 yaşındaki çocuk çalışanlar oluşturuyor. Yine istatistiklere göre 18 yaş altındaki çocukların yalnızca yüzde 17’sinin sosyal güvencesi var.

Yasalar ne diyor?

ÇOCUK işçilerin çalıştırılmasına ilişkin hukuki çerçeve, 14 yaşını doldurmuş çocukların okullarını aksatmaması koşuluyla güvenli iş ortamında hafif işlerde çalıştırılmasına izin vermekle birlikte, çok açık bir biçimde maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi alanlarda çalıştırılmasını yasaklıyor.

Toplam çocuk işçi sayısı* Madende çalışan çocuk işçi sayısı*

15 Yaş 149 bin 164
16 Yaş 216 bin 334
17 Yaş 288 bin 274
18 Yaş 340 bin 916
19 Yaş 345 bin 388
Toplam 1.34 milyon 2.076

Kaynak: TUİK, 2012 Hane Halkı İşgücü Anketleri
* Yaklaşık Rakamlar


YÜZDE 85’İ KAYITDIŞI

Çocuk işçiler Madende çalışan çocuk işçiler

Kayıtdışı Çalıştırılma Oranı 83% 85,50%
Haftada Çalışılan Ortalama Saat 47 saat 32 saat
Aylık ortalama net kazanç 410 TL 226 TL


Kaynak: TUİK, 2012 Hane Halkı İşgücü Anketleri





Soma’da Cinayet Gibi Maden Kazası
Zahide Uçar yazısı için:



Madenci Konuşuyor
Halk Arenası - Kınık



ÜLKEDEKİ YABANCI SERMAYE ve TÜRKİYE’DE ÇIKARILAN ÖNEMLİ MADENLER
VE ATATÜRK'ÜN MİLLİ EKONOMİ İÇİN DÜŞÜNDÜKLERİ YAPTIKLARI
KAAN TURHAN




KADER DEĞİL, İHMAL!
ECEL DEĞİL, CİNAYET!
DEVLET DEĞİL, HÜKÜMET!