Translate

kıpçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kıpçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2016 Perşembe

KIRIM’IN HIRİSTİYAN TÜRKLERİ: URUMLAR







Özet:
Kırım, 18. yüzyılda Rus baskıları sonucu Osmanlı’dan ayrılırken Kırım’ın yerli hıristiyan nüfusu Rus idaresi tarafından Kırım’dan uzaklaştırılarak bugünkü Ukrayna topraklarında farklı yerleşim yerlerine yerleştirilmişlerdir. Bu çalışmada, Kırım’dan çıkarılan bu Hıristiyanlar içinde bugünkü literatürde Greko-Tatar adıyla anılan Ortodoksluk dışında Greklerle hiçbir benzerlikleri olmayan Türkçe konuşan Türkçe isimler taşıyan kendilerini Urumlar olarak adlandıran ve Türk’üz diyen toplulukla ilgili 2002 yılında Ukrayna ve Kırım’ın farklı yerleşim yerlerindeki Urum köylerinde yapılan saha çalışmalarında elde edilen veriler incelenmeye çalışılacaktır.


Giriş:
Bugün Türk coğrafyasında İslam dinin dışında Musevi Karaylar ve Kırımçaklar, Budist Tuvalar ve Sarı Uygurlar, Hıristiyanlığı benimsemiş Gagauzlar, Tatarlar (Kreşen), Hakas, Saha, Dolgan ve Karagasların da yaşadığı bilinmekle beraber, anılan gayri Müslim Türklerle ilgili bilimsel çalışmalar yürütülse de, Türkiye Türklerinin toplumsal hafızasında henüz yeterince yer edememişlerdir. Bunda yüzyıllar boyunca İslam dinin bayraktarlığını yapmış olmanın, kimliği belirleyen unsurun inanç olmasının ve “öteki” konumundaki batılının gözünde her Müslümanın Türk, her Türkün Müslüman olduğu yönündeki yanılsamanın etkisi şüphesiz ki önemli bir yere sahiptir.


Oysa ki, son ilahi din olan İslam dini dışında Budizm, Maniheizm, Yahudilik ve Hıristiyanlık da Türkler arasında kabul görmüş inançlar olarak Türk tarihinin sayfaları arasında yerini almıştır. İslamiyet dışında farklı bir inancı benimseyen Türklerin bugüne kadar bilinmeyen bir kolunu oluşturan Urumlar bugün Ukrayna’nın farklı yerleşim yerlerinde yaşamaktadırlar. Türkçe konuşmakta, Türkçe soyisimleri taşımakta ve Greklerle inanç dışında hiçbir benzerliğimiz yoktur demektedirler. Bugüne kadar Urumlarla ilgili özellikle Rus bilim adamlarının yaptığı araştırmalar dışında Türk akademik çevresinde adına dahi rastlanmayan Urumlar bugün varlıklarını devam ettirme konusunda ciddi kaygılar yaşamaktadırlar.



Urumların Tarihi Nerede ve Ne Zaman Başlar?

Bugün Ukrayna’nın Donetsk bölgesinde, Donetsk merkez dışında, Mariopol, Manguş, Staro Kırım, Granitna ya, Starolaspa, Staroignatovka, Mirna, Starobeşevo, Komar, Ulaklı, Bagatiri gibi yerleşim yerlerinde yaşamakta olup resmi kayıtlarda Greko-Tatar olarak adlandırılan ama Grek-Yunan dili değil de, Urumca adı altında “bizces ayt, bizces laf et” diyerek Türkçe konuşan, kendilerine “Urum” diyen Ortodokslar, Ukrayna dışında kuzey Kafkasya, özellikle Pyatigorski (eski adı Beş Tavi Beş Dağ), ve Mozdok’ta yaşamaktadırlar. Kendileri ile ilgili toplumsal hafızalarında yer eden ilk tarih 1780, ilk yerleşim yeri ise Kırım’dır. Bu tarihten ve yerleşim yerinden öncesine ait her hangi bir yazılı veya sözlü bilgiye rastlanmayan Urum tarihinde bu yıl içinde Osmanlı devleti’nden koparılan Kırım’da yaşayan tüm Hıristiyanlar Rus Çariçesi II. Katerina tarafından Ukrayna topraklarına iskan ettirilmek üzere Kırım’dan çıkarılarak yukarıda belirtilen yerlere yerleştirilmişlerdir. Urumlar için 1780 yılının karşılığı “sürgün” dür. 


Urumlara göre Hıristiyanları Kırım’dan çıkarılmasının arsında yatan gerçek Kırım Hanlığı’nın ekonomik gücünü ellerinde tutan Hıristiyanları Kırım’dan çıkararak Hanlığı ekonomik anlamda çökmeye zorlamaktır. Urumlar arasındaki bu yaygın inanış akademik çevre tarafından da, örneğin Donetsk Devlet Üniversitesi Matematik Profesörlerinden Stephan Kalayerov ve Urumlar üzerine araştırmaları ile tanınan Aleksander Garkavets tarafından da, doğrulanmaktadır.(Stephan Kalayerov: 08.05. 2002 Donetsk, Aleksander Garkavets: 13.05.2002 Akmescit) Bu bilgiden hareketle, Urumların sürgün edilmesinden birsüre sonra Kırım Hanlığı’nın, Rus topraklarına katıldığı da burada zikredilmelidir.


Diğer taraftan, Kırım’ı terk etmek durumunda kalan Hıristiyanların tamamı Urum değildir. Ermeni, ve Grekler de Urumlarla birlikte Kırım’dan ayrılmışlardır. Uzun süren göç sırasında açlık, soğuk ve hastalıktan ölen Hıristiyanların dışında hayatta kalanlardan Ermeniler 5 köy, Grekler ve Urumlar da 22 köy kurmayı başarmışlardır (Aleksander Garkavets: 13.05.2002 Akmescit) Kırım’dan çıkarılan Urumların dışında, daha sonraki yıllarda 1821-1825 yıllarında Anadolu’nun Trabzon, Giresun, Erzurum ve Kars illerinden ve İran’dan Gürcistan’a göç edip daha sonra 1981-1986 yılları arasında Kırım, Donetsk ve Dniyepropetrovsk’a yerleşen iki üç bin civarında kendilerine Urum denilen kişilerin katıldığına dair de bilgiler mevcuttur. 


Anadolu kökenli bu Urum topluluğunun yeni yerleşim yerlerine Yedikilise, Aşkala, Çolan, Daşbaş gibi Anadolu’daki yerleşim yerlerinin adını vermiş olmaları dikkat çekicidir (Altınkaynak 2005:22-23). Bu dikkat çekicidurum kadar Anadolu’nun Doğu Karadeniz ve Kuzey Doğu Anadolu bölgeleri dışında özellikle orta Anadolu merkez olmak üzere Karamanlılar olarak adlandırılan Ortodoks Hıristiyan olup Türkçe konuşan Türkçe isimler taşıyan ve yine Urumlar gibi Greklerden farklı olduklarını sahip oldukları adet gelenek ve görenekleri ile gösteren bir başka Hıristiyan Türk topluluğunun bulunması konuyu daha ilgi çekici hale getirmektedir. Bu noktada Urumlarla Karamanlılar arasında bir bağ olup olmadığı da ortaya çıkarılması gereken bir diğer önemli konudur. 


Bu noktada, 1821-1825 tarihleri arasında Anadolu’dan Kafkasya’ya geçen Urumların varlığının ötesinde yüzyıllar öncesinde 13. yy.’da Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus ile Kardeşi II. Kılıçaslan arasındaki taht kavgası İzzeddin Keykavus’un Bizans’a sığınması onu takip eden binlerce askerinin aileleri ile birlikte Bizans tarafından Balkanlara iskan edilmesi, içlerinden oğulları dahil olmak üzere, bazılarının Hıristiyanlığı kabul etmesi bunun dışında Bizans ordusunda görev almaları, daha sonra İzzeddin Keykavus’un hapsedilmesi ile Berke Hanı’ın olaya müdahale ederek İzzeddin Keykavus’u Kırım’a maiyetindeki bir çok askeri ile götürmesi gerçeklerinin de göz önünde bulundurulması önemli katkılar sağlayacaktır (Anzerlioğlu: 2003) (1).


Urumlar arasında saygın bir yeri olan ve Urum tarihi üzerine araştırmalar yapan akademisyen Valeri Kior, Urumlar kimlerdir sorusuna uzun yıllar cevap aramış ve sonunda şu sonuca varmıştır: Urumlar, yüzyıllar boyunca Türklerin hakim olduğu Deşt-İ Kıpçak sahasında yaşamışlar ve halen de yaşamaktadırlar. Dil olarak hem güney hem de kuzey Türkçesinin özelliklerini taşımakta olup, adet, gelenek ve görenek olarak Greklerden farklı olup Türklere benzemektedirler ve Urumlar Kıpçak-Oğuz Türklerinin bir karışımıdırlar (Valeri Kior:10.05.2002 Staro Kırım) Kior’un da altını çizdiği gibi Deşt-i Kıpçak sahası yüzyıllar boyunca Türk göçlerine sahne olmuş ve Bulgar, Hazar, Peçenek, Kuman ve Uz Türklerinin yaşam alanı olmuştur. Türkler bu coğrafyaya ulaştıklarında ise Roma Katolik ve Bizans Ortodoks kiliselerinin misyon faaliyetleri ile karşılaşmışlar ve bu faaliyetler sonucunda Hıristiyanlığın hem Katolik hem de Ortodoksluk mezhepleri Türkler tarafından kabul edilmiştir (2). 


Bu bağlamda, bugün Ukrayna’da farklı şehirlerdeki müzelerde sergilenen KumanKıpçaklara ait mezar taşlarına bakıldığında istisnasız bütün taşlar üzerindeki insan figürlerinin elinde dikdörtgen bir nesne tuttuğu dikkati çekmektedir. Bu nesnenin bir kap mı yoksa bir kitap mı olduğu ile ilgili müze yetkililerinin yaptığı açıklamada bunun İncil olduğu yönünde hakim bir görüşün bulunduğuna vurgu yaptığını burada belirtmek gerekmektedir (11.05.2002 Mariopol müzesi, 13.05.2002 Donetsk Müzesi).






Bugün müzelerde sergilenen Kuman-Kıpçak mezar taşlarının dışında Grek harfleri ile yazılan Urumlara ait olduğu söylenen Türkçe Mariopol yazmalarının izine ne yazık ki ulaşmak mümkün olamamıştır. Bu yazmalara ulaşıldığı takdirde Hıristiyan Türklerin bir kolunu oluşturan Urumların 18.yüzyıl öncesi tarihi de aydınlığa kavuşacaktır. Her ne kadar şu an için tarihi önemi olan bu yazmalara ulaşılamadıysa da, 2002 yılında Ukrayna’nın farklı yerlerinde yaşamakta olan Urumlara ulaşmayı başarmak Urum tarihi alanında yapılacak çalışmalar için bir katkı sağlamıştır denilebilir.




Urumlarda Dil, Gelenek ve Görenek

Yüzyıllarca Rusça’nın egemen olduğu bir ortamda yaşamanın etkisi bugün günlük yaşamda ve özellikle de Urum gençleri üzerinde etkisini gösterse de, kendi aralarında konuşmalarını Urumca dedikleri Türk dili ile yapıyor olmaları, Rusça konuşanları “bizces ayt” şeklinde uyararak kendi dillerini kullanma konusunda uyarmaları oldukça dikkat çekicidir. Kendileri dışında konuştukları dile batı literatüründe verilen isim ise Greko-Tatar dilidir (Podolsky 1985). Urumlar bu isimlendirmeyi kullansalar da Greko isminin kendilerini nitelendirmediğini Greklerle bir ilgilerinin olmadığını vurgulayarak “Biz Helen değiliz, Greko Tatarız. Helen başka Greko-Tatar başka” demektedirler. 


Ancak, bu isimlendirmeler karşısında Urum yaşlıları kendilerini Urum olarak adlandırmaktadırlar. Bizces dedikleri Urumcanın genç kuşak tarafından unutulacağı endişesi ise Urumları bu konuda tedirgin etmektedir. Bu tedirginlik sonucudur ki Eski Kırım’da (Staro Kırım) Valeri Kior (Kör)Urum gençlerine Krill alfabesi ile kendi dillerini öğretmeye çalışmaktadır. Bunun dışında, Kior’un Krill alfabesi ile gerçekleştrmeye çalıştığı dil öğretimi dışında Donetsk’e bağlı başka bir yerleşim biriminde daha ilgi çekici bir uygulama dikkatleri çekmektedir.


Urumların Karan adını verdikleri yerleşim yerinde emekli bir kütüphaneci olan Dora Vasilevna Famiçova, Urum gençlerine kendi çabalarıyla kültürlerini ve dillerini çalışma hayatı süresince öğretmeye çalışmıştır. Karan kütüphanesinde bir köşede Urum kültürünü yansıtan etnografik malzemelerin sergilenmesi onlar için gerçekten büyük önem taşımaktadır. Bunun dışında kültürün aktarımında en önemli araç konumundaki dilin Urum gençlerine nasıl öğretileceği konusunda da Famiçova’nın Urum diline en uygun alfabeyi bulma konusunda özenli bir araştırma yaptığı dikkati çekmektedir. Bu araştırmasının sonunda ise Famiçova şu sonuca varmıştır: Türkiye’de kullanılan alfabe Urum diline en uygun alfabedir. Bu tespiti sonrası Urum dilini Türk alfabesine uyarlayarak gençlere kendi dillerini öğretmiştir. 2002 yılında kendisi ile yapılan mülakatta maddi imkansızlıklardan dolayı bu faaliyetlerine devam edemediklerine vurgu yapmıştır (Dora Vasilevna Famiçova : 09.05.2002 Donetsk-Karan)


Yüzyıllarca Rusçanın hakimiyeti altında dillerini korumayı başaran ve gençlerin kendi dillerini unutmamaları için çaba sarf eden Urumların bugün sadece Rusça’ya karşı değil bunun yanında Yunan hakimiyeti ve Yunanca’ya karşı da varlık mücadelesi verdiği söylenebilir.


1990 yılında Yunan hükümeti desteği ile Donetsk’de Grek federasyonu adıyla kurulan organizasyonun amacı Ukrayna’da yaşamakta olan tüm Grekleri ve Urumları aynı kökten geldikleri tezi doğrultusunda birbirlerine yaklaştırmaktır. Ancak, federasyonun başkanlığını yapan Feodor İstanbulçi’nin belirttiğine göre bu hedefe ulaşılamamış, hatta ciddi gerginlikler yaşanmıştır. Gerginliğin sebeplerini açıklamak istemeyen İstanbulçi’nin aksine Urumlar Grek federasyonundaki sorunlarla ilgili olarak yaptıkları açıklamalarda Greklerin kendilerini Grekçe konuşmadıkları için dışladıklarına vurgu yapmışlardır. 


Bunun dışında federasyon Urumlara, Helen soyundan geldiklerini kabul ettirmeye çalışmıştır. Urumların Grekçe bilmemeleri ve Türkçe’den hiçbir farkı olmayan Urumca dedikleri dili konuşmaları ile ilgili olarak ise ‘Türk idaresinin baskısı’nı sebep göstermişlerdir. Federasyon yine bu propaganda faaliyetleri bağlamında Urumların ‘asıl dilleri olan Grekçeyi’ öğrenmeleri için Urum gençlerini Yunanistan’a göndermekte bunun da ötesinde Yunan vatandaşlığına geçmelerini sağlamaktadır. Ancak, Yunanistan’a giden Urum gençlerinin Yunan toplumu tarafından nasıl karşılandığı sorusunun cevabı ise oldukça anlamlıdır. Bu konuda Staroignatovka’da yaşamakta olan Syvetlana Konstantinova, Maria Sağırova ve Evdokia Tırnaksız’ın açıklamaları doğrultusunda Yunan toplumunun Yunanca konuşmayan Urumları kabullenmedikleri ve dışladıkları açıkça söylenebilir (Syvetlana Konstantinova, Maria Sağırova, Evdokia Tırnaksız: 09.05.2002 Staroignatovka)


Grek Federasyonunun Urumları Helen soyundan geldikleri, asıl dillerini Türk baskısı ile kaybettikleri gibi asılsız propagandalarla Greklerle bir araya getirme çabaları Grekçe konuşmayı reddeden, kendilerinin Helen soyundan gelmediğini belirten Urumları harekete geçirmiş ve federasyon karşıtlığı ortaya bir Urum federasyonu fikrinin çıkmasını sağlamıştır. Bu tür bir girişimin ilk adımını ise Birlik isminde çıkardıkları gazete oluşturmuştur denilebilir. Bu gazete dışında Urumlar arasında tanınan bir akademisyen olan Valeri Kior’un ve ünlü bir Urum güreşçisi ve aynı zamanda şairi olan Viktor Borata’nın Krill alfabesi le yazdıkları Urumca eserlerin Urumlar tarafından takip edildiği söylenebilir.


Grek Federasyonunun faaliyetleri karşısında harekete geçerek Birlik ismi ile çıkardıkları gazete ile seslerini duyurmaya çalışan, kendi isimlendirmeleri ile Urumca dedikleri dili Türkiye’den gelen bir araştırmacının nasıl konuşabildiğini “Urumcayı nerden biliyorsun” diyerek bazı yaşlı Urumların anlamaya çalışmaları, buna cevap olarak yine kendi toplumunun üyeleri arasından bir çok kişinin Urumca’nın Türkçe’den farklı bir dil olmadığı açıklaması yapmaları da oldukça dikkat çekici bir durum olmuştur. Türkiye’deki Türklerle Urumların aynı dili konuşmalarının, bunun ötesinde onları Greklerden ayıran ve Türklere benzeten adet gelenek ve göreneklerinin sebeplerini araştıran Valeri Kior’un bu sorulara cevabı daha önce de belirtildiği gibi oldukça nettir: Urumlar bugün olduğu gibi geçmişte de Deşt-i Kıpçak’ta yaşamıştı ve onlar Kıpçak-Oğuz Türklerinin bir karışımı idi kısacası onlar Türk’tü (Valeri Kior: 10.05.2002 Staro Kırım)



Urumlarda Adet, Gelenek Görenek

Yukarıda belirtildiği gibi Urumları Greklerden ayıran dilleri kadar taşıdıkları soyisimleri, sahip oldukları adet gelenek ve görenekleri de farklılıklar göstermekteydi. Onlar Ortodoks Hıristiyanlardı ama soyisimleri Arabacı, Yağmurci, Nalça, Karasakal, Kör(Kior) Karamanıts, Hırım-girey, Kumanets, Kürpe, Kotlubey,Begim, Beyata, Oguzov, Sultanbey, Temirbek, Tatar, Tarhan, gibi Türkçe idi (Valeri Kior:10.05.2002 Staro Kırım, Altınkaynak 2005: 22) Bunun da ötesinde dilleri ve soyisimleri Türkçe olan Urumları Greklerden ayıran adetleri, gelenek görenekleri nelerdi?


Urumların Greklerden farklı olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Starokırım’da yaşayan Feodora Mihaeliç, neden farklı olduklarını kültürlerin önemli birer parçası olan düğün, doğum ve ölüm olaylarının Urumlarda nasıl olduğunu anlatarak açıklamaya çalışmıştır. Mihaeliç’in anlattıklarına bakılırsa bir Urum düğünü şöyle olmaktadır: 


Düğünün ilk gününde iki at süslenir. Süslenen bu iki at ile gelin evine gidilir. Hıristyanlıkta olan vaftiz annelik kavramı Urumlarda da bulunmaktadır ve gelinin evine gidilirken vaftiz annesi gelinin temizliğini simgeleyen kırmızı bir bayrakla en önde gider ve gelin evine ulaşıldığında geline damat ile paylaşacağı yastığı satar. Düğünün ikinci günü ise köy meydanında oluşturulan bir çember içinde dünürler davul, klarnet ve kemençe eşliğinde karşılıklı oyunlar oynayarak eğlenirler. Bu her iki ailenin de birbirlerine karşı gösterdikleri saygının bir gereği olarak değerlendirilmektedir. Düğünün üçüncü ve son gününde ise gelinin çeyizi anne evinden alınır, çalınan gelin havası ile gelin ağlatılır ve sonrasında (K)Haytarma, Yarım (H)ava, Ağır Hava, Ağırlama gibi oyunlarının oynandığı eğlencelerle düğün sona erer.


Gerçekleşen evlilik sonrası çiftin bir çocuğu olduğunda her şeyden önce aile kendilerine göz aydınına gelen misafirlere göz aydını sofrası hazırlar. Bebeği kötü ruhlara karşı korumak için yatağına haç konulması gerekir. Bebeğin, yada Urumların ifadesiyle balanın kırklanması da gerekir. Yeni bir bebek dünyaya getiren anne loğusadır ve bastığı yerde ot bitmeyeceği inancından hareketle 40 gün boyunca dışarı çıkmaması gerekir. 40. Gün yıkandıktan sonra kiliseye gidip dua etmesi gerekmektedir (Feodora Mihaeliç: 10.05.2002 Staro-Kırım).


Urumların yeni dünyaya gelen bebek veya tüm bireyler için geçerli olabilecek bir inançları vardır. Nazar değmesi, bazı insanların her hangi bir başka insana gözünün değmesidir. Esneme ve baş ağrısı ile ortaya çıkan nazar değmesi için İncil’den dua okunması gerekir. Ancak, bu duayı herkes okuyamamaktadır. Mihaeliç, kendi ailesinde nazara karşı dua okumayı kızı Ludmila’nın yapabildiğini, bunun Ludmila’ya elini sürüp sırtını sıvazlayan büyükannesinden geçtiğini belirtmiştir (Feodora Mihaeliç: 10.05.2002 Staro-Kırım). Doğup büyüyen ve kendi akranları ile oyun oynayabilecek yaşa gelen Urum çocukları hangi oyunları oynar dendiğinde cevap hiç de yabancı gelmeyecektir: aşık oyunu, dip düştü, çaka oyunu ve çelik çomak Urum çocuklarının oyunlarıdır. Dinledikleri masallar ve hikayeler ise Aşık Garip, Köroğlu, Arzu ile Kanber, Tahir ile Zühre gibi Anadolu Türkünün dinledikleri ile aynıdır.


Bir Urum evinde hangi yemekler pişer denilirse de: Kavurma sızık adıyla bilinir, ayran Urum sofrasında aryan’dır, kaymak-haymah olarak Urum sofrasında yerini alırken pekmez-bekmez, yoğurtsüzme yoğurt olarak bilinmekte bunun dışında köbete ve kolbası da Urum sofrasının vazgeçilmezleri arasındadır (Feodora Mihaeliç Staro-Kırım: 10.05.2002). Evde kullanılan gereçler ise balta, tokaç, sandık, bardak, sofra, dügeç, kürek, gömlek, yüzbezi, fırın, güzgü’dür (Valeri Kior: 10.05.2002 Staro Kırım, Feodora Mihaeliç: 10.05.2002 Staro-Kırım, Altınkaynak 2005: 28).


Doğum kadar hayatın bir gerçeği olan ölüm karşısında Urumların sahip olduğu inançlar ve uygulamalara bakıldığında ise şunlar görülür: hayatını kaybeden bir Urum, toprağa verilmeden önce evinde bir gece yatmalıdır. Yattığı odada mum yakılması gerekir. Ölen kişinin çenesinin, ayaklarının bağlanması gerekir, ayrıca, karnının üzerine bir mıknatıs konulmalı eline de bir haç verilmelidir. Eğer evde beslenen kedi, köpek gibi evcil hayvan varsa onların da kapalı bir mekanda tutulmaları gerekir. Evdeki tüm aynaların üzeri örtülmelidir. Ertesi gün defin merasiminden sonra önemli olan günler 8. Ve 40. Günlerdir. Bu süre zarfında ölen kişinin yasını tutanların traş olmamaları gerekmektedir (Feodora Mihaeliç: 10.05.2002 Staro-Kırım).


Evlilik, doğum ve ölüm gibi hayatın önemli dönüm noktalarında sahip oldukları adet ve gelenek görenekleri yaşatmaya çalışmış olan Urumların dilleri kadar bugüne kadar sahip oldukları tüm bu değerleri de kaybetme kaygısı yaşadıklarının belirtmek gerekmektedir. Çünkü, gençlerin düğün töreninde yada doğumda ve ölümde eski Urum adetlerini bir kenera bırakmaya başlamaları, yüzyıllarca dilleri ve sahip oldukları gelenek ve göreneklerinin yaşaması için varlık mücadelesi veren Urum büyüklerini endişelendirmektedir. 


Sonuçta, Urum gençleri Helen soyundan gelmeyip Urumca dedikleri Türkçe ile aynı dili konuştuklarını, din dışında Greklerden farklı olup Türk adet gelenek ve göreneklerinden farkı olmayan bir yaşam tarzı sürdürdüklerini, nihayetinde Deşt-i Kıpçak sahasının tarihi derinliklerinin görülmeye başlanması ve Urum akademisyenlerin çalışmaları ile ortaya çıkan bilgilere dayanarak Türk olduklarını unutmamalıları gerekmektedir.



Sonuç
Türk coğrafyasındaki geniş hoşgörü anlayışının sağladığı ortamda Budizm, Maniheizm, Musevilik yada Hıristiyanlık gibi farklı inançlara mensup ama aynı soydan gelen çeşitli Türk boylarının var olduğu bilinmekle birlikte çok fazla üzerinde durulan bir alan olmamıştır. Oysa Türk tarihinin derinlemesine incelenmesi ve bu inanç yelpazesinin parçasını oluşturan tüm Türk boylarının ve sahip oldukları inançlarının esaslarının ortaya çıkarılması ve toplusal hafızamızda yer edinmesi gerekmektedir. Bundan hareketle, dilleri, taşıdıkları soyisimleri ve adet, gelenek ve görenekleri ile Greklerden farklı olduklarını, son dönem itibariyle de açıkça Türk olduklarını, Karadeniz’in kuzeyinden Türkiye Türklerine duyurmaya çalışan Urumların bu seslenişine cevap verilmeli ve tarihi, sosyolojik, etnografik ve dil alanında yapılacak disiplinlerarası çalışmalarla Urum tarihine katkıda bulunulmalıdır.



Doç. Dr. Yonca ANZERLİOĞLU
Hacettepe Üniv. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi
Millî Folklor, 2009, Yıl 21, Sayı 84



NOTLAR
1- Karamanlılar ve yine Karamanlı-Urum ilişkisi ile ilgili olarak bkz. Yonca Anzerlioğlu, Karamanlı Ortodoks Türkler, Ankara, 2003; Yonca Anzerlioğlu “Karamanlılar, Gagauzlar ve Urumlar Arasında Tarihi ve Sosyo-Kültürel Bağlar Var mıdır?”, Çağdaş Türklük Araştırmaları Sempozyumu, Ankara Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri Bölümü, 8- 10 Mayıs 2002. 
2- Dest-i Kıpcak sahasında misyonerlik faaliyetleri hakkında detaylı bilgi icin bkz.: Peter Golden, “Religion Among the Qıpcaqs of Medivial Eurasia”, Central Asiatic Journal, no.42, 1998; Istvan Vasary,“ Orthodox Christian Qumans and Tatars of Crimeea in the 13th-14th centuries”, Central Asiatic Journal,vol.32, no. 3-4, 1988; Gyula Moravcsik, “ Byzantinische Mission im Kraise der Turkvolker an derNordkuste des Schwarzen Meeres”, Proceedingss of the 13th International Congress of ByzantineStudies, Oxford, 5-10September 1966, ed. J.M. Hussey, D. Obelensky and S. Runciman, Oxford Un.Press, London, 1977; Anzerlioğlu, a.g.e.

KAYNAKLAR
Mülakatlar:
11.05.2002 tarihinde Mariopol müzesi ve 13.05.2002 tarihinde Donetsk Müzesi yetkilileriyle yapılan mülakatlar.
Aleksander Garkavets ile 13.05.2002 tarihinde Akmescit’te yapılan mülakat.
Dora Vasilevna Famiçova, ile 09.05.2002 tarihinde Donetsk-Karan’da yapılan mülakat.
Stephan Kalayerov ile 08.05. 2002 tarihinde Donetsk’de yapılan mülakat.
Syvetlana Konstantinova, Maria Sağırova ve Evdokia Tırnaksız 09.05.2002 tarihinde ile Staroignatovka’da yapılan mülakat.
Valeri Kior ile 10.05.2002 tarihinde Staro Kırım’da yapılan mülakat.
Kitaplar:
Altınkaynak, Erdoğan, 2005, Ortodoks Türkler Urumlar, Ankara.
Anzerlioğlu, Yonca, 2003, Karamanlı Ortodoks Türkler, Ankara.
Podolsky,Baruch, 1985, A Grek Tatar-English Glossary, Otto Harrassowitz, Wiesbaden.



Christian Turks of Crimea: Urumians
While Crimea was seperated from Ottoman Empire in consequence of Russian pressure in 18.century, the native Christian population of Crimea were deported and settled in today’s Ukraine. In this study, the data of the field research performed in Ukraine and Crimea in 2002, among not all of the Christian population deported from Crimea but only a special Christian group called Urumian who speak Turkish, have Turkish surnames and also have customs different from Greeks is tred to be examined.








FALSE İNFO of wiki: Ethnicity: Urums (Turkic-speaking Greeks)
CORRECT İNFO : Ethnicity: Urums (Turkish speaking Christian Turks)
Turkofobia of the Westerners!
SB




GREGORİAN KIPÇAKLARIN DİL YADİGÂRLARI



Özet:

Gregorian Kıpçak metinleri, bazılarının iddia ettiği gibi İkinci Dünya Savaşı esnasında yok olmamıştır. Metinler değişik ülkelerin müze ve arşivlerini zenginleştirmektedir. Gregorian Kıpçaklar konuştukları dili Hıpçak Tili (Dili), Kıpçak Tili, Kıpçakların Tili, Bizim til, Tatarça olarak adlandırıyorlar. Tebliğimizde Gregorian Kıpçaklara ait metinlerin bulunduğu ülkeleri ve bu ülkelerdeki metinlerden kısa alıntıları takdim edeceğiz.



Giriş:

Bizanslıların özel gayretleri ve baskıları neticesinde Ermeni Devleti XI. yüzyıl ortalarında yıkıldıktan sonra Ermenilerin önemli bölümü Gürcistan, Anadolu’nun güneyleri ve Kırım’a göçmüşlerdir. XIII ve XIV. yüzyılda Kırım’da Kefe, Solhat ve Sudak belli başlı Ermeni yerleşim merkezleriydi. Sudak Kıpçak Devleti’nin de en önemli ticaret merkezidir. Kırım’da yaşayan Bu Ermenilerin bir kısmı Kral I. Leos’un davetiyle Batı Ukrayna’ya ve Galiçya’ya yerleşmişlerdir. Daha sonra Polonya Ermenileri olarak anılan Ermeniler bunların torunlarıdır. Ukrayna Ermenilerinin merkezi 1496 tarihinden itibaren Kamenets-Podolsk şehri idi. 1883 yılında Kamenets’e giden Kuşneryan isimli bir Ermeni, dönüşünde yazdığı yazıda; Bu Ermeniler kendi ince ve nazik dillerini bırakmış, ülkelerini talan edenlerin dillerini benimsemiştir demektedir (1). Tabiiki biz bu görüşe katılmıyoruz. Gregorian Kıpçaklarına mahsus, Ukrayna’da karşılaştığımız ilk metin bilgilerini Çernovtsi’de bulduk. İkinci merkezimiz ise Luvov oldu. Luvov Devlet Arşivi’nde bu metinlerin varlığını biliyorduk. İkinci olarak bu metinlerden Kuvov Müzesi’nde de olduğu ortaya çıktı. Gerekli izinleri dostlar sayesinde alarak işe başladık. Bize kolaylığı gösteren ise Raksolana’nın soyundan geldiğini iddia eden Anna Semenuk idi. Kendisi tıp dalında doktor iken bu işi bırakmış ve 1932-1933 yılları arasında açlıktan ölen Ukrainler ile ilgili çalışmalara adamış. O da bir Ukrain aktivisti… Yani Ukrain milliyetçisi.


Çernovtsi’de Gregorian Kilisesi kırmızı tuğladan inşa edilmiş. Şimdilerde konser salonu olarak kullanılıyor. Bu Kilise binası tarihte ilk defa bir Gregorian papazın intiharını görmüş. XVIII. yüzyılda bina ahşap imiş. Papazın intiharından sonra "Burada ibadet edilemez" gerekçesiyle kilise yakılmış. Yakanlar belli değil. Bir rivayete göre Ermeni Papaz, Rus Çarı’nın baskısına dayanamadığı için intihar etmiş. Çar da yanan binayı yeniden ve tuğladan inşa ettirmiş. Ancak o gün bu gündür içinde ibadet edilmiyormuş. Yanan kilise ile birlikte Gregorian Kıpçak Türkçesi metinlerin de yandığı söylenmektedir. Yine bu yanan kilisenin yanında bulunduğu söylenen, Türklerin yaptığı ahşap caminin de yandığı ayrıca kayıtlarımız arasında yer almaktadır.


Gregorianlık, bir mezhebe verilen addır. Bu mezhep İznik Konsülü’nden sonra oluşturulmuştu. Ermenilerin millî mezhebidir. 1850’lere kadar Gregorianlık bir cemaatken Türk, Fars, Arap ile Hayk kavminden insanlar da bu cemaatin içinde yer almıştı. Ermeni kelimesi yukarılarda, yükseklerde yaşayan, dağlı anlamında kullanılmaktadır. 1850’li yıllardan sonra bu cemaat siyasî bir kimliğe büründürülüp Gregorianlık ve Hayklık birleştirilir (2). Son çalışmalara göre de Anadolu’daki isyancı grupların içinde Türk soylular da vardır. Örnek olarak Karabağ ve Ermenistan Ermenilerinin antropolojilerinin birbirinden farklılığı gösterilebilir. Bugünkü manada Ermeni kültürü içinde yoğun bir Türk kültür birikimine rastlamamız da görüşlerimizi doğrular. Ermeniler, doğrudan doğruya Gregorianlık mezhebine giren Türkler tarafından Türk kültürü ile tanışmışlardır. Taş işçiliğinde kullanılan motifler ve mimarî üslûp ile Âşuh/Âşıklık geleneği de bunların içinde sayılabilir (3)


Bir başka mesele ise, kültürel ve ticarî ilişkiler ne kadar yoğun olursa olsun, din önemli bir faktördür ve Deşt-i Kıpçak’taki toplum, dinsizlikle suçladığı bir toplumun dilini benimseyemez. Hele hele Polonya ve civarı ülkelerde, bu kültürel yoğunluktan uzaklaşmış olmalarına rağmen Kıpçak Türkçesi devam ettiriliyor ise bunu başka bir şekilde izah etmemiz gerekecektir ki o da bu insanların Kıpçak olmalarıdır.


Kırım’da Gregorian nüfusun en yoğun olduğu bölge Kefe idi. XV. yüzyılın ikinci yarısında buradaki Gregorianların nüfusu 35-40 bin civarındaydı. İkinci büyük yerleşim merkezi ise Sudak idi. Karasubazar, Kezlev, Akmescit, İnkerman, Surhat gibi vilâyetlerde de Gregorianlar yaşamaktaydı. II. Katerina döneminde Kırım’dan çeşitli vaatlerle çıkarılan Hıristiyanlar arasında Ermeniler de vardı4 ve bunlar da Hayk dilini pek bilmiyorlardı. İbadet dilleri de Türkçe idi. Kırım’dan 12 492 Gregorian kadın ve erkek ayrılmıştı. Büyük göçe katılmayanların da büyük çoğunluğu, Gregorian mezhebinden olanlardı ve bunlar tüccar, esnaf ve sanatkâr sınıfından toplam 228 kişi idi (5).


Lübnan Ermenilerinin anadillerinin Türkçe olması da bizi aynı noktaya götürür. Bunlara Müslüman Türklerin Galagavurları (Kale Kafirleri) adını vermeleri de Anadolu Müslüman Türklerinin, kendi ırkından gelse de Müslüman olmayanların topunu birden yabancı sayması, dışlaması netice itibariyle onların hatası olarak ortada durmaktadır. Dr. Aleksandr Nikolayeviç Garkavets’e göre Ukrayna’da bulunan Ermenilerin Türkçe konuşanları XI. asrın ortalarında Hıristiyanlığı kabul eden ve yabancı isimler alan putperest Kıpçak halkıdır. Gregorian Hıristiyanlığı kabul ettiler ve Ermenilerle karıştılar. Ona göre Urumlar da putperest Kıpçaklardandır. Bunlar XI. asrın ortalarında Hıristiyanlığ’ı kabul etmişler ve Grekçe isimler alıp, Bizans İmparatorluğu’nun vatandaşlığını ve himayesini de kabul etmişlerdi. Diğer bir grup ise Hazarlarla birleşerek Musevîliğ’i kabul ettiler. Kalan Kıpçaklar ise Müslümanlığ’ı kabul ederek Kırım Tatarlarıyla karıştılar (6). Kalafat’a göre Gregorian Türklerin büyük çoğunluğu Oğuz soylu idiler (7).


Gregorian Kıpçakların Batı Ukrayna veya Luvov’a gelişlerinin nasıl olduğu hakkında değişik kaynaklar farklı görüşler ileri sürmektedir. Anadolu Selçukluları döneminde Anadolu’dan Kırım’a ve oradan da XIII. asırda Luvov bölgesine gelinip yerleşildiği (8), XIV. asırda ilk Gregorian Kilisesi’nin (1361) kurulduğu bilinmektedir. Bulundukları bölgede halen bir kısmının yaşadığı ve o dönemlere ait belgeleri muhafaza eden merkezlerin olduğu da bilgilerimiz arasındadır. XVIII. yüzyılın sonlarında bu bölgede cebren Hıristiyanlaştırılmış Tatarlar da vardı.


II. Katerina döneminde Kırım’dan çıkarılan Gregorianlar (9) ilk köylerini Rostov yakınlarında, Nahçivan-Don adıyla ve daha birkaç köyün temelini attığı pek çoğunun esnaf ve sanatkâr olduğu ve bunların da 1885’ten sonra bugünkü Ermenistan’ın kuruluşunda rol aldığı unutulmamalıdır. Bölge tamamen bir ticaret ve sanat merkezi idi. Nihayetinde Sultan İbrahim’e ait olduğu söylenen ve şu anda Luvov Devlet Arşivi’nde saklanan bir Hatt-ı Hümayun’da da bu durumu açık seçik görmekteyiz. Luvov, o tarihlerde serbest bölgedir. Hiçbir mal bu şehre girmeden Ukrayna ve çevresine dağıtılamıyordu. Buradaki tüccarların büyük çoğunluğunu da Gregorian tüccarlar oluşturuyordu. 1685 senesinde Luvov’daki 14 büyük mağazanın 10’u ve 17 orta halli mağazanın da 13’ü Gregorianlara aitti. Bunun sebebi ise Gregorianlara tanınan imtiyazlardı.


Luvov’daki Gregorianların tamamı ticaretle uğraşmıyordu. Büyük çoğunluğu zenaat işleriyle uğraşıyordu. XVII. yüzyılın başlarındaki vergi kayıtlarına göre Gregorianların % 80’i zenaatkârdı. Kasaplık, yün ve deri işleri, nakışçılık, eğercilik, terzilik, okçuluk, kılıççılık, kürkçülük, kâğıtçılık, petrol ürünleri pazarlaması, ressamlık, ayakkabıcılık, sarrafl ık, meşrubatçılık işleri Gregorianların tekelinde idi. Kâğıt fabrikalarına hammadde temini ve darphane işlerine de bakıyorlardı. Gregorianlar, Kıpçak Türkçesi’ne yakın olan Kırım Tatar Türkçesi ve diğer Türkçeler’i bildikleri için tercümanlık, müsteşarlık, danışmanlık, konsolosluk vazifelerinde de bulunmaktaydılar. Casusluk da bilinen işleri arasında idi (10).


Luvov şehrinde bulunan Gregorian Kilisesi yoğun turist akımına uğramaktadır. Bu turistlere rehberler açıklamalarda bulunurken, bilinen ( ! - SB) Ermeni soykırımı ile ilgili tevatürleri de aralara sıkıştırıyorlar.Luvov’daki Gregorian Kilisesi’nin girişinde ve bahçesinde taştan mezar kitabeleri var. Bunlardan büyük kısmı yer döşemesi olarak kullanılmış. Mezar sahiplerinin kendi isteği ile bu eylem yapılmış. Amaç nefsin terbiyesi imiş. Bu taşların üzerinde Ermeni alfabesi ile Kıpçak Türkçesi yazılar mevcuttur. Bunları video kamera ile kaydettik. Bahçede bulunan yekpare ağaçtan oyma ikon görülmeye değer güzelliktedir. Gregorian Kıpçakçası metinlerinin Lüvov’da sadece bir kısmı kalmış. Diğerleri çeşitli şekillerde dünyaya dağılmış. Dağılım alanları ise Ukrayna’nın Luvov şehri dâhil olmak üzere şöyledir: Ukrayna’da Luvov ve Kiev şehirleri, Avusturya, Ermenistan, Hollanda, Polonya, İtalya, Rusya, Romanya ve Fransa.


Luvov Devlet Arşivi’nden XV-XVIII. asırlar arası, o zamanlar serbest bölge olarak ün yapan Luvov’da, Gregorian Kıpçaklara ait belgeler hususunda Dr. Garkavets de bize bilgi aktarmıştı. Bu metinlerin korunduğu arşive ve müzeye müracaatla, bazı kaynaklarda İkinci Dünya Savaşı sırasında yanarak yok olduğu söylenen Gregorian Kıpçak Türkçesi metinlerinin mikrofilimlerini, özel arşivimizde bulundurmak üzere aldık. Kiev’de bir Ermeni kolonisi veya Ermeni hicreti olduğu yolunda XVI. ve XVII. yüzyıl öncesine ait bir bilgi yoktur. Özerkliği olmayan Gregorianlar ve onlara ait bir kilisenin XVI-XVII. asırlarda varlığını, sonradan buraya gelerek yerleştiklerini biliyoruz. Yine buradaki Ermenilerin dillerinin Kıpçak Türkçesi olduğu da bilinmektedir. Burada kurulan Gregorian mahkemesinde yeminler ya da and içmeler Kıpçak Türkçesi ile yapılıyordu (11).


Kiev ve Kamenetse merkezlerinden başka Lutsk, Vladimir, Suçava, Serete, Balta, Baga, Belza, Bereyar, Baroka, Broda, Buçaç, Vara, Gorodenko, Kutav, Çernovtsi, Stanislav gibi yerleşim merkezlerine dağılmışlardı. Gregorianlar Ukrayna’nın 70 yerleşim merkezinde bulunuyorlardı. Gregorian Kıpçak Türkçesi metinlerini ilk defa ilim alemine tanıtan, Ukraynalı, edebiyata ve sanata meraklı bir aileden gelen 1871 doğumlu Ağatangel Efi m Krımskiy olmuştur. Krımskiy’e göre bu insanlar Ermenidir. Krımskiy’in verdiği bilgilere göre bugünkü Ukrayna’nın Batı kesimlerinde bulunan Ermeniler XIV. asırda Litvanya Tatarları, Karay kolonileri ve bir kısım Kumuklar ile birlikte yaşıyorlardı. XV. asrın sonlarına doğru bu Ermeni kolonisine, Osmanlıların Kefe’yi ele geçirmelerinden sonra yenileri ekleniyor. Daha sonra bu Ermeniler, Litvanya Tatarları, Karaylar ve Kumuklar gibi Türk dilini terk ederek Polonca, Rusça ve Ukraince konuşmaya başlıyorlar.


Gregorian Kıpçaklar konuştukları dili Hıpçak Tili, Kıpçak Tili, Kıpçakların Tili, Bizim til, Tatarça olarak adlandırıyorlar. Metinlerde bir iki yerde geçen Türkçe ve Türkmen kelimeleri aşağılayıcı bir anlam içermekteir. Bu adlandırmada dinin etkisi olduğu gibi, o dönemlere ait adlandırma da geçerli olabilir. Eğer bu yüzyılda Osmanlı sahasına bakar isek Türkmen ve Türk kelimelerinin de aynı anlamda kullanıldığını görürüz. Oluşumuna göre Gregorian Kıpçakların dili, yine kendi ifadelerine göre Kıpçak Türkçesi’dir. Bu dil Kırım topraklarında gelişimini devam ettirmiştir. Yapı özelliklerine göre Karay Türkçesi’nin Trakay ağzına, Kuman Türkçesi’ne, Urum Türkçesi’ne ve Kırım Tatar Türkçesi’nin Yalıboy ağzına yakındır (12).


Krımskiy’den sonra onun öğrencisi Timofey İvanoviç Grunin, Gregorian Kıpçak yadigarları üzerinde çalışmış ve Kıpçak, Urum, Kırım-Tatar, Kırımçak ve Karaim Türkçeleri ile Gregorian Kıpçak dilinin benzerliklerini tez olarak takdim etmiştir. Grunin, Gregorian Kıpçak Numuneleri’nin, 1559-1567 yılları arasında tutulan 298 adet el yazmasını da neşretmiştir. Bu neşirler içinde İkinci Dünya Savaşı esnasında yandığı söylenen ve işin tuhafı kendisi tarafınan da ifade edilen kitaplardan da vardı. Yanan kitaplardan birinci kitabı da kendisi neşretmişti. Grunin’e göre Anadolu’nun doğu ve kuzeydoğusundan ayrılan Ermeniler, Kırım ve Besarabya’da Kıpçaklarla birlikte yaşamışlardı ve Gregorian mezhebine giren Kıpçaklar da vardı. Ermanistan’ın Şirak vilâyetinde, şimdiki Arıç köyünün eski adı Kıpçak’tır ve XII. asırda bu köyde Hıpçakvank Manastırı inşa edilmiş ki o manastır bugün dahi durmaktadır (13).


Tuncer Gülensoy’un Türkçe El Kitabı’ndaki, Türklerin Kullandığı Alfabeler bahsindeki görüşlerine son dönemde konu hakkında yapılan çalışmalar ışığı doğrultusunda katılamayacagız. Onlar Kıpçak Türkçesi’ni sonradan öğrenmiş Hayklılar değil, sonradan Hayklaşmış Kıpçak ve Oğuz gruplarıydı (14). Ayrıca, bu eserler Almanların geri çekilmeleri sırasında da yanıp kül olmamıştı. Bu eksik bilgiye Grunin de sahipti (15). İlerde vereceğimiz listede de görülebileceği gibi dünyanın çeşitli yerlerinde mevcudiyetlerini devam ettiriyorlardı. Bir diğer husus da el yazması Gregorian Kıpçak dil yadigarları 307 adet değildi. Sadece Grunin’in neşrettiklerinin sayısı 298’dir. Ulaşılamayanlar da esasa alınırsa metinlerin bundan çok daha fazla miktarda olduğu ortaya çıkar .


Gregorianlar arasında 12 hayvanlı Türk takviminin kullanılması ve Karay-Kırımçaklarda olduğu gibi İslâm öncesi gün adlarından bazılarının kullanılması bize ilginç gelmektedir. Kırım’da bulunduğumuz yıllarda diğer Türk halklarından Aksakallarla bu konu üzerinde yaptığımız tartışmalarda farklı yaklaşımlar çıkmıştır. Karay Bilim Kurulu başkanı ve Han Süreyya Şapşal’ın torunu Yuri Palkanov’a göre insanlar her şeyi değiştirebilir. Takvimlerini ise çok zor değiştirirler. Araştırmacı yazar Kırımçak asıllı Rebi Devid İliç ise Filistin’den gelme Yahudi olmadıklarını isbat etmek için takvim ve gün adlarını delil olarak sunmaktaydı. Sıçhan yılı, Buğa yılı, Bars yılı, Hoyan (Tavşan) yılı, Balıh yılı, Yılan yılı, At yılı, Hoy (Koyun) yılı, Maymun yılı, Tavuh yılı, İt yılı, Tonguz yılı Gregorianların kullandığı takvimin yıllarıydı. Haftanın Kiçiaynakün, Aynakün, Şabatkün, Bayramkün, Ayaskün, Kankün, Çubuhvuruşgankün gibi günlerinin olması da Gregorianların Kıpçak Türkçesi’ni sonradan değil, en eskiden beri bildiklerini göstermektedir.


Konu hakkında çalışanlardan bir diğeri de Dr. Garkavets’tir. Kendisi halen Kazakistan’ın Almaata şehrinde ikâmet etmektedir. Bu güne kadar, konu ile ilgili olarak yayınladığı kitaplar içinde Kıpçakça Yazılar, Ermeni Kıpçakcası, Ermeni Kıpçakcası Metinleri, Ermeni Kıpçak Yazısı, Ukrayna’da Türkçe Yazılar sayılabilir (16). Kendisiyle son çalışmalarımızda Gregorian Kıpçak deyimini Kabul etmemiş, özellikle Diaspora’dan çekindiğini sözlü olarak beyan etmiştir. Bunda, yayınlarındaki sponsorlukların da etkisi olabilir.


Buraya kadar saydıklarımızın dışında, Türkologlardan ve Ermeniler üzerinde uzmanlardan, Gregorian Kıpçak metinleri üzerinde pek çok şöhretli bilim adamı çalışmıştır. V. A. Gordlevskiy, V. R. Grigoran, T. İ. Gurunin, Y. R. Daşkeviç, İ. A. Abdulin, V. V. Bartold, S. R. İzidinova, S. Koloncan, N. K. Krivanos, A. Y. Kırımskiy, A. K. Kurışjanov, S. E. Malov, E. N. Necip, E. Petrosyan, A. N. Samayloviç, K. K. Yudahin, W. Bang, Necip Asım, J. Antoni, P. N. Akinian, F. Bischoff, O. Blau, J. Deny, V. Drimba, A. Von Gabain, T. Kowalski, L. Ligeti, M. Malowist, T. Mankovski, J. Nemeth, W. Radloff, E. Tryjarski, A. Zajaczkowski bunlardan bazılarıdır. 


Şükrü Akalın’ın verdiği bilgilerin dışında, Gregorian Kıpçak Türkçesi metinlerinin hangi ülkelere yayıldığı ve bu ülkelerdeki metinlerden alınma kısa örnekler ilk defa tarafımızca yayınlanmıştır (17). Bununla beraber çalışmalarımız tamamlanmış değildir. Bu kitabın dışında, kendi öğrencilerimizden oluşturduğumuz 23 kişilik grup ile de bu metinlerin Latin alfabesine ve Türkiye Türkçesi’ne aktarımı devam etmektedir. Çalışmalarımızın neticesinde ortaya çıkan iki tebliğimiz de bu sempozyuma kabul edilmiştir (18). Ayrıca Gregorian Kıpçak Dil Yadigarları adlı kitabımız da basım aşamasındadır. Nadejda Çirli’nin Çukurova Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezi, bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de Gregorian Kıpçak metinlerinden birisinin üzerine yapılan ilk doktora tezidir.(19) Çirli bu metni, Gregorian Kıpçak Türkçesi diye değil de Ermeni Kıpçakçası gibi bizce yanlış olan bir terimle adlandırmıştır. Çirli, çalışmasını okuma, orijinal metin, Latin harfleriyle transkripsiyonu, Türkiye Türkçesi’ne tercümesi gramer ve dil bilgisi üzerine yapmıştır. Türk diliyle yazılı bu ilk eser, Türkiye dışında basılmış, eser üzerinde daha önce Schütz ve Daşkeviç tanıtmalar yazmışlar, Garkavets ise eser üzerinde yaptığı çalışmaları yayımlamıştır (20).


Mustafa Öner’in genel olarak Kıpçak Türkçesi hakkında bir çalışması vardır (21). Recep Toparlı ise bu meseleye daha çok Anadolu mantalitesine uygun olarak Mısır Kıpçak Türkçesi’ne ait metinler ve sözlük çalışmaları yapmıştır (22). Nevzat Özkan, çalışmasında konu ile ilgili özel bir bahis açmamış, genel olarak coğrafyayı vermiştir (23). Ermeni alfabesinin Doğu ve Batı tarzı olmak üzere iki türü vardır. Gregorian Kıpçak metinleri Batı tarzındaki alfabeyle yazılmıştır. Triyarski, Daşkeviç ve Schültz gibi araştırmacılar Doğu tarzını ve dolayısıyla Ermeni üslûbunu, Garkavets ise Batı tarzı, dolayısıyla Kıpçak üslûbunu kullanmaktadır (24). İkisi arasındaki farklılıklar Doğu tarzı okuyanların açık hatalarıyla ortaya çıkmaktadır ki Garkavets ile görüşmelerimizde bu hataların bir kitap hacminden fazla olduğunu öğrendik. Gregorian Kıpçak metinlerinin yazıldığı Ermeni alfabesi 31 ünsüz ve 7 ünlüden oluşup, harflerin birleşimi soldan sağadır. Ermeni alfabesinin Türkler tarafından veya Türkçe metinlerin yazımında kullanılması XIV. yüzyıla kadar gitmektedir.


Pamukçiyan’a göre kullanım XX. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir (25). Paris Millî Kütüphanesi’nde bulunan, 19 Asrın Sonunda Türk-Ermeni Hukuk Bilgileri adlı kitapta 1610-1612 yıllı, Batı Ukrayna Gregorianlarına ait hukuk maddeleri alıntı olarak verilmektedir. 1912’de Avusturya’da, Türk Ermeni Dili Numuneleri bastırılmıştır. 1910’lu yıllara kadar yapılan çalışmalarda Step Kumukları’nın (Deşt-i Kıpçak veya Ukrain) dilleri ile mukayeseli çalışmalar dikkate alınırken bu tarihlerden sonraki çalışmalarda yöntem farklılıkları görülmektedir. Bunların içinde edebî ürünlerin eksikliği dikkatlerimizi çekmektedir. Kıpçak Türkçesi metinlerinin muhtevaları ise, dinî konular, mahkeme defterleri (37 adet), hukuk kitapları, vaazlar, sözlükler, takvimler, felsefe öğretici/ eğitici yazılar, genetik ve simyacılık çalışmaları vs…



Garkavets, Gregorian Kıpçak metinlerini 6 grupta toplamaktadır.

1. Tarihî vakayinameler: Bunlar 3 adettir;
a. Kamanets Vakayinamesi: Papaz Agop başlamış (1581-1621) ve kardeşi Aksent yeniden düzenlemiştir (1650-1652). Bu vakayinamede Polonya-Osmanlı ilişkilerinin sertleştiği döneme ait bilgiler vardır.
b. Venetsya Vakayinamesi: Paris Millî Kütüphanesi, El Yazmaları bölümündedir. Alişan tarafından 1896’da basılmış ve bu baskıya J. Deny tarafınan 1957 yılında eklemeler yapılmıştır.
c. Polon Bölge Vakayinamesi: 1530-1537 tarihleri arasındaki vakaları kesik kesik anlatmaktadır. Luvov Gregorian Kilisesi’nde olan olayları anlatmaktadır. G. Alişan tarafınan yazılıp, Y. Daşkeviç ve E. Triyarskiy tarafından yeniden gözden geçirilerek bastırılmıştır.

2. Kanun kitapları ve mahkeme sicil defterleri, tutanakları: Bu kanunlar, Gregorianların kendi kanunlarına göre cezalandırılabilmeleri için hazırlanmıştır. İlk kabul ve tasdik eden I. Sigizmund idi. Daha sonra yenileri bunu takip etmişti. İlk kitap Kıpçak ve Polonca hazırlanmıştır. Gregorian Kıpçakcası ile meydana getirilen kitapların toplam sayısı 40 idi. Bunların 3 tanesi kaybolmuştur. 37 kitap ise çeşitli müze ve arşivlerde saklanmaktadır. Kiev, Viyena, Venetsya ve Polonya’da Marianna Levitskovo’nun mirasçılarında microfi lm ve fotokopi şeklinde bulunmaktadır. Kanun kitapları, sicil defterleri ve tutanakların tamamı 18 000 sayfadan fazladır.

3. Dil bilimi ve lügatlar: 1581-1613 yıllarına ait, 2 Kıpçak dili öğretici kitabı, 5 sözlük ve birkaç bağımsız sayfadan oluşmaktadır. Sözlükler; Luvov Üniversitesi Elyazmalar Kütüphanesi’nde 366 sayfa, St. Petersburg Saltıkov Devlet Kütüphanesi’nde 280 sayfa, Viyana Millî Kütüphanesi’nde 106 sayfa, Viyana Ermeni Mhitaristler Kongresyon Kütüphanesi’nde 301 sayfa -Garkavets tarafından hazırlanan ve Erivan’da bulunan Ermeni Grafi k Sanatı adlı kitabına belirtilen sözlükten oluşmaktadır (Erivan ve Viyana’da)-.

4. Mezhep (dinî) edebiyatı: 1 adet Apastol Tovel’in kitabı, 5 adet psaltir kitabı, 9 adet dua kitabı, 4 adet vaaz kitabı, azizler hakkında kitap, 1 adet astroloji ve takvim notları içeren Hıristiyanlık tarihi kitabı, 1 tane ayrı takvim, 18 adet 12 hayvanlı Türk takvimine dayalı yıllık takvim, ilâhîler ve marşlar da içeren bir adet müellifsiz kitap.

5. Elit Ürünler: Viyana Ermeni Mhitarist Kongratsyonu Kütüphanesi’nde 468 numarada kayıtlıdır. Hikmetli sözler ya da olağanüstü azizlerin efsanevî hayatlarını konu alan entellektüel ürünlerden oluşmaktadır. Kitap üzerine J. Deni ve E. Triyarski çalışmışlardır.

6. Tabii ilim çalışmaları. Aşağıda örneklerini verdiğimiz metinlerin Türkiye dilbilimcilerinin kullandığı transkripsiyon ve transliterasyon işaretlerine çevrilmesine başlanmıştır. Bu metinlerin çevriminden sonra Kıpçak dil yadigarlarının kelime hazinesi çıkarılacaktır.



Metinlerin Bulunduğu Ülkeler ve Metinlerden Örnekler

* Avusturya
Avusturya Millî Kütüphanesi-Viyana
106 sayfadan oluşan Ermenice-Kıpçakça Sözlük; 1669 yılına aittir. Ancak yazılış yeri belli değildir. Moldovya’dan satın alınmıştır. Tryjarski (26) ve Garkavets üzerinde çalışmıştır.

Men der Nerses Holup oğlu aldım satun bu parkkirkni pan Bayça şvagerimden der Asduacadur oğlu pevni sumaga tvagan 1087 junvar 10. haysın ol Olah veliyetine alayje satun alıp edi 6 levkoviy talerge (27)



Ermeni Mhitar Kongregasyonu-Viyana
84, 143, 311, 440, 441, 444, 446, 447, 452, 468, 479, 480, 481, 525, 536 ve 559 nuralarda kayıtlı belgeler; Bu belgeler üzerinde Garkavets, Triyarski (28), Daşkeviç (29) ve Daşyan (30) çalışmıştır.

Bundan songra alğış da sağmos Tawit’ning, 4. Sarnaganima menim işitting manga, Tengri, toğruluhunga köre tarlıhtan manga avlah etting, yarlığa manga da işit alğışıma menim

Adam oğlanlari nege dingre bek yürekliler, nek söviyirsiz heçlikni da izdiyirsiz yalğanlıhnı.

Tanıngiz ki tamaşa etti Biy arisine kendining da Biy işitkey manga sarnaganıma menim angar

Öçaşlaningiz da yazihlanmangiz ne ki aytsangiz yürekingizde sizing da töşekingizde sizing poşman bolunguz.

Sununguz hurbanıng toğruluhnung da umsaningiz Biyge

Körler aytirlar ki kim körgüzgey bizge yahşiliğin Eyamizning. Nişanlandi bizge yarihi yüzüngden sening, da berding ferahlik yürekimizge bizim.

Yemişinden aşlıhnıng çayırnıng zeytünnüng alarning tolturdung alarni

Eminlik bile bu da bunda yuhliyih da oyaniyih, zera sen, Biy, yalğız panbaşğa umsang bile sening turhuzdung bizni (31).

Çıhkanı Üçün Movsesning Mısırda da Israyel Oğlanları Üçün Alğış: Alğışlıyıh Biyni ki haybat biledir haybatlangan

Atlanganlarnı da atlarnı saldı tenisge boluşüçi yöpsüniçim menim Biy, da boldu manga hutharılmazlıhka

Budur menim Tengrim da haybatlı etermen bunuü Tengrisi atamnıng benim da biyik etiyim bunu… (32).




* Ermenistan
Matenadaran-Mesropa Maştots adına Eski Elyazmalar Enstitüsü-Erivan
1232, 1763, 2267, 2403, 2493, 3521, 3522, 3883 ve 3985 numaralarda kayıtlı eserler; Bu eserler üzerlerinde Garkavets-Hurşidyan (33), Ts’ts’ak antolojisi (34), Yegenyan (35), Triyarski (36), Korhmazyan (37) çalışmışlardır. 1620 yılında Skandar tarafından Kudüs’te yazılan bir Türkçe yazı vardır. Ancak bu yazı Kıpçak Türkçesi özellikleri taşımaktadır. Ermenice’ye çevirilen ve metinde gösterilen oniki hayvanlı Türk takvimi:

Sıçhan yıl
Buğa
Bars
Hoyan, tavşan, tavışhan, tuşhan, tuşhançik
Balıh
Yılan
At
Hoy, hoşhar
Piç, maymun
Tavuh
İt
Tonguz (38)


1580-1581 Luvov’da hazırlanan Ermenice-Kıpçakca Sözlük
er garnum : nek alurmen
garnum : alırmen
ari : aldım
araw: aldı
bidiarnu: alsar
nawa: kemi (gemi)
nawavar: kemiçi
hoviw: çoban
vayri: kiyik (geyik)
ors: av
orsort: avcı
tor: sit (set-ağ)
marah: sarınçha
mçeh: sinek
bidzak: sinek
oçil: bit (39)………


Ulu Aynakün Ayt (Ulu Cuma Günü Söyle ‘necek dua’)

Yalğız toyğan oğul da sçz, ki hıyınnı adamlar üçün boyunga kötürdüng borçsuz, bizni azad et Biy şayavatlı yanar sönmegen ottan yalbarmahı bile anangnıng holthası bile da seningdir haybat tiyğisiz de uçsuz (40).

Bayram Kün Ayt: (Bayram Günü Söyle’necek dua’)

Ki turdung ölüden sındıryaladıng eşiklerin tamuhnung azadlıh berding canlarga ki Atamdan beri anda ediler bizge yarlığa yazıhlılarga da bağışla ülüş ariler bile da turğuzgin artarlar bile (41).

Tügellendi alğış bitiki tvaganknıng Ermeni hisebine 1075 sinde Mayısnıng 19unda padşahlığına Nemiç ulusunung üçüncü Zigmundnung gatuyu gosluhuna Yaretagan cinsining Ecmiyacinning atorunda deer Melkiseet gatuğigosnung haysı ki bu zamanda kendi hartlıhı bile keldi hutlu Ilov şaherine 5 ahraş bile 2 hapeya bile barça kahanalıh da sargawaklar bile da joyovurt barı igitler bile harşısına çıhıp habul ettiler.

Yazıldı bu bitik şeherine Padişahnıng Ilovda holu aşıra yazıhlı Misko Sargawak, Murat oğlu Zamoşça şeherinden holthasına mengermehine baron Agopça Şeçov erespohanın oğlu pan Vartanın hızına panna Zofi ya haysı ki ulu sövük da halae meni da yesir etip fi kirimni yürütiyir. Suhlançından yazıhnıng kiltki de mashara etip meni duşmanlarıma menim evet sensen Biyim baröadan huvatlısen, huthar meni zera seningdir haybat mengi mengilik amen (42).




* Fransa
Fransız Millî Kütüphanesi-Paris
1636 yılında Luvov’da kaleme alınan Zakari oğlu olan Papaz Kaspar’ın dua kitabı. Baş tarafı noksandır. Numara 5’te kayıtlıdır ve Deny eser üzerinde çalışmıştır.

Tvagan uçka dek 1085
Ey algışnı ohuçılar holarmen Krisdos içun arzani algışını da sizing
men arzanisiz Kasparnı unutmanız (43).

Bundan başka Paris Fransa Millî Kütüphanesi’nde 1654-1671 yıllarına ait, 1653 tarihli ve Garkavets ile Deny’nin üzerinde çalıştığı 170 numaralı dinî takvim; 1568 tarihli ve 176 numaralı Anayasa kitabı; 1610-1652 tarihli ve Alişan, Garkavets, Deny, Triyarskiy ve Daşkeviç’in üzerinde çalıştığı 194 numaralı Papaz Agop ve Aksent kardeşlerin kitabı da mevcuttur.




* Hollanda
Leyden Üniversitesi Kütüphanesi-Leyden
Bu eser üzerinde Chirli (44), Garkavets, Garkavets-Hurşidyan, Daşkeviç, Schütz çalışmışlardır (45). Eser 0.0.168.0.0.; B.U.878.G.9.’da kayıtlıdır.

Vay manga
Vay manga

Vay men köryazıhlıga ki ne cuvap bersermen Tengrining horhulu yarğusuna

Da hali umsanıp Tengrige da anıng yetövsüz şağavatına aytırmen menim yaman yazıhlarımnı bu surp yuhovnung içine Tengrinin alnına da surp asduacacinning da parça arilerning köktegilerning da yerdegilerning da menim din atamnıng alnına barça yazıhlarımnı aytırmen haysi ki hilinipmen canım tenim bile da barça sağıslarım bile da sözlerim bile da erkli u erksiz bilgenim bile da bilmegenim bile kündüz u keçe eger yuhlaganda eger ayah bolganda.

Yazıhlımen 5 seziklikim bile 6 teprenişim bile 12 gövdem bile 365 boyunlarım bile Meğa Tengrige

Yazıhlımen közlerim bile hamaşa bahıp özgelerning süretine suhlanırmen hatunga hız oglanga özgening tirlikine közüm bile körüp esim bile suvlanıpmen da ne ki köz yazıhı bar barçanı hılınıp men meğa Tengrige

Yazıhlımen hulahlarım bile Tengrinin buyruğun işitme erinipmen yohese hulah hoyupmen tiyişsiz sözlerge yaman ögütke panpas etmehni çıhaga bermehni yergesiz gelecilerni yaman sözlerni hulah hoyupmen da ne ki hulah yazıhı bar barçanı hılınıpmen mağa Tengrige.

Yazıhlımen ağzım u tilim bile boş sçzlerni sözlepmen yalğangı aytırmen panpas etipmen (46).




* İtalya
Ermeni Mhitar Kongregasyonu-Venedik/Evliya Lazar Yarımadası
11, 359, 446, 1126, 1270, 1700, 1750, 1788 ve 1817 numaralarda kayıtlıdır. Eser üzerlerinde Garkavets, Sergisyan (47), Dubinska (48), Triyarski (49), Deny (50), Alişan (51), Schütz (52) çalışmışlardır.

Sanlıdırlar zağalsızlar yollarında da haysıları barırlar oreenkine Eyamizming. San kimler tergerler tanıhlıhın anıng tügel yürekleri bile kendilerining holgaylar anı. Dügül ki bunlar hılınırlar töresizlikni yoluna anıng bargaylar. Sen sımraladıng sımarlaganıngnı sening sahlama mana asrı. Sen eger ongarılsa edi manga yollarım menim sahlama manga toğruluhungnu sening. Ol vahtta men uyalmas edim ki sahtlanmamanga sımarlaganınga sening. Tapunıyım sanga biz toğruluhu bile yürekimning menim neçik umsandım könülü künetoğruluhungnung sening . Könülüküngnü sening sahladım hoymagın çah mengilik (53).

1615 Okosdos 31. kiçaynakün. Tatar Hanı asrı köp adam bile kirdi Nemiç veliyetine Okrayına bile da ketti çah İlovga yuvuh da haytır keldi Kamenes tibine Doluşka yanına qoşun hoydu da barça salalarnı da humnalarnı da tüzde biçenlerni küvürdü. Evet şeherden pehota aleyje özge ohvatnıylar – Neçik Ermeni, Alay Nemiş, Orus- çıhıp birgelerine potukacca boluy ediler aleyje toptan haladan da şeherden üstlerine uruy ediler. Haysı da keldiler şeher tibine aş zamanına da ruşicca boldular yarımkesede da barıp Turlunu keçtiler Hotin tibine. Evet asrı ulu doyumluh şıhardılar birgelerine (54).

1615 sebdember ayına. Olah viliyetine boyarlar povstat ettiler kendi biyleri üsne Tomşanıng da kliyir ediler kendin öldürmege nede ki Tomşa Posterejicca bolup da ol boyarlarnı zevşistkim tiri tuttu, da bu çörüvlerin hırdı da haysı boyarnı hazuhka urdu, haysın suvda boğdu Nede ki ol zaman anda rast keldi Asta Beedros deer Kirkor oğlu haysi ki elçi edi cesardan da korol’dan Tomşaga, tedi anı da birgelerine keçe bile suvda boğdurdu. 1615 Hogdemper 2. Bir hayduknu hatunu bile hazuhka urdular hotin yoluna haysılarında ki çasut bitikleri tapıldı yanlarına Olah biyinden Tomşadan.

1615 noyemper 1 ine Knaz Vişnoveckiy da Knaz Korickiy Baja Yeremiy biyning kiyövleri kirdiler Olah ulusuna çerüv bile haysı ki elttiler Olah biylihine Yeremiyning oğlun Aleksandırnı nede ki biy Tengri boluşkay kendilerine (55).




* Polonya
Eski Kararnameler Genel Arşivi-Varşova
1675 yılında yapılan ve BOZ XII 9/1; BOZ XII 9/6 numarada kayıtlı bir evlilik akti. Kopyası ele geçirilememiştir.

Zamoysk Ailesi Malikanesi Arşivi-Varşova
Eser üzerine Garkavets çalışmıştır.

Köpten neçe kez ağızdan kledim holma biylikingizden yüzüm keltirmedi na hali körüyirmen tek gıvalt şeherde nedostatok her nemeden da zlaşça ötmekten utru tek holarmen biylikingizden neçik menim şahavatlı dostumdan ki manga dohodit etkeysiz da simerlegeysiz klese bir korec arış na pıtil neni biylikine yügünüp tolermen dostluh içun Biy Tengriden holarmen kimsem yoh sizden başha ratunekge Melnik sımarlaptır manga komaraga yohtur materiya tapulur baryoqtur cokolvek holarmen ziyansız nasip bolsa tangda klermen ketmege Vepreçge bahmaga ne de kerek ese körmege yuz koriyermen hayır ola amen

Biylikingizning dostu hem hulu
Tobiaş Bogdanoviç şvager (56).


Tobiaş Bogdanoviç’in Mektubu (XVII. Yüzyıl Başlangıcı)-Varşova
Eser üzerine Garkavets çalışmıştır.

Biy Tengri biylikine da sövüklü övdeki dostunız bile köp ömürde sağlık bergey köp zamanganca amen. Köpten neçe kez ağızdan kledim holma biylikingizden yüzüm keltirmedi na hali koruyirmen tek gıvalt şeherde n edostatok her nemeden a zlaşça ötmekten utru tek holarmen biylikingizden neçik menim şahavetli dostumdan ki manga dohodit etkeysiz da simerlegeysiz klese bir korec arış na pitil neni biylikine yügünüp tolermen (57).



Polonya Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü-Varşova
26 vaaz ile 101 sayfadan oluşan 1657 yılında yazılmış eser. 2 vaaz ve 1 tövbe duası Tryjarski tarafından 1977’de yayınlanmıştır (58). Eser 6 numarada kayıtlıdır ve üzerinde Triyarski ve Garkavets çalışmıştır.

Ossolinskih Millî Enstitüsü Kütüphanesi-Brotslav
Kayıtlı numaraları 1916/II ve 1359/II olan eserler üzerine Garkavets ve Levicki çalışmıştır. Ayrıca 1359/II numaralı eser üzerinde Roszko ve Braun çalışmıştır (59). 1916/II numarada kayıtlı eserden;

Dağı da ne üçün emdi kledik yazmaga törelerni ya ne sebepten teprendi esimiz bu işke.

Eger ki yazdıq ese evegide ki kerekimiz dügül edi yazgan töre berilmege Tengriden yohsa köp kez eşittik panpas özge milletten ki yohtur k’risda’nlarda töre. Kim ki munu aytır bilmestir ari bitiklerning küçüni munıngki yaman sayıştan 2 türlü yamanlıh toğar 1. ya sağışlar edi ki töreni hoygan essiz edi 2 ya klemes edi ki könülük bolgay edi ademiler arasına dünyada

2 inçi ki ol biliklikni ki tarbiyatımızdan bar edi, yamanlıh söndürdü da tügal yaratılgan ademini yarımdıh etti da sövüknü u şağavatnı körelmesizlik haranel etti (60).

Zoyta urum tanıh Tavit Caug oğluna
Bedroska tanıh Nigol Ergen
Kirkorga Anguryalı
Curumlar zalojoniy halaga Ermeni yihövine da ağalarga
Panna Mayram marabed plenipolent pan Yakupnu hardaşın
Prokop tanıhlar vivedit etti pan Seferge harşı
Pan Kaspar yazıldı borç ağalarga sirotalarnıng deer Simonnung (61)


Millî Müze Kütüphanesi, Çertırskih Bölümü-Krakov
Başı ve sonu olmayan, Luvov’da 1575 yılında yazılan Ermeni takvimiyle dua kitabı. 2412 numarada kayıtlı olup eser üzerinde Roszko-Braun çalışmıştır (62). Aynı kütüphanede 3546/III numara ile kayıtlı, Luvov’da 1575 senesinde yazılan, mütercimi ve düzenleyicisi belli olmayan 260 sayfalık ikinci bir eser daha mevcuttur. Ermenice ve Kıpçak Türkçesi ile yazılı şiirler içermektedir. Lazar’ın oğlu Stephan için hazırlanmıştır. Eser üzerinde Roszko-Braun, Garkavets-Hurşidyan, Garkavets, Dubinska çalışmışlardır.

Parki Parcuns Asduacoy Tatarça

Haybat biylikke Tengrige eminlik dünyaga da biyentçilik ademilerge alğış sanga biylikke algışlisen Biy Tengrimiz bizim.

Algışlar biz da ögerbiz seni Biy tapunurbiz da yerni öper biz sanga haybatlarbiz seni şükürlübiz Biy biz sening ulu haybatıng üçün

Biyi da hanı ari köknüng Ata Tengri barını tutucı biy da oğlu Atanıng yalgız Jısus Krisdos

Da ari Oğlu Biy Tengri hozusu Tengrining da Oğlu Atanıng ki aldıng bizimkin ari goystan yargıladıng da keterding yazıhnı dünyadan yopsun holthamıznı bizim

Ari ki oturup sen ong yanına Atanıng yarlıga bizge. Zera sen yalgız arisen yalgız biyiklengeng Biyimiz bizim Jisus Kristos Biy da Ari Can da haybat Ata Tengrige amen.

Her sahat algışlarbiz seni da mahtarbiz ari atıngnı sening mengilik da mengi mengilik

Arzani et Biy bügüngi künnü eminlik bile da yazıhtan başha sahla bizni

Algışlısen Biy Tengri atalarımızang bizim ogövlü da haybatlıdır ari atıng sening mengilik amen

Algışlısen Biy övret menga aruvluhungu sening

Biy umsa boldung bizge cinstan cinsga (63)

Ermeni tvaganıng 1024-ine latin tvagannıng 1575-ine frank ayına yuliste tugellendi bu Sağmosaran İlah ulusuna İlov şeherine holthası-na pan Lazar oğluna pan Stephanos erespohanga sağlıh bile mengergey amen... (64)

Sövdüm ki işitkey avazın alğışımnıng menim aşahlattı hulahın kensining manga da men künlerimni menim sarnadım alnına

Çovrelediler meni ınçhamahları ölümnüng da prihodası tamuhnung taptılar meni

Tarlıhnı da küçnü taptım da atın Eyamıznıng sarnadım

E, Biy huthar boynumnu yarlıgavuçı Tengrimiz bizim yarlıha da sahla oğlanlarngı Biy

Men aşah boldum da Biy tirgizdi meni hayt boyum menim tınçlığımga sening zera Biy buluştu manga

Huthardı boyumnu olumden kozlerimni yaştan da ayahlarımnı tayılmahtan biyençli bolgaymen alnına Eyemiznig ulusuna tirilerning (65).



Yagelonskiy Üniversitesi Kütüphanesi-Krakov
500 yıllık Ermeni kronolojik tarihî takvimi, Luvov’da 1592 yılında Ermenice ve Kıpçak Türkçesi ile yazılmıştır. 173 sayfadır. Garkavets, Rozko, Levicki-Kohnova (66), Tryjarski üzerinde çalışmıştır.

Açhıs yazov be tvagan bile sanavın sıra bile taparsen ol yılnıng açhıç yazovun da kethoyası üstüne Çırıhusdır da hızıl bile yazgan dohlarınaçtır Başlandı sanga barça yahşı iş ne türlü ki tatar hanları kelip baş endirdiler Kırisdosga da sövündüler alay je sen sövünsersen barça işinge ne ki tutsang (67)



M. Levitskiy Ahfadlarından Z. Abragomoviç’in Özel Kolleksyonu-Krakov
1625-1630 yıllarında Luvov’da yazılmış, 480 sayfalık, 140 materyal içeren koleksiyondur. Levicki, Levicki, Kohnova (68), Daşkeviç, Daşkeviç-Tryjarski üzerinde çalışmıştır (69).



* Romanya
Bölgesel Tarih Müzesi-Gerla
Müze’de 6 (23) numarayla kayıtlıdır. 1638 yılı Kamenets-Podolskiy’de yazılmış, kronolojik tarih ve kilise ilâhîleri içermektedir. Garkavets ve Kolanciyan (70) üzerinde çalışmıştır.

Bu barzadumar asrı mahtovlu kereklidir da körklü da her yılda bolgannı ne ki bar kendinde tapıvıyır da barça nemeni açıh körgüzüyür

Ewtnerreagdan başlanır Frank ayları bile işlenir Cnunt Pargentakına dire yılı tügenlenir yeni baştan başlanır

İmazdunklar yasap tüzüp tüzüptürler inci kibik bozuvsuz çah Biy Tengrining kelgenine dire mengi mengilik

Kim ki hullangay da işletkey bunu yazgannı da yazdırgannı angmaga arzani etkey bir ‘Hayr meryergins’ bile

A Biy Tengri de anı kendi yarlıgamahı bile anggay amen
Yazıhlı yazgan bu bitikni Aksent der Krikor avakereç oğlu
Yazılı tvagannıng 1087-sine (71)




* Rusya
Saltıkova-Şedrina Adına Devlet Kütüphanesi: Sankt-Peterburg
1620 yılında yazılmış, 610 sayfalık Kıpçak Türkçesi’yle kronolojik takvim. Abdullin (1971) (72) ve Garkavets eser üzerinde çalışmıştır. Kütüphanenin Ermeni Yazmaları bölümünde 2 numarayla kayıtlıdır.

Men yazıhlı arzanisiz Yagop babas der Krikor awakereç oğlu da tornu der Yovannes awakerençning yazdım bu yaysmawurknu kensi huvatıma da hudretime kore klese barçasından alçah da kereksiz da biyliksiz edim yazıçılıhta evet bu hadarga hudretsizligime kore çalışıp bu ari bitikke da çıhtım başka umsanıp Biy Tengrige da ongarmahı aşıra Ari Can Tengrinig zera bilmelidir ki köp zamandan beri asrı suhlanç da küsenç edih yangi orinag jaşmawurkka haysı ki 300 yıldan beri artıh eksik neça ki Kamenets şeherinde Ermenilik tohtalıp edir havuz yangi orinag (73)...


Ermenice Kıpçakça Sözlük-Sanpetersburg
1646 yılında Luvov’da yazılmıştır ve 140 sayfadan oluşmaktadır. Üzerinde Tryjarski ve Garkavets çalışmıştır. Müzenin Ermeni Elyazmaları bölümünde 8 numara ile kayıtlıdır. Bu sözlükten başka 636 numarada kayıtlı, St. Petersburg’da 1697’de Ermenice-Ukraince ve Kıpçakça olarak yazılmış 306 sayfalık bir dua kitabı daha vardır. İ. A. Abdullin ve Garkavets eser üzerinde çalışmıştır.

Abba: atanıng alhışı
Abana: atalarnıng atası, sarkisde
Korebiskobos: arhidiyakon
Korem: haşıyırmen
Korkel: farahlanma
Goh: basa-basa ya basılgan
Hağuç: ferahlandı
Armat: tamur (74)

Bundan songra aytkın bu algışnı haysı ki aytıptırlar 3 igitler yalan otnung içine haçan ki saldı kensilerin Napokotonosor padşah haysı ki övrenip alardan biznim surp yuhovumuz her kün etrerek sarnıyır bar yurekten bu alhışnı Oğul Tengrige harşı haysı ki dir bu türlü 

Bunu ayt haçan ki ari hanın kütürse kahana (75).




* Ukrayna
Ukrayna Devlet Merkez Tarih Arşivi-Kiev
1572, 1573, 1575, 1577, 1579 ve 1624 yıllarına ait ve 228, 4320, 4321, 4322, 4326, 4327, 4329, 4383, 4390, 4392, 4393, 4394, 4397, 4402, 4405, 4406, 4407, 4409, 4410, 4412, 4413, 4414, 4415, 4416, 4417, 4418, 4419, 4428 ve 4432 numaralarda kayıtlı çeşitli yazmalar mevcuttur. Bunlar üzerine Abdullin, Grigoryan (76), Triyarski, Daşkeviç (77) ve Garkavets çalışmışlardır.

Tvaganıng 1026 yulisnig 15 yıhkün voytluhuna Milkonıng huvga tuttular
Stasnı mesta oğlanın berserler kensine yılda 14 fl i bu yılnıng yalın aldı Stas 14 fl ini tügel (78)

Boldı tvaganıng 1034 okozdosnung 18 voytuluhuna Holubnung da tügel toreçilerning keli Todorka der Harbey oğlu Kefeli da an içti Biy Tengrige da boldu inamlı poddaniyi Şdefannos padşahnıng anıng biylikining a tutunduğu ki antına osit etkey ne ki yergesidir yazovuna köre da barça kelişlerin torening bermege da posluşenstvo etmege törege harşı bolmahtan başha. Haysı antnı vısluhat etti ramenasından anıng biylikining pan starostanıng urojonnıy pan Visenti Volski (79).


Ukrayna Devlet Merkez Tarih Arşivi-Luvov
73 satırdan oluşan ve 1627 yılında yapılan anlaşma metni. Daşkeviç, Tryjarski, Garkavets üzerinde çalışmıştır. Bu arşivde bulunan 9. ve 52. bölümlere ait 22 adet belgenin 21’inin mikrofi limleri kendi özel arşivimizde mevcuttur.

A dağın artık bekliki içun bu menim obligaciyama bastırdım kensi yebisgoposagan möhürümnü da kensi vlasnı holüm bile sogoragan hızıl yazov bile podpisat ettim boldu İlovda yogarı yazılgan zamanda tvaganıng 1076-sında abrilnıng 26-sına yebisgopos Negoğos arkebisgopos Lova atorojın jaray Yisusi Krisdosi (80).


Ukrayna Millî Bilimler Akademisi
1654 yılında Kıpçak dilinde yazılmıştır. 119 satırdır. Daşkeviç, Garkavets üzerinde çalışmıştır.

Boldu duhovnıy Ermeni töresinde Ilov şeherinin anno 1654 Diye 28 marci

Bügüngi künnü turup obliçne zupelniy duhovniy uradnıng alnınga İlov şeherining Ermenilerining slavetna pani Anna baron Şimko Varteresoviç ereçpohan hızı sıngarı uçmahlı canlı pan Zadik Yakup oğlu Mançukoviçning tul pozostaliy kum asistenciya zacne slavnıy pan Haçko İvaşko oğlu Liskoviçning (81).


Luvov Devlet Üniversitesi Bilimler Kütüphanesi-El Yazmalar Bölümü
1669 yılında Kıpçak Türkçesi’yle yazılmış 53 satırlık mirasname olup Daşkeviç Tryjarski, Garkavets üzerinde çalışmıştır.

Boldı tvaganıng 1118-ine tegdemperning 8-ine hankün.

Afektaciyası üsne üçiviy Kirkornung Simon Harahaş oğlunung atı bile üçciva Zosanıng Simon Harahaş hatınınıng tulnung kensi togma anasınıng na ten ças zabun yatkanıng instançiya etken slavetni pan Lukas Haçko oğlu na ten ças voyt Ermeni töresining Kamenec şeherining slavetniylar bile baron Murat der Zakariya oğlu erespohan Vartan Kirkor oğlu Hocig Holup oğlu Murat Sefer oğlu Şimko Sergi oğlu Zadik Milko oğlu Asvadur Ovanes oğlu Ovanes Bobrikoğlu kensi ant içken kolegalları bile ziydit bile etti hatına manovana Zosanıng haysı lubo teni üsne zabun yednak ahılında tügel doskonalı….(82)


Luvov Devlet Tarih Müzesi
1609 yılında Kıpçak Türkçesi’yle yazılmış mektup. Abdullin, Daşkeviç-Tryjarski, Garkavets üzerinde çalışmıştır. Bu metnin mikrofilmi kendi özel arşivimizde mevcuttur.

Tengri köknü tüzgen yerni tohtatkan ya seni közetken yamandan sahlagan közetuçingi sening yuhu yengmez zera bahuçin sening cirim etmez Güneşning isisi kündüz hızdırmas da ne keçe aynıng sovuhu ötmez yasaldı şağavatından Biy Tengrining tvaganın (83).



Yrd. Doç. Dr. Erdoğan ALTINKAYNAK
Giresun Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Halk Bilimi
Hoşgörü Toplumunda Ermeniler / Cilt 2
ERCİYES ÜNİVERSİTESİ YAYINI-153/Ocak 2007





1 Talat Tekin, Ermeni Alfabesi ile Türkçe, Tarih ve Toplum Dergisi, 4 Nisan 1984, s.246.
2 Abdurrahman Küçük, Ermeni Kilisesi ve Türkler, Ankara 1997.
3 Yaşar Kalafat, Farklı Dinî İnançlara Mensubiyet İtibariyle Türk Halk İnançları Çalışmalarında Metod ve Teori, Türksoy, S.X, Eylül 2003, s.29-30.
4 İvan Cuha, Odissea Mariupolskih Grekov, Vologda 1993, s.155-157.
5 Cuha, a.g.e., s.158.
6 Aleksandır Garkavets, Turkskiye Yazıki na Ukraine, Almaata 1988, s.18-19.
7 Kalafat, a.g.m., s.29.
8 Tuncer Gülensoy, Türkçe El Kitabı, Ankara 2000, s.299.
9 Cuha, a.g.e., s.158.
10 Garkavets, Kıpçakskoye Pismennoye Naslediye I, Almatı 2002, s.10.
11 Garkavets, a.g.e., s.7.
12 Garkavets, a.g.e., s.12.
13 Garkavets, a.g.e., s.7.
14 Gülensoy, a.g.e., s.299.
15 Garkavets, a.g.e., s.6.
16 Garkavets, Kıpçakskoye Pismennoye Naslediye I, Almatı 2002; Turkskiye Yazıki na Ukraine, Almatı 1996; Töre Bitigi Armiyano Kıpçakskiy Sudebnik 1519-1594, Almatı 2003; Armeyan-Kıpçak Pısalter 1575-1580, Almatı 2001.
17 Erdoğan Altınkaynak, Gregoryan Kıpçakların Dil Yadigarları, Karadeniz Araştırmaları IV, Çorum 2005, s.21-38.
18 Gregoryan Kıpçak Metinlerinden Uslu Hikar’ın Hikâyesi adlı tebliğ de bu çalışmaların ürünüdür.
19 Nadejda Chirli, Ermeni Kıpçakça Dualar Kitabı Algış Bitigi, Haarlem/Nederlands 2005.
20 Daşkeviç, Armiyanskoye Knigapeçatniye na Ukraine v XVII v, İstoriko Filologiçeskiy Jurnal, Vol. IV, s.115-130; Schütz, An Armeno Kıpchak Text From Lvov 1618, Acta Orientalia Hungaricae XV, 1-2, s.291-330; Garkavets, Kıpçakskoye Pismennoye Naslediye I, Almatı 2002, s.661-674.
21 Mustafa Öner, Bugünkü Kıpçak Türkçesi, Ankara 1998.
22 Toparlı-Vural-Karaatlı, a.g.e.; Toparlı, Kıpçak Türkçesi Sözlüğü, Erzurum 1993.
23 Nevzat Özkan, Türk Dilinin Yurtları, Ankara t.y.
24 Garkavets-Hurşudyan, Psalter, XXVI, 2001.
25 Kevork Pamukçiyan, Ermeni Harfl i Türkçe Metinler, İstanbul 2002, XI.
26 Triyarski, Distionnaire Armeno-Kiptchak D’epres Trois Manuscrits des Collections Viennoises, Varşova 1968-1972, s.127-152.
27 Garkavets, a.g.e., s.29.
28 Triyarski, The Story of Holy Mariane in the Kiptchak Language of the Polish Armenians, Jurnal of the Turkish Studies, XIII, Harvard University, Harvard 1989, s.205-236.
29 Daşkeviç, Lvovskiye Armyano-Kıpçakskiye Dokumantı XVI-XVII vv,, Kak İstoriçeskiy İstoçnik, İstoriko-Filologiçeskiy Jurnal, II, Akademiya Nauk. Arm.SSR 1977, s.163-164.
30 Dashian, Catalog der Armenischen Handschriften in der Machitaristen-Bibliothek zu Wien, Viyana 1895.
31 Garkavets, a.g.e., s.31.
32 Garkavets, a.g.e., s.37.
33 Garkavets-Eduard Hurşudyan, Armenian Qypchaq Psalter 1575/1580, Almatı 2001.
34 Ts’ts’ak Dzegrats Maştots’I Anvan Matenadarani, Yegenyan-Zeytunyan-Antabyan, Tsutsak Cragrats’ Maştots’i Anvan Matenadarani I, Erivan 1965; II, Erivan 1970; Yegenyan, Ob Adnom Armiyano-Kıpçakskom Grammetiçeskom Pasobii, Vaprosı Yazikoznaniya V, 1962.
35 Yegenyan, Ob Adnom Armiyano-Kıpçakskom Grammetiçeskom Pasobii, Vaprosı Yazikoznaniya V, 1962.
36 Triyarski, Fragment of The Apochryphal Psalm 151 in its Armeno-Kipchak Version, Journal of Semitic Studies XXVIII, 1983, s.297-302.
37 Korhmazyan, Armyanskaya Miniatura Krıma (XVI-XVII vv), Erivan 1978.
38 Garkavets, a.g.e., s.269.
39 Garkavets, a.g.e., s.270.
40 Garkavets, a.g.e., s.290.
41 Garkavets, a.g.e., s.290.
42 Garkavets, a.g.e., s.295.
43 Garkavets a.g.e., s.975.
44 Chirli, a.g.e.
45 Eser üzerinde çalışanlar için bkz. Garkavets, a.g.e., s.661.
46 Garkavets a.g.e., s.671.
47 Sergisyan, Matenadaranin Mihinataraents’i Venedik, Venedik 1966.
48 Dubinska, Badan Nad Psalterzami Ormianskimi w Jazuku Kipczackim II, Prezaglad Orientalistyczany,1961.
49 Triyarski, Der Zweite Brief des Paulus an die Korinther in Armeno-Kiptschakischer Version und Seine Sprache, Altaica Collecta, Wiesbaden 1976, s.267-344.
50 Deny -Triyarski La Litterature Armeno-Kiptchak, Philologiae Turcicae Fundamenta, Wiesbaden 1964.
51 Alişan, Taregirk Hayots Lehastaniyev Rumenioy Havastçeay Yaveluatsovk, Venedik 1896.
52 Schültz, Armeno Kiptschakische Ehekontrakte und Testamente III, Acta Orientalia Hungaricae,XXIV, 1971, s.265-300.
53 Garkavets, a.g.e., s.427.
54 Garkavets, a.g.e., s.537.
55 Garkavets, a.g.e., s.537.
56 Garkavets, a.g.e., s.675-676.
57 Garkavets, a.g.e., s.675.
58 Garkavets, a.g.e., s.676.
59 Roszko- Braun, Katalog Rekopisow Orientalnych ze Zbiorov Polskich: Katalog Rekopisow Orientalnych ze Zbiorov Ormianskikich i Gruzinskich, Warshava 1958.
60 Garkavets a.g.e., s.679.
61 Bkz. Garkavets a.g.e., s.770.
62 Roszko-Braun, a.g.e.
63 Garkavets, a.g.e., s.775.
64 Garkavets a.g.e., s.801.
65 Garkavets, a.g.e., s.852.
66 Levicki-Kohnowa, La Version Turkue-Kiptchak du ‘Code des Lois des Armaniens Polonais’ D’apres le ms. No 1916 de la Biblioteque Ossolineum, Roscznik Orientalistyczny, XXI, 1957, s.153-300.
67 Garkavets a.g.e., s.865.
68 Levicki-Kohnova, a.g.m.
69 Garkavets a.g.e., s.865.
70 Kolonciyan, Kratkiy Katalog Armiyanskih Rukopisey Goroda Gerla, Vestnik Matenadarana 1969, IX, s.433-485.
71 Garkavets, a.g.e., s.866.
72 Abdullin, Pamyatnaya Zapiska’ Agopa na Armiyano-Kıpçakskom Yazıke (1620), Sovetskaya Türkologiya, III, 1971, s.118-129.
73 Garkavets, a.g.e., s.867.
74 Garkavets, a.g.e., s.868-869.
75 Garkavets, a.g.e., s.869.
76 Grigoryan, Ob Aktovıh Knigah Armiyanskogo Suda g. Kamanets-Podolska (XVI-XVII vv), Vastoçniye İstoçniki i Sentralnoy Evropı I, Moskova 1964, s.276-296.
77 Daşkeviç, Administirativni Sudovi i Finansovi Knigi na Ukraini v XIII-XVIII İstoricni Cerala ta ih Vikoristannaya, IV, Kiev 1969, s.129-171.
78 Garkavets, a.g.e., s.872.
79 Garkavets, a.g.e., s.872.
80 Garkavets, a.g.e., s.958.
81 Garkavets, a.g.e., s.971.
82 Garkavets, a.g.e., s.972.
83 Garkavets, a.g.e., s.973.

Kaynaklar
*Abbasov, İsrafi l, “Ermeni Elifbası ile Yazıya Alınmış Azerbaycan Dastanları ve Dastan Şe’irleri”, Azerbaycan Şifahî Halg Edebiyatına Dair Tedkikler- 7, Bakü 1987.
*Abdullin, İ. A.‚ Pamyatnaya Zapiska’ Agopa na Armiyano-Kıpçakskom Yazıke (1620), Sovetskaya Türkologiya, III, 1971.
*Alişan, G. K., Taregirk Hayots Lehastaniyev Rumenioy Havastçeay Yaveluatsovk, Venedik 1896.
*Altınkaynak, Erdoğan, Gregorian Kıpçakların Dil Yadigarları, Karadeniz Araştırmaları IV, Çorum 2005.
*Bagdıkov, Georgiy, Kratkaya İstoriya Donskih Armyan, Rastov-na-Donu (?). Chirli, Nadejda, Ermeni Kıpçakça Dualar Kitabı Algış Bitigi, Haarlem/Nederlands 2005.
*Cuha, İvan, Odissea Mariupolskih Grekov, Vologda 1993.
*Dashian, Ja, Catalog der Armenischen Handschriften in der Machitaristen-Bibliothek zu Wien, Viyana 1895.
*Daşkeviç, Ya. R., Armiyanskoye Knigapeçatniye na Ukraine v XVII v, İstoriko Filologiçeskiy Jurnal, IV, 1963.
__________, Administirativni Sudovi i Finansovi Knigi na Ukraini v XIII – XVIII İstoricni Cerala ta ih Vikoristannaya, IV, Kiev 1969.
__________, Lvovskiye Armyano-Kıpçakskiye Dokumantı XVI-XVII vv,, Kak İstoriçeskiy İstoçnik, İstoriko-Filologiçeskiy Jurnal, II, Akademiya Nauk. Arm.SSR 1977.
*Deny, J.-E. Triyarski La Litterature Armeno-Kiptchak, Philologiae Turcicae Fundamenta, Wiesbaden 1964.
__________, Historia du Sage Hikar Dans La Version Armeno-Kiptchak, Rocznik Orientalistyczny, XXVII, 1964.
*Dubinska, Z. Z., Badan Nad Psalterzami Ormianskimi w Jazuku Kipczackim, Prezaglad Orientalistyczany II, 1961.
*Garkavets, Aleksandır Nikolayeviç, Kıpçakskoye Pismennoye Naslediye, C.1, Almatı 2002.
__________, Töre Bitigi Armiyano Kıpçakskiy Sudebnik 1519-1594.,Almatı 2003.
__________, Armeyan-Kıpçak Pısalter 1575-1580, Almatı 2001.
__________, Turkskiye Yazıki na Ukraine, Almatı 1996.
_________, Eduard Hurşudyan, Armenian Qypchaq Psalter 1575/1580, Almatı 2001.
*Grigoryan, V. R., Ob Aktovıh Knigah Armiyanskogo Suda g. Kamanets – Podolska (XVI – XVII vv) , Vastoçniye İstoçniki i Sentralnoy Evropı I, Moskova 1964.
*Grunin, Timofey İvanoviç, Pronavoznaydeni Polovetski Dokumenti, 1930.
*Gülensoy, Tuncer, Türkçe El Kitabı, Kayseri 1994.
*Kolonciyan, S., Kratkiy Katalog Armiyanskih Rukopisey Goroda Gerla, IX., Vestnik Matenadarana 1969.
*Korhmazyan, E. M., Armyanskaya Miniatura Krıma (XVI-XVII vv) Erivan 1978.
*Küçük, Abdurrahman, Ermeni Kilisesi ve Türkler, Ankara 1997.
*Levicki, M.-R. Kohnowa, La Version Turkue-Kiptchak du ‘Code des Lois des Armaniens Polonais’ d’apres le ms. No 1916 de la Biblioteque Ossolineum, Roscznik Orientalistyczny, XXI, 1957.
*Öner, Mustafa, Bugünkü Kıpçak Türkçesi, Ankara 1998.
*Özkan, Nevzat, Türk Dilinin Yurtları, Ankara t.y.
*Schütz, Eduard, An Armeno Kıpchak Text From Lvov 1618, Acta Orientalia Hungaricae XV, 1-2, 1962.
*Sergisyan, B., Matenadaranin Mihinataraents’ i Venedik, Venedik 1966.
__________, Armeno Kiptschakische Ehekontrakte und Testamente, Acta Orientalia Hungaricae, XXIV, III, 1971.
*Triyarski, Eduard, Distionnaire Armeno-Kiptchak D’epres Trois Manuscrits des Collections Viennoises, Varşova 1968-1972.
__________, Der Zweite Brief des Paulus an die Korinther in Armeno-Kiptschakischer Version und Seine Sprache, Altaica Collecta, Wiesbaden 1976.
__________, Fragment of The Apochryphal Psalm 151 in its Armeno-Kipchak Version, Journal of Semitic Studies XXVIII, 1983.
__________, The Story of Holy Mariane in the Kiptchak Language of the Polish Armenians, Jurnal of the Turkish Studies, XIII, Harvard University, Harvard 1989.
*Tekin, Talat, Ermeni Alfabesi ile Türkçe, Tarih ve Toplum Dergisi, 4 Nisan 1984.
*Topralı, Recep, Kıpçak Türkçesi Sözlüğü, Erzurum 1993.
*Ts’ts’ak Dzegrats Maştots’i Anvan Matenadarani, O. C. Yegenyan-A. Zeytunyan-P. Antabyan, Tsutsak Cragrats’ Maştots’i anvan Matenadarani I-II, Erivan 1965, 1970.
*Yegenyan, O. C., Ob Adnom Armiyano-Kıpçakskom Grammetiçeskom Pasobii, Vaprosı Yazikoznaniya V, 1962.





ilgili:
Gregoryan Kıpçak Türkçesine Türkiye'de genellikle Ermeni Kıpçakçası denmekte olup, bu terimin yanlışlığını daha önceki bir gazete makalesinde neşretmiş ve bu Türkçenin Gregoryan Kıpçak türkçesi terimi halinde kullanılması gerektiğini ve gerekçelerini yazmıştık. (Altınkaynak 2008). Aynı konuda Gülnisa Aynakulova'nın da bir makalesi yayınlanmıştır. (Aynakulova 2010) Kullanılan alfabeye bakarak bir dilin adı verilemez. Hıristiyanlaşan ve Gregoryen mezhebini seçen Kıpçakların bu dine girdikten sonra kutsal alfabeyi kullandıkları ama dillerini değiştirmedikleri kesindir. Her Ermeni alfabesi kullanan Ermeni değildir.

Doç.Dr.Erdoğan Altınkaynak

On Gregorian Qypchaqs and the Turkish Twelve-Year Animal Cycle Calendar
Dr. Gülnisa AYNAKULOVA