Translate

12 Temmuz 2021 Pazartesi

Empati yoksunu Canavarlar !

 


In the biological destruction there are the organized  tempests on the magnetik fields, what will follow is the contamination of the bloodstreams of mankind, creating intentional infections. This will be enforced via laws that will make v****nation mandatory. And these v****nes will make possible to control people. The v****nes will have liquid crystals, that will become hosted in the brain cells, which will become micro receivers of electromagnetic fields, where waves of very very low frequencies will be sent. And through these low frequency waves people will be unable to think, you'll be turned into a zombie. Don't think of this as an hypothesis... this has been done! Think of Ruanda!


DR.PIERRE GILBERT

The Canadian theology professor of Bible and Theology at Canadian Mennonite University, during a lecture in 1995

Ruanda: 1994 Hutu versus Tutsi Genocide...

IN 1995,DR.PIERRE GILBERT REVEALS THE FUTURE:CONTAMINATING THE BLOODSTREAM WILL BE ENFORCED BY LAW! (Video)




Asıl hedef A olmayan şeyle A'lamaktı. Bunun için de sahte Salgın ürettiler, bunu da sahte Test ile satılmış BASIN'ın yardımıyla yaptılar! Bunlar empati yoksunu CANAVAR !


"These people are monsters."

Dr. Reiner Fuellmich / video İng.-Holl altyz.)


"Bu a$ı değil, genetik araştırma, zorunlu kılamazlar" ve "kısıtlamalar için baz alınan PCR yalanı..."

Dr Reiner Fuellmich, international lawyer has all the evidence that pandemic is crime (Video)


"Doktorlar PCR testinden bile para kazanmakta !... Yani sadece sahtecilik yapmıyorlar, ayrıca kazanç da elde ediyorlar ! Ki bu çok daha kötüdür !" 

Prof.Dr. Dolores Cahill



Virologist Sucharit Bhakdi: 'Healthy People Aren't Dangerous' but the Vaccine IS (Video)




Bombshell: Nobel Prize Winner Reveals - Covid Vaccine is 'Creating Variants' (video)




Pfzzz eski başkan yardımcısı Dr.Mike Yeadon: "Gen baazlı deneysel A'ya gerek var mı?... İlaç Endüstrisi ne üretiyor? Gerçekten bilmiyorum! Bu suçlular özgürlüğümüz ile demokrasimizi çalıyorlar!.."  


Dr. Michael Yeadon | An Urgent Warning to the World - Perspectives on the Pandemic Episode 16 (Video)

DR. MIKE YEADON – FULL INTERVIEW | THE AWAKENING 3 (Video)






Aşılamak arzusuyla yanıp tutuşanlar;

"Üç yaşındaki birine çekiç verdiğinde, artık onun için her şey çividir."

Dr. Robert Malone

mRNA teknolojisinin mucidi;

"Hükümet riskler konusunda şeffaf değil. Riskler olduğunu biliyorum ama verilere erişimimiz yok. Dolayısıyla, özellikle deneysel aşılar olduğu için, insanların aşıları kabul edip etmemeye karar verme hakkına sahip olduğu görüşündeyim." (hürriyet-link)

"Başak proteini tehlikelidir, sitotoksiktir ! FDA aylar önce bu konuda uyarılmıştı" (Video)

Sitotoksik : Hücrelerin yapı ve işleyişinde hasara veya hücre ölümüne sebep olan (madde)

FDA (Birleşik Devletler Gıda ve İlaç Dairesi)


DR.REINER FÜELLMICH,JD | DR.ROBERT MALONE (INVENTOR OF THE MRNA TECHNOLOGY) (Video)




İngiltere'nin Ulaştırma Bakanı Grant Shapps :

"... Çift Aşı'lı, tam Aşı'lı kişilerin K-Virüs kapma ve taşıması çok daha yüksek olduğunu biliyoruz..." !!!

"...fully v people are MORE likely to get and carry C V ..." !!!


Söylediklerinin videosu için link 1: link 2: link 3

Dil sürçmesi falan değil !

İnsanlar öyle aptallaştırıldı ki ne söylenirse söylensin anlayamıyor artık !




Satılmış basın ve siyasetçileri görün

Kamera açık unutulunca (Video)




 Londra protestosundan, Temmuz 2021



New York protestosundan, Temmuz 2021


Aşı OLMAYAN bir şeyi "olun" diyenlerin Nazilerden hiçbir farkı yoktur!

Çünkü bu Patentli Sentetik Genetiği Sürekli Değiştirilen Bir Virüsün Patentli Zehirli Biyolojik Silahıdır!...



There is ZERO leadership in this world. 

We are being run into the ground by MEGALOMANiAC PSYCHOPATHS !



Dünyada düzgün tek bir lider YOK !

Megolamanyak psikopatlar tarafından EZİLİYORUZ!




Küresel Çapta Sahtekarlık !

Evet, dünya çapında bir salgın var.

O salgının adı:

Yozlaşma

Yolsuzluk

Yoksulluk




Dr. David E. Martin:

 - En sevdiğim alıntı 2015 yılında Peter Daszak tarafından yapıldı;


"Pan-K*na virus a**sı gibi tıbbi önlemlere duyulan ihtiyaç konusunda halkın anlayışını arttırmamız gerekiyor. Önemli bir itici güç medyadır ve ekonomi yutturmacayı takip edecektir. Gerçek sorunlara ulaşmak için bu yutturmacayı ilerlememize kullanmamız gerekiyor. Yatırımcılar, sürecin sonunda kar görürlerse cevap verecektir."


Peter Daszak Çin lab.tan kaçtığını iddia etmişti, ancak bu özellikle onlar tarafından salınan sentetik patentli bir v***s, çünkü amaçları sp*kepro*ein içeren bir a**yı insanlara vurdurmak ve aynı zamanda da "bağımlılık yapmasını" sağlamak!



Dr.David E. Martin

- My favorite quote is made in 2015 by Peter Daszak;


"We need to increase public understanding of the need for medical countermeasures, such as a pan-c***na v*r*se V*c**ne. A key driver is the media, and the economics will follow the hype. We need to use that hype to our advanced, to get to the real issues. Investers will respond if they see profit at the end of the process."


... to make addicted to a V****ne


!!!!




Dünya çapında A'lananlar ABD yasalarına göre patentli sayılabilir !
Ayrıca artık insan değil, trans-insandır, yani modifiye edilmiş gene sahipler ve patent sahibine aittirler.
Bu da demektir ki artık insan haklarına sahip DEĞİLLERDİR !





Dr.Martin çok önemli açıklamalar yaptı; Doğal değil, yaratıldı, tek bir C V yoktu, 120'nin hepsi de genetik dizilim. Öncelikle veterinerlik için yaratıldı, hepsi patentlerin içinde görülüyor. C Patent 1999, 73 patent aldılar! Özellikle Fa*u*c*i 1999'da fonladı ve patent için başvurdu ama kabul edilmedi. Çünkü özellikle insan anatomisinde ciğerlere saldırıyordu. S*a*r*s doğal değil! Paten başvurularında bile sahtekarlık yaptılar. 2002 de biyolojik silah oldu. Daha önceki sözde salgınlar da yalan, a** satamadılar, planları suya düştü... Bugün ise lab.tan kaçan yok, bu yalan, özellikle salındı, A için Pfzz 2000'de patent başvurusu yapıyor, tarihlere dikkat edin! Çünkü amaç sp*kepro.a**ya yönlendirmekti, sa*gın var dediler, korkuttular (Patentlendiniz!) Varyantlar yok "computer sequence" (bilgisayar dizilimi) var, ben de üretebilirim o varyantları, yarın Omega var diyebilirim! Sizi sürekli A**ya itelediler. Çalışma yaptık diyerek ortaya koyduklarının hepsi birbirinin kopyası, her şey planlandı... CDC'ın K V 2003'teki patent başvurusundan ÜÇ GÜN SONRA Sokoya İlaç endsütrisi A patenti için başvuruyor...

"Kendinize çok basit bir soru sorun ; ÜÇ GÜN ÖNCE patentlenen bir hastalığa karşı nasıl Tedavi patenti için başvurulabilliniyor?.. Üstelik bir başka problem ise Sokoya tedavi için yaptığı çalışmalarını, CDC patent başvurusu yapmadan önce yayınlamıştı ! Ortada bir hastalık yok, ancak Tedavisi var !..." Bu bir Sahtekarlık davasıdır!... Sokoya ise Pfzzz ve J&J'e ait !!!


Ve dahası, hepsi belgeli... Komplo falan değil, Gerçekleri mi öğrenmek istiyorsunuz ? O zaman izlemelisiniz, 2 saat İng.-Alm.... Ayrıca... Follow the money! Çünkü "bu olay fırsat, faydalanın" dediler!



A*'ya yönlendiren Herkes suçludur, Katildir!

Gerçekleri anlatmayan hekimlerimiz, bilim insanlarımız ve hukukçularımız... Susuyorsanız... O zaman bu suça hepiniz ortak olacaksınız !

Teşekkürler (Thank you) Dr. D. Martin

Teşekkürler (Danke) R. Fuellmich


DR. REINER FÜELLMICH,JD INTERVIEWS DR.DAVID E.MARTIN (JULY 09, 2021)

VİDEO



"How do you treat a thing, before you actually have a thing ?"

"Bir şeye sahip olmadan önce o şeyi nasıl tedavi edersin?"


Dr. David E. Martin

July 2021


Meaning:

You don't have the Disease, but you have the Treatment !

Anlamı:

Ortada Hastalık yok, ancak Tedavisi var !




Sansür ise had safhada

google out!!!!




YALAN HABER YAYAN BASIN ve
A olmayan zehirli bir sıvıyı önerenler,
hatta olmak istemeyenleri tehdit edenler için şu madde uygulanmalı!

TCK Madde 213
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit.
TCK Madde 214 - (1)
Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.




25 Şubat 2021 Perşembe

Dolores Cahill / Aşı ve Salgın

 


Prof.Dr. Dolores Cahill'in videosundan özetle :


* mRNA Aşısı > Anafilaktik şok > Bağışıklık sistemin kendi hücrelerine saldırıyor > Organ yetmezliği > Ölüm

Genetiği değiştirilen "İnsan". Artık insan olmaktan çıkıp farklı bir varlık oluyorsun! Çünkü DNA değiştiriliyor !


* "Onlara GMO İnsanı adını verelim!" (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı İnsan)


* Son 20 yılda hayvanlarla yapılan deneylerde ölüm oranları çok olduğundan, şimdiye kadar hiç bir mRNA aşısı onay alamamıştı !


* Aşı öncesi hiçbir belirti göstermeyenler aşı sonrası birçok belirti gösteriyor ve hatta "pozitif" çıkıyor ! Aşılanmış olanlar akabinde hemen diğer belirtileri göstermiyor olsa da sanki ciğerleri büzülmüş gibi nefes almakta zorlanıyor.


* Bu "aşıların" incelenmesi gerekiyor ve bunu yapmak çok kolay. Büyük bir ihtimalle bu "aşıların" içinde bir şey var dünyada herkesi "pozitif" gösteriyor. Oysa virüsle direk temasla 11 gün sonra belirtiler çıkıyordu. Halihazırda bünyelerinde Sarscov2 virüsü bulunanların PCR test sonucu "pozitif" çıktı, ama "sahte pozitif" idi, sayıyı yükseltti ! Ocaktan bu yana Sarscov2 gitti, dünya bağışıklık kazandı ve bundan hastalanmanın biyolojik olarak imkanı yoktur. Virüs o kadar çok mutasyona uğradı ki salgın olarak tanımlayabileceğimiz hastalığa sebep olmuyor. Buna endemik denir. Ekim ayında yapılan bir araştırmaya göre PCR testinin gösterdiği "pozitiflerin" hepsi influenza A ve B gösteriyordu. bu araştırma yayınlandı. Bu bir kanıttır.


* Doktorlar virüsleri ayrıştırmaları ve ona göre rapor vermeli, yani K değil de başka bir influenza ise insanlar evlerine hapsedilemez. İşlerine ya da okula gitmelerine izin verilmemesi de suçtur. Doktorlar yanlış tanı koymamalı ve hastalığa göre tedavi etmeli. Aksi takdirde hakkında şahsen suç duyurusunda bulunabilinir ! "Pozitif" çıktı diye hemen bir yargıya varmamalı ve testlerle hangi tip olduğunu araştırmalı ve ona göre tedavi uygulamalıdır ! Doktorların bir sorumluluğu var ! Vergi ödeyenlere karşı bir sorumlulukları var !


* Amerika'da bir profesörün araştırması vardı, yayınlanmadı ama CDC (Hastalık Denetim Merkezi) dahil her yere gönderdi. K "Pozitif" olarak gösterilen tüm vakalar (15 Bin) influenza A ya da B çıkmıştı, Sarscov2 yoktu !


* Niye Wuhan'da İtalya'daki çok ölümler görülmedi? Bu soru sorulmalıydı. Çünkü yaşlıların bağışıklık sistemiyle ilgiliydi. Doğal virüsle tetiklenen vardı bir de mRNA aşı sonrası. Belki de K virüsü vardı ve aşı sonrası belirtiler gösterdi, arkasından ikinci doz veriliyordu ki bu saçmalıktır, yine görülüyordu. Yaşlıların 2020 de bu virüsü kapmış olabilir, iyileşmiş olabilir, ama 2 doz mRNA yı aldıktan sonra tekrar bu virüsle karşılaşıyor ki bu hastanın ağırlaşmasına sebep oluyor. Yani virüsle 4 kere karşılaşıyorlar.

2019 da köpek dokulu grip aşılarından olanlar da mRNA aşı sonrası ölümler görüldü. 2019 da menenjit geçirmiş olanlar K virüsüyle karşılaşınca öldü. Böbrek dokulu grip aşılarından sonra virüse maruz olan sağlıklı askerler ağır hastalandı...


* Otopsi kesinlikle yapılmalı. Çünkü eğer viral bir bulaşıcı hastalıktan ölürsen otopside bunu ciğer, boğaz ve burun da görebilirsiniz. Organ yetmezliği de... Ancak organ yetmezliğinden ölenlere de K'den öldü diyorlar. Bu sebeple otopsi yapmıyorlar, çünkü belirtiler otopside değişebilir. Bağımsız otopsi uzmanları tarafından incelenmeli ve nasıl-niye öldükleri ortaya çıkarılmalı. Bu başka bir kanıttır.


Çünkü eğer doktorlar, organ yetmezliğinden ölen hastanın ölüm belgesine k yazıyorsa bu kesinlikle yasa dışı ve yanlıştır.


Oysa hastalar vitamin c, d ve çinko ile tedavi edilebilinir ve k'den ölümler önlenebilirdi. Bu kesinlikle tedavi edilebilinir bir hastalıktır.


"Daha önce sadece bir dedikoduydu ama şimdi kesin kanıtımız var ve bu tüm dünya için geçerli; Finansal olarak desteklenen doktor ve tıp enstitüleri var. Bunlara "sahte" ölüm belgesi hazırlamaları için, yani felçten ölmüş olsa da, ölümlerin k'den olduğunu yazmaları için ekstra para ödenmiş. Örneğin trafik kazasından ölenlerin ölüm belgesine bile K'den ÖLDÜ olarak değiştirilmesi istenmiş. " Dr. Reiner Fuellmich (Almanya ve ABD'de İnsan Hakları Avukatı)


Bu konuda 100'lerce aile başvurdu. Bunları doktorlara ve otopsi uzmanlarına gönderdik. Bu mektupların kopyalarını da polislere verdik. Medyanın dayattığı haberlere göre İrlanda'da 1700 ölüm var. Oysa bu belgelerin hepsine baktık ve Ekim 2019-Eylül 2020 arası sadece 92'sinin K'den öldüğü görülüyor. Doktorlar ve otopsi uzmanları sahte ölüm raporu verirse İrlanda ve İngiltere'de 5 yıldan başlar ! Eğer böyle bir olay varsa aileler doktorlara dava açabilir. Kanser tedavisi görüp ölenin "ölüm belgesi"nde bile K'den öldüğü yazılıyor ! Bu yasa dışıdır ve tıp dünyasında da suçtur. Doktorlara bu sebeple dava açılır ki bunu 23 aile adına yaptık. Doktorlar resmen yakalanmıştır. Eğer virüs vardıysa niye tedavi etmemişlerdir? Biz doktorları dava etmek istemiyoruz ama bunu yapıyorsa suç işliyordur ! Sahte ölüm belgesi hazırlayan cinayet kurbanı için bile sahte rapor hazırlayabileceğini gösterir ! Doktorlara dava açılınca ki İrlanda ve İngiltere'de mahkemeye gitmeye gerek yok, direk doktora açabiliyoruz. Böylece hastanenin sigorta şirketi de dahil olmak zorunda kalıyor !


Emniyet güçlerinin de bu sahte ölüm belgelerini araştırması gerekiyor. Bu kanser ve alzheimer hastalarının ne pcr testi yaptırdığı, ne de hastaneye yattığına dair hiçbir kanıt yok, ama ölüm belgelerinde k'den öldü yazıyor ! Maalesef, gündemleri ne olursa olsun bu doktor, otopsi uzmanı ve polis meslek örgütünü baltalamaktadır !


İrlanda'da 1700 kadar ölüm belgesinin sadece 92'si k'den ölüm ! İrlanda'da K'den ölüm ilk kez 5 Nisan 2020 de görüldü. Oysa karantina (lockdown) Mart'ın 12'sinde başlamıştı. Ölüm oranlarında hiçbir yükselme yoktu. Dönemdeki başbakanımız bir doktor idi ve o dönemde hastanelerde ölüm oranı sıfırdı ! Yani yasal olarak "karantina"ya gerek yoktu ! Kimse K'den ölmüyordu ! Yani başbakan ve doktorlar anayasal suç işledi. Eğer yanlış bir varsayıma göre "önlem" alıyor ve insanların özgürlüklerini kısıtlıyorsanız, o zaman vatandaş bu kişileri dava edebilir ! İşyeri sahipleri dava açabilir ! Bu konuda çalışmalarımız var. Ve bu sebeple doktorlar ve otopsi uzmanları "sayıları" değiştirdi ! Çünkü şahsi olarak dava edilebilinirler ! Doktorlar ile güvenlik güçleri bu "lockdown"u tersine çevirebilirler ! Doktor olan başbakanımız bile tedavi edilebilir bir hastalığı "tedavi ettirmedi" ! O bile ömrü boyunca aileler, işyeri sahipleri ve bireyler tarafından davalarla karşılaşabilir - edilebilir ! Doktorlar bile 10 yıl hapis cezasıyla karşılaşabilirler !


"Bizim hedefimiz de bu sahteciliğe sebep olanların peşinden gitmektir, yoksa enstitüye değil!" Dr. Reiner Fuellmich


Doktorlar PCR testinden bile para kazanmakta !... Yani sadece sahtecilik yapmıyorlar ayrıca kazanç da elde ediyorlar ! Ki bu çok daha kötüdür !


2012 de yapılmış bir araştırma, mRNA K aşıları yapılmaya çalışılmış ve sonuç:

Sars virüsü ile mücadelede Sars koronavirüs aşıları bağışıklık sisteminde "pulmoner immünopatoloji"ye yol açar ! (*)


Yani, daha önce virüsü kapmışsınızdır ve aşı oldunuz: Tehlikeli !

Ya da aşı olmuşsunuzdur ve virüsü kaptınız; Tehlikeli !


***


Bu saçmalık sona ermeli !

Yoksa sahtecilik yapan ve sistemin kuklası gibi çalışan her kesimden kişi/kişilere dava açılabilir ki bu Türkiye için de geçerlidir ! Çünkü bunlara sebep olanların hepsi de suç işlemiştir !

Bu sahtecileğe son verildiğinde "salgın" da olmayacaktır.

Bu "sahte salgın"dan dolayı özgürlükleri kısıtlanan, işinden olan, ekonomisi alt-üst olan, eğitimi aksayan, yanlış tedaviden ölen, ya da "virüs kaptın al bu ilaçları iç" diyerek bu aldığı ilaçların yan tesirlerinden dolayı ileriki yıllarda hastalanacak olanlar, psikoloji bozulanlar, ruhsatı bile olmayan aşılardan olanlar, ya da bu aşılardan dolayı ileriki yıllarda (ya da şimdi) ileri düzeyde kronik rahatsızlığı olacak olanlar kalkıp sesini duyurmalıdır !


SB

(*) Pulmoner: Akciğer veya akciğerle ilgili

İmmünopatoloji: Bağışıklık reaksiyonlar sonucu meydana gelen bozukluk veya durumları inceleyen bilim dalı.


21.Yüzyılın En Büyük Sağlık Skandalı


İşte o bugün dayatılan korkudur!

That is the fear, imposed today!




21.yüzyılın EN BÜYÜK SAĞLIK SKANDALI !

Her kıtada en az 5 olmak üzere 30 ülkenin devlet başkanları ve sağlık bakanları UYARILMIŞTIR !

Uluslararası Kollektif Birleşik Sağlık Profesyonelleri

4 - 12 Şubat 2021

BASIN AÇIKLAMASI
















Linkler:

International Alert Message about COVID-19. United Health Professionals

Global Research - 18 Şubat 2021 / link

World Doctor Alliance / link


WHO'ya GÜVENMEYİN ! YOLSUZLUK HAT SAFHADA ! / Video

Prof. David McCoy (Professor of Global Public Health) :

"The big problem is that the WHO is now financed primarily by one single person : Bill Gates"

Watch this very important investigation : "WHO in the clutches of lobbyists"



Yalan söyle 1 milyon dolar verelim !

(Fauci'ye İsrail üzerinden verilen "ödül" ! - Basın 16 Şubat 2021)


Dünyaya yalan söylüyorlar, bu insanlığa karşı yapılmış bir suçtur!

They are lying to the world, this is a crime against humanity !

Link




Almanya'daki Araştımaya göre; 

Günde 4 Buçuk saat MASKE takan Çocuklardaki Etkileri

%60 Sinir Bozukluğu

%53 Baş Ağrısı

%49 Mutsuzluk

%50 Konstrante Olma Güçlüğü

%44 Okula Gitme İsteksizliği

%42 Halsizlik

%38 Öğrenme güçlüğü

%37 Bitkinlik....




R.F.Kennedy, Jr. - Vandana Shiva :

Karşı durmazsak eğer Gates İmparatorluğu 'Her Şeye Sahip Olacak' ! / link


Nürmberg mahkemelerinde ... Alman halkına tüm olan bitene nasıl göz yumdurdunuz diye sorulan SS subayının cevabı: "Bu çok kolay, bunun Nazismle ilgisi de yok, insan doğasıyla ilgisi var. Hükümetin insanları köleleştirmesi için ihtiyaç duyduğu tek şey korkudur! Eğer onları korkutacak kadar bir şey bulabilirseniz, istediğiniz her şeyi yapmalarını sağlayabilirsiniz !"
Hükümetler salgınları sever ! Savaşları sevdikleri gibi salgınları da severler ! Çünkü onlara nüfusu kontrol etme yetkisini verir ki bu nüfus öbür türlü asla boyun eğmez !
Özgürlüğümüzü alamazsınız !


Dr. Bilgehan Bilge ; Salgın ve Aşı Olayları / video




Anayasamıza göre aldıkları "önlemler" ve getirilen "kısıtlamalar";

- Maske mecburiyeti ve takmayanlara ceza kesilmesi

- Seyahat özgürlüğünün kısıtlanması

- Eve "hapsedilmek"

- İşyerlerinin kapatılması

- Okulların kapatılması

- Karantinaya alınmak

- Test yaptırmak

- Aşının mecbur kılınması

Yasal değil, suçtur !!!

Ancak anayasamızdaki kanun maddelerini değiştirirlerse bunları yaptırabilirler!

Bırak Belediye başkanlarını Valiler bile "kısıtlama ve mecburiyet" getiremez !

Anayasa tartışmaları tekrar gündeme getirildi !

Bazı kesimler ise "ilk 4 maddeye dokundurtmayız" diyor ki bu bir tuzak, çünkü diğer maddeler ile özgürlüğümüzü ve haklarımızı elimizden alabilirler !

Ekteki karara şer koyan çok güzel açıklamış, ancak, bu aynı zamanda alınması gereken önlemleri de (bilinçli-bilinçsiz!) göstermiştir; Anayasa değişikliği ! Yani, anayasa tartışması bu sebeple de gündeme gelmiş olabilir!

Pdf ektedir, lütfen inceleyiniz !



Salgın yok ! Kısıtlamalar ve Zorunluluklar Kaldırılsın !

26 Kasım 2020 Perşembe

AŞI

 


AŞI


“Bir cisim yaklaşıyor.” Başlıklı  yazımı okumuşsunuzdur.

O yazıda Kasım ayı sonuna kadar “aşı” dünyaya gelecek demiştim.

Yanılmışım.

Aralık ayında gelecekmiş.

Ama görünen o ki; giderek artan dozda "aşı" reklamajı devam edecek,

Aslında aşı Rusya ve Çin’de iki ay önce dünya’ya geldi.


Ama her iki ülke sadece kendi yurttaşlarına ve özellikle “stratejik” öneme sahip yurttaşlarına bu aşıyı yapmak ile başladı bu işe.

Bir dedikoduya göre Türkiye’den de bazı kodamanlar bu aşılara ulaşarak bu aşıları yaptırıyorlarmış.

İşimiz dedikodu değil.

Ama Aralık, ama Nisan ayında ülkemizde de kitlesel aşılama programı başlayacak.

Aşılama başlangıçta elbette “zorunlu” olmayacak.

Çünkü nüfusa oran ile önce çok az aşı gelecek.

Ama kısa bir süre sonra ağzımızdan, burnumuzdan aşı fışkıracak.

Birbirleri ile rekabet halinde olan aşı üreticileri çok kısa bir süre sonra ülkemizde de cirit atacak.

Arz, talebin üzerine çıkacak ve doğal olarak “talep” arttırıcı politikalar devreye girecek.


Mesela:

Ben bu hastalığı geçirdim kardeşim. Bağışıklığım var diyenlere : Yok öyle mama diyecekler. Bu hastalığı bir geçiren, bir daha geçiriyor. Gel buraya diyecekler.

Sakın inanmayın. Yok öyle bir şey!..


Mesela:

Aşı vurulmayan seyahat edemeyecek diyecekler,


Mesela:

Aşısız insanlar devlet ile olan ilişkilerini yürütemeyecek, e-devlet üzerinden işlem yapamayacak diyecekler,

Ve nihayet, bol miktarda aşı stoğu biriktiğinde aşı olmak “zorunlu” hale gelecek.


İşte o zaman ne yapacaksınız?

Aşı olmamak gibi insani bir hakkınız elinizden alındığı zaman ne yapacaksınız?

Ben o günler için size birkaç tüyo vereyim:

Muhtemelen ülkemizde size ücreti karşılığında  sahte “aşılanmış.” Belgesi veren özel sağlık merkezleri peydah olacak.

Olur mu öyle şey?!..

Olur.


Bu gün Covid + olduğu halde ücreti karşılığında Covid – raporu veren hastaneler var.

Elbette para karşılığında “biz bu adamı aşıladık!..” diyen hastaneler de türeyecektir.

Yapışacaksınız o şerefsizlere..

Bu işler illegal işler. Sakın tenezzül etmeyin.


Veya,

Mutlaka bir aşı olacaksanız önünüzde iki alternatif var.

1- Geleneksel yöntemler ile üretilmiş aşılar,

2- Modern teknoloji ile üretilmiş aşılar var.


Rus ve Çin aşıları geleneksel,

Diğerleri modern ve ilk kez kullanılan bir teknoloji ile üretildi.

Kanunen yaptırmak zorunda olduğunuzda,

Benim önerim “geleneksel” aşılardır.

Şimdi “geleneksel” aşılar üzerinden polemik yapan bir takım arkadaşlar olacak. Geçin kardeşim o zayıf internet bilgilerinizi. Bir bildiğimiz var ki söylüyoruz…


Peki zorunlu olmaz ise?

Ben hiç kimseye aşı ol veya olma demem.

Ama ne ben Covid aşısı yaptırırım ne de çocuklarıma yapılmasına müsaade ederim.


Dr.Bilgehan Bilge / 26 Kasım 2020




BİR CİSİM YAKLAŞIYOR!..

(Dikkat çok uzun bir yazı)


Dünyada özellikle son iki haftadır yoğunluğu giderek artan bir haber akışı var.

Haber başlıkları kabaca şöyle:

“Covid’in ikinci dalgası başladı!..”

“Önlemleri gevşeten ülkelerde tekrar sıkı önlemler alınmaya başladı!..”

“İngiltere panikte!..”

“Ürkütücü tablo!..”

“Prof bilmemkimden korkutucu açıklama geldi!..”

“Salgın patladı!..”


Dünyadan böyle haberler gelir de bizim sesimiz az mı çıkar?. Bizim medya daha fazla bağırıyor!..

İlgili ve yetkililer feryat figan ediyor.


“Vaka sayısı çığ gibi artıyor!..” Test sayısını çığ gibi arttırdığın için az da olsa tespit ettiğin vaka da artıyor.

“Sağlık sektörü çöktü!..” Özel hastanelere Covid hasta ödemesini kaldırırsan bütün hastalar devlete hücum eder ve sen hasta patladı zannedersin. Ama bu istatistiklerine yansımaz.

“Hastanelerde doluluk oranı %80’lere ulaştı!..”


Türkiyede hasta yataklarının %80’i covid hastaları ile mi dolu? Hayır. Özel hastaneler haklı sebeplerle Covid ve Covid şüpheli hastaları devlet hastanelerine sevk ettiler. Bu da devlet hastaneleri yatak doluluk oranında göreceli artış yaptı.


“Sağlık profesyonelleri şehitlerimiz hızla artıyor!” Doğru. Ama kaybettiğimiz arkadaşlarımız dün hastalığa yakalanıp bu gün hayatlarını kaybetmediler. İçlerinde aylardır, haftalardır tedavi altında olanlar çoğunlukta.


Hem Türkiye hem de dünya istatistiklerine ilk baktığınızda dikkatlerden kaçmayacak şekilde salgının arttığını görüyorsunuz.

Özellikle İngiltere, Fransa, İspanya ve Türkiye gerçekten de ikinci dalgayı çoktan yakalamış gözüküyor.

ABD de ise durum oldukça farklı. Onlar ilk dalganın azalma dönemini yaşıyor. Yani günlük hasta sayısı bu ülkenin pik yaşadığı Temmuz ayına kıyasla (Günlük 75-80 bin vaka) üçte bir oranında azalarak devam ediyor.

Ama İngiltere öyle değil.

İngiltere bildiğiniz gibi Nisan ayında yıkılıyordu. 

Günlük hasta sayısı 7-8 binlere kadar çıktı. 

Ama Temmuz ve Ağustos ayları boyunca bu ateş sönmüştü ve 500-1000 hastaya kadar gerilemişti.

Şimdi görüyoruz ki son günlerde vaka sayısı tekrar 2000-3000’lere doğru bir artış içerisinde.


Benzer durum İspanya, İtalya,Fransa ve pek çok ülke için de geçerli.

Yani özetle “adamlar haklı.” 

Pek çok ülkede testi pozitif çıkan vaka sayısında gözle görülür bir artış var.

Bizim ülkemizde de öyle. 


Bildiğiniz gibi iki ay önce 900-1000 olan pozitif hasta sayımız nerede ise 1500-1700  bandına kadar yükseldi.

Normal şartlarda bu yükselişi biz Ekim ayından sonra bekliyorduk.

Virüs bizi yanılttı ve bir ay erken davranarak ikinci dalgayı başlattı.

Diyorsunuz!...

Yanılıyorsunuz!...

Biraz daha detaya girin. Bakış açınızı biraz değiştirin.

Ortaya farklı ve bambaşka bir tablo çıkacak.


İkinci dalga başladı denilen ülkelerin tamamında günlük test sayısı iki, üç, hatta beş kat arttırılmış.

Ve doğal olarak tespit edilen vaka sayısında da göreceli bir artış yaşanmış.

Mesela biz salgını kontrol altına aldık dediğimiz tarihlerde 35-40 bin test yapıp 900-1000 hasta tespit etmişiz.

Test sayısını nerede ise iki-üç kat arttırdığımız halde tespit edilen hasta sayısı yarım kat bile artmamış.


Haydi bizim istatistikler biraz şaibeli diyelim.

Benzer durum İngiltere, İspanya,İtalyada da aynı.

Günlük test sayısını son günlerde on kat arttıran ülkeler var. 

Ama buna mukabil vaka sayısında artış bizdeki gibi ya yarım kat ya da biraz daha fazla yükselmiş.

Test sayısı sabit ülkelerde ise vaka sayısında bırakın patlamayı tam tersi ciddi düşüş olanlar var.

Her iki yarı kürenin de baharları başladı. Kuzey yarı kürede son bahar, güney yarı kürede ise ilk bahar başladı. Yani tüm dünyada bu tip virüsler için salgın mevsimine beraber girdik.

Beklenenin tam tersine tüm dünyada günlük toplam vaka sayısı 290-300.000 lerden 190.000 lere doğru hızla azalmaya başladı.

Ölüm oranlarındaki azalma çok daha iyi seviyelerde.

Üstelik tüm dünyada yapılan test sayısı ciddi şekilde yükselirken.

Pekala hepimizin kolayca ulaşabileceği bu bilgiler elimizde mevcutken.

Tüm dünyadan yükselen çığlıkların bir anlamı olmalı değil mi?

Tüm veriler ortada iken şöyle bir açıklama duydunuz mu yetkililerden?


“Dünya’da günlük ölüm sayısı son on gün içerisinde ciddi bir düşüş gösterdi. Günlük kaybımız 6.362’den 3.816’ya geriledi.”

”Dünya’da testi pozitif çıktığı halde hastanede tedaviye ihtiyaç duymayan hasta sayısı iki kat arttı.”

“Hastanelerde tedavi gören hastalarımızda iyileşme oranı Nisan ayına göre dört kattan fazla yükseldi. Artık daha bilinçli ve etkin tedavi protokolleri uygulanıyor.”


Yukarıda yazılanların eksiği var, fazlası yok.

Ama tek bir yetkilinin ağzından bu ve buna benzer pozitif haber çıkmıyor. 

Tam tersine!..

Toplumlara veriyorlar dehşeti, veriyorlar korkuyu..

Neden yapıyorsunuz kardeşim? deyince de bahaneleri hazır.

“Gerçekleri söylersek rehavete kapılırlar!..”

Bak sen şu işe!..


Tüm Avrupa’da önlemler (!) hızla ne zaman gevşetildi?

Mayıs 2020 tarihinde.

Bu gevşekliğin ceremesinin ne zaman ortaya çıkması gerekiyordu?

10 bilemedin 15 gün sonra.

Pekala Mayıs’dan itibaren tüm gevşemeye rağmen ne oldu?

Beklenenin aksine vaka sayısı hızla düştü!..

Bu düşme üç ay sürdü.

Şimdi test sayılarını ikiye, üçe ve hatta on katına çıkartarak yaratılan “suni” ikinci dalga’nın asıl sebebi ne?

Ah benim gariban arkadaşlarım.

Son günlerde şiddeti giderek artan korkutucu “suni” haberlerin tek bir sebebi var.


Aşı bulundu aşı!...

ABD destekli üç merkezde,

Seri üretime geçildi bile.

Eminim bu gün bile depoları milyonlarca aşı ile dolmaya başlamıştır.

Rusya aşılama programına başladı bile!.. (Rus yetkililer bir ayda iki-üç milyon aşı üretme kapasiteleri olduğunu söylediler. Rusya’nın nüfusu göz önüne alınırsa?..)


Rus aşısını bilemem. Ama diğerlerinden en az bir tanesi iki aya kalmaz ülkemizde.

O yüzden mesnetsiz “dehşet senaryoları” sizleri üzmesin.

O yaklaşan cisim aşı!..


Dr.Bilgehan Bilge / 8 Eylül 2020

Önemli Not: Bu yazı aşı yaptırın veya yaptırmayın önerisi içermez. Sadece yaşadığınız ve bir süre şiddeti giderek arttırılacak olan ve sizleri dehşet, paranoya, histeri ve çaresizlik içerisine sokmaya yönelik bir pazarlama taktiğinden haberdar etmek için kaleme alındı.



!!!




21 Kasım 2020 Cumartesi

Arjantin - Hitler

 

Hitler'in Genelkurmay Başkanı NATO'da (link) bile görev aldıysa...

ARTIK HER ŞEYİN MÜMKÜN OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM....



Did Hitler and Eva Braun flee Berlin and die (divorced) of old age in Argentina?

By RICK DEWSBURY and ALLAN HALL FOR MAILONLINE and ELEANOR HARDING

DAILY MAIL 18 October 2011


Adolf Hitler faked his own suicide and fled to Argentina where he lived until a ripe old age, according to extraordinary new claims.

Authors of the new book ‘Grey Wolf: The Escape Of Adolf’ believe evidence of the tyrant’s suicide is flawed – and that he actually escaped in 1945 to begin a new life with his wife, Eva Braun. But the claims have been ridiculed by leading historian Guy Walters who today branded them ‘2,000 per cent rubbish.’

Hitler and Braun’s ‘flight’ from Berlin is laid out in lavish detail by British authors Gerrard Williams and Simon Dunstan in their new book. They refute the widely accepted view that the Fuhrer shot himself in his Berlin bunker on April 30, 1945, and Braun committed suicide by taking cyanide. Instead, they claim, there is ‘overwhelming evidence’ to suggest that the couple escaped at the end of the Second World War for a new life in a Nazi-controlled enclave in Fascist Argentina.

Mr Williams and Mr Dunstan go on to state the pair had two daughters before Hitler died in 1962 at the age of 73.

Mr Williams, a historian and journalist who has written extensively about the Second World War, told Sky News: ‘We didn’t want to re-write history, but the evidence we’ve discovered about the escape of Adolf Hitler is just too overwhelming to ignore.

‘There is no forensic evidence for his, or Eva Braun’s deaths, and the stories from the eyewitnesses to their continued survival in Argentina are compelling.’

The book also claims American intelligence officials were complicit in the escape, in return for access to war technology developed by the Nazis. It also says that skull fragments thought to be those of Hitler currently held by the Russians are actually that of a young woman under the age of 40. Hitler was 56 when he died.

Mr Williams said he and Mr Dunstan - an author, film-maker and photographer who specialises in military history - carried out their research on the ground in Argentina, interviewing eyewitnesses to Hitler’s presence there.

He added: ‘It’s only now that Argentina is once more a thriving democracy that the real stories are beginning to come out.

‘Even so, two of our eyewitnesses received death threats from persons unknown while working with us on this book.’

The sensational claims have already been ridiculed by historians, including Mr Walters, who has studied Nazi Germany extensively and written a series of books about the war. He labelled the idea that Hitler lived in South America until the 1960s as the ‘worst sort of junk history’ that relied on ‘dubious secondary sources.’

He said: 'The theory that Hitler survived rubbishes decades of research by proper historians and intelligence officers.

'The two authors should be ashamed of themselves for peddling this kind of utter nonsense. It's simply unbelievable that publishers would give them the time of day.

'It's an absolute disgrace. There's no substance to it at all. It appeals to the deluded fantasies of conspiracy theorists and has no place whatsoever in historical research.

'There have been thousands of theories over the years that Hitler might have escaped but they are nothing more than parlor games.

'The evidence that Hitler was killed in simply overwhelming. For these authors to claim otherwise is simply staggering.'

Mr Walters conceded that the authors are right in stating that the skull taken by the Russians was not that of Hitler.

He said: 'There were many people in the bunker and it takes a giant leap of the imagination to get from a museum in Russia to him living a life in Argentina.

'The idea that everybody in the bunker was in on the plan is infeasible. It just would not have happened.

'The whole point of Hitler was that he would die after the war. It was not in his psychology to carry on living in Argentina.'

Rochus Misch, 94, Hitler’s former radio operator and the last survivor of the Berlin bunker, says he saw the bodies of ‘the boss’ and Eva Braun with his own eyes.

He said: ‘I was in the room next door when he shot himself. I did not hear the shot but I saw his uncovered corpse when the door was opened.

‘I saw Hitler slumped with his head on the table.

‘I saw Eva Braun sitting dead in the corner of the sofa, her head turned to Hitler, her knees pulled up to her chest. She had a dark blue dress on and a white frill on her collar.’

Historians hold him up as a reliable source and he is the author of a book, published several years ago, called The Last Witness.


Grey Wolf focuses on the crucial days in 1945 as the allies closed in on Hitler’s bunker.

Mr Williams and Mr Dunstan claim a body double took Hitler’s place and an actress stood in for Eva Braun on April 27. It was at this point that the pair were able to flee Berlin, travelling to Tonder in Denmark before returning to Travemunde in Germany. From here it is claimed that they flew to a Spanish military base at Reus, south of Barcelona, before General Franco supplied a plane to take them to Fuerteventura in the Canary Islands. A day later the two fugitives are said to have boarded a U-boat and the two body doubles were executed and their bodies subsequently burned.

The book points to declassified FBI documents which contain references to Hitler having escaped Berlin to begin a new life in South America. It also includes testimony from the pilot who supposedly flew Hitler and Eva Braun out of Berlin to Mar Del Plata on the Argentinian coast. Here they say he lived in a wooden chalet in a remote village where they survived on the money from looted gold and jewellery.

The book quotes a number of sources, such as cooks and doctors, who claim to have knew the Nazi leader before he died aged 73 on February 13, 1962. They claim that Hitler's bloodline survived through two daughters he had with Braun.

If Hitler had escaped to Argentina, he would have been following in the footsteps of his henchmen, Mengele, Eichmann and Barbie who all fled after the war to South America.


A film based on the claims called Grey Wolf is currently being made and is due to be released early next year. It is not the first time that Hitler has been rumoured to have fled to Argentina. Author Abel Basti claimed the same in his 2003 book Hitler In Argentina.

He said Hitler and Braun fled to Argentine shores aboard a submarine and lived for many years in the vicinity of San Carlos de Bariloche, a tourist site and ski haven some 1,000 miles southwest of Buenos Aires.

In his book Bariloche Nazi-Guía Turística he reproduced documents, affidavits, photographs and blueprints aimed at steering the reader to the sites that sheltered Hitler and his top henchmen. He claimed the Incalco Ranch, located in Villa la Angostura on the shores of Lake Nahuel Huapi, was the refuge chosen by Argentine Nazis to hide the couple.

Set amid a pine forest, it could only be reached by boat or hydroplane, and belonged to Argentine businessman Jorge Antonio, one of the most trusted friends of three-times president Juan Domingo Perón. Basti also claimed Hitler had lived at Hacienda San Ramon, six miles east of Bariloche, which belonged at the time to Schaumberg-Lippe principality.

DailyMail



Evita'nın, Nazi dostluğu kanıtlandı


ARJANTİN'in eski lideri Juan Peron ile eşi Eva Peron'un (Evita), Nazi savaş suçlularına, sanıldığından daha fazla kol kanat gerdikleri bildirildi.

Arjantin Nazi Eylemlerini Aydınlatma Komitesi (CEANA) Koordinatörü Eugenio Klich, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Arjantin'e göçmen getirebilmek için Naziler tarafından bir organizasyon oluşturulduğunu ve bu örgütün savaş suçlularını ülkeye getirdiğini açıkladı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra soykırımın mimarı Adolf Eichmann ile insan kasabı Josef Mengele, Arjantin'i kendi evleri gibi kullanmışlardı.

Şimdiye kadar birçok tarihçi, Peron ile eşi Evita'nın savaş suçlularına sığınma yardımı yaptıklarını öne sürerken, Klich, elde ettikleri kanıtlarla, bunun organize bir çalışma olduğunun kanıtladı.

Klich, Avrupalılar'ın Arjantin Toplumuna Kabulü adlı bir örgütün, Belçikalı savaş suçlusu Pierre Daye ile Juan Peron arasındaki bir toplantıyla oluşturulduğuna dair belgeler olduğunu belirtti. Klich, bu kuruluşla, Arjantin göçmenlik bürosu arasında arabuluculuk yapan Alman casus Carlos Fuldner'in, yeni göçmenler için Avrupa'ya geziler yaptığını ve Eichmann'ı Arjantin'e getirdiğini söyledi.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Arjantin'de popülist politikalara dayanarak devlet başkanlığına seçilen Juan Peron, 1955'de bir darbeyle yönetimden uzaklaştırılmış ve sürgüne gönderilmişti. Peron, 1973'de tekrar devlet başkanlığına seçilmiş, ancak 1 yıl içinde ölmüştü.


Milliyet - 20.11.1998



GREY WOLF; THE ESCAPE OF ADOLF HITLER

VİDEO


Bir de Al Pacino'nun "HUNTERS" dizisi var...

Amerika'da "PAPER CLİP" adını alan olayları ve Nazi avcılarını anlatıyor...

The Guardian'ın (link) haberine göre ise, bir çoğu Nazi olan 1600 mühendis ve  teknisyeni "güya" uzay yarışında Rusları yenmek için göreve getirmişlermiş...miş...


Oysa Hitler'i destekleyenler de kendileriydi... !

Bunun için Cengiz Özakıncı'nın "Türkiye'nin Siyasi İntiharı' adlı kitabına bakması yeterlidir...

Bizimkiler ise Nazilerden kaçan "Yahudi (link)" hem profesörlere, hem de sivil halka kucak açmıştı...

"Evil" olanı "koynuna" alan, bana demokrasi dersi veremez!...

SB


"Hunters (Amazon Prime) is that timely, too-resonant series. Created by newcomer David Weil and executive produced by comedy and horro specialist Jordan Peele, it was inspired by the real-life Nazi hunters of the mid-20th century and Operation Paperclip, the US government's covert recruitment after the war of around 1.600 German scientists, engineers and technicians - including many former Nazis - to try and gain the US an edge over the Soviets in the cold war and the space race..."



Adolf Heusinger (1897 - 1982) Alman general.

* II.Dünya Savaşı esnasında Hitler'in Genel Kurmay Başkanı.

* Savaştan sonra 1957-1961 Bundeswehr Batı Alman Silahlı Kuvvetler Genel Müfettişi.

* Heusinger ayrıca, 1961-1964 arası NATO Askeriye Komitesinin Başkanlığını yapmıştır.


"Adolf Heusinger war der erste Generalinspekteur der Bundeswehr in Deutschland. Seine Amtszeit von vier Jahren stand ganz im Zeichen der behutsamen Annäherung an die NATO-Mitgliedsstaaten."