Translate

çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2016 Cumartesi

23 NİSAN - İLK MİLLİ BAYRAM




23 Nisan işte böyle ilan edildi



Tarihçi yazar Sinan Meydan, son kitabı Panzehir’de, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın nasıl ilân edildiğini belgeleri ile açıklıyor. Son zamanlarda ‘alternatif tarih’ adı altında yayımlanan yazılara ve bu bayramı çocuklara Mustafa Kemal Atatürk’ün ilan etmediğine dair söylentilere belgeleri ile yanıt veren Meydan “Cumhuriyet’in temeli kültüre dayanır. Kadınlara ve çocuklara değer veren bir yapıdır Cumhuriyet. Bunu görmek istemeyenler Atatürk’e ve cumhuriyete saldırıyor.” diyor.





23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI VE ATATÜRK GERÇEĞİ


Atatürk’e göre “Vatanı korumak çocukları korumakla başlar”, “Çocukları her türlü ihmal ve istismardan korumalı ve onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmalıdır.” Yine Atatürk’e göre “Çocuk sevgisi bir ihtiyaçtır”. İşte bu nedenledir ki hiç çocuğu olmayan Atatürk, çok sayıda manevi evlat sahibi olmuştur. Ve yine bu nedenledir ki, TBMM’nin açıldığı 23 Nisan’ın aynı zamanda “çocuk bayramı” olmasını kabul etmiştir. 23 Nisan, Atatürk’ün hamiliğini yaptığı bir Cumhuriyet kurumu olan Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin öncülüğünde zamanla önce fiilen, sonra resmen bir “çocuk bayramı”na dönüşmüştür. 23 Nisan 1926 tarihli Milliyet gazetesinde Himaye-i Etfal Cemiyeti Başkanı Fuat Bey’in şu açıklaması yayınlanmıştır: “Bugün çocuk günüdür, yani istikbale ve istiklale ait bir gündür. Cumhuriyet hükümetimiz bu günü çocuklara tahsis etti.” Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas Gürer de Güneş Kulübü adına Tepebaşı Tiyatrosundaki 23 Nisan kutlamasında yaptığı konuşmada Atatürk’ü, “23 Nisan’ın validi (babası)” diye adlandırmıştır.





İLK MİLLİ BAYRAM


23 Nisan, ilk defa 1921’de çıkarılan bir kanunla “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” ilan edilmiştir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk milli bayramıdır. Bu bayram yurdun birçok yerinde resmi ve özel kuruluşların, halkın ve öğrencilerin katılımıyla coşkuyla kutlanmıştır. 1922’de Ankara’daki 23 Nisan kutlamalarına öğrencilerin de katılması ayrı bir coşku yaratmış bunun üzerine “Mustafa Kemal’in de desteğini alan Himaye-i Etfal Cemiyeti yöneticileri, 23 Nisan 1923’te cemiyet adına yardım toplamaya başlamışlardır.” Yetim ve öksüz çocuklar için kurulan bir cemiyetin 23 Nisanlarda yardım toplamaya başlaması ve yardım amaçlı rozetlerin çocuklar tarafından satılması 23 Nisan’da çocukları daha da ön plana çıkarmıştır. “Reisi Cumhur Mustafa Kemal Paşa’nın da bu faaliyetlere destek vermesi ile” 23 Nisan 1925 yılında “çocuk günü” olarak, 1926’dan itibaren ise “çocuk bayramı” olarak görülmeye başlanmıştır. 23 Nisanlar resmi olarak “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” adıyla kutlanmaya devam etse de fiilen “çocuk bayramı” olarak da kutlanmıştır. Hükümet, 23 Nisan 1923 “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” kutlamalarında protokolde Himaye-i Etfal Cemiyet-i Başkanı Dr. Fuat Bey’e yer vererek, cemiyete, çocuklara ve fiilen kutlanan bu çocuk bayramına ne kadar çok önem verdiğinin göstermiştir. 1924’ün 23 Nisan kutlamalarında Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni, yani bir anlamda çocukları Atatürk’ün eşi Latife Hanım temsil etmiştir.






İLK ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMALARI 1927 YILINDA BAŞLADI


İlk kapsamlı “çocuk bayramı” kutlamaları 1927 yılında yapılmıştır. Himaye-i Etfal Cemiyeti, 1927’deki 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına büyük özen göstermiştir. Cemiyetin seçtiği dört kişilik bayram kutlama heyeti her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlamıştır. Öyle ki oyuncakların kullanımına ilişkin talimatnameler ve hatta çocukların kullanacağı atlıkarıncanın işletilmesine ilişkin 10 maddelik bir tamim bile hazırlamıştır. “Gürbüz Türk Çocuğu” dergisinin 23 Nisan 1927 tarihli sayısı “Çocuk Gününe Mahsus Fevkalade Nüsha” adıyla yayınlanmıştır. Bu sayıda Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin çocuk davası hakkında bilgiler, yurtta çocuk bayramının nasıl kutlanacağına ilişkin açıklamalar ve fotoğraflar yer almıştır. Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan 1927 Çocuk Bayramı kutlamaları için hazırladığı programa göre süslü otomobillerle ve bando eşliğinde çocuk sarayına götürülen çocuklar, oyun bahçesinde ve tören alanında gönüllerince eğlenmişlerdir. Ayrıca gece de çocuklar için fener alayı, yarışmalar, sergi, müsamere ve çeşitli eğlenceler düzenlenmiş ve geleneksel hale getirilen çocuk balosu yapılmıştır. Bu baloda çocuklar için oyuncaklar, yiyecekler hazırlanmış, çocuklar da şiirler ve marşlar okuyarak çeşitli dans gösterileri yapmıştır. Öğrenciler de okullarında sınıflarını bayraklarla, süslerle donatmış, törenlerde şiirler ve marşlar okuyup devlet büyüklerini ziyaret etmişlerdir. Sadece Ankara’da değil diğer illerde de benzer programlar düzenlemiştir.





BUGÜNÜN ÇOCUKLARI YARININ BÜYÜKLERİ


Atatürk çocuk bayramlarında Türk Ocağı binalarını, Halkevlerini ve Gazi Orman Çiftliği’ni çocuk şenliklerine ayırmıştır. 1927 yılı çocuk bayramı dolayısıyla Gazi Orman Çiftliği’nde ziyafetler verilmiş, çocuk konulu piyes, temsil ve gösteriler hazırlanıp Halkevlerinde gösterilmiştir. 22 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin, Hâkimiyet-i Milliye ve Milliyet gazetelerinde yayımlanan bildirisinde şöyle denilmiştir: “Büyük Gazimiz çocuklarımızın 23 Nisan Bayramı’nı daha şerefli, daha sevinçli geçirmelerine vesile olacak büyük bir jestte bulunmuşlardır. Mustafa Kemal Paşa otomobillerinden birini törenlerde çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı bandosunun çocuk sarayında, çocuk bayramı için görev yapmasını sağlamıştır. Şimdiye kadar Türk çocukları, devletin üst düzey yöneticilerinin hiçbirinden bu derece şefkat ve sahiplenme görmediklerinden bu saadete nail olan çocuklarımız ne kadar övünse ve sevinse yeridir.” 1927’deki 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına büyük ilgi gösteren Atatürk, o gün sadece bir otomobilini ve Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nı çocuklara tahsis etmekle kalmamış, o gece Ankara Evkaf Oteli’nde düzenlenen Himaye-i Etfal Cemiyeti Balosu’na da katılarak çocuklara ve 23 Nisan Çocuk Bayramı’na ne kadar çok önem verdiğini göstermiştir. O baloda çocuklara 10.000 lira yardım toplanmıştır.







“BEN ÇOCUK HAFTASINI, ÇOCUKLARA HÜRMET EDİLMESİNİ TEMİN İÇİN MEYDANA GETİRDİM”


Cumhurbaşkanı Atatürk gibi Başbakan İsmet Paşa da 23 Nisan Çocuk Bayramı’na ilgi göstermiştir. İsmet Paşa, ziyaret etmek için köşklerine gelen çocukları tebrik ederek kendilerine sıhhat ve afiyet temenni etmiştir. 1926’dan beri ülkenin her tarafında çok coşkulu törenlerle kutlanan çocuk bayramı 1929’da çocuk haftası adıyla 7 güne çıkarılmıştır. Benoit Mechin, “Kurt ve Pars” adlı eserinde Atatürk’ün, “Ben çocuk haftasını, çocuklara hürmet edilmesini temin ve onların zaafından yararlanarak çok defa yapıldığı gibi onlara eziyet ve hayvan gibi muamele edilmesini önlemek için meydana getirdim. Bu tedbirim, milletin geleceğine karşı gösterilen bir saygı olarak görülmelidir.” dediğini aktarmıştır. Maarif Teşkilatı da çocuk haftası etkinlikleri çerçevesinde okulları tatil ederek tüm öğrencilerin kutlamalara katılmasını sağlamıştır. 


23 Nisanlarda çocuklarımızın temsili olarak bazı makamlara oturmaları ve yurdun değişik yerlerinden Ankara’daki törenlere katılan öğrencilerin Ankaralı ailelerin yanında misafir edilmesi uygulamaları da 1929’da başlatılmıştır. 23 Nisan 1929’da öğleden sonra Ankara Palas’ta verilen çocuk balosuna Cumhurbaşkanı Atatürk, TBMM Başkanı Kazım Paşa, Başbakan İsmet Paşa ve Bakanlar Kurulu üyeleri katılmıştır.




Arşiv belgeleri de Hükümetin 23 Nisan Çocuk Bayramlarına çok önem verdiğini kanıtlamaktadır. Örneğin, 7 Nisan 1932 tarihinde, “Çocuk Bayramı sebebiyle Nisan'ın 20'sinden 30'una kadar mektup ve telgraflara şefkat pulu yapıştırılması hakkında kanun layihası” hazırlanmıştır. 8 Nisan 1936 tarihinde, “23 Nisan Çocuk Bayramı münasebetiyle Halkevlerinin çocuklarla ilgili konferanslar vermesi ve müsamereler düzenlemesi.” istenmiştir. 1935’te çıkarılan 2739 sayılı “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun”la 23 Nisan “Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kutlanmaya başlanmıştır. 23 Nisanlarda fiilen “çocuk bayramı” ve “çocuk haftası” da kutlanmaya devam etmiştir. 1935’ten sonra resmen “23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı ve Çocuk Haftası” ifadesi kullanılmıştır.


Hürriyet 23 Nisan 2016










23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ
KUTLU OLSUN
SB.









23 NİSAN






23 Nisan törenleri “şehitler var” diye iptal öyle mi?


Diyarbakır'ın Sur'da Şehit düşen bomba imha uzmanı Haydar Çetin'in oğlu Eymen...
Şırnak Cizre'de yaralanan ve tedavi gördüğü GATA'da Şehit olan Ahmet Atilla Güneş'in oğlu Doğan...
Van'da Şehit düşen polis memuru Önder Ertaş'ın kızı Erva...
Tunceli'de Şehit düşen Binbaşı Yavuz Sonat Güzel'in kızı Sude... 
Hakkari Dağlıca'da Şehit düşen Astsubay Üstçavuş Turgay Topsakaloğlu’nun kızı Beren Balım ile oğlu Emir Kayra...
Diyarbakır'da Şehit düşen Osman Bal'ın kızı Özge ile oğlu Süleyman...
Hakkari Şemdinli'de Şehit düşen Özel Harekat Başkomiser Ahmet Çamur'un kızları Ayşe Begüm, Zeynep Ala ve Elif Tuğçe...









Kurtuluş Savaşı’nda sayısız şehit çocuğu öksüz ve yetim kalmıştı. Bu kutsal emanetlere sahip çıkabilmek için, bizzat Mustafa Kemal’in himayesinde 1921’de Ankara Himaye-i Etfal Cemiyeti kuruldu.

23 Nisan henüz “hakimiyeti milliye” bayramıydı. Çocuk bayramı değildi.

23 Nisan 1923’te TBMM’de yapılan Hakimiyeti Milliye Bayramı töreninde, Mustafa Kemal’in isteğiyle, Himaye-i Etfal Cemiyeti Başkanı’na protokolde yer verildi.

Bir sene sonra, 23 Nisan 1924 törenlerinde Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni Mustafa Kemal’in eşi Latife hanım temsil etti.

23 Nisanlar cemiyetin tanıtımı için fırsat olarak değerlendiriliyordu. Mesela… Gelir elde etmek için rozet satılıyordu, 23 Nisan törenlerine katılan herkes bu rozetleri takıyordu. gazeteler teşvik edici yayınlar yapıyordu, her rozet, bir şehit çocuğuna destek manasına geliyordu.

23 Nisanlar, Himaye-i Etfal’le özdeşleşmişti. 23 Nisan denilince şehit çocukları, şehit çocukları denilince 23 Nisan akla geliyordu.

Milliyet gazetesi 23 Nisan 1926’da “Çocuk Bayramı” manşeti attı. Alt başlığında “bugün istiklal günü, vatanın kimsesiz çocuklarına yardım edelim” deniliyordu. Bağış patlaması oldu. Cemiyet, yardım kutuları koydu, para atmak için kuyruk oluştu. Ankara’nın lokantacı, kahveci, otomobilci esnafı 23 Nisan hasılatlarını Himaye-i Etfal’e verdi.

23 Nisan 1927… Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin yayınladığı bildiri gazetelerin manşetlerindeydi: “Büyük Gazimiz, çocuklarımızın 23 Nisan bayramını daha sevinçli geçirmelerine vesile olacak büyük bir jestte bulunmuşlardır. Mustafa Kemal Paşa, otomobillerinden birini, törenlerde çocuklara tahsis etmiş, Cumhurbaşkanlığı bandosunun çocuk bayramı için görev yapmasını sağlamıştır. Çocuklarımız ne kadar övünse ve sevinse yeridir.”

Himaye-i Etfal aynı zamanda şu çağrıyı yapıyordu: “Yaşınızı, memuriyetinizi, işinizi bir tarafa bırakarak, bugün çocuklarınızı şevk ve muhabbetle eğlendiriniz, çocuk şenliklerine katılınız. Bu saadetli günü yavrunuzu bağrınıza basarak bahtiyarlıkla geçirirken, sizin müşfik yardımlarınızı bekleyen, memleketin anasız, babasız yavrularını unutmayınız.”

Mustafa Kemal o sene Himaye-i Eftal balosuna katıldı. Ankara Evkaf Oteli’ndeki baloda, 10 bin lira yardım toplandı.

23 Nisan 1928, artık tamamen “Hakimiyeti Milliye ve Çocuk Bayramı” adıyla kutlanıyordu.

23 Nisan 1929, sadece bir günlük bayramla bırakılmadı, Mustafa Kemal’in talimatıyla yedi güne çıkarıldı, “çocuk haftası” ilan edildi. Etkinlikler çığ gibi büyümüş, tüm yurda yayılmıştı. Himaye-i Etfal’in bu organizasyonu tek başına yapabilmesi artık mümkün değildi. Balolar, konferanslar, anne eğitimleri, müsamereler, yarışmalar, şenlikler içeren kapsamlı kutlamaların organizasyonu, dönemin en büyük sivil toplum kuruluşu Türk Ocakları’na verildi.

(Çocuk Haftası’nın ilk sürprizi şuydu… Türk Ocakları’nın yönetimi 23 Nisan’da çocuklara bırakılacaktı. Bugünkü koltuk geleneği böyle icat edildi.)

Himaye-i Etfal, sadece üç kuruşluk rozet satarak başladığı macerada… Yedi sene gibi çok kısa sürede 300 binden fazla şehit çocuğuna ulaşmayı başarmıştı. 1929 itibariyle, 300 binden fazla yetime düzenli olarak kitap, elbise, çamaşır, oyuncak, süt, yemek ve şeker dağıtır hale gelmişti.

Himaye-i Etfal sayesinde herkes gücü ölçüsünde amca, teyze, dayı, hala olmuş, şehit çocuklarının elinden tutmuştu. Mustafa Kemal vizyonuyla “dünyanın en büyük ailesi” kurulmuştu.

Yani?

Yanisi şu…
23 Nisan törenlerini “şehitler var” gerekçesiyle iptal etmek, sadece Atatürk alerjisi değildir, aynı zamanda cehaletin daniskasıdır.

23 Nisan Çocuk Bayramı’nın varlık sebebi, bizatihi şehit çocuklarıdır.

23 Nisan, kendi çocuğumuzu şefkatle bağrımıza basarken, şehit çocuklarını unutmayalım günüdür. 23 Nisan, bizim çocuklarımızın saçının teline zarar gelmesin diye, kendi canını hiçe sayan kahramanları unutmayalım günüdür.

23 Nisan, bu milletin şehitlerine ve çocuklarına borcudur.

23 Nisan törenlerini, güya hassasiyet göstererek “şehitler var” diye iptal etmek… Sadece Atatürk alerjisi değildir. Şehitlere dair hassasiyetten haberlerinin bile olmadığının kanıtıdır.

Ekstra hazin tarafı…

Şehit çocuklarını himaye etmek için kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti, 1935’te Çocuk Esirgeme Kurumu’na dönüştü. Ve bugün maalesef, Ensar Vakfı’nı himaye eden aile bakanına bağlı… Hakikaten utanç vericidir.

Yılmaz Özdil
15 Nisan 2016,sözcü






Resmi verilerine göre, Türkiye'de 15 bin 424 şehit çocuğu bulunuyor...(Ekim 2015)




"Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, son 15 yılda ihraç kararı verilen dosyalardan yüzde 41'inin cinsel suçları kapsadığını söyledi. Son 15 yılda MEB'de 641 kişi cinsel suçlar nedeniyle ihraç edildi."...basın



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’nin 2015 yılı sonu itibariyle 78 milyon 741 bin olan nüfusunun 22 milyon 871 binini, Birleşmiş Milletler tanımına göre “0-17″ yaş grubunu içeren çocuklar oluşturdu. Böylece, ilk yaygın genel nüfus sayımlarının yapıldığı yıllardan 1935′te toplam nüfusun yüzde 45′ini oluşturan çocukların payı, 2015 yılında toplam nüfusun yüzde 29′una geriledi... (Nisan 2016 Yeniçağ)

Çocukların üçte biri yüksek yoksulluk yaşıyor.













“Bir gün bu yaptıkları haksızlığın karşılığını ödeyecekler.”



“23 NİSAN BAYRAMININ VARLIK SEBEBİ ŞEHİT ÇOCUKLARI”

Çığ, 23 Nisan’ın bayram olarak kutlanmasındaki amacı şöyle anlattı:

“Bu bayram, 1914′de başlayan Cihan savaşı içinde özellikle Çanakkale savaşında ve Kurtuluş Savaşı’nda vatanımızı savunmak için kanlarını veren yüzlerce şehidimizin çocuklarını korumak, onlara “ Devlet olarak babalarınız yerine sizleri koruyacak bizler varız” demekti. Evet bayramın amacı, bu babasız çocukları “size yardım ediyoruz”, diye incitmemek için bu yardımın bir bayram havasına sokulmasıydı.

Bu yardımı yine O büyük insan, Atatürk akıl etmişti. O’nun çocuklara karşı ayrı bir ilgisi ve sevgisi vardı. Tarihte ilk kez bir Devlet Başkanı olarak çocuklara, “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler her biriniz geleceğin bir gülü, bir yıldızı, ikbalisiniz. Ülkemizi asıl ışığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar değerli, önemli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışını! Sizlerden çok şeyler bekliyoruz, kızlarım, çocuklarım”diyerek seslenmiş, onları insan yerine koymuş, onlara yurttaşlık hakkı kazandırmıştır. O zamana kadar çocuklar adam yerine konulmuyordu ki.

İlk olarak 1921 yılında Şehit Çocuklarını Koruma Derneği ( Himaye-i Etfal Cemiyeti) kurulmuştu. 23 Nisan 1923 de de, İlk Cumhuriyet devrinin Büyük Millet Meclisinin açılması, Hakimiyeti Milliye bayramı olarak kutlanıyordu. Bu törende bu şehit çocuklarını korumaya alan Himaye-i Etfal Derneği’ni, herkesin tanıması için Başkanını da protokole davet etmişti Atatürk. Devlette para yoktu bunlar için ayrılacak. Bir tür rozet çıkardılar, onu satmaya başladılar. Böylece büyük bir yardım kampanyası başladı, halk elinden gelen yardımı yapmaya çalışıyordu, 1923-1929 yılları arasında yalnız halkın yardımlarıyla 300 binden fazla şehit çocuğu korumaya alınabilmişti.”

1929 yılında Atatürk, 23 Nisan şenliğinin bir hafta boyunca çocuk bayramı olarak sürmesini önerdi. Bu günlerde balolar, müsamereler, çeşitli şenlikler yapıldı. Bu şenlikleri organize eden Türk Ocağı’nda ilk kez çocuklara bu ocağın idaresindeki kişilerin işlerini yapma hakkı veriliyordu. O zaman başlayan bu gelenek, bir gün için çocuklara devlet başkanlarının yerine oturup onların görevlerini üstlenmek olarak sürdü.

“BUGÜNÜN ŞEHİTLERİ İSE DEVLETİ İDARE EDENLERİN KURBANI”

Muazzez İlmiye Çığ, devleti idare edenlerin çözüm süreci olarak tanımladığı 3 yılda yaşananlara tepki göstererek şunları söyledi:

” Son aylarda o kadar çok gözü yaşlı şehit çocuğumuz oldu ki… Devlet Başkanlarından, bunlara nasıl bir yardım yapılacağı, onların nasıl korunacağı hakkında tek bir söz duymadık. .. Üstelik bu şehitlerin döktüğü kanlar, devleti idare edenlerin çözüm süreci olarak tanımladığı 3 yılda, hemen hemen bütün güney doğu illerimiz, ilçelerimiz terör örgütüne bırakılarak, oraları nereden ne geleceği bilinemeyen bir düşman cephesine döndürdükten sonra, askerimizi ve güvenlik güçlerimizi üstlerine saldılar. Bu şehitler ne yazık ki, vatan savunması için değil, devleti idare edenlerin kurbanı oldular.


“ŞEHİT ÇOCUKLARINI DÜŞÜNECEK ÖNLERİNDE BİR ATATÜRK YOK Kİ”

23 Nisan’ın yurt dışındaki güzel yankılarına da değinen Çığ, AKP hükümetine yönelik sert eleştirilerine şöyle devam etti:

İşin ilginç yanı bizim ülkede yapılması yasaklanan bu çocuk bayramını, Prof. Yılmaz Büyükerşen’in Halk Arena’sında açıkladığına göre; Almanya Frankfurt kentinde belediye başkanı, Türk ve Alman çocuklarıyla kutlamış. Ayrıca Kanada Toronto kenti 23 Nisan gününü Dünya Çocukları Günü olarak ilan etmiş. AKP hükümeti de bu günden yararlanarak Güney Doğu’da haksız yere kanlarını döken şehitlerimizin çocuklarını bir araya toplayarak, onlara hediyeler vererek biraz olsun şenlenmelerini sağlayabilirdi. Ama onu düşünecek önlerinde bir Atatürk yok ki…


“SÜRDÜKLERİ SALTANATI ATATÜRK’E BORÇLULAR”

Ünlü Sümerolog, Atatürk’ü ve milli bayramlarını gölgelemeye çalışanlara yönelik 23 Nisan dersini şöyle tamamladı:

“Bütün yaşamlarını ve sürdükleri saltanatı Atatürk’e borçlu olduklarını bildikleri halde, halka onu unutturmak için Çocuk Bayramını, Gençlik Bayramını, Cumhuriyet Bayramını, Zafer Bayramını ve en son da onun ölüm gününü kaldırmak için ellerinden geleni yapanlar, bir gün bu yaptıkları haksızlığın karşılığını kuşkusuz ödeyeceklerdir.”

Ayla Özdemir, 
19 Nisan 2016, sözcü





ÇOCUKLARIMIZ GELECEĞİMİZDİR...










23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ
KUTLU OLSUN
SB.








27 Aralık 2014 Cumartesi

Yazın bi kenara...






Çocuk cehennemi

Bakan çocuklarının yatak odalarından kasaların fışkırdığı, paraların sıfırladığı gün… Konya’da henüz nüfusa kaydedilmemiş bir bebek, camları kırık, naylon örtülü, tek odalı kerpiç evde, donarak can verdi. Ayaz bebek 40 günlüktü.



Asrın lideriyiz, stratejik derinliğiz filan diye ortalıkta gezinen arkadaşlar, o kadar hazırlıksız, o kadar dünyadan bi haberdi ki… Musul konsolosluğundan kelle kesenler tarafından kaçırıldığında, Ela bebek 1 yaşındaydı.



Ankara’nın hataları yüzünden Reyhanlı havaya uçtu. 52 canımız gitti. Fatmanur’un sadece kolu bulunabildi. Elleri kınalıydı. Bileğinde bileziği vardı. Anca öyle teşhis edilebildi. Anneler Günü’ydü. Fatmanur 2 yaşındaydı.



Duble yollarla övünüyorlar, sağlık reformu yaptık falan diye atıp tutuyorlar. Van’ın Çeli mezrası beyaz örtüyle kaplanmıştı, Muharrem’in ateşi çıkmıştı, sayıklıyordu, hastaneye götürmek istediler, yollar kapalı, telefonla yardım çağırdılar, gelen olmadı, Muharrem öldü. Κarayolları, sağlık ekipleri, karakol hakkında suç duyurusunda bulunmak istediler. Kolay mı? “Otоpsi yapmamız lazım, cenazeyi getir” dediler. Babası, evladının cansız bedenini çuvala koydu, sırtladı, köye kadar 16 kilоmetre yürüdü. Muharrem 3 yaşındaydı.



Kuş gribi salgına dönüşmüştü, hala üstünü örtmeye çalışıyоrlardı, hayatını kaybeden çocuklara “kuş gribi değil, zatürree” raporu verilmişti. Kim vermişti bu skandal raporu? Ankara Refik Saydam Hıfzısıhha Entsitüsü Başkanı vermişti. Basın рeşine düştü. Aradılar taradılar, bu skandal raporu verdiği gün, hacca gittiği tespit edildi. Mekke’de beş yıldızlı Ümmül Kurra otelinde kalıyordu. Gazeteсiler ısrarla telefon ediyor, başkan bey telefona çıkmıyor, eşi açıyor, “bizi rahat bırakın, buraya ibadetimizi yaрmaya geldik” deyip, kapatıyordu. Zatürree diye toprağa verilenlerden biri, Şahide’ydi, 4 yaşındaydı.



Güneşli, pırıl pırıl bir İstanbul günüydü, kız çocuğu o sabah pek neşeliydi, annesiyle el ele tutuşmuş, hоplaya zıplaya yürüyordu, adımını attı, yok oldu… Evet, aniden yok oldu. Çünkü, karton bisküvi kutusunu ezmişler, düzleştirmişler, rögar kaрağı olmayan kanalizasyon çukurunun üstüne örtmüşlerdi. Basan, içine düşüyordu. Mahmutbey’den düştü, kanalizasyonda sürüklendi, cesedini dört kilometre ötede, teee Ataköy’de yüzeye çıkan derede buldular. Yandaş-taşerоn müteahhit faciasıydı. Senelik 15 milyar dоlar bütçesi olan, rögar kapağı olmayan, bir de vicdanı olmayan şehrin kurbanı olmuştu. Dilara 5 yaşındaydı.



İstanbul’da anaokulu öğrencisiydi, tuvalete gitti, elini yıkamaya çalışırken, lavabo yerinden söküldü, üstüne düşerken kırıldı, boğazını kesti. Oracıkta can verdi. Tuvaletler taşerona yaptırılmıştı, lavabo iki vidayla tutturulmuştu, taşıyıcı destek yoktu, nasıl olsa devlet okulu diye kakalanmıştı. Denetimsizliğe, ihmalkarlığa, sorumsuzluğa şah damarından yakalanan Efe, henüz 6 yaşındaydı.



Mardin’in Bilge köyünde “törerizm” yaşandı. Herifin biri, namus adı altında kalaşnikofla taradı, 6’sı çoсuk, 16’sı kadın, 44 kişiyi katletti. Bu ilkel ülkede doğmaktan başka suçu olmayan çocuklardan biri Yasemin’di, 7 yaşındaydı.



Van’da deprem olmuştu, üç ay geçmişti, hala çadırda kalıyorlardı. Annesi dışardayken, ablası sobaya odun atmak istedi, kıvılcım sıçradı, çadır bi anda alev topuna döndü. Bahar uyuyordu, Mikail uyumuyordu ama kaçamadı. İki küçük kardeşini kurtarmaya çalışırken, onlarla birlikte can veren İsmail, 8 yaşındaydı.



2013 senesinde 59 çocuk işçi, çeşitli iş kazalarında hayatını kaybetti. Kimisi pres makinesine sıkıştı, kimisi elektriğe kapıldı, kimisi kaynak yaparken tutuştu. Νazar’ın babası işsizdi, mecburen eline bir bez parçası alıyor, kırmızı ışıklarda otomobil camı silerek, evine üç beş kuruş götürmeye çalışıyordu. Kontrolden çıkan tır’ın tekerlekleri altında ezilerek son nefesini verdi. Nazar 9 yaşındaydı.



Soma’da…
432 çocuk yetim kaldı.
Yaş ortalamaları 10’du.



Konya’nın Balcılar beldesinde kaçak Kuran kursu yurdunda gaz sızıntısından patlama oldu. 17’si kız çocuğu, biri kadın hoca, 18 insanımız can verdi. Ne milli eğitimin izni vardı, ne diyanetin izni vardı, ne deprem raporu vardı, ne itfaiye raporu vardı, ne denetleyen vardı, ne hesap soran vardı… Takdiri ilahi deyip geçtiler. Beyza, Rukiye, Teslime, Hatice, Zehra, Huriye, Ümmünur 11 yaşındaydı.



Siirt Pervari’de 13 yaşında anne оlan çocuk gelin, 14 yaşında av tüfeğiyle canına kıydı. İsmi Kader’di. Evlendirildiğinde 12 yaşındaydı.



Kız çocuğunu, babası yaşındaki, dedesi yaşındaki heriflere satıyоrlardı. Para karşılığında 26 erkeğin koynuna sokmuşlardı. Aralarında subay vardı, astsubay vardı, öğretmen vardı, muhtar vardı, kaymakamlık memuru vardı, zabıta vardı, banka veznedarı vardı, esnaf vardı, korucu vardı. Yargılandılar. Çоcuk suçlu bulundu… Mahkemeden resmen “kızın rızası vardı, isteseydi karşı kоyabilirdi” kararı çıktı. Devlet tarafından ırzına geçilen kız, 13 yaşındaydı.



Sigarayı yasakladığını zanneden Türkiye’de uyuşturucu kullanımı, ilkokul seviyesine indi. En son geçen ay, İstanbul Ağaçlı Rehabilitasyon Merkezi’nde bir çocuk bonzai’den öldü, 14 yaşındaydı.



Babalar Günü’ydü. Εkmek almak için evinden çıktı, polis tarafından bibergazı kapsülüyle kafasından vuruldu. Komaya girdi. 269 gün direndi. 16 kilоya düştü. Vebali en ağır 16 kiloydu. Ömrünün son beş gününde, epilepsi krizi geçirdi, kalbi durdu, makineye bağlandı, akciğerinde delik oluştu, beyin fonksiyonları çalışamaz hale geldi, kaybettik. Κaşı kara, gözü kara, o yiğit çocuk 15 yaşındaydı.



Devrim şehidi Kubilay’ı anma töreninde konuştu, vay efendim padişahımız efendimize laf söyledi dediler, оkulunu bastılar, mahkemeye götürüp, tutukladılar. Hapse tıkılan lise öğrencisi Mehmet Emin, 16 yaşında.



Çocuklarımıza “bayram” armağan eden Mustafa Kemal vizyonunu… Çocuklarımız için “kabus”a çevirdiler.



O nedenle, çocuklar direniyor.
Bakın, AKP iktidara geldiğinde, Ali İsmail Korkmaz 8 yaşındaydı, Mehmet Ayvalıtaş 10 yaşındaydı, Abdullah Cömert 11 yaşındaydı, Ahmet Αtakan 11 yaşındaydı, Ethem Sarısülük tıpkı Μehmet Εmin gibi 16 yaşındaydı.

Özgürlük bayrağı elden ele taşınıyor.



Yazın bi kenara.
Büyükler kıçından kоrkuyоr ama…
Çocuklar götürecek bunları.



Yılmaz Özdil
Sözcü 26 Aralık 2014























"- Bir şey mi yapacaksın Kemal?

- Evet Paşam, bir şey yapacağım.

- Allah muvaffak etsin.

- Mutlaka muvaffak olacağız."



MAYIS 1919
























23 Nisan 2014 Çarşamba

ÇOCUKLARIMIZ






Çoğu ailelerin öteden beri çok kötü bir alışkanlıkları var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler. Zavallılar lâfa karışınca, sen büyüklerin konusuna karışma der, sustururlar. Ne kadar yanlış, hatta zararlı bir hareket. 

Halbuki tam tersine, çocukları serbestçe konuşmaya; düşündüklerini, duyduklarını olduğu gibi ifadeye teşvik etmelidirler; böylece hem hatalarını düzeltmeye imkân bulunur, hem de ileride yalancı ve riyakâr olmalarının önüne geçilir.

Kısacası, artık çocuklarımızı düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da, başkalarının samimî düşüncelerine saygı beslemeye artık alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışmalıyız. 

Bence bunlar, çocuk terbiyesinde ana kucağından, en yüksek eğitim ocağına kadar her yerde, her zaman üzerinde durulacak önemli noktalardır. 

Ancak bu suretledir ki, çocuklarımız memlekete yararlı bir vatandaş ve mükemmel birer insan olurlar."


Mustafa Kemal Atatürk


(Alıntı)