Translate

25 Ağustos 2015 Salı

Tarih boyunca Türkler ve Anadolu









Tarih boyunca çok farklı ve geniş bir coğrafyaya yayılmış ve gittiği her yerde imparatorluklar, devletler kurmuş olan Türk milletinin Anadolu’ya kesin olarak yerleşmesiyle Batılıların oklarına hedef olması tarihsel bir olgudur. Tarih bilgisi açısından yüzeysel bilgi sahibi olanlar ile art niyetli Batılılar, Anadolu'nun Türkleşmesini 1071 Malazgirt Savaşı'yla başlatırlar. Ne var ki Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi çok öncelere dayanır. İskitler, M.Ö. 680 yılından itibaren ve Milattan sonraki yıllarda da çok çeşitli Türk boy ve toplulukları Anadolu’ya gelmişlerdir.

Bu noktada tarihçilerin iddia ettikleri ve araştırılması gereken bir husus İskitlerin gelişinden çok önceki yıllarda Mezopotamya’da kurulan uygarlıkların temelinin de Türk soylular tarafından atıldığıdır. Yine Milattan önce Anadolu’daki Truvalıların ve Güney Avrupa’daki de Etrüsklerin Türk soylu oldukları son yıllarda sıklıkla savunulmaktadır.

Bu bağlamda Milattan sonraki yıllarda Anadolu’ya yerleşenler arasında Hun Türklerini de özellikle belirtmek gerekir. Çünkü, Büyük Hun İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunların bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu'ya gelmiş, 451 yılında onları Akhunlar izlemişlerdir. Büyük bir göç dalgası da 466'da gerçekleşmiş, Avrupa Hunları'na bağlı Ağaçeri Türk boyları Anadolu'ya gelmişler ve yerleşmişlerdir. Anadolu'ya doğru diğer iki önemli Türk göçü 558 ve 575 tarihlerine rastlamaktadır. Güney Kafkasya'da Hazar İmparatorluğu'nun temelini oluşturan Sabar Türk toplulukları bu sürede yoğun bir şekilde Anadolu'ya gelmişlerdir. 

Bulgar Türkleri, Avar Türk boyları, Uz-Peçenek Türkleri ve Kuman-Kıpçak Türk boyları da Anadolu'ya yoğun olarak gelen ve yerleşen Türk boyları arasında bulunmaktadır. Bu boylar arasında özellikle Balkanlar'dan Anadolu'ya gelen Bulgar Türkleri ile Kafkaslardan gelerek yerleşen Kuman-Kıpçak Türkleri; Doğu Karadeniz Bölgesi'nin Türkleşmesinde çok önemli bir yere sahiptirler. Bütün bu göçler nedeniyle Sultan Alpaslan Malazgirt savaşı ertesi Anadolu’yu ele geçirince bu coğrafyada yerleşmiş Türklerle dolu bir yurt bulmuş ve Selçuklu İmparatorluğunu buraya taşıyarak Türklüğü kalıcı kılmıştır. 

Ne var ki dünyada en çok devlet kuran milletin Türkler olduğunu bilen Batılılar bu gelişmeyi hazmedemeyip Türkleri Anadolu’dan kalıcı olarak çıkarmak için Haçlı seferlerini başlatmışlardır. Türk milleti bütün bu saldırıların üstesinden gelmeyi bilmiş ve Anadolu toprakları üzerinde bir çok beyliklerin yanı sıra Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları ile bugünkü güçlü, bağımsız, çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur.

Özellikle sömürgeciliğin zirveye çıktığı bir dönemde ortaya çıkan ve mazlum milletlere örnek olan bu gelişme ise Batılıları rahatsız etmiş ve üzerimizde geleneksel “parçala-böl- yönet” stratejileri uygulanmaya konulmuştur. 1800’lü yılların ortalarında yürürlüğe konulan Şark Meselesi ve bugünkü Büyük Ortadoğu projeleri işte bu amacı taşımaktadır.

Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi ve Ön Asya’da İslamiyetin hamisi ve İslam aleminin önderi durumuna geçmeleriyle Avrupalılar açısından bir kabus dönemi başlamıştır. Tüm Avrupa’da Kilise tarafından yaratılan panikle önce Haçlı Seferleri yapılmış, yenilgiyle biten bu seferlerden sonra süreç içinde ortaya konulan “Şark Meselesi”,Türk veya Osmanlı meselesi halini almıştır. Artık Batı dünyası için İslamiyet ile Türklük aynı anlamı ifade eder olmuş ve nihayetinde Türk-İslam ve Avrupa-Hıristiyan mücadeleleri “Şark Meselesi”nin temelini teşkil etmiştir.

“Şark Meselesi” , özellikle 250 yıldır dünyanın büyük devletlerini meşgul etmiştir. Hele bölgede ciddi petrol ve doğalgaz kaynaklarının bulunması başta Avrupa devletleri, Rusya ve süreç içinde ABD’yi de işin içine sokmuştur. Sömürgeciliğin kurallarını iyi bilen her emperyalist devlet yaratılan “güç dengesi “politikasına uymuş ve “Şark Meselesi”ni kendi çıkarlarına uygun şekilde ele almıştır.

Bu bağlamda “Şark Meselesi”nin geçirdiği süreçleri; Türkleri Anadolu’ya sokmamak, Türkleri Anadolu’da durdurmak, Türklerin Rumeli’ye geçişini önlemek, İstanbul’un Türkler tarafından fethini engellemek ve Türklerin Balkanlar üzerinden Avrupa içlerine doğru ilerleyişine mani olmak şeklinde yorumlayan tarihçilerin görüşleri önemlidir. Bu çerçevede Balkanlardaki çeşitli etnik gruplar ve Doğu Anadolu’daki Ermeniler özellikle din adına kışkırtılmış, kanlı isyanlar çıkarmalarına destek olunmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne rağmen ve zamanının en büyük emperyalist güçlerine karşı 9. Haçlı Seferi diyebileceğimiz savaşı da vererek Anadolu’da kalmayı başaran Türklere karşı yeniden başlatılan Sevr anlamındaki planlar ise bugün 10. Haçlı seferi anlamında bir girişimi söz konusu etmektedir.

Bu bağlamda emperyalist Batılıların yıllardır bıkmadan ısıtıp ısıtıp önümüze sürdükleri ve el altından veya açıkça destekledikleri "Kürt Sorunu”nun altında bu emel, yani Türkleri Anadolu’dan kalıcı atmak vardır. Bu çizgide sözde müttefiklerimiz temel sömürgeci mantığı ile “parçala-böl-yönet” stratejisini uygulamaya koymuşlar ve Anadolu’daki Türk boylarını bile ayrı bir etnik gurup şeklinde ortaya sürerek bölünmeyi, bölücülüğü açıkça desteklemişlerdir.

Özellikle ABD’li stratejistlerce yıllardır planlandığı bilinen ve Sovyetler Birliğinin parçalanması başarıldıktan sonra sahneye açıkça konan Büyük Ortadoğu Projesi bizi de öncelikle ele aldığından çok önemlidir.

Söz konusu Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili en çarpıcı açıklama ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice tarafından 2003 yılında yapılmıştır. Rice bu açıklamasında Ortadoğu’nun dönüştürülüp, Fas’tan Basra körfezine kadar Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini, Türkiye’nin de bunların içinde olduğunu vurgulamıştır.

Bu bağlamda ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ile şu beş hedefe ulaşmak istediğini söyleyebiliriz:

1- ABD bu proje ile kendisine ve İsrail’e rakip olabilecek muhtemel güçlerin oluşmasını engellemek istemek,

2- ABD bu proje ile rakipsiz askeri gücünün olanaklarını kullanarak petrol zengini Ortadoğu bölgesini kontrolü amaçlamak,

3- Amerika bu proje ile Ortadoğu bölgesinde bulunan petrol ve doğalgaz kaynakları üzerinde denetimini sağlamak istemek,

4- Kendisine rakip veya rakip olabilecek Avrupa Birliği, Çin ve Japonya’yı bu kaynaklardan uzak tutmak istemek, ve

5- Onlara göre var olan ve temeli Afganistan’da kendileri tarafından Mücahiddinlerin kurulmasıyla atılan köktendinci terör diye adlandırılan görünüşteki terörü önlemek.

İşte son bir yıl içinde Arap ülkelerinde demokrasi adına başlatılan halk ayaklanmaları ve Türkiye’deki bölücü terörün artan şekilde azıtması ve giderek siyasallaşması bu planının parçasıdır. Ne var ki Türk milleti tarihte, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan coğrafyada, çok güçsüz olduğu zamanlarda bile üzerinde oynanan oyunların üstesinden muzafferiyetle gelmesini bilmiştir. Bunu bilmeyen, bilmek istemeyen sözde müttefiklerimizin almaları gereken dersin sayfaları da tarih kitaplarında açıkça resmedilmiştir........


Ali KÜLEBİ , 2011
ART Dış Politika Direktörü











TÜRK ÜLKÜSÜ – TÜRK KİMLİĞİ



Türklüğün yazılı tarihinden bu yana atalarımızca, bağımsızlık, egemenlik ve adalet çizgisinde yönetilen Türk milleti ve bağlı topluluklar, bundan rahatsız olan düşmanlarımız ve onların içteki destekçilerinden fırsat bulduğu sürelerde yönetimi altındaki insanlara refah, mutluluk, güvence ve huzurlu bir hayat sağlamıştır. Ne var ki, toplumları yönetmedeki özel yetenek ve büyük devletler kurmadaki başarımız çoğu kez karşımızdaki güçlerce bir tehdit olarak algılanmış ve süreç içerisinde, maalesef içerimizdeki, Türklük duygusu zayıflayan, bu zayıflamanın hedeflerinin kanlarındaki değişime bağlanması gereken yöneticiler, bilinçli veya bilinçsiz şekilde Türklüğün bu kutsal görevini yerine getir(e)memişlerdir. Bu süreç içinde Türklüğün varlığı kimi zaman tehlikeye de girmiş ve ancak, yine de her seferinde, son keresinde Gazi Mustafa Kemal örneğinde olduğu üzere kurtarıcılar çıkagelmiştir. Tarih ve millet şuuruna haiz olan biz Türkler, en zor koşullarda olsak bile, en güçlü ülkelerin hepsi birden bir tehdit olarak üzerimize çullansa bile bunun üstesinden gelecek devlet adamlarını çıkarabilecek bir manevi mirasa sahibiz. Bu miras genetiktir. Türkler hiçbir zaman köle olmamıştır ve asla olmayacaktır. Kendini köle durumuna düşürmek isteyenlere de her zaman şamar vuracaktır.

Ancak Türk milletinin sahip olduğu bağımsızlık, yönetmek ve kurtarıcı olma hasletleri bugün maalesef içeriden, sol ve sağ beynelmilelciler ve mandacı-sözde-aydınlar tarafından tehdit edilmektedir.

Atatürk’ün büyük bir şahlanışla kazandığı ve gelecek kuşaklara emanet ettiği cumhuriyetimizi ve bağımsızlığımızı hala “koruma” aşamasındayız. Bu korumayı somut olarak yabancı emellerine karşı koyarak gerçekleştirirken, ayrıca bu sağ ve sol beynelmilelcilerden, yani Türklüğü bir kenara iterek “ümmet” ve “İkinci Cumhuriyet” söylemleriyle ortaya çıkan, çoğunluğu da mandacı aydın veya kendini aydın zannedenlerle de uğraşmak durumundayız. 

Bugünkü görünüm, ihmal edilmeyecek kadar çok önemli noktaya gelmiş tehditlere karşı ülkesini seven bütün vatanseverlerce alabildiğine uğraşılması gereğini ortaya koyuyor. Hâlbuki asırlardır büyük imparatorluklar kurmuş olan Türk Milleti’nin artık, şu anda bulunduğu bağımsızlığını koruma aşamasından çoktan çıkmış, ikinci aşamayı, yani Türk Birliği’ni tesis etmiş olması gerekiyordu. Daha açık bir ifade ile bütün dünyadaki tüm Türklerin, yabancı egemenliği altından kurtarılıp tek bir bayrak altında toplanması sağlanmalıydı. Veya şu anda, 1990’dan sonra bu şansı yakalamış olan Türk Devletleri’nin, en azından bir ekonomik birlik haline getirilmesi sağlanmalıydı. Bunu sağlamanın yollarının siyasi ve askeri faaliyetler ve uğraşlarla olacağı açıktır. 

Türklük düşmanı, Türklüğü tehdit ve rakip olarak gören Batılı emperyalist ülkelerin veya ümmetçi çizgideki İslam ülkelerinin içerideki yandaşlarının Türklüğün ufkunun genişlemesini engelledikleri açıktır. Halbuki büyük devlet konumuna gelmiş Türk yönetimleri çevresindeki, yönetilmek üzere yaratılmış milletlere tarih boyunca hep insanca, istikrarlı ve adil bir yaşam sağlamıştır. Çünkü Türklüğün en büyük özelliği disiplinli, adil yönetim uygulayıcı, hoşgörülü, asker bir millet olmasıdır.

Bu günlerde 70 milyonun üzerine çıkmış Anadolu Türklüğü’nün, 300 milyonluk bir Türk Dünyası’na yol gösterici, birleştirici bir çimento ol(a)maması için, içimizdeki hayalci Batı muhibi, Arap muhibi, AB yanlısı, ABD ve Siyonist yanlılarının maddi, manevi, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde gösterdikleri çabalar Türklüğü zayıflatmak içindir. Günümüzde söz konusu çabalar/oyunlar adı geçen “hainler” tarafından Türkiye’de bir Kürt milliyetçiliği yaratmak şeklinde hayata geçirilmektedir. Böylece, Türkçülük de bu konuda ciddi bir refleks ile yanıt verme konumuna getirilmiştir. Başka bir deyişle milletin sabrı zorlanmaktadır.

Kökünü Türk Milletinin tarih şuurundan, Türklük ülküsünden, tarihsel mirasından ve bağımsızlık hasletlerinden alan Türkçülük, bugüne kadar kendini, içindeki % 6 kadarlık bir kesim rahatsız olabilecek, gücenecek diye sınırlamış ise de, bundan sonra bu sınırlama durumunda olmayabilecektir ve olmamalıdır da. Böyle bir sınırlama olgusu bizi bu % 6’nın manevi zorbalığı altına sokar. Esasen bizim başarılarımızın, Türklüğün parlak geleceğinin önüne set çekilmesini arzulayanların da amacı budur.

Artık, üzerimizde son günlerde, özellikle Güneydoğu’da, Şemdinli’de oynananlara ve diğer oyunlara karşı kesin tavır koyma ve mütevazı, sessiz, savunma psikolojisi arz eden durumdan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Artık, barış ve dostluk türküleriyle uyutulup afyonlanmaktan, kurtulmalıyız. Komşularımız Yunanistan ve Ermenistan, çocuklarına anaokullarından itibaren düşmanlığını aşılarken, bütün komşularımızın topraklarımızda gözü varken, AB ve ABD’nin geleceğe dönük projeleri bize Sevr sınırlarını bile çok görürken, hala savunma Türk psikolojisinde bulunmak akılsızlıktır.

Bizler, siyasilerin kişisel veya ideolojik çıkarları uğruna Türk Milleti’nin birliğine kast edebilecek davranışlarına ve bizleri pasifize etmelerine ses çıkarmazsak, tarihi mirasımıza yüz çevirirsek, Türklük Ülküsü’nün emrettiği yoldan dönersek, bu kadar şeceresi belli olmayan hainin bulunduğu ortamda yok olmamız bile söz konusu olabilecektir.

Hal böyleyken son günlerde karşımıza çıkarılmış olan ve milli bütünlüğümüzü tehdit eder boyutlara getirilmek istenen “kimlik” söylemi konusu da bu vesileyle üzerinde önemle durulması gereken bir husus.

Tarih boyunca Türk Devletleri ile sürekli uğraşan Ruslar’ın bir generali diyor ki, ‘”Bir milleti en kolay yıkmanın yolu tarihini çökertmektir. Bunu, değişik parçaların bir araya gelmesiyle oluşan mozaik haline getirirseniz dağılması da kolay olur”.  

Eski Sovyet casusluk örgütü KGB tarafından vaktiyle mozaik toplum söylemi de bu şekilde bir yaklaşımla, Türkiye üzerinde oynanacak oyunun bir parçası olarak kullanılmıştır. Şimdi de emperyalist Batı tarafından ulusları parçalamak için yaratılmış yeni ve benzeri bir stratejinin parçası olduğuna inandığımız ve bu çerçevede özellikle Türklüğün bütünlüğüne zarar vermeyi amaçlayan bu tür söylemlere şiddetle karşı çıkmak, atalarımızın dökülen kanları pahasına bize miras olarak intikal eden vatanımızın bütünlüğünün bir gereğidir.

Bu bağlamda özellikle hatırlanması gereken husus da, Türklüğün Anadolu’ya adım atmasından sonra, çoğu üzerimize yönelmiş olan sekiz Haçlı seferinin gerçekleşmiş olmasıdır. Atalarımız bunları her seferinde def etmeyi başarmış ve  üzerimize gelenleri Avrupa’nın içlerine kadar gerisin geriye kovalamıştı. Sonradan yüce Türk milleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra maruz kaldığımız 9. Haçlı seferini de büyük Atatürk’ün önderliğinde püskürttü. Ne var ki bugün geçmişteki yöneticilerimizin de gafletleri nedeniyle ülkemiz adeta bir çeşit 10. Haçlı seferiyle üzerimizde emelleri olanlarca kuşatılmış durumda.

Geçmişte Türklüğü Anadolu’dan çıkarma amaçlarına ulaşamayan yabancı güçler bugün çeşitli vasıtalarla bizi Sevr sınırlarına geri getirmek ve Anadolu’dan tamamen çıkartmak istiyorlar. Bunu sağlamak için de içerdeki işbirlikçilerle, mandacı aydınlarla beraber yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Özellikle AB’yi ve AB kriterlerini bahane ederek her konuda üzerimize gelirken, strateji olarak her seferinde karşımıza yeni talep ve konularla çıkıyorlar. Bu kâh sözde Ermeni soykırımı ve kâh ekümenlik, Heybeliada, Ege konuları oluyor.

Bu yabancı güçler hiç şüphe edilmesin ki yarın da başka konularla, milli bütünlüğümüze kast eder şekilde karşımıza dikilecekler. Bu bağlamda işte son ve çok can sıkıcı bir şekilde sahneye konan ve cumhuriyetimizin temellerini hedefleyen yeni bir senaryo da, “Türk kimliğinin” dile getirilmesi ve sözde mozaik bir toplum zorlamasıyla ulusal birliğimiz ve üniter bütünlüğümüzün tehdit edilmesi olarak ortaya çıkmakta. Bunla bağlantılı olarak, yeni dünya düzeni tartışmaları ve bunun mucitlerinin yanı sıra Sevr emelleri ile yanıp tutuşan tarihi düşmanlarımızın da özel gayretleriyle, Türkiye maalesef akıl almaz bir şekilde etnik tartışmaya sürüklenmek istenmektedir.

Hâlbuki Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında ve sonrasında yüce Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” söylemi doğrultusunda ülkemizdeki bütün etnik yapı ve kültürler, beraberce yaşayabiliyor ve barışın gölgesinde çağdaş uygarlık yolunun nimetlerinden faydalanıyorlardı. Ne var ki Sovyetler Birliği’nin dağılması, ortak düşman olan komünizm tehlikesinin ortadan kalkması, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte bugün Türkiye’nin de içinde/hatta merkezinde bulunduğu bölgede etnik ve dinsel çatışmalar belli güç odaklarınca, Birinci Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi kışkırtılmaya başlanmıştır.

Coğrafi konumu nedeniyle içinde değişik kökenlilerin de bulunduğu bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizin, yeni dönemin güç odaklarınca oluşturulmaya çalışılan yeni düzenden olumsuz etkilenmesi için, bu süreçte özel gayretler gösterilmekte ve kardeşçe yaşayan insanlarımız bu yabancı güç odaklarınca, Birinci Dünya Savaşı sonunda kışkırtılan Ermeniler ile aynı taktik ve desteklerle devletimize karşı gelmeye itilmektedir.  Maalesef belli bir zamandır sistemli bir şekilde yürütülen alt kimlik-üst kimlik tartışmalarıyla da Türkiye’nin etnik yapısı kurcalanmakta ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, toprağı ve milletiyle bir arada tutan değer olan “ulusal birlik ve bütünlük” sarsılmak istenmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 66. Maddesi, “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür" der. Ancak bugünlerde nedense, Amerika Birleşik Devletleri’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olanlar kendilerini “Amerikalı”,  Almanya Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olanlar kendilerini “Alman” olarak tanımlarken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olanların “Türk” diye tanımlanması bir şekilde rahatsızlık verir olmuştur.  Ve maalesef bu günlerde, kimlik tartışmalarıyla birlikte anayasa değişikliği de tartışılır olmuş ve hatta artık kimi etnik gruplara anayasal vatandaşlık tanınması talepleri üniter bütünlüğümüze kast edenlerce dile getirilmektedir.

Etnik kimlik söylemi, emperyalist Batı’nın ulusları parçalamak için kullandığı sistemin devamı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bunun altında, önce kimlik söylemiyle milli yapıyı zedelemek, sonra anayasal vatandaşlık tanımları geliştirmek, bu arada yerel yönetimleri güçlendirmek ve böylece federatif devlet yapısına geçişi kolaylaştırmak, nihayetinde de etnik kimliklerin yoğunlaştığı bölgelerde küçük devletçikler yaratmak hedefi bulunuyor.

Aynı oyun Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında denenmiş ve büyük ölçüde başarıya ulaşmış ancak yine de geriye Türkiye Cumhuriyeti gibi devasa bir devlet kalmıştı. Şimdi de aynı emperyalist güçler şartların yeniden oluştuğu inancıyla oyuna kaldıkları yerden devam etmeye giriştiler. Türkiye bir yandan Avrupa Birliği, IMF gibi uluslararası kurum ve kuruluşlar ile üstten sıkıştırılırken bir yandan da ülke içerisindeki menfaatçi-işbirlikçilerin katkısıyla etnik ve dini kimlikler yoluyla aşağıdan sıkıştırılmaktadır. Nitekim yıllardır sözü edilen “küreselleşme” yani, “yeni dünya düzeni”nin de ulus devletleri ortadan kaldırmak için bu yöntemi benimsiyor.

İşte üzerimize kara bulutlar gibi çökmek isteyen yabancı güçlere ve onların işbirlikçileri beynelmilel sağ, sol, ikinci cumhuriyetçi, ümmetçi ve özellikle “maydınlara” yani mandacı aydınlara hatırlatılması gereken husus, ülkemizin, yüce Atatürk’ün de ifadesiyle “Türkeli” olduğudur. Bunun dışındaki diğer bütün söylemler, yakıştırma ve iddialar gerici ve bölücü bir yolun işaretidir. Bu söylemlerin sonu ülkemizde federatif bir yapıya yol açabilir ve  milletimizin bekasını, ulusal bütünlüğümüzü tehdit edici unsurlardır. Bu söylemler, Atatürk milliyetçiliğinin tek dil, tek millet anlayışına karşıdır. Bu tür söylemler yüce Atatürk’ün bizlere emanet etmiş olduğu ve tek bir ulus bilinci amaçlayan mirasa da ihanettir.

Ayrıca ve yine bu bağlamda özellikle değinilmesi gereken bir nokta da, Türklüğü kabul edemeyip, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliğimizdir” demenin kişisel bir çelişki göstergesi olduğudur. Yine, “Ne Mutlu Türküm Diyene” demek yerine “Ne mutlu Müslüman’ım diyene” demek de ve birbirlerini tamamlayan bu önemli kutsal iki unsuru, siyasi amaçlarına uygun bir şekilde ve milletimizin kutsal duygularını sömürmeyi amaçlayarak, birbirine karşıymış veya alternatifmiş gibi göstermek de kabul edilemez ve maksatlı bir yoldur. 

Çünkü Türk milletinin bir kimlik sorunu yoktur. Türk milletinin dini de kökeni de birbirlerini tamamlayan ayrılmaz kutsal iki unsurdur. Türk milleti laik anlayış çerçevesinde dinini de en az, Müslüman olduğunu iddia eden ve halkını ideolojik anlamda böyle kontrol altına almış olan ülkelerin vatandaşları kadar yaşayabilen bir toplum olmanın huzuruyla yaşamaktadır. Ucuz oy peşinde koşan politikacıların toplumu bu yönde de zaafiyete uğratma çabaları, eğitim düzeyimiz arttıkça başarısız kalacaktır. Bu nedenle çağdaş eğitime karşı giderek artan düşmanlık da üzerinde durulması gereken bir husustur. 

Ancak gözüken odur ki, AB ve Soros örneği  yabancı güçlerin özellikle yerel yönetimlere otonomi verilmesi yolundaki telkin ve baskıları ve yine yabancıların, Mustafa Kemal’in önderliğinde emperyalistleri ülkemizden kovan kahraman ordumuzu pasifize etme çabaları bu tür kimlik söylentileri ile ilişkilendirildiğinde Sevr ve mütareke günlerinin 21. Yüzyılda Türk milleti için yeniden geri getirilmesinin çabaları olarak gözükmektedir. Yine 20. yüzyıl başlarında birçok doğu ülkesini emperyalist çıkarları uğruna kontrolü altına almış olan Batı ülkeleri Türkler ile başa çıkamadıklarından dolayı, Lozan’dan bu yana içlerine sindiremedikleri düşmanlığı ve kuyruk acısını bize çeşitli kimlikleri enjekte etme çabası çerçevesinde suni kimlikler yaratarak, 9. Haçlı Seferi olarak düşündüğümüz Kurtuluş Savaşımız’dan sonra 10. bir Haçlı Seferi ihtirasıyla Türk milletini Anadolu’dan çıkarmak için her çareye başvurmaktadırlar.

Ne var ki yabancı güçlerce özellikle  bilinmesi, göz önüne alınması gereken bir gerçek de, büyük Türkçü ve düşünür Nihal Atsız’ın işaret etmiş olduğu  üzere, Türk milleti’nin, Türk kökeninden gelenlerle, Türk kökeninden gelmiş olanlar kadar Türkleşmiş kimselerden meydana gelen yüce bir topluluk olduğu hususudur. Türk milleti, şuuraltında veya duygularının gizli yönünde başka bir ırkın şuur ve özleyişini taşımayan kimselerdir.

Birtakım kişilerin kişisel veya ideolojik çıkarları uğruna Türklük ülküsünü pasifize etmelerine, ulusal yapımız ve üniter bütünlüğümüze kast etmelerine karşı tavır almaz ve ses çıkarmazsak Türk milletine ve Atatürk’ün bize emanet ettiği cumhuriyete ihanet etmiş olur ve şeceresi belli olmayan bir sürü hainin bulunduğu ortamda Türk milleti olarak karanlık günlere adım atarız.


Ali Külebi, 2006
diğer makaleleri













- Saldırganlık küresel güçlerin sömürülmesini istedikleri her bölgeye yönelik bir istidat gösterir. Ama jeopolitik konumumuz açısından en büyük tehdit merkezi Türkiye'dir.

- Enerji deposu olan Ortadoğu "BOP" gibi bahanelerle kontrol altına alınmaya çalışılırken bölgenin en güçlü ülkesi Türkiye'nin bundan etkilenmemesi olanaksız olacaktır.




Alınması gereken önlemler:


Dünyada artarak süregelen hegamon baskılar sonucu ulus devlet bilincinin artacağı veya artması gerektiği gerçeği gün geçtikçe ortaya çıkmaktadır.


Süreç içinde uluslararası ittifakların önem kazanması söz konusu olacaktır.


Türkiye olarak bağımsız kalmak için yeni, güçlü ve gerçekçi ilişkiler kurmak durumundayız. Bu ilişkilerin bizim doğumuzda Türk Avrasya'sı coğrafyasında olduğu gerçeği de ortadadır. Çünkü küresel güçler, din, kültür, ekonomi ve askeri yönden ülkeleri kontrol altına almak istemektedir. Buna ancak bizle beraber olan soydaşlarımızla karşı koyabiliriz.


Kültürde ve dilde ulusal kimliğin korunması üniter bütünlük açısından vazgeçilmezlerimizden olmalıdır.


Bugün emperyalistlerce yapay etnik gruplar yaratılarak üzerimizde bölünme senaryoları üretilen Anadolu ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun bizim açımızdan tarihsel gerçeği de bu nedenlerden dolayı açıktır.


Ne var ki şimdiden hazırlıklı olmamız gereken bir gerçek vardır ki, o da ABD'nin özellikle 2015'den sonra bölgede güç kaybedeceği gerçeğidir ve Türkiye'nin bu geleceğe, belirleyici güç olarak hazırlıklı olması gerekmektedir. 


Bu bağlamda ulusalcı/milliyetçi çizgide, teorik zemine Türkçülüğü oturtarak daha gerçekçi yaklaşımlarla bir politika belirlemek ve bu politikayı hayata geçirmek, uygulamak için daha hızlı hareket etmek kaçınılmazdır. Bu söz konusu vahşet ortamında milletimizin çıkar ve bekasını her ne pahasına olursa olsun garantiye almamız gerekir. Bunun yolu da yabancı tesirleri silkip atmaktan geçer.

dergi için















ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA

Bir gün kara bulutlara konaklamıştı.
Yaylılar gelip geçiyordu güneyden,
 Örtük kara perdeler sallanıyordu.
 Utanıyordu Anadolu'dan gelip geçen
 Milletin yüreği kan ağlıyordu.
 Ne bulutlar gitti, ne göklerden bir haber geldi.
 Bu sefer de millet padişahlara seslendi. 
Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.
Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.
Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşa'ya haber saldı.

Biz yoksul bir milletiz.
 Gözlerimizde solgun ışıklar yanar.
 Nasılsa yenilmişiz bir kere
 Ama uzun sürmez o kadar!

Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
Savaş girer gibi yetiş bize!
Yetiş bize, çöllerde bile olsan!
İnanç doldur, güç doldur içimize!
Bin kere yurdumuzu kurtaran!
Bir görseydin ağlardın hâlimize!
Kuşun kanadında türküler
Kemal Paşa'nın gönlüne vardı, 
Cevabından önce kendi geldi.

Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı
Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
Selâm durdu tayfası
Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.
Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil!
Sarılan anayurda
Kemal Paşa'nın kollarıydı.
Selâm vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in hâlini görmeliydi.
Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi.
Erzurum'a kadar.
Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
Atının teri kurumadan
Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde

Bir selâm gibi gitti Erzurum'a,
Bin selâm gibi geldi Sivas'a Erzurum'dan.
Dağlar alçaldı yol vermeğe,
Temizlendi ılkımından karından.
Analar bacılar yola döküldü,
Cephane taşıdı arkasından.
Irmaklar suyundan faydalattı,
Ağaçlar daldasından.
Yer gök inledi bir yol daha
Kurtuluş Savaşı'ndan.


Düşman koymuş meydanları kaçıyordu.

Kattı Kemal Paşa'nın ordusu düşmanı uğruna
Pişman eti anasından doğduğuna.
Çevirdi Sakarya, çevirdi süvariler,
Veryansın etti topçu,
Veryansın etti piyadeler.

Vur ki anam babam, vur ki kardaşım!
 Hayın düşman yurdumuzu almıya!

Kattı Kemal Paşa'nın ordusu sürdü gitti,
Yetiştikçe vurdu düşmana.
Hayın düşman sarhoş gibi sallana sallana
On beş günde İzmir'i dar buldu,
Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim oldu.
Kaçtı gemiler.
Alnı sargılı, kolu sargılı, boynu sargılı,
Ahmetler, Bekirler, Aliler,
Mahmutlar, Kâzımlar, İsmailler
Peşlerinden yettiler,
Diz çöküp Kordonboyu'na
Ta yürekten çekip tetiği
Gemilere yaylım ateş ettiler.
Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
Atının teri kurumadan
Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde.

Sana borçluyuz ta derinden!
Çünkü yurdumuzu sen kurtardın,
Hasta, yorgun düşmüştük,
Yaralarımızı iyice sardın.
Yiğittin, inanç doluydun yapıcıydın,
Sanatkârdın, denizler kadar engin;
Kimsenin görmediğini görürdü
Sevgiyle bakan gözlerin.

Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
Her yanından yaralar almış.
Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
Kurmak için yeniden;
Bilgiyle, inançla, çoşkunlukla
"Övün, çalış, güven!"
Sana borçluyuz ta derinden!
Işığısın bu yurdun.
Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,
Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.
Hürriyeti sen yaydın içimize,
Halkçıyız dedin halk içinden,
İnançta hür yetiştirdin bizi,
Borçluyuz sana ta derinden!

Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
Bu milleti temiz ellerin.
Sana borçluyuz ta derinden
En büyüğü Mustafa Kemallerin!

Binler yaşa, yurdumuza hizmeti büyük
 Kemal Paşa! Ölümsüz insan! Şanlı Atatürk!


Cahit KÜLEBİ'nin 13 bölümlük bu destanı
Nüvit Kodallı tarafından Atatürk Oratoryosu adı altında bestelenmiştir.



























16 Ağustos 2015 Pazar

Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar








Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (Madde 302-308)

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar


Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak


MADDE 302. - (1) Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, Devletin birliğini bozmak, Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak, Devletin bağımsızlığını zayıflatmak amacına yönelik elverişli bir fiil işleyen kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.


(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.


(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.




Düşmanla işbirliği yapmak


MADDE 303. - (1) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile savaş hâlinde olan devletin ordusunda hizmet kabul eden, düşman devletin yanında Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı silâhlı mücadeleye giren vatandaş, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.


(2) Düşman devlet ordusunda herhangi bir komuta görevi üstlenen vatandaş, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.


(3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.


(4) Savaş zamanında düşman devlet toprağında bulunup da bu devlet ordusunda hizmete alınmak mecburiyetinde kalan vatandaş hakkında, bu nedenle cezaya hükmolunmaz.




Devlete karşı savaşa tahrik


MADDE 304. - (1) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Tahrik fiilinin basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.


(2) Bu madde uygulamasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğine karşı suç işlemek üzere oluşturulmuş örgütlerin doğrudan veya dolaylı olarak desteklenmesi, hasmane hareket olarak kabul edilir.


(3) Bu maddede tanımlanan suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.




Temel millî yararlara karşı hareket


MADDE 305. - (1) Temel millî yararlara karşı fiillerde bulunmak maksadıyla veya bu nedenle, yabancı kişi veya kuruluşlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendisi veya başkası için maddi yarar sağlayan vatandaşa, üç yıldan on yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir. Yarar sağlayan veya vaat eden kişi hakkında da aynı cezaya hükmolunur.


(2) Fiilin savaş sırasında işlenmiş ya da yararın basın ve yayın yoluyla propaganda yapmak için verilmiş veya vaat edilmiş olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.


(3) Suç savaş hâli dışında işlendiği takdirde, bu nedenle kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.


(4) Temel millî yararlar deyiminden; bağımsızlık, toprak bütünlüğü, millî güvenlik ve Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel nitelikleri anlaşılır.




Yabancı devlet aleyhine asker toplama


MADDE 306. - (1) Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak, yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.


(2) Fiil sonucu savaş meydana gelirse faile müebbet hapis cezası verilir.


(3) Fiil, sadece yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti veya Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte ise faile iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.


(4) Siyasal ilişki kesilir veya misilleme meydana gelirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.


(5) Bu maddede yer alan suçun kovuşturulması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.


(6) Bu madde hükümleri, fiilî savaş hâlinde ülke topraklarının tamamını veya bir kısmını işgal eden yabancı devlet kuvvetlerine karşı meşru müdafaa amaçlı direniş hareketleri hakkında uygulanmaz.





Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma


MADDE 307. - (1) Devletin silâhlı kuvvetlerine ait olan veya hizmetine verilmiş bulunan kara, deniz ve hava ulaşım araçlarını, yolları, müesseseleri, depoları ve diğer askerî tesisleri, bunlar henüz tamamlanmamış bulunsalar bile, kısmen veya tamamen tahrip eden veya geçici bir süre için olsa bile kullanılmayacak hâle getiren kişiye, altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.


(2) Suçun;

a) Türkiye ile savaş hâlinde bulunan bir devletin çıkarı için işlenmiş olması,

b) Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş kudret ve yeteneğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuş olması,

Hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.


(3) Tahrip veya kullanılamaz hâle gelme, birinci fıkrada belirtilen bina, tesis veya eşyayı elinde bulunduran veya korumak ve gözetlemekle yükümlü olan kimsenin taksiri sonucunda meydana gelmiş veya bu nedenle suçun işlenmesi kolaylaşmış ise, bu kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.


(4) Savaş zamanında Türkiye Devleti zararına olmak üzere, düşman askerî hareketlerini kolaylaştırmak veya Türkiye Devletinin askerî hareketlerine zarar vermek maksadıyla yabancıyla anlaşan veya anlaşma olmasa da aynı sonuçları meydana getirmeye yönelik fiilleri işleyen kişiye on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.


(5) Dördüncü fıkrada tanımlanan fiil sonucunda, düşman askerî hareketleri fiilen kolaylaşmış veya Türk Devletinin askerî hareketleri zarar görmüş ise faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.


(6) Dört ve beşinci fıkralarda yazılı suçları işleyen kimse ile anlaşan yabancıya da aynı ceza verilir.


(7) Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerin Türkiye Devleti ile aralarında savaş için ittifak veya iştirak olan devlet zararına olarak Türkiye'de işlenmesi hâlinde de bu madde hükümleri uygulanır.




Düşman devlete maddî ve malî yardım


MADDE 308. - (1) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin savaş hâlinde olduğu devlete, savaşta Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aleyhine kullanılabilecek her türlü eşyayı karşılıklı veya karşılıksız, doğrudan veya dolaylı olarak veren vatandaş, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu hüküm, Türkiye'de oturan yabancı hakkında da uygulanır.


(2) Savaş zamanında, düşman devlet yararına yapılan borçlanmalara veya her ne nedenle olursa olsun ödemelere katılan veya bunlara ilişkin işlemleri kolaylaştıran vatandaşa veya Türkiye'de oturan yabancıya aynı ceza verilir.


(3) Savaştan evvel başlamış olsa bile, birinci fıkrada yazılı hâller dışında, nerede bulunursa bulunsun düşman devlet vatandaşıyla veya düşman devlet topraklarında oturan diğer kimselerle Türkiye Devleti zararına veya düşman devletin savaş gücüne olumlu etki yapacak nitelikte doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ticaret yapan vatandaşa veya Türkiye'de oturan yabancıya iki yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.


(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerin düşman devletle aralarında savaş için ittifak veya iştirak olan devlet yararına işlenmesi hâlinde de bu madde hükümleri uygulanır.



linkten alıntıdır.






Milli Mücadele Yılları 1919
Mahmut Esat Bozkurt ve Şükrü Saraçoğlu



Atatürk'ün devrimci Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılara Cumhuriyet Savcısı adını verince, diğer bakanlar, özellikle İçişleri Bakanı Şükrü Kaya bu olaydan rahatsızlık duyarlar.

Olayı Atatürk'e şikayet yollu aktarırlar. Neden elçilere Cumhuriyet elçisi, valilere Cumhuriyet valisi, kaymakamlara Cumhuriyet kaymakamı denmiyor diye şikayet ortaya konuyor. Atatürk'ün Çankaya Köşkündeki sofrasında, ulu Önder bunun nedenini Mahmut Esat Bozkurt'a soruyor.

Mahmut Esat şöyle açıklama yapıyor: " Cumhuriyet adına hiçbir yerden emir almaksızın, kendi iradesiyle harekete geçmek, Cumhuriyetin bütün değerlerini, yurttaşlarını, kurumlarını ve ilkelerini savunmak yetkisi sadece savcılara aittir. O nedenle savcılarımıza Cumhuriyet Savcısı deniyor."

Atatürk, "Devam et Bozkurt!" diyor.

Böylece Cumhuriyet Savcısı unvanı Atatürk'ten de onay alıyor.



ATEŞTEN ADAM YA DA BOZKURT - Nail TOPAL
Esat Bozkurt hakkında titizlikle hazırlanmış bu eser araştırmacılar için de kaynak niteliğindedir.







" Türk hakimleri, sizler Türk Devriminin, demir eliyle kurulan yeni uygarlığın kıskanç bekçileri olmak zorundasınız. 
Vazife ve mecburiyetiniz, geçmişin dirilmesine, yeniliğin ıstırap çekmesine, zaman ve imkan vermeyecektir."

Mahmut Esat Bozkurt





















5 Ağustos 2015 Çarşamba

TURKEY and THE MiDDLE EAST






THE FACTS!

Israel (Zionist) / American interests in the Middle East and Turkey
And NATO is one of the Trojan horses...


Turkey was always under attack. With Lausanne 1923, the Turks get everything what they deserved, accept Kerkük (Kirkuk) and Musul (Mosul) .

First was the Armenian Issue and know is the Kurdish Issue!..
First they funded Asala, now Pkk and Isil (İsis) terrorist organization.

When Asala bombed Orly, not only Turks died but also French and American citizens, that's why they closed that door...and opens the other door; Pkk came forward, to create chaos in Turkey and in the Middle East...

Imperialist states, established and funded all the terrorist groups (like, al-Qaeda terrorists which was established by cıa! watch Hillary Clinton's speech! )

There is no Kurdish problem in Turkey, there is a oil, water and power problem...
Pkk is a terrorist group, they are not rebels! or gerillas!, they are Terrorists...


Kerkük (Kirkuk) and Musul (Mosul) was never a Kurdish city! 
Till last months, Turkmens (TURKS!) lived there, they were drown out and isil wipe out all the documents and gravestones and now under control of Kurdish people!... photos


* American soldiers hate to the Turks; Süleymaniye 4th July 
Read : (Çuval) "The Hood Event"  by English Michael Todd


The Hood Event (Turkish: Çuval Olayı) was an incident on July 4, 2003 under David Petraeus and General Raymond Thomas Odierno,  INVASION  of Iraq by USA, where eleven (11) Turkish military personnel  in northern Iraq were captured, led away with hoods over their heads, and interrogated by the United States military for 60 hours!!!. 



About Kerkük and Mosul:
Various municipal and government buildings were put on fire in Mosul and Kirkuk by Kurdish forces on 10 and 11 April 2003. A Turkish daily newspaper reported that the Turkish Special Forces soldiers, who were captured by US Army and Peshmerga, had already filmed the deed records and sent the digital records to Turkey before the historical records were terminated. The newspaper also reported that the US party was, in fact, in search of those records, but they were unable to find them. 

Retired Department of Intelligence Chief of General Staff of the Republic of Turkey, Korg. İsmail Hakki Pekin, claims in his book that, after the secret archives about Turkmens captured during the raid, local Turkmen leaders were assacinated or died in suspicious traffic accidents..!


US never apologized for Süleymaniye/The Hood Event...and this was not the first time that USA attacks to the Turks...

NATO 92  - MUAVENET was DELIBERATELY, not by accidently, hit by US military with a missil.

"TCG Muavenet (DM-357), a destroyer minelayer of the Turkish Navy crippled by two Sea Sparrow missiles fired from the aircraft carrier USS Saratoga during a NATO exercise in Saros Bay, Turkey in 1992, resulting in death and injury among its crew."




_____________



Obama's messages at the Turkish parliament in Ankara in 2009

ABOUT TERRORISM: "Turkey, and the United States face a common threat from terrorism. That includes the al Qaeda terrorists who have sought to drive Iraqis apart and to destroy their country. And that includes the PKK. There is no excuse for terror against any nation. As President, and as a NATO ally, I pledge that you will have our support against the terrorist activities of the PKK.  These efforts will be strengthened by the continued work to build ties of cooperation between Turkey, the Iraqi government, and Iraq’s Kurdish leaders, and by your continued efforts to promote education and opportunity for Turkey’s Kurds. "

ABOUT TURKEY-ARMENIA RELATIONS: "Each country must work through its past. And reckoning with the past can help us seize a better future. I know there are strong views in this chamber about the terrible events of 1915... We have already seen historic and courageous steps taken by Turkish and Armenian leaders. These contacts hold out the promise of a new day. An open border would return the Turkish and Armenian people to a peaceful and prosperous coexistence that would serve both of your nations. That is why the United States strongly supports the full normalization of relations between Turkey and Armenia."


FİRST:  We do not have Kurdish problem, we have pkk terrorist problem, which was establish and support with guns and military ecuipmend by your government!.. 

SECOND: We never committed genocide, Armenian comitted Turkish genocide, and the borders are closed because their invasion in Turkish AZARBAIJAN - Nagorno-Karabakh.


Mister Obama you have no rights to interfere our internal affairs! Tell me about the Native's....how your government put their leader in jail?

Condoleezza Rice : " Borders in the Middle East are going to change..." Sorry, what ??!

Why don't you give a land to the Germans, English, Polish, Irish, French, Mexicans, Afro Americans and to the Native's, the real Americans, Loose your United! States... You all are not even in the same ethnic!  But we are!






When we say : " We are proud to be a Turk" is fascism,  but when you say " we are proud to be a American citizens" is not fascism....!

When we defend our borders is "fascism" "war", but when you come,and have no border with your land, is not fascism and no war..!


All major American Newspapers CEOs are Jewish and many of the top guys in CNN, FOX News, and ABC , New York Times, etc. are also Jewish (Zionist). 

Many banks within the United States are also headed by the Jews. The Federal Reserve (THE CENTRAL BANKING SYSTEM OF THE UNITED STATES) is also primarily Jewish. Ben Bernake the chairman of the Federal Reserve is Jewish, Janet Yellen Vice Chairman of the Federal Reserve is Jewish. Jeremy Stein another member of the Federal Reserve board is Jewish. Many big companies are also controlled by Jews. 

Facebook Ceo, Google Ceo,  DELL Ceo, CARL LAEMELLE founder of UNIVERSAL PICTURES, WILLIAM FOX, founder of  FOX FILM CORPORATION, Starbucks CEO , and the list goes on and on...for the list




What benefits does your country have in the MIDDLE EAST? NOTHING... BUT ISRAEL  on the other hand, want to ESTABLISH A BIG ISRAEL...


United States supported Saddam Hussein, King Abdullah of Jordan, Hosni Mubarak, just to name a few.(even Hitler in WWII) They gave them billions of dollars in financial aid. It wouldn't have taken an Arab uprising to overthrow these dictators. The CIA or even Mossad could have easily overthrown most of these governments over 40 years ago and turned them into democracies. But that was not the ıssue...

Countries exist because they have good economies, strong militarys, and good relations with their neighbors. But USA, Europe and Israel brings Chaos, not Democracie!

"124 Israeli children have been killed by Palestinians and 
1,463 Palestinian children have been killed by Israelis since September 29, 2000. 

1,084 Israelis and at least 6,430 Palestinians have been killed 
since September 29, 2000. 

0 Israeli homes have been demolished by Palestinians and 
24,813 Palestinian homes have been demolished by Israel since 1967. 

Israel currently has 236 Jewish-only settlements and ‘outposts’ built on confiscated Palestinian land. 
Palestinians do not have any settlements on Israeli land. 

Israel is the target of at least 65 UN Resolutions and 
the Palestinians are the target of none." 



Palestine Baby Burned! August news!




WHO IS THE THREAT! WE? MIDDLE EAST? NO....
YOUR FIGHT IS WITH THE ZIONIST, BECAUSE THEY ARE CONTROLLING YOUR LAND/GOVERNMENT..!












WHY WAS KENNEDY MURDERED?


"For we are opposed around the world by a monolithic and ruthless conspiracy that relies on covert means for expanding its sphere of influence--on infiltration instead of invasion, on subversion instead of elections, on intimidation instead of free choice, on guerrillas by night instead of armies by day. It is a system which has conscripted vast human and material resources into the building of a tightly knit, highly efficient machine that combines military, diplomatic, intelligence, economic, scientific and political operations. Its preparations are concealed, not published. Its mistakes are buried not headlined. Its dissenters are silenced, not praised. No expenditure is questioned, no rumor is printed, no secret is revealed."







Today, only 15% in Turkey like the U.S., while three-quarters (75%) share a dislike of their NATO ally!!!


Senior NATO Official Claims: "We’ll Be at War by Summer" 28/5/2015 News...






Martin Luther King Jr. said:
"The greatest purveyor of violence today, is by my own government."





America was never an ally to Turkey ,

Our hands tied after Marshall Act. and governments are puppets, if not "eliminated, punished or killed" (example: Punished after, North Cyprus Rescue Mission)

Killed (by cıa, mossad, by the hands of their puppets) our patriotic journalist (Uğur Mumcu), scholars (Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu) and generals (Eşref Bitlis)  who spoke about the truth about how US and Europeans supported and funded the terrorist organizations...


I Wish you everything, what you wish for us and for the Middle East ; a Chaos, Terrorism and War....Under chaos, you can not develop, get no modernization, no education, because everyone is busy with "just save the day".....and then blaming as "Underdeveloped countries"....BULL SHİT!!!






Andreas von Bülow is a German SPD politician and writer. A former government minister, he has authored books about intelligence agencies, including In the Name of the State. CIA, BND and the criminal machinations of secret services. 
(German: Im Namen des Staates. CIA, BND und die kriminellen Machenschaften der Geheimdienste.) 
and The CIA and September 11 (Die CIA und der 11. September).





and
9/11 WAS INSIDE JOB (ZIONIST)
LOOSE CHANGE 9/11
There is No War On Terror... There is A War OF Terror...watch



______________




Wall Street Journal: JULY 2015

U.S. war planners have been coordinating with the Syrian affiliate—the People’s Defense Units, or YPG—on air and ground operations through a joint command center in northern Iraq. And in two new centers in Syria’s Kobani and Jazeera regions, YPG commanders are in direct contact with U.S. commanders, senior Syrian Kurdish officials said.

“There’s no reason to pretend anymore,” said a senior Kurdish official from Kobani. “We’re working together, and it’s working.”

Constantly shifting alliances in the region mean the PKK’s rise isn’t certain to continue. But the guerrilla group’s growing stature has alarmed Turkey, a crucial North Atlantic Treaty Organization ally of the U.S., with whom the PKK has fought a three-decade war costing some 40,000 lives. The PKK is in peace talks with Turkey, and a political party linked to the PKK won a record 12% of the vote in Turkey’s June parliamentary elections. Troubled by the PKK’s battlefield victories, Ankara has vowed to prevent the formation of a Kurdish state in Syria.

“We recognize YPG are fighting [Islamic State] and that Americans are giving support to it,” a Turkish foreign ministry official said. “We transmit our views to American allies.”

Just two years ago, President Barack Obama told Turkey the U.S. would continue to aid its battle against PKK “terrorists.” The U.S. continues to share intelligence about the PKK with Turkey, and military officials from the two countries sit together in an Intelligence Fusion Cell in Ankara established by the George W. Bush administration to help Turkey fight the group.

But now, “the U.S. has become the YPG’s air force and the YPG has become the U.S.’s ground force in Syria,” said Henri Barkey, a former State Department analyst on Turkey now at Lehigh University.

Some senior U.S. and British diplomats said the time has come for the U.S. and some European states to consider a broader rapprochement with the PKK. But U.S. officials said Washington is unlikely to revise the PKK’s terror listing without a green light from Turkey, which has itself sent mixed messages to Washington about its own dealings with the group.

U.S. military personnel aren’t on the ground inside Syria vetting Kurdish forces, making it difficult to discern the affiliations of individual Kurdish fighters who may benefit from U.S. airstrikes, said a senior U.S. defense official. “These guys don’t exactly wear patches identifying what groups they’re fighting for,” the official said, “but they are fighting the right guys.”

The PKK says its affiliates—Syria’s YPG and groups called the PJAK in Iran and the HPG in Iraq—are separate but closely linked. PKK fighters and some analysts say they are one and the same.

“It’s all PKK but different branches,” Ms. Ruken said, clad in fatigues in her encampment atop Sinjar Mountain this spring as a battle with Islamic State fighters raged less than a mile away at the mountain’s base. “Sometimes I’m a PKK, sometimes I’m a PJAK, sometimes I’m a YPG. It doesn’t really matter. They are all members of the PKK.” ‘We’re not terrorists’

“People look at us as if we’re terrorists and they put us on this blacklist. We’re not terrorists,” said Ms. Ruken, who like all PKK fighters uses a nom de guerre—hers means “alive smiling”—and declined to give her real name. “The Kurds know what we are fighting for. They know we will give our souls for them.”

The Kurdish guerrilla groups pledge allegiance to Abdullah Ocalan, the PKK chief imprisoned on a Turkish island since 1999. From jail in 2005, he established PKK affiliates that evolved into today’s YPG, HPG and PJAK.

The PKK and affiliates have car-bombed Turkish cities, kidnapped hundreds and killed Turkish and Kurdish state employees. In 2009, the U.S. Treasury Department designated their leadership as significant narcotics traffickers. The PKK ruthlessly dispatches Kurdish political rivals in Syria and elsewhere, according to New York based Human Rights Watch.

Zagros Hiwa, a PKK spokesman, said: “We have been defending our people against the denial and elimination policies of the Turkish state against the Kurds. Our struggle has always been on the basis of legitimate self-defense.”

The PKK practices an offshoot of Marxism it calls Democratic Confederalism. The group’s utopian goals echo those of some Cold War-era leftist militias. It aims to create a Maoist-inspired agrarian society that opposes landowning classes, espouses gender equality and distances itself from religion. Its guerrillas speak of a leaderless society of equals but also glorify Mr. Ocalan with fanatical devotion. They talk of needing to inculcate Kurdish populations with their ideology, rigidly centralized around Mr. Ocalan’s writings.

The group’s largely pro-West stance, and its deployment of female fighters like Ms. Ruken, has brought sympathy from Western governments and populations. Hundreds of volunteers from the U.S. and Europe have enlisted with the group since 2014.

Calls are growing from European and some U.S. policy makers for the PKK to be removed from terror lists and directly receive arms from Washington. In February, two fighters from the YPG’s all-female YPJ militia were invited to Paris’s Élysée Palace to meet with President François Hollande —their first such meeting with a NATO leader.

“The Kurds have emerged as the best buffer against Islamic State, and the PKK’s military prowess has shifted perceptions of them in the West,” said Marc Pierini, former European Union ambassador to Turkey now at the Carnegie Endowment in Brussels. “It looks like their moment may be coming.”

But Ankara, which relaunched peace talks with the PKK in 2012, is nervous its advances and burgeoning links with the West will strengthen its negotiating position, said Western diplomats and analysts. And the PKK’s expanding strength comes amid a rising tide of Kurdish autonomy that could augur a push for Kurdish independence across the Middle East, deepening the region’s fault lines.

At the PKK’s Qandil Mountain base in Iraq, the group’s chief commander, Cemil Bayik, said in an interview that perceptions of the PKK were shifting dramatically. “Islamic State’s attacks on the Kurds, and the Kurds fighting back against Islamic State, has changed the international attitude toward all Kurds, especially the perception of the PKK,” he said. “Now I want to ask: Who are the terrorists?” 
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!LIES LIES LIES !!!!!!!!!!!!!!!!





MORE LIES OF WALL STREET JOURNAL
SHOW PRETTY THESE TERRORIST, AND FOOL YOUR CİTİZENS!
PKK IS A TERRORIST ORGANIZATION BUILT BY "WESTERNS"
AND PKK DOES NOT REPRESENT EVERY KURDISH PEOPLE !


This is what the Pkk do
Pkk murdered Children and Villagers






"WE'RE TRAiNiNG iSiL': 
WHiTE HOUSE WEBSiTE CORRECTS OBAMA'S SPEECH BLOOPER"



Alex Jones : Obama Slip: We Train ISIL! 7/7/15
Obama : " Ideality is not defeated by guns, but defeated by better ideas"

Alex Jones : "Here is it translated: This our proxy army funded by neo, to take over the middle east and kill all the christians and we are going to keep giving them weapons to do it, and then we are going to used to take their rights domestically."
" Saudi Arabia is the homeland of radical İslam and it's allied with our criminal government"






7 German Spies with PKK terrorrist group...
"TSK Kandil’i bombaladı, PKK Almanya işbirliği deşifre oldu.Alman gizli servisi ajanı bombardımanda ölen PKK’lıların arasında çıktı. PKK’lı teröristleri eğitmek için Kandil’e gönderilen 7 Alman ajandan biri, TSK’nın hava operasyonunda öldü."





"War" can only be called if the war is between two country...
So, you can not say "War between the Turks and Kurds"






"We Don't Negotiate With Terrorists" says the USA and European Countries... 
But they do say to us: "Negotiate with the Terrorists" !!!! 

Go the Hell!













American foreign policy of the past century, this is what crawls out… invasions … bombings … overthrowing governments … occupations … suppressing movements for social change … assassinating political leaders … perverting elections … manipulating labor unions … manufacturing “news” … death squads … torture … biological warfare … depleted uranium … drug trafficking … mercenaries ….US and Israel hegemony in the Middle East 


"OPEN YOUR EYES"
"CORPORATE MEDİA LİES"

"ISRAEL IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"US IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"EU IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"CHINA IS ONLY DEFENDING ITSELF!"
"RUSSIA IS ONLY DEFENDING ITSELF!"

ON THE OTHER HAND THEY "SECRETLY" SUPPORT TERRORISM !
AND WHEN THE PEOPLES OF THESE LANDS "ONLY DEFENDING  ITSELF"...  IS TERRORISM......GO TO HELL !!!


FAKE PEARL HARBOUR
FAKE IRAK
FAKE AFGHANISTAN
FAKE LIBIA
FAKE EGYPT
FAKE PALESTINE
FAKE IRAN
FAKE UKRAINE
FAKE SYRIA
FAKE 9/11
FAKE TERROR
ARE YOU STILL BELIEVING IN LIES?
THE GOAL IS TURKEY, ASIA AND HUMANITY...

TO THE AMERICAN SOLDIERS: STOP FIGHTING!
TO THE AMERICAN CITIZENS:STOP FUNDING!

THE REAL HEROES ARE THE PEOPLE WHO FIGHTS IN HIS OWN COUNTRY AGAINST THE ENEMY!
PATRIOTISM IS VALID ONLY AT HOME, AND NOT OUTSIDE!...more






VİDEO: 







"No matter how paranoid or conspiracy minded you are, what the government is actually doing is worse than you imagine"


"The United States is not concerned with this thing called ‘democracy’, no matter how many times every American president uses the word each time he opens his mouth. As noted in the Introduction, since 1945 the US has attempted to overthrow more than fifty governments, most of which were democratically elected, and grossly interfered in democratic elections in at least thirty countries. ""


When will the dropping of bombs on innocent civilians by the United States, and invading and occupying their country, without their country attacking or threatening the US, become completely discredited?"


"The United States is not actually against terrorism per se, only those terrorists who are not allies of the empire."
William Blum, Former US State Department employee





Let us not forget that Turkey is not responsible 
for the chaos that prevails to our south or in the Middle East.



NO JUSTICE NO PEACE!